DEPREM
*Bursa Anadolu Kız Lisesi Hülya Tandırcı *Erol Olçok Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi İlke Torun SAVAŞ
*Bursa Anadolu Kız Lisesi Zehra Özbek *İhsan Erturgut Ortaokulu Filiz kaynak
SALGIN HASTALIK
*Bursa Anadolu Kız Lisesi Meltem Pehlivan Şahin*Sümer Fen Lisesi Başak Coşkun
SEL BASKINI
*Bursa Anadolu Kız Lisesi Fatma Kurnaz *Fatma Aliye Mesleki ve Teknik Anadolu
Lisesi Dilek Nacar
GÖÇ
*İzmir Bornova Anadolu Lisesi Semra Budak *Kahramanmaraş Anadolu Lisesi Süleyman Erdal Darak

BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ-HÜLYA TANDIRCI
ŞEHİT EROL OLÇOK MTAL-İLKE EREM
D E P R E M
ERZİNCAN 1939 DEPREMİ
Erzincan'da 27 Aralık 1939'te meydana gelen ve 116 bin dolayında yapının yıkıldığı 7.9 büyüklükteki depremde 33 bin kişinin hayatını kaybetti, 100 bin kişi de yaralandı.
https://youtu.be/CBmAZC1os1I




Yıkılan Yurda Ağıt
Erzincan ovası kışa kanar mı?
Karların üstünde ateş yanar mı?
Seni titremeden diller anar mı?
Dün gerçektin bugün yalan Erzincan
Görünmez ellerde talan Erzincan
YAZAN VECHİ BİNGÖL
SADETTİN KAYNAK TAŞ PLAK KAYDI



GÖLCÜK DEPREMİ
GÖLCÜK 1999 DEPREMİ
Kocaeli'nin Gölcük ilçesi merkezli 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen Richter ölçeğine göre 7.4 büyüklüğündeki depremde resmi kayıtlara göre Kocaeli başta olmak üzere Yalova, Sakarya, İstanbul, Bursa, Bolu, Zonguldak ve Eskişehir'de toplam 18 bin kişi öldü, 20 binden kişi yaralandı. Marmara Bölgesi ile Ankara ve İzmir'e kadar geniş alanda hissedilen 45 saniye süren depremde binlerce yapı yerle bir oldu.
17 Ağustos Deprem Şiiri
Merkez üssü gölcük,yerle bir oldu,
Nice dev binalar denize daldı.
Yıkıntı altında çok canlar kaldı,
Çok mekanlar viran eyledi deprem
Enkaz binalardan sesler yükseldi,
Ümitler yok oldu,hayat son buldu.
Kimiler kurtuldu,kimi yok oldu,
Çok canları heder eyledi deprem
Virane başında ana feryadı,
Ana,baba kayıp arar evladı,
Göçüğün altında çok insan kaldı,
Gönülleri viran eğledi deprem
Hırsız mütahitler aranır oldu,
Sokaklar caddeler enkazla doldu,
Kendi evi çoğuna mezar oldu,
Haneleri kabir eğledin deprem
SAKARYA DEPREM MÜZESİ
Tek vucut olalım,kederde yasta,
Yardım etmeliyiz çoğunluk hasta,
Çoğu sakat kaldı,bir çoğu yasta,
Sineleri alt üst eyledin deprem
Ya Rabbim hepimiz muhtacız size,
Birazcık merhamet koy kalbimize,
İnançlı,inançsız herbirimize,
Tekbirler söylettin aleme deprem
On iki kasımda düzceyi vurdun,
Tedbir almak için tekrar uyardın,
Anlayana çok şeyleri duyurdun,
Seyfete şiirler yazdırdın DEPREM
17.08.1999(Seyfet Bozçalı)



VARTO 1966 DEPREMİ
Muş'un Varto ilçesinde 1966'da 2 büyük deprem meydana geldi. İlki 7 Mart'ta meydana gelen depremde 14 kişi yaşamını yitirirken, 75 kişinin yaralandı. 19 Ağustos'ta meydana gelen ikinci depremde ise yaklaşık 2 bin 400 kişi öldü, bin 500 kişi ise yaralandı.
https://youtu.be/v1qrBbYX2X0

