
LOKMAN HEKİM EMEL MERTSÖZLÜ
ULUĞ BEY EMEL MERTSÖZLÜ
NURİ DEMİRAĞ FETHİYE PEKCAN
FERGANİ SÜREYYA ANDI YILMAZ
KATİP ÇELEBİ HATİCE YILDIZ
EVLİYA ÇELEBİ HATİCE YILDIZ
CABİR BİN HAYYAN HÜLYA KİRAZ
FUZULİ YUSUF BAHRİ ASLAN
FARABİ YUSUF BAHRİ ASLAN
İBNİ NEFİS PINAR AYŞE GİDİŞ
MERYEM EL USTURLABİ PINAR AYŞE GİDİŞ
E-BOOK İÇİN BİLİM ADAMI-ÖĞRETMEN PROJE EKİBİ EŞLEŞTİRMELERİ
CAHİT ARF NURGÜL ÇAPA
HAREZMİ NURGÜL ÇAPA
SALİH ZEKİ MERAL YETKİN
SABUNCUOĞLU ŞEREFEDDİN IŞIL TUNOĞLU
ÖMER HAYYAM IŞIL TUNOĞLU
OKTAY SİNANOĞLU ŞERAFETTİN MART
AZİZ SANCAR ŞERAFETTİN MART
BİRUNİ EMEL KAYAN
EL BATTANİ OSMAN KÜÇÜK
AKŞEMSETTİN GÜLSEN ÇEVİK
E-BOOK İÇİN BİLİM ADAMI-ÖĞRETMEN PROJE EKİBİ EŞLEŞTİRMELERİ
VECİHİ HÜRKUŞ NURCAN KOPARAN
TAKİYUDDİN GÜLHAN ERŞAHİN
FATİH SULTAN MEHMET HATİCE SARI
İBNİ SİNA BAHAR BOYRAZ MERİÇ
ALİ KUŞÇU SEVİM BODUÇ
İBNİ HEYSEM MEHMET KESKİN
CEZERİ MEHMET KESKİN
HEZARFEN AHMED ÇELEBİ FATMANUR İMA
MİMAR SİNAN DİLEK EKİCİ
FUAT SEZGİN DİLEK EKİCİ
PİRİ REİS SATİYE ÇİÇEK KIYAK
E-BOOK İÇİN BİLİM ADAMI-ÖĞRETMEN PROJE EKİBİ EŞLEŞTİRMELERİ

FUAT SEZGİN

Ben Fuat SEZGİN, 1924 yılında Bitlis'te doğdum.
İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsünde çalışan Prof. Dr. Helmut RİTTER'in bir konferansına katıldıktan sonra İslam Bilimi Tarihi alanında eğitim görmeye karar verdim
Hocam çok disiplinli ve çalışkandı. Ben de onu örnek aldım. Günde 17 saat çalışma alışkanlığı edindim.
Kendi çabamla 27 dili çok iyi öğrendim. öğrendiğim dillerden bazıları Arapça, İbranice, Süreyanice, Almanca...

En kapsamlı 13 ciltlik Arap İslam Bilim Eseri'nin ilkini 1967'de tamamladım.
Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı İslam Bilimi Ödülü'nü alan ilk kişiyim.
"Buhari'nin Kaynakları" isimli tezimde Buhari'nin kaynaklarının yazılı olduğunu ispatladım. tezim çok tartışıldı ve ben doçent oldum.
Araştırarak ulaştığım pek çok bilgi islam bilimi dünyasında çığır açmıştır.
Örneğin, Amerika Kıtasının Colomb'dan önce ilk kez müslüman denizciler tarafından keşfedildiğini belgelemem dünyada büyük etki yarattı.
1982 yılında J.W.Goethe Üniversitesine bağlı olarak Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsünü kurdum.

25 Mayıs 2008 tarihinde,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın destek verdiği İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi'nin açılmasına önayak oldum. Bu müzede Almanya'da kurduğum müzede sergilenen eserlerin aynısı yer almaktadır.
İslam Alimlerinin yaptığı icatlardan 20 tane yapabilir miyim diye çıktığım yolda 800 den fazla eserin maketini yaptım. Bunlar İstanbul'da Gülhane Parkı'ndaki İslam Bilimleri müzesinde de sergilenmektedir.
30 Haziran 2018 yılında 94 yaşında vefat ettim. Mezarım İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi bahçesindedir.


