
Kanuni Sultan Süleyman İlkokulu Selçuklu KONYA
Derya DOĞRU
Kızım Kevser 2012 yılında kilosu 3.50 kg olarak dogdu.Sağlıklı bir çocuktu.Sonradan nazar oldu.Konuşamadı.Ağlayarak ifade ederdi .Ben de anlayamazdım.Ben de üzülüyordum.Doktora götürdük kreşe gönderin dedi.Biz de maddi durumumuzdan dolayı gönderemedik. 5 yaşına gelince ana sınıfına gönderdik.Orada biraz açıldı.Öğretmenimiz de ilgilendi.Sonra değişik harfler çıkarmaya başladı.Okumada ve matematikte çok zorlandık. Arkadaşları ile ilişkilerde de zorlandık.Destek eğitim almaya başladık. Bu eğitimler için öğretmenlerimize çok teşekkür ediyorum.Allah bütün öğretmenlerimizden razı olsun.Hocam sizi seviyoruz.İlginizle kızım okula devam ediyor.
S.YALÇIN
Nene Hatun Anaokulu KARAMAN
Durdu UYSAL
Hayat akıp geçiyor. İşin en kötü tarafı da zamanın çok hızlı bir şekilde akıp gidiyor olması. Ellerimizin arasında kayıp giden zamanla birlikte farkında olmadan ömrümüzde bitiyor. Geçmişten bu yana bakıyorum da tam beş yıl olmuş Yavuz Selim doğalı.
Kuzumun hamilelik döneminde ve doğumunda Allah’ a şükür hiçbir şekilde aksilik yaşanmadı. Her şey normaldi. Benim ilk kızımda geç konuştu. Dört buçuk yaşındaydı ilk konuştuğunda. Doktor anne ve baba kelimesi çıkıyorsa konuşur dedi. Bende Yavuz Selim konuşur zamanla dedim. Oda ablası gibi geç konuşacak gözüyle baktım.
Etrafımdakiler çok rahatsın doktora götür bunun konuşmasında sıkıntı olabilir dediler. Sıkılmıştım artık dedim götürdüm doktora. Üç yaşına geliyordu. Doktor konuştuğu kelimeler az olduğu için otizm belirtilerinin olduğunu düşünmüştü. Varla yok arasında kalmıştı. İyi bir eğitimle aşılacağını söyledi. Çok kötü bir gündü ne olduğunu bilmiyordum. Araştırmaya başladık. Meğerse etrafta çok kişide varmış. Aşılabilecek sorunmuşne olduğunu bilmiyordum. Araştırmaya başladık. Meğerse etrafta çok kişide varmış. Aşılabilecek sorunm
Sonra özel okula başladık. Başlardaysa konuşamazsa diye üzülüyordum. Gidip geldikçe oradaki velilerle konuşurken birazda olsa rahatlıyordum. Önceleri konuşamadığı için çok hırçındı. Sürekli ağlıyordu, kendini ifade edemediği için.
Aslında konuşamaması birazda benim hatamdı. Uslu dursun diye telefonu ve tableti eline çok verdiğim için olmuş. İngilizce şarkılar, sayılar ve renkleri hepsini ezbere biliyordu. Konuşma gereksinimi duymuyordu. Yes ve No kelimelerini çok zor unutturduk.
Bazen umudumu yitiriyordum konuşamazsa diye, bazense teselli ediyordum başkalarını görünce şükrediyorum eli ayağı tutuyor diye. Bazense kelimeleri anlamsız çıkartıyordu ona bile seviniyordum arkası gelir dedik.
Bir gün oturuyorduk ‘’anne baba su verir misin?’’ dedi. Şaşırdım ama suyu getirdim tekrar söylemesini istedim mutluluktan sarılıp ağladım. Mutlu oldum. Her zaman su isterken o anı yaşıyorum.