Varto Depreminde Bir Çocuk Şiiri
Ogün bir rüya anlattı dedem
Evimizin arkasından geçen kara tren
Yolcuları tıkış tıkış
Dedem kardeşlerim
Munise,Hurşit,Ali,Ayten
Anlatırken dedem
Sıtem etti babaannem
Beni unuttun mu sen
Öğlen uykusunda
Çiftesini doğrulturken ejderhaya babam
Hidetinden rüyanın
Kaçmıştı sarsıntıyla aniden
Bu bir zelzeleydi
Vartoyu vuran
Beşik gibi salandı Beşikkayam
Elimde ekmeğimle evden koşarken
Merdivenlere basmadan uçtum ben
Üstündeydim eski ev damının
Yıkılırken eski dam
Fırlatıldım geriye ben
Neredeyim ne oldu bana
Çok karanlıktı
Ne olduğunu anlayamadan
Bir feryat,feryatlar koptu karanlıktan
Felek götürememişti beni
Duruyordu elimde ekmeğim
Annemin feryatları bastırdı
Bütün feryatları
Enkaza doğru koşarken annem
Çılgınca saldırdı toprağa taşa
Anneciğim elmaağacının gölgesinde
Ağitlarda artık
Eğleniyorduk biz çocuklar
Devam eden artçılarla
Salandıkça sallansın istiyorduk
Ağıtlar yanı başımızda
İlk gece sarsıntılarla eğlenmiştik
Sabaha kadar
Taşınırken kabristana yolcular
Yoktu kara tren
Kağnı arabasındaydı yolcular
Kaç can taşındı söylemiyeyim
Ama dördü oyun arkadaşım
Bir mevsim aynı yerlerde
Oyunlar oynadım gölgelerle
Ümit Fatma Uçar
https://youtu.be/FjFo9omYlxk
Bingöl Depremi
22 Mayıs 1971 günü saat 18:45'te meydana gelen depremdepekçok kişi hayatını kaybetmiştir.
Deprem, Bingöl'de ağır hasara neden olmuş ve birçok kişi hayatını kaybetmiştir. Hasar, Bingöl düzlükleri ve Göynük vadisi boyunca kurulmuş kırsal yerleşim yerlerinde yoğunlaşmıştır. Deprem, çok sayıda molaz taşlı evlerin yıkılmasına neden olmuştur. Ayrıca betonarme yapılarda da oldukça ağır hasar oluşmuştur. Depremde Genç karayolunda, Murat nehri üzerindeki 165 m uzunluktaki köprü ile Göynük nehri üzerinde bulunan 120 m uzunluktaki köprü ağır hasar görmüş ve trafiğe kapanmıştır. Depremde 875 kişi ölmüş, 5.583 ev ağır, 3.418 ev orta, 3.638 ev hafif hasar görmüştür

Bir annenin ölen oğlu için söylediği ağıt.