CAHİT ARF

Ben Cahit Arf
1910 yılında Selanik’te doğdum..Arf değişmezi, Arf halkaları ve Arf kapanışları gibi kendi adıyla bilinen matematiksel terimleri bilim dünyasına kazandıran bir dehayım.

Besinci sınıfta tanıştığım öğretmenim sayesinde matematikle ilgilendim.
1932 yıılındaFransa'da yüksek öğrenimimi tamaladım.
Almanya Göttingen Üniversitesinde doktoramı tamamladım ve Türkiye'ye döndüm.
İstanbul Üniversitesi'nde 1943 yılında profesör 1955 yılında ordinaryüs profesör oldum.
1974 yılında Matematiğe yaptığım katkılardan dolayı TÜBİTAK BİLİM ÖDÜLÜ ne layık görüldüm.
10 tl lik banknotun üzerinde benim resmim var



Cahit Arf, 1997 yılında geçirdiği bir kalp rahatsızlığı nedeniyle İstanbul’da vefat etmiştir.
PİRİ REİS
Asıl adım Ahmet Muhyiddin Pîrî'dir, 1465-70 seneleri arasında dünyaya geldiğim düşünülmektedir.
Denizciliğe amcam Kemal Reis'in yanında başladım.
Birçok deniz muharebesine katıldım. Akdeniz'de yapmış olduğum seferleri, gördüğüm yer ve yaşadığım olayları dünyaca ünlü "Kitab-ı Bahriye" adlı kitabımda ayrıntılı bir şekilde anlattım. Ayrıca bu kitap, dünya denizciliğinin de ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyan kitaptır.
Önceden çizdiğim haritalardan ve gözlemlerimden yararlanarak 1513 tarihli ilk dünya haritasını çizdim.
1528 yılında ilkinden daha içerikli ikinci dünya haritasını çizdim.
1554 yılında Kahire'de vefat ettim.
OSMANLI TÜRKÜ DENİZCİ VE KARTOGRAFI PİRİ REİS...

Piri Reis, birçok deniz muharebesine katıldı. Akdeniz'de yapmış olduğu seferleri, gördüğü yer ve yaşadığı olayları dünyaca ünlü "Kitab-ı Bahriye" adlı kitabında ayrıntılı bir şekilde anlattı. Ayrıca bu kitap, dünya denizciliğinin de ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyan kitaptır.

MİMAR SİNAN
Merhaba,
ben Mimar Sinan, 1489 yılında Kayseri'nin Ağırnas Köyü'nde doğdum.
Küçük yaşta Yeniçeri Ocağına seçilerek İstanbul'a geldim.
Enderunda ve Hassa Mimarlar sınıfında eğitim aldım.

Köprülüler sınıfında eğitim gördüm. Pek çok savaşta yer aldım.
Mohaç Meydan Savaşı'nda 13 günde yaptığım sağlam köprü nedeniyle Kanuni Sultan Süleyman'ın fermanı ile Baş Mimarlığa getirildim.


Ordu için yaptığım gemiler o kadar beğenildi ki bana "Haseki" ünvanı verildi.
Kanuni Sultan Süleyman Zamanında yaptığım Süleymaniye Camii'nde kubbe altına yaptığım
İs odasında mumlardan yükselen isleri toplamayı başardım ve bu islerden kaliteli mürekkep elde ettim.
Camiide akustiği sağlamak için fıçılar kullandım. Yaptığım eserlerin çok sağlam olması için inşaatta yumurta kullanmanın yanı sıra pek çok gizli formüller de kullandım.