Yine geçenlerde hava düzelince şapkasını yarım takmıştım. Okuldan çıkarken öğretmeni sevdi. Yavuz o şapkayı hiç takmasaydın dedi. Başını okşadı. Dediği cevap Yavuz’un napayım benim başka şapkam mı var bundan başka yok ki ne takıyım dedi. Şaşırdık öğretmeni gülümsedi ve güldük hiç beklemiyorduk bu cevabı. Susardı konuşmazdı utanırdı hep.
Çok zor zamanlardan geçtik. Bu yıl da doktora gittik. Korkulacak bir durumun kalmadığını ve düzeldiğini sadece dil konuşma üzerine çalışılması gerektiğini okul dönemine kadar aşılacağını söyledi. Üzerimizden öyle bir yük kalktı ki babası ve ben derin nefes aldık. Şükürler olsun dedik.
Şimdilerde ise çok soru sorar konuşur bazen hiç sus oğlum demem. Çünkü böyle bir anı çok bekledim. Bazen benim hiç duymadığım kelimeleri bile kullanır.
İnsanın başına gelmeyince anlaşılmıyor. Özel çocuk annelerini şimdi daha iyi anlıyorum. Rabbim herkesin yardımcısı olsun hiç kimseye Allah evlat acısı vermesin.
M.KORAŞ
Hakim Ömer Onsun İlkokulu selçuklu KONYA
Sefagül KUDRET
ANNE OĞUL HİKAYEMİZ
Bizim hikayemiz 12 Mayıs 2016 da başladı.Daha öncesinde sürekli uykusuz ve ağlamalarla bölünen geceler yaşıyor, konuşma güçlüğü çektiği için kendini ifade edememenin verdiği durumla huysuz,öfkeli bir çocuktu benim çocuğum.Bebeklik döneminde geçirdiği birtakım hastalıklar neticesinde başımıza ne olumsuzluk gelirse sürekli bu olanlara bağlıyorduk. Fakat yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğu kuşkusu içten içe kemiriyordu beni.Ama yine bir şeylerin ardına sığınıyordum.Daha sonra çocuğumun durumunun pek de normal olmadığını anlayıp doktor araştırmasına başladım. Daha önce defalarca doktorlara gitmemize rağmen farklı farklı durumlardan söz edilmişti.Çocuğum 45 aylıkken gittiğimiz doktor bize otizm belirtileri olduğunu ve belirli bir süre eğitim alması gerektiğini söyledi.Daha önce hiç otizm denilen bir şeyden haberdar değildik.Eyvah, dedik dünya başımıza yıkılmışçasına bir üzüntüye boğulduk.Birkaç doktora daha gittikten sonra durum daha da netleşti.
Birkaç hafta üzüntü ve kabullenememenin verdiği durumla biraz bocaladık,hiçbir şey düşünemez olduk.Bir yandan da yapılması gerekenleri öğrenmeye koyulduk.Sıkı bir eğitim gerektiğini öğrendik ve tamamen tesadüf eseri değerli bir eğitimciyle tanışıp yoğun ikna çabalarıyla evde eğitim vermesi için ricada bulunduk.Derken evde eğitim başladı çocuğum kendini hiç bilmediği bir ortamda buldu.Doğal olarak tepkiler verdi.İlk bir ay sürekli ağlıyor ortamdan uzaklaşmaya çalışıyordu.O ağladıkça bir anne olarak yüreğim el vermiyordu fakat biliyordum ki bunlar gerekliydi ve alışacaktı.Öğretmenimiz hiç yılmadan yoluna devam ediyor aynı zamanda benim evde kalan sürelerde neler yapmam gerektiğini bir bir anlatıyordu.Böyle eğitimlerde haftalık 36 ila 40 saat çalışmanın çok daha faydalı olacağı çocukların bir altın dönemlerinin olduğunu ve bu dönemi çok iyi değerlendirmenin gerekli olduğunu öğrendik.Artık günlük yaşantımızı çocuğuma göre düzenler olmuştuk.Örneğin öğrendiği her şeyi günlük yaşantısına aktarabilmesi için sürekli farklı yerlerde çalışmalarımızı pekiştiriyorduk.AVM,park, ev ziyaretleri aklınıza gelebilecek her yerde zamanı boşa geçirmemenin gayreti içindeydim.Bir yandan da bu durumu çevreme fark ettirmemeye çalışıyordum.Çünkü insanların tepkilerinden nedense çok korkuyordum.