1894 İstanbul Depremi
10 Temmuz 1894'te Marmara Denizi'nde, saat 12:24'te, İzmit Çınarcık havzasında veya İzmit Körfezi'nde meydana geldi. Deprem yüzey dalgasının 7.0 tahmini büyüklüğünü vardı. İzmit Körfezi çevresinde Yalova, Sapanca ve Adapazarı ve İstanbul'da tahminen 1349 kişi öldü. Deprem 1,5 m yüksekliğinde tsunamiye neden oldu.
Marmara sahillerinde denizin önce 200 metre çekildiği, ardından şiddetli dalgaların geldiği, kıyıdaki kayık ve teknelerin parçalandığı belirtilir. Kapalıçarşı'da bazı duvarlar ve bir kubbe çöktü. Bitpazarı, çadırcılar, yağlıkçılar, Yeniçeriler Çarşısı, Bodrum ve Kellekesen hanları yıkıldı. Uzunçarşı, Tahtakale, kutucular, kantarcılar harabeye döndü. Gedikpaşa, Kadırga, Kumkapı, Yenikapı, Langa ve Samatya'da yüzlerce ev yıkıldı. Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan ve Kariye camiilerinin minareleri yıkıldı, Nuruosmaniye'nin girişi çöktü. Adalar da yoğun hasar aldı, Heybeliada'daki Rum Ortodoks Ruhban Okulu dahil birçok bina hasar gördü.
1894 Destanı
Dinleyin haberi baştan aşağı
İstanbul şehrinde olan kazayı
Karalar giyiyor aháli hálá
Nice babayiğit gitti ziyána
Muharrem ayında bir salı günü
Saat hemen hemen geçmişti dördü
Ahali o anda bir zulüm gördü
Cihan bulanmıştı toza dumana
Fatih'te mektepte biz ders okurduk
Hareket başladı, hepimiz durduk
Şiddeti arttırdı korktukça korktuk
Hep birden haykırdık ulu Allah'a
Kurtulduk binadan çok şükür ettik
Hálimiz kalmadı cümlemiz bittik
Anne babamızı görmeye gittik
Hazır olduk bütün emre, fermána
Zelzeleden sonra çıktı yangınlar
Yıkıldı duvarlar kapandı yollar
Kayboldu ve gitti bütün hep mallar
Herkesin bakışı daldı hicrána
Yıkıldı hep birden háneler hanlar
Kalmadı asla sağlam duvarlar
Ahálinin yaşı sel gibi akar
Çok dua ettiler yüce Allah'a
Ne çáre, bozulmaz takdir-i Hüdá
Varsın yardım etsin cümleye Mevlá
Yıkıldı caminin alemi orda
Müezzin çıkamaz oldu ezána
Edirnekapı'da çöktü minare
Harap olup bitti civarda kale
Kurtulmaya gayrı yoktu bir çáre
Herkes dökülmüştü bağa bostana
Yıkıldı hep bütün kárgir binalar
Çatladı karakol, kışla, duvarlar
Harab oldu cümle hanlar hamamlar
Yazık değil miydi bunca insana
Çıkardılar tozla toprak içinde
Servi gibi boyu dönmüş kemána
Onu kurtardılar toprak içinden
Tuttular çektiler iki kolundan
Veriverdi bir ses o derunundan
Sonra her devletten iáne geldi
Takdir böyle imiş, yerini buldu
Nice can ve cánán gül gibi soldu
Kara haber gitti bunca cihána
Babalar, evládlar sarılır durur
Yeniden gelmişler sanki cihána
Sene tam 1312 (1894) tamam
Bütün olanları eyledim beyán
Söylesem pek çoktur hásıl-ı kelám
Gayret et sen HÁLİD işbu destána
ÖNLEMİNİ AL HEMEN HAZIRLAN...
Yedi nokta dörttü şiddeti
Kalpleri ikiye böldü
Enkaz altında birçok insan öldü
Gece çöktü herkes kördü
Analar feryat eder dayanmaz yürek
Enkazın altında yatan bir bebek
Koştular yardıma birçok melek
Nedir başımıza gelen bu affet
Olacaklardan habersiz
Sallanır sanırsın beşik
Televizyon izler küçük bir nesil
Paramparça olmuş küçük cesedi
Sana sesleniyorum mimar efendi
Nerde bu evin sağlam temeli
Evsiz kalmış üşüyor elleri
Nerde bu insanların emekleri
Enkazı kaldıran onca insan
Altında ezilmiş bir can
Senin de evin yıkılabilir heran
Önlemini al hemen hazırlan...
https://youtu.be/fW_vqphSL9E
Öğrencinin kendi yazdığı şiir
Aziz EROL-Şh.Erol Olçok MTAL
SESLENDİRENLER
ZEHRA ARICIOĞLU-BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ
ZEYNEP KÖSA-BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ
YAREN DEMİR-BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ
AYŞE AKSOY-BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ
AZİZ EROL- ŞEHİT EROL OLÇOK MTAL
MÜNEVVER DEĞİRMENCİ-EROL OLÇOK MTAL
SAVAŞ
BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ-ZEHRA ÖZBEK
İİHSAN ERTURGUT ORTAOKULUHSAN ERTURGUT ORTAOKULUİHSAN EİHSAN ERTURGUT ORTAOKULU-FİLİZ KAYNAK