Kalfalık eserim Süleymaniye
Camisidir.
Ustalık eserim olan Selimiye Camii'ni dünyanın ünlü mimarları ve tarihçileri de muhteşem olarak nitelerler. İnşaa ettiğim kubbenin gökyüzünü andırdığı söylenir.
Hayatım boyunca çoğu camii, köprü, mescit, medrese olmak üzere 375 eser inşaa ettim. 1588 yılında İstanbul'da 99 yaşında vefat ettim.
HEZARFEN AHMET ÇELEBİ

Merhaba ben Hezarfen Ahmet Çelebi, 17. yüzyılda Osmanlı’da yaşamımı sürdürdüm.
Geliştirdiğim takma kanatlarla uçmayı başaran ilk Türk bilginiyim.1623-1640 arasında saltanat süren Sultan IV. Murat zamanında, uçma tasarımımı gerçekleştirdim.
İlk uçma denemelerimde,10. yüzyıl Türk âlimlerinden İsmail Cevherî'den ilham aldım.Cevherî'nin bulgularını inceleyip öğrendim,kuşların uçuşunu izleyerek tarihi uçuşumdan önce hazırladığım kanatların dayanıklılığını Okmeydanı'nda deneyerek kontrol ettim.


1632 yılında lodos bir havada Galata Kulesi'nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendimi boşluğa bıraktım.Uçarak İstanbul Boğazı'nı geçip 6000 m. ileride Üsküdar'da Doğancılar'a indim.
1640 yılında vefat ettim.

KİTAPLARLA KONUŞAN ADAM KATİP ÇELEBİ

Osmanlı Devleti’nin bilim ve kültür alanında yetiştirdiği ve 17. yüzyıla damgasını vuran Kâtip Çelebi, Osmanlı kültür ve medeniyet tarihinin yanında dünya kültür ve medeniyet tarihine de önemli katkıları bulunan bir düşün adamımızdır. 1609-1657 yılları arasındaki kısa ömrüne tarihten felsefeye, coğrafyadan tıbba, musikiden astronomi ve matematiğe ve en çok da bibliyografyaya ait yirmiden fazla eser sığdırabilmiştir. O yaşadığı dönemde Osmanlı bilim ve düşünce hayatında yeni bir atılım başlatan kişi, âdeta bir aydınlanma önderidir.
Ömrünü bilime adayan Kâtip Çelebi, özellikle toplumun bilgilenmesinin önemine inanmış, siyasi ve iktisadi buhranların yaşandığı dönemde topluma ve yöneticilere tavsiye niteliğinde eserler kaleme almıştır.

CİHANNÜMA
EVLİYA ÇELEBİ
Evliya Çelebi’nin yazılarında genel olarak bir ifade güzelliği hâkimdir. Üslûbu ise yer yer görülen gramer hatalarına rağmen okuyucuyu cezbeder. Anlatımında rastlanan yazı diline uymayan bazı şekiller, ilgili yöre halkının konuşma dilini verme amacına yönelik olmalıdır. Nitekim Evliya Çelebi gezdiği yerlerdeki halkın diline ve konuşma şekillerine özel bir önem vermektedir. Sade ve samimi ifadesi, konuşur gibi kaleme alınmış cümlelerle herkese hitap etmeyi amaçlamıştır.
Evliya Çelebi’nin gezip gördüğü yerleri ve şahit olduğu olayları konu alan on ciltlik seyahatnâmesi Türk kültür tarihi bakımından oldukça önemli bir külliyat niteliği taşımaktadır. Seyâhatnâme-i Evliya Çelebi, Evliya Çelebi Seyâhatnâmesi adlarıyla bilinen bu eserin bazı nüshaları Târîh-i Seyyâh ismini taşır.


EL CEZERİ
Cezeri, 1136 yılında Cizre’nin Tor mahallesinde dünyaya gelmiştir. Güneydoğu Anadolu Artukluların hakimiyetine geçtikten sonra, o zamanki başkent olan Diyarbakır'a çağrılır. Burada hükümdarın himayesi altında 25 yıl boyunca önemli bilimsel çalışmalar yapar.
Cezeri, Sibernetik alanının kurucusudur.

Cezeri, sibernetik alanının kurucusu olarak kabul edilir ve fizikçi, robot ustası olan bir bilim adamıdır.
Cezeri’nin bir robot yaparak Artuklu hükümdarına takdim ettiği ve otomatik olarak çalışan ve kendi kendine bazı hareketler yapan bu aletin, dünya tarihinin ilk robotu olduğu tahmin edilmektedir.
Cezeri'nin yaptığı otomatik makineler, Dünya bilim tarihi açısından önemli buluşlar olma özelliğine sahiptir. Ayrıca 50’den fazla olduğu belirtilen cihazın kullanım şeklini ve faydalanma süreçlerini bir kitapta çizimleriyle bir araya getirmiştir.
Cezeri'nin yaptığı bir makina, dünyanın ilk robotu olarak kabul edilmektedir.