Sadece birinci derece yakınlarımıza söyleyebilmiştik.Zaten ailemizden uzak yaşadığımız için kimsenin bilmesine gerek duymamıştık.Böylelikle evde eğitimimiz son hızla ilerlerken bir ayı geride bırakmıştık.Bayram tatilinde arkadaşlarımıza gittiğimizde arkadaşımızın, aldığımız eğitimle ilgili bir şey bilmemesine rağmen çocuğumdaki değişikliği fark etmesi çocuğuma bir özgüven gelmiş olduğunu söylemesi bizi hem şaşırttı hem de çok sevindirdi.Akademik çalışmaların yanında asıl problem olan sosyal yönümüzün gelişmesi gerekiyordu.Bütün bu çabanın ve koşturmanın içinde çok yıprandığımı hissettim.Fakat olumlu yöndeki gelişmeleri görünce de daha çok hıslanıyordum.Çalışmalarımızı bir günlüğe kaydediyordum.Bu arada belirli aralıklarla farklı doktorlara kontrol amaçlı gidiyor bir şeylerin düzelmeye başladığını duyunca da dünyalar benim oluyordu.Evdeki eğitimin yanı sıra rehabilitasyon eğitimine de başladık.Hem bireysel hem de grup dersleri alıyorduk.Grup dersleri çocuğumla aynı tanıyı almış yaş aralıkları birbirine yakın birkaç çocuğun sosyalleşmesi açısından düzenlenmiş etkinliklerdi.İlk zamanlarda çocuğumun bütün bunlara ayak uydurması çok zor oldu.
Sürekli ağladığı için anne merhameti ile onu hemen o ortamdan alıp uzaklaşmak istiyordum.Fakat okuduğum makaleler, araştırmalar,bire bir şahit olduklarım beni frenliyordu.Kısa süre sonra alışmaya başladı.Kelime sayısı artıp kendini ifade etmeye başladıkça çocuğum günden güne değişir hale geldi.Uyku düzeni oturmaya başladı,geçirdiği öfke nöbetleri azaldı.Yaptığı bir çok şeyden zevk almaya başlamıştı.Ondaki bu olumlu değişmeler bunca zaman boşa kürek çekmediğimizi gösteriyordu. O ilk zamanlar sürekli ağlayan, kimseye bir şey belli edemeyen annenin yerine içini umutlar kaplayan bir anne gelmişti.Sürekli olarak eğitimcilere ileriye dönük yapabileceklerimle ilgili sorular sorup kendimi geliştirmeye çalışıyordum.ocuğum 48 aylık olunca okula da başladı.İlk yıl epeyce zorlandık.Çünkü çok hareketli olduğu için yerinde duramıyor yapılanlara ayak uyduramıyordu.Bu durumu da öğretmenimizle el ele vererek belli bir seviyeye getirdik.Bir sonraki yıl anasınıfına gittiğinde daha uyumlu arkadaşlarıyla oyun oynayan, oyun kurup liderlik yapan bir çocuk olmuştu artık.Hayali oyun oynamaya başlamıştı.
Ana sınıfı tekrarında gerek eğitimciler gerekse doktorlar çocuğun normalleşme sürecine girdiğini gördüler.Bu bizim için inanılmaz bir mutluluktu.Üç yıllık bir eğitim sürecinden sonra tanımız kalktı.2019 itibari ile kaynaştırma eğitiminden normal eğitime geçerek birinci sınıfa başladık.Şunu da biliyorduk ki bizim durumumuz ömür boyu hafif belirtilerle de olsa devam ediyordu.Bize düşen aynı kararlılıkla yolumuza devam etmemizdi.