MANAS DESTANI
Kırgız Türkleri arasında geniş bir kahramanlık destanı olan Manas Destanı, Müslüman Kırgızlarla Putperest Kalmuklar arasındaki mücadeleleri anlatır. Destan üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Manas, oğlu Semetey ve torunu Seytek ile ilgili bölümlerdir.
orunu Seytek ile ilgili bölümlerdir.
Bu diinyadan g~iip de
obiir diinyaya gitmek i~in
bize b~ka yol var mldlr?"
Kok~o §unu dedi:
"BlYlglnI kesersen
sakal sallverirsen,
sa~lanm klrptmrsan,
b~mdan kalpak
dugmesini ~lkanrsan,
bir cumadan obur cumaya
eder hepsi yedi gun,
cuma ile sekiz giin,
sonra cennete gidilir.
Allahu Taala Hazretleri
gokyiiziinde aYI parlatlr,
gokyiizii de giine§i parlatlr,
l§lkla yeri lsltlr."
Sonra dedin ki Almambe-t:
"Ben blYlglml kestirsem,
sakallml uzatsam,
nakI§lan altm hilalli sancak gelir,
altl kol ordu gelir,
makasm vardlr yamnda,
usturan vardlr yanmda,
kitabm vardlr koynunda,
Kur'an'm vardlr boynunda,
getir Kur'am goreyim,
a~ kitabl okuyaYlm!"
Kok~o ordusunu topladl,
ak~admm kurdurdu,
ipekten, kadifeden
kalm yaygllar yaptlrdl,
ate§e semaver koydu.
ak kuyruk ~aydan koydu
usttine kaymak doldurdu,
sonra da §ekerden koydu,
i~ine elma da koydu,
§ekerli kaymaktan koydu,
boylece ~;aYI kaynattl,
sonra Almambet'e sundu.
Almambet ~aYI almadl:
"Benim blYlglm kesik degil,
sakallm dersen hi" de yak.
Ver Kur'an'lm goreyim,
a" kitabml okuyaYlm,
anlarsam 0 vakit i"erim,
anlamazsam nasll i"erim?"





Sarıkamış destanı Sarıkamış Şehitleri Hikayesi
Yıl 1914Yer Sarıkamış.Sarıkamış‘ta 60 bini donarak olmak üzere 78 bin şehit vermiştik.
1914 yılının 15-22 Aralık tarihleri arasında, Sarıkamış yakınındaki Allahuekber dağlarında, Kars’ı Ruslardan geri almak için harekata katılan 60 bin asker donarak öldü.
Başkumandan vekili Enver Paşa büyük bir güçle, Rusları hiç beklemedikleri bir yerden, Allahüekber dağlarından aşarak vurmayı ve Kars‘ı yeniden vatan topraklarına katmayı hedeflemişti.
Allahuekber dağlarının yer yer 2-3 bin rakımlı geçitlerinde ısı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşüyordu. Türk askerlerinin büyük bölümü ise çölden gelmişti ve üzerlerinde yazlık üniformalar vardı.
Sarıkamış’ta dondurucu soğuk altında askerlerimizin durumunu Kurmay Subay Şerif Bey “Sarıkamış” adlı kitabında şöyle anlatıyor:
'Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevketmek istedim. Beni hiç görmedi. zavallı çıldırmıştı. Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik”.
Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç Sarıkamış’ta gördüklerine anılarında şöyle yer vermiş:
“İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıdaAllahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım.
https://youtu.be/C5-2CFDLZ2A
SARIKAMIŞ KARLAR ALTINDA
memed yetim memed aşık
potini var, delik deşik
anası elinde beşik
memed yatar kar altında
sarıkamış kar altında
mehmedim karlar altında
yüreğinde sevdiceği:
memleketi kor altında
anama demeyin sakın
tüfengi omzuma takın
bu yüreği benden sökün
yatamam toprak altında
son bir nefes memed dayan
zalım uyku gelde uyan
ölen beyaz bir kardelen
tahammülüm zor altında