Cezeri, 1100–1200 yıllarında yaşamıştır.
Dolayısıyla Cezeri, bütün icatlarını Leonardo'dan tam 150 yıl önce yapmış ve kitaplaştırmıştır.
Sarayda birçok iş Cezeri’ nin yapmış olduğu robotlar aracılığıyla yapılıyordu. Hatta hükümdara abdest alması için su döken bir otomat bile mevcuttu.

Dönemin başkenti olan Diyarbakır’da içkale Saray’da bugün bile hayal edemeyeceğimiz bir teknoloji kullanılıyordu.
Cezeri’nin Su Hilesi adlı robotunda, belli aralıklarla terazi ucundaki kovalardan birinin dolmasıyla diğerinin boşalması ve böylelikle ardışık zamanlı sıra ile her iki tarafın da eşit aralıklarla suyu almasını sağlıyordu. Bu icat, sanayi devrimi sonrası ileri derece yağ püskürtmeli ağır iş ve seri üretim yapabilecek fabrika makinalarının belli aralıklarla durmasını ve bir diğer makinanın çalışmasını sağlayan düzeneklerin ana mantığını oluşturdu.
Krank mili ilk kez Cezeri tarafından, dereden su pompalamak için kullanılmıştır.
Hükümdara ve konuklara içecek sunan kadın robotlar, hükümdarı ve konukları eğlendirmek için saz, zil ve tef çalan robotlar,


sarayın salonlarında gezen tavus kuşu makineleri, değişik 24 şifre ile açılabilen kilitler, su saatleri, sarayın bahçesindeki havuzda gezinen kayık ve içine su dolan kayığı, bir yandan boşaltırken bir yandan da borusunu öttürerek yardım isteyen kayıkçı robot, otomatik abdest alma makinesi ve buna benzer birçok otomatik aygıt, Diyarbakır’ın ünlü surlarının içinde kullanılıyordu.
Cezeri'nin Ünlü Yapıtları:
Diyarbakır Ulu Camii'deki
Ünlü Güneş Saati
Tavus kuşlu ibrik
Mumlu saatler
Abdest almak için otomatlar
Suyu yukarı çıkaran araçlar
Saz çalan robotlar
“Tatbikata çevrilmeyen her teknik ilim,
doğru ile yanlış arasında kalır.” Cezeri

Cezeri tarafından su kaldırma cihazında kullanılmıştır. Bu cihazda sadece rüzgâr gücünden faydalanılmadığı, günümüzdeki silindir, piston ve sübap parçalarının da bir arada kullanıldığı görülmektedir.
Cezeri değişik haznelerdeki suyun seviyesine göre ne zaman su dökeceğine, ne zaman meyve ve içecek sunacağına karar veren otomatik hizmetçiyi geliştirdi.
İlk rüzgar türbini

Sadece suyun kaldırma ve basınç gücünü kullanarak tamamen yeni bir teknik ve sistem kurdu, çok yönlü otomatik hareketler elde edebildi. Tasarlamış olduğu otomatların kuş, zurna, davul sesi çıkarmasını da sağladı.

İbrik:
İçine doldurulan sıvıları istenildiği biçimde akıtabilen ibrikler, Cezerî’nin hava ve boşluğa dayanarak düzenlediği araçların başında gelir.
Cezerî

Görevli kişi tavusun kuyruğundaki kapaktan suyu tavusun içine boşaltır. Kuyruğun üst kısmında yer alan yuvarlak çıkıntı çekildiğinde tavusun gagasından abdest almak için yeterli miktarda su boşalır.
Tavus Kuşlu İbrik:

Tavus Kuşlu Leğen:
Araç, bir kaide üzerine oturtulmuş bir leğen, leğenin zemininden yükselen dört sütun ve bu sütunlar üzerinde de tavus kuşunu taşıyan iki kapılı bir hisardan oluşmuştur. Tavusun boynu yay gibi uzanmış ve gagası leğene doğrudur. Kuyruğu ise diktir. Tavusun gagasından su akar.
Bu anda kapılardan biri açılır ve elinde sabun kavanozu tutan bir çocuk çıkar. Su akışı durduğunda diğer kapı açılır ve buradan da elinde havlu tutan bir çocuk çıkar.