Benim bu zaman zarfında anladığım tek şey vardı o da anne şefkati ile çözülemeyecek şey yoktu çünkü bu çocukların her şeyden önce sevilmeye ihtiyaçları vardı.Yeri geliyor onunla ağlıyor yeri geliyor kendi çocukluğunuzda yaşayamadığınız duyguları onunla tamamlıyorsunuz.Belli bir süre sonra, başlarda yaşamış olduğunuz bu durumun bir sınav mı sorusu yerini bu bir hediyeymiş algısı alıyor.Çünkü başlarda sınırlı şeyler yapabilen çocuk artık hemen hemen her şeyi yapabiliyor,sürekli sorular soruyor,çevresine ayak uydurmaya çalışıyordu.Bütün bunlar benim için hediye anlamına geliyordu.
Önemli olan inancımızı yitirmeden ,karamsarlığa kapılmadan var gücümüzle savaşmak.Bu bizim kaderimiz dersek ve bir şeylerin ardına sığınarak boş vermişliğe kapılırsak işte o zaman çocuğumuzu kaybetmiş oluruz. Yeri geliyor en yakınınız bile sizi anlamıyor, sizden ufacık bir desteği bile esirgeyebiliyor.Ebeveynlerden biri durumu uzun süre kabullenemiyor.İşte tüm bunlarla anneliğin verdiği o ilahi güçle hepsiyle baş edebiliyorsunuz.Yeri geliyor yolunuza taş koyan en yakınızdaki bile olsa hayatınızdan çıkarabiliyorsunuz.İsyan etmeden, sağlam bir inançla yolumuzu aydınlığa çıkarabiliriz.Kabullenme süresini ne kadar kısa sürede atlatırsak o kadar çabuk yol alır, çocuğu topluma kazandırabiliriz.Asıl önemlisi ben normal doğan çocuğumda anneliği tamamı ile yaşadığımı sanıyordum ki özel gereksinimli çocuğum dünyaya geldikten sonra bu hislerim değişti.Asıl şimdi anneliği iliklerime kadar hissedip yaşamıştım.Bizim anne oğul hikayemiz budur.
Bir anne oğul
Sakarya İlkokulu BATMAN
Nimet ERGÜL
Kızım 2. Sınıfa gidiyor işitme engelli.Kulaklığı olduğunda bizi çok iyi anlar ve çok heveslidr.Öğretmeni ne derse yapmaya çalışır.Birgün biri senin kızın da özürlü uğraşma dediğinde çok üzüldüm.Hepsi aynı belki geç öğreniyor ama çabalıyor.
Öğrenci:Beyzanur Y.
Anne: Murşide Y.
Yazır Şehit Osman Küçükdillan İlkokulu Selçuklu KONYA
Arzu ERÇİN
Fiziksel engelli bir kızım var.Bundan hiçbir zaman gocunmuyorum. Ama bazen zorluklarla karşılaşıyoruz. İlk kreşe başladığında , ilk anasınıfına başladığında , ilk ilkokula başladığında...
Toplum hayatına alışmamız başlarda çok zor oluyor. Çünkü toplumumuz engelliye nasıl davranacağı konusunda biraz zayıf. Çocuklar kızıma alışıncaya kadar “neden böyle yürüyorsun?” diye sorarlar. Çok tuhafıma gitti. “Düştüm'' diye cevap verdi. Neden öyle söylediğini bilemedim.
Sorduğum zaman “senin üzülmeni istemiyorum “dedi. Aynı gün ben de çok güzel yürümesi için ısrar ettim. Birden ağlamaya başladı.''Ben de güzel yürümeyi çok istiyorum. Ama olmuyor . Okulda da benimle dalga geçiyorlar “dedi. O gün kızımdan çok utanmıştım.
Aslı T.
Cahit Zarifoğlu İlkokulu Selçuklu KONYA
Aysun YAMAN
Ailemizin en küçük üyesi olan biricik oğlumuz erken (8 aylık ) doğduğu için