KÜRŞAT DESTANI
En büyük ad,en kahraman zad,
Çuluk Kağan'ın küçük oğlu Kürşad...
Bilirmiydin bu adı,
Tanırmıydın Kürşad'ı...
Her taraf toz,toprak ve çamur,
Ardından şiddetli bir yağmur...
Kürşad gözükür surlarda,
Dizilmiş kırk yiğit ardarda...
Kale çok kalabalık,sayıları bini aşkın,
Bizim yiğitler yapar baskın
Yüzlerce Çinliye mezar kazar,
Ecel geliyordur azar azar...
Irmak kabarınca geçemez aslanlar,
Kahramanca savaşa girer,
Ve ecel şerbetini içer,
Hepsi birer birer...
ÇANAKKALE ZAFERİ
Bir aralık, yanımda bir ayak sesi duyar gibi oldum. Geriye dönünce Ali Çavuş ile karşılaştım. Sapsarı olmuş yüzünde müthiş bir ıztırap okunuyordu. Daha neyin var demeye kalmadan, o her şeyi anlatmaya yetecek olan kolunu bana gösterdi. Dehşetle ürpermiştim. Sol kolu bileğinin dört parmak kadar yukarısından aldığı bir isâbetle hemen hemen tamamen kopacak hâle gelmişti ve elini yere düşmekten ancak zayıf bir deri parçası alıkoymakta idi. Ali Çavuş dişlerini sıkarak ıztırâbını yenmeye çalışıyordu. Sağ elindeki çakıyı bana uzattı:
“–Şunu kesiver kumandanım!” dedi.
HENÜZ 15 YAŞINDAYDILAR
KOLUMU KESİVER KUMANDANIM!
Çanakkale muhârebelerinde kumandanlık yapmış ve yaralanmış olan emekli bir subay, hâtırâtında şöyle anlatıyor:
Çanakkale Harbi’nin devam ettiği günlerden birindeyiz. O gün akşama kadar devam eden savaş, bu nisbetsiz üstünlüğe karşı yine zaferimiz ile netîcelenmek üzereydi. Gözetleme yerinde muhârebenin son safhasını heyecanla takip ediyordum. Mehmetçiklerin “Allah Allah...” nidâları ufku titretiyor, korkunç bir medeniyetin bütün heybetini temsil eden top seslerini bile bu müthiş haykırışlar bastırıyor gibiydi.
Çanakkale Şehitlerine – Mehmet Akif Ersoy
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- “Bu bir Avrupalı!”
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ
Hani, tâ’ûna da zuldür bu rezil istilâ!
SESLENDİRME
Zeynep Sude ŞARE BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ
Zeynep ALKAN BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ
Aylin ÇİÇEK İHSAN ERTURGUT ORTAOKULU
Delila YARDIMCI İHSAN ERTURGUT ORTAOKULU
BORNOVA ANADOLU LİSESİ - SEMRA BUDAK
KAHRAMANMARAŞ ANADOLU LİSESİ- S. ERDAL DARAK
GÖÇ SANATIN HER ALANINDA OLDUĞU GİBİ RESİMLERE DE KONU OLMUŞTUR.