Fıskiyeler:
Denge prensibine dayalı altı adet Cezeri fıskiyeleri bulunmaktadır. Örnekteki İki şamandıralı fıskiye suyun sağlandığı bir depo ve havuz içinde yer alan fıskiyeden oluşur. Fıskiye suyu on beş dakika süre ile yay gibi, sonra da inci çiçeği gibi fışkırtır.

Cezerî’nin bu su saati gece 12 ve gündüz 12’ye bölünmüş bir Güneş su saatidir. Bu saat bir astronomik saattir; yani gündüz Güneş’in gök yüzünde nerede olduğunu, hangi burçta olduğunu, Günes ve Ay’ın gök yüzündeki konumlarını, gündüzden veya geceden ne kadar saat geçmiş olduğunu bildirir.
Bu saat iki insan boyu yüksekliğinde bir ev biçimindedir.
Güneş Saatlerini Bildiren Hisarlı Su Saati:

Kovalı Su Dolabı :
Kuyu Pompası Otomatı:



Filli Su Saati
İlk yarım saatte sağdaki şahin topu yılana bırakır. Daha sonra yılan topu vazoya koyar. Fil sürücüsü balta ile filin başına vurur. Top filin göğsünden çıkar, karnında asılı bir çan üzerine düşerek ses çıkarır, böylece yarım saatin geçtiği bildirilir. Kalan yarım saatte ise aynı olaylar düzeneğin sol tarafında devam eder ve böylece bir saat geçmiş olur.

Düzenek için robot bir adamın üstünde duran su deposundan sağdaki sütun boyunca gelen su, otomatik adamın elinden geçerek testiye kadar ulaşır. Bir süre sonra su ile dolan testi ağırlaşarak eğilir ve hükümdarın abdest alacağı havuza dökülür. Ayrıca testide suyun yükselmesi ile sıkışan hava üstteki kuşun ötmesini sağlar.
Otomatik Abdest Alma Makinası

Hafifleyen testi tekrar eski yerine döner. Bu işlem birkaç kez tekrarlanır. Bu arada testiden hükümdara dökülen su, havuzun içindeki otomatik adamın altında gizli olan depoya aktarılmaya başlar. Bu depodaki şamandırada suyun dolmasıyla birlikte yavaş yavaş yukarı doğru kalkarak otomatik adamın havluyu tutan kolunu da hükümdara uzatır. Havlunun uzatılması işlemin bittiğini gösterir.
ALİ KUŞÇU




IBN-I SINA

İbn-i Sina, Fars tıp adamı, astronom, yazar ve filozof. Buhara yakınlarındaki Efşene köyünde 980 yılında dünyaya gelmiş ve Hamedan şehrinde 1037 tarihinde vefat etmiştir. Tıp ve felsefe alanına ağırlık verdiği değişik alanlarda 200 kitap yazmıştır
İbn-i Sina matematikte mantık ve öklit geometrisine ünlü matematikçi Abdullah Natili'den, fizik, matematik ve metafiziği kendi kendine öğrenmiştir. Matematik kavramları üzerinde duran İbn-i Sina'nın matematik felsefesinin kurucularından olduğu söylenebilir.
İbn-i Sina felsefeyle de ilgilenir. El Kindi, Farabi ve İbn-i Rüşd ile birlikte dört Aristotalesçi İslam filozofu arasında yer alan İbn-i Sina'ya göre felsefe ilimleri teorik ve pratik olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İbn-i Sina Aristo metafiziği ile İslamiyeti kaynaştırmaya çalışmıştır.
FATİH SULTAN MEHMET

Merhaba,
Ben Fatih Sultan Mehmet.
30 Mart 1432’de Edirne’de doğdum. Babam II. Murat Han’dır. Daha henüz 12 yaşındayken babamın isteğiyle tahta çıktım.


Eğitimim için pek çok ünlü Türk bilgininin öğrencisi oldum.
Ancak Osmanlı’nın o zamanki şartları ve yaşımın küçüklüğü yüzünden tahtımı iki yıl kadar sonra, 1446 yılında kendi isteğimle tekrardan babama bıraktım.

Dünyanın incisi İstanbul şehrinin fatihi, çağ açıp çağ kapayan bir Türk hükümdarıyım.
“Şahi” ve ''Havan'' adını verdiğim havan toplarının mucidiyim.

İstanbul’u kuşattığımız sırada gemileri bakır levhalarla döşettirerek, ilk Zırhlı gemiler kullanan hükümdarım.
Tarihte benzeri görülmemiş ilklerden biri de gemileri karadan Haliç’e indirmemdir. Haritası ve planı tamamen bana aittir.

İlim ve sanata çok önem veririm .Ayrıca şiire de ilgim olduğu doğrudur.
Arapça, Farsça,Yunanca gibi pek çok dil öğrenmem gelişmeme katkı sağladı.

TAKİYÜDDİN

Merhaba, ben Takiyüddin.
1521 yılında Şam’da dünyaya geldim. Mısır ve Şam’da yetiştim ve daha sonra İstanbul’a geldim.

Osmanlının önemli bir matematikçi, astronom ve mekanik bilimcisiyim. Gökbilimi hakkında çalışmalar yaptım.

Kadılık dönemimde yaptığım gözlemler ile ün kazanarak başarımı padişaha kanıtladım.
1570 yılında III. Murat’ın fermanıyla, Tophane’nin yüksek kesimlerinde bir gözlemevi kurdum.
Çalışmalarım sinüs, tanjant vb. kavramların bilimin kazandırılmasıyla sonuçlandı.
Akıl dışı söylemlerden dolayı aynı padişah tarafından 1580 yılında gözlemevim kapatıldı.

Dünyada önemli astronomi çalışmaları yapmış bilim insanlarından oldum. 841 i Türkçe, 1337 eserim bulunmaktadır.
Eliptik ile ekvator arasındaki 23º 27’ lık açıyı 1 dakika 40 saniyelik farkla 23º 28 dakika 40 saniyelik açıyı vererek gerçeğe en yakın cevabı buldum.

VECİHİ HÜRKUŞ

Benim adım VECİHİ HÜRKUŞ
Vecihi Hürkuş (6 Ocak 1896, İstanbul – 16 Temmuz 1969), Türk pilot ve mühendistir. Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden biridir. İlk sivil ve askeri uçağı yapan ilk özel havayolu şirketini kuran ve aynı zamanda ilk düşman uçağını vuran pilottur.
Gönüllü olarak Balkan Savaşı'na katıldı, daha sonra I. Dünya Savaşı'nda, Bağdat cephesinde uçak mühendisi olarak görev yaptı.
Kurtuluş Savaşı'na da gönüllü olarak katılan Hürkuş, başarılı keşif uçuşları yaptı ve bir Yunan uçağını düşürmeyi başardı. Bu başarıları üzerine TBMM tarafından kendisine İstiklal Madalyası ve üç ayrı Takdirname verildi. Üç ayrı takdirname alan tek kişidir.
Edirne'ye kazayla düşen bir düşman uçağına isminin verilmesi üzerine uçak yapma fikri aklına takılan Hürkuş, ilk Türk yapımı uçak olan Vecihi K VI'ı imal etti. Uçağın ilk uçuşunu 28 Ocak 1925'de gerçekleştirdi.
Türkiye'nin ilk sivil hava yolu şirketi olan Hürkuş Hava Yolları'nı 29 Kasım 1954 tarihinde kuran Hürkuş, T.H.Y.'nin elden çıkarttığı uçakları alıp onararak filosunu kurdu.
XVI isimliuçağı tasarladı. 1937 senesinde Türk Hava Kurumu, Hürkuş'u mühendislik eğitimi alması için, Almanya'daki mühendislik okula gönderdi. 1939 senesinde mezun olarak ülkesine dönen Hürkuş'a iki senede mühendis olunmasının imkansızlığı gerekçesiyle uçak mühedisi ruhsatı verilmedi.