ŞİİRDE GÖÇ TEMASI EDEBİYATIMIZDA ÖNEMLİ YER TUTAR
SESLENDİRME: BORNOVA ANADOLU LİSESİ ÇAĞLA RÜYA BAL

SESLENDİRME: BORNOVA ANADOLU LİSESİ
AZRA AY BAL



BURSA GÖÇ TARİHİ MÜZESİNDEN FOTOĞRAF KARELERİ

GÖÇ türkülerimizde de sıkça konu olmaktadır. Seslendiren :Gülay
DOĞAL AFETLER GÖÇLERİN EN BÜYÜK SEBEPLERİNDEN BİRİDİR
SALGIN
BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ MELTEM PEHLİVAN ŞAHİN
SÜMER FEN LİSESİ BAŞAK ÇOŞKUN
İNSANLIK TARİHİ BOYUNCA ÖLÜMCÜL SALGINLARIN DÜNYAYI SARDIGINI GÖRÜYORUZ
NE YAZIK Kİ BUGÜNLERDE DEDÜNYAYI
ALARMA GEÇİREN KORANAVİRÜS İLE KARŞI KARŞIYAYIZ BU DÖNEMİ VERİMLİ ATLATMANIN YOLU OLAN SALGINLARA SANATSAL YAKLAŞIM
Finlerin ‘Kalevela’ destanında da salgın hastalık anlatılır; “Louhi, Pohjola’nın kadını/ Oğlanlara emretti/ Yolladı ayrı ayrı/ Kara burunun ucuna/ Adaların olduğu tarafa/ Türlü salgın hastalık / İlletler hiç duyulmadık/ (...)/ Tüm Kaleva yatağa serildi/ Bilinmedik hastalık...”
Salgınlar antikçağ’ın en parlak metinlerine de vurmuştur damgasını. Salgının genel adı vebadır ve elbette yine tanrısaldır. Homeros’un ‘İlyada’sında Akhaların Troya ovasındaki gemi ordugâhındayız. “Tanrı, rahibin duasını duydu. Olympos Dağı’nın doruklarından yüreğinde öfke, omzunda okları ve yayı, gece gibi aşağı indi. Her görülmez ok ölümcül bir hastalık taşıyordu. Önce katır ve köpeklere ok attı, sonra dokuz gün boyunca o kadar çok Yunan savaşçı öldürdü ki, her yerde sürekli cenaze odunu yanar oldu.”

20. yüzyılda salgın hastalıklar konusunda yazılmış en çarpıcı roman Albert Camus’ün ‘Veba’sıdır. 1947 yılında yazılan bu romanda veba ne bir cezadır ne de tiranlığın alegorisi; Camus, aniden ortaya çıkan ölümün hayata ciddiyet katmasını ve insanın varoluş sıkıntılarını ortaya koyar. Bu roman koronavirüs salgınıyla içine düştüğümüz durumun edebiyattaki en iyi örneğidir
Tarih boyunca tüm dünyada etkisini gösteren salgın hastalıklar sadece yazarlara ilham olmadı. Bu dönemlere tanık olan pek çok ressam da salgınları ve salgınların insanlar üzerindeki etkisini fırçaları ve tuvalleri aracılığıyla gelecek nesillere aktardı
Triumph of Death’ (1562)
Flaman Rönesans ustası Pieter Bruegel’in 1562’de yaptığı tablosu Kara Ölüm’ün bir Avrupa kasabasında nasıl yaşandığını gösteriyor. Bu eserde insanlar ve hayvanlar dahil tüm canlıların öldüğü tasvir ediliyor. Ayrıca tabloda, ölümün sosyal statüye bakmaksızın onları aldığı da anlatılır. Eser, Madrid’deki Prado Müzesi’nde yer alıyor.

Doctor Schanebel von Rom’ (1656)
Paulus Fürst’ün 1656 yılında yaptığı gravürde 17’nci yüzyılda Fransa ve İtalya’da giyilen koruyucu bir kostüm tasvir ediliyor. Yaklaşmakta olan ölümü çağrıştırdığı için bu eser, insanları o dönemde dehşete düşürmüştü. Eser şu anda British Museum’un koleksiyonunda yer alıyor.