Hayatının son yıllarını büyük maddi sıkıntılar içerisinde geçiren Hürkuş, 16 Temmuz 1969'da, geçirdiği beyin kanaması sonucu kaldırıldığı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastahanesi'nde hayatını kaybetti.
AKŞEMSETTİN






EL-BİRUNİ

Merhaba ben BİRUNİ Yaşadığım yüzyılın en büyük matematikçisiyim. Trigonometrik fonksiyonlarda yarıçapın bir birim olarak kabul edilmesini öneren ilk matematikçiyim.


Bilimsel çalışmalarıma 17 yaşında başladım. Güneşin yüksekliği ve şehrin boylamını hesapladım. Güneşin hareketlerinden, mevsimlerin ne zaman başladığını belirledim. Dünyanın çapını, bugünkü değere çok yakın olarak buldum.

Astronomi ve Coğrafya ölçümleri için birçok alet geliştirdim. Birçoğu zaman içerisinde kayboldu. Sadece piknometre, mekanik usturlap ve bazı harita projeksiyonları günümüze kadar ulaştı.
Hindistan’dayken öğrendiğim Trigonometrinin Astronomiden ayrı bir bilim olarak görülmesi gerektiğini savundum. Trigonometrik fonksiyonlarda yarıçapın birim olarak kullanılmasını önerdim.



Geliştirdiğim teleskoplar ile gözlemlerim sonucunda, gezegenlerin güneş etrafında döndüğünü doğrulayan Galileo’dan 600 sene önce, ‘dünyanın döndüğü’ fikrini savundum.Newton’dan 700 sene önce, Newton’ un matematiksel olarak ispatladığı yer çekimi kuramının ilk fikirlerini ben ileri sürdüm.

75 yaşında vefat ettim. Benden çok sonra gelen Newton, Toricelli, Copernicus, Galileo gibi bilim adamlarına ilham kaynağı oldum.
Türkçe dâhil 15 dilde yayımlanan The UNESCO Courier dergisi, 1974 yılında çıkardığı sayısını benim adıma ve yaptıklarıma ayırdı. Beni “Bin yıl önce, Orta Asya’da yaşamış evrensel deha” olarak tanıttı.

OKTAY SİNANOĞLU






EL-HAREZMİ
780 yılında Özbekistan'da Harezm bölgesinde Hive şehrinde doğdum.
Ben HAREZMİ

Önemli bir matematikçi ve gök bilimciyim. "o" ve bilinmeyen "x" in mucidiyim.

Matematiğe "Cebir"i kazandıran bilim insanıyım

Hem doğunun hem de batının ilk cebir kitabı olan "Cebir ve Denklem Hesabı Üzerine Özet Kitap" adlı eseri yazdım.

Abbasi Halifesi Me’mun, Bağdat’ta kurduğu kütüphanenin yöneticiliğini yaptım
Bu kütüphanede, matematik ve astronomi kaynaklarını uzun süre inceleme imkanı buldum

Yeryüzünün çapına ait hesaplarımı Kitâbu Sûreti’l-Arz adlı kitabımda topladım. Bu eserde, Nil Nehri’nin kaynağını açıkladım.Batlamyus’un astronomik cetvellerini de düzelttim. Güneş ve ay tutulmasına dair incelemelerimi topladığım Zîcü’l-Harezmî adlı eserimde ise, astronomi için gerekli trigonometri bilgi ve cetvellerini de verdim.
Bu büyük İslam alimi Harezmi 850 yılında Bağdat'ta vefat etmiştir.
ÖMER HAYYAM
BEN ÖMER HAYYAM
Edebiyat alanında tanınmamı sağlayan eserim "Rubaiyat - Dörtlükler" dir. Bu eserimde sayısı 200' ü bulan dörtlüklerim bulunmaktadır.

Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar.
Güneş yalnız da olsa etrafına ışık saçar.
Üzülme; doğruların kaderidir yalnızlık,
Kargalar sürüyle, kartallar yalnız uçar...
ÖMER HAYYAM

En önemli eserim 10 bölümden oluşan "Cebir Risalesi" dir. Bu kitapta kübik denklemleri inceledim. Bu matematik tarihinde bir ilktir. Pascal Üçgeni adıyla bilinen matematik kavramının ilk temellerini oluşturdum.

Binom Açılımını ve bu açılımdaki katsayıları bulan ilk bilim insanıyım.

Günümüzdeki bilinmeyen rakam anlamına gelen "X" simgesinin temellerini attım. "3. Dereceden Bilinmeyen Denklemler" adlı eserimde "X" yerine Arapçada şey anlamına gelen sözcüğü kullandım.
ULUĞ BEY


Uluğ Bey içinde bulunduğu dönemde en önemli bilimsel çalışmaları yaparak astronomi alanında belli temellerin atılmasını sağlamıştır. Matematik alanında yaptığı çalışmalar gözlem evi kurmasında etkili olmuştur.
Yaptığı ölçümler günümüz teknolojisiyle yapılan ölçümlerle neredeyse aynıdır


Hükümdarlığı zamanında kurduğu Semerkand Medresesi ve Rasathanesi,bilim tarihi açısından oldukça büyük önem taşır.


25 Ekim 1449 yılında Semerkand'da hayata veda etmiştir.Mezarı Semerkand'da bulunmaktadır.




SABUNCUOĞLU ŞEREFEDDİN
BEN SABUNCUOĞLU ŞEREFEDDİN

Fatih Sultan Mehmet Döneminin en ünlü hekim ve cerrahıyım. Babam ve dedem de hekimdir. Burhaneddin Ahmed'den tıp eğitimi aldım ve 17 yaşında hekim oldum.

Birçok zehirin panzehirini buldum. Kullandığım ilaç ve tedavi yöntemlerini defalarca denedikten sonra eserime dahil ettim.

15 . Yüzyılda daha teknoloji gelişmemişken endoskopik cerrahiyi bulan ilk bilim insanıyım.Farmakoloji, Anatomi, Nöroloji gibi birçok alanda çalışmam vardır.

En önemli eserlerim; Kitabü'lCerrahiyeti'l İlhaniyye ve Akrabadin Tercümesi'dir.Eserlerim, Rönesans Döneminde Batı tıbbı için kaynak oluşturmuştur.


EL BATTANİ

Ebu Abdullah Muhammed bin Cabir bin Sinan er-Rekki es-Sabi el-Battani Latince Albategnius, Albategni ya da Albatenius olarak bilinir.

Devrinin en önemli astronomlarından ve matematikçilerinden olan Battâni
(858-929)
Şanlıurfa Harran'da doğmuştur.
Güneş ve Ay tutulmaları ile ilgilenmiş, mevsimlerin süresini büyük bir doğrulukla hesaplamıştır. Ayrıca, ekliptiğin eğimini de dakika olarak belirlemeyi başarmıştır.
Matematik alanında; Sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı gerçek anlamda ilk defa kullanan bilim adamının Battâni olduğu söylenmektedir.

Rakka'da özel bir gözlemevi kurmuş ve burada 887-918 tarihleri arasında son derece önemli gözlemler yapmıştır.
Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini gözlemlemiş, yörüngelerini doğru bir biçimde belirlemeye çalışmıştır.
SALİH ZEKİ
(D. 1864, İstanbul - Ö. 1921, İstanbul),
Osmanlı-Türk Matematik bilgini.
1864 yılında İstanbul’da yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Boyabatlı Hasan Ağa, annesi Saniye Hanımdır. Anne ve babasının ölümü üzerine ninesi tarafından on yaşındayken Darüşşafaka’ya verildi. 1882 yılında Darüşşafaka’yı birincilikle bitirdi.
Salih Zeki, önde gelen son dönem Osmanlı matematik bilginlerindendi. İkdam, Darüşşafaka ve İktisadiyat gazeteleri ile Darülfünun dergisine sayısız katkıda bulundu. Dönemin ünlü bilginleriyle matematik ve fen bilimleri konusunda yazılı tartışmalara girdi ve bu konularda bir kısmı ders kitabı olmak üzere çok sayıda yapıt verdi.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(15)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $45.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $45.99+) - DOWNLOAD
- LIKE (15)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(15)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!