SALGIN SADECE EDEBİYAT VE RESİMDE DEGİL
SİNEMA SANATINDA DA YERİNİ ALDI
Hastane Önünde İncir Ağacı Türküsü ve Hikayesi - Yozgat
Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır, hava değişimi alarak Yozgat'a (Akdağmadeni) gelir. Sözlüsünün ailesi, hasta gence kızlarını göstermek istemez. Genç, tedavi için İstanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla bu türküyü söyler. Yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak hastanede ölür. Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez, İstanbul'da kalır.
Hastane Önünde İncir Ağacı
Yozgat/Akdağmadeni-Nida Tüfekçi-Nida Tüfekçi
Hastane Önünde İncir Ağacı (Annem Ağacı)
Doktor Bulamadı Buna İlâcı (Annem İlâcı)
Baş Tabip Geliyor Zehirden Acı (Annem Vay Acı)
Garip Kaldım Yüreğime Derdoldu (Annem Derdoldu)
Ellerin Vatanı Bana Yurdoldu (Annem Yurdoldu)
Mezarımı Kazın Bayıra Düze (Annem Vay Düze)
Yönünü Çevirin Sıladan Yüze (Annem Vay Yüze)
Benden Selâm Söylen Sevdiğimize (Sevdiğimize)
Başına Koysun Kareler Bağlasın (Annem Bağlasın)
'
O zamandan beridir za'fi terakki ediyor;
Görünen: bir daha kalkınması artık pek zor;
Uyku yokmuş; gece hep öksürüyormuş; ateşin
Oluyormuş biraz dindiği
- Ben zaten işin,
Bir ay evvel biliyordum ne vahim olduğunu
Bana ihtara ne hacet, a beyim. Simdi bunu?
Maamafih yeniden bakalım dikkatle:
Hükmü kat' i verelim, etmeye gelmez acele.- Çağırın hastayı gelsin.
- Kapının perdesini,
"Vak'a Halkalı Zira: at Mektebi' nde geçmişti"
- Bence Doktor, onu siz soyarak dinleyiniz;
Hastalık çünkü değil öyle ehemmiyetsiz.
Sade bir nezle-i sadriyyemi illet? Nerede?
Çocuğun hali fenalaştı son günlerde,
Ameliyata çıkarken sınıf on gün evvel,
Bu da gelmez mi? Dedim 'Kim dedi, oğlum sana gel?
Nöbet üstünde adam kaçmalı yorgunluktan;
Hadi yavrum, hadi söz dinle de bir parça uzan.'
HASTALIK
O zamandan beridir za'fi terakki ediyor;
Görünen: bir daha kalkınması artık pek zor;
Uyku yokmuş; gece hep öksürüyormuş; ateşin
Oluyormuş biraz dindiği
- Ben zaten işin,
Bir ay evvel biliyordum ne vahim olduğunu
Bana ihtara ne hacet, a beyim. Simdi bunu?
Maamafih yeniden bakalım dikkatle:
Hükmü kat' i verelim, etmeye gelmez acele.
- Çağırın hastayı gelsin.
- Kapının perdesini,
Açarak girdi o esnada düzeltip fesini,
Bir uzun boylu çocuk.. Lakin o bir levha idi..!
Öyle bir levha-i rikkat ki unutmam ebedi,
Rengi uçmuş yüzünün, gözleri çökmüş içeri.
Elmacıklar iki baştan çıkıvermiş ileri.
O şakaklar göçerek cepheyi yandan sıkmış;
Fırlamış alnı, damarlarla beraber çıkmış,
Bet-beniz kül gibi olmuş uçarak nur-i şebâb;
O yanaklar iki solgun güle dönmüş, bitâb!
O dudaklar morarıp kavlamış artık derisi;
Uzamış saç gibi kirpiklerinin her birisi!
Kafa yük gibi kesilip boynuna, çökmüş bağrı;
İki değnek gibi yükselmiş omuzlar yukarı.
Hasta düştüm hey ağalar
Halim bilmez dağlar şimdi
Düşman gibi dost karşımda
Zülüflerin bağlar şimdi
Etmedim ahd ü zamanı
Geçti mihnetin zamanı
Yitirdim kaşı kemanı
Gözüm yaşı çağlar şimdi
Hasta Düştüm Hey Ağalar
Del'oldum kanman sözüme
Dost hançer vurdu özüme
O yâr bakmıyor yüzüme
Yas çekecek çağlar şimdi
Balaban uçurdum gölden
Tor şahin kaçırdım koldan
Yazık fırsat gitti elden
Mecnun oldum beyler şimdi
Fırkat oldu yaktı canım
Feryatla geçer zamanım
Yaralandım, akar kanım
Karac'oğlan ağlar şimdi



SESLENDİRENLER
BURSA ANADOLU KIZ LİSESİ
TUGCAN ULUSOY
RÜMEYSA TOPÇU
SÜMER FEN LİSESİ
FURKAN COŞKUN











- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $14.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $14.59+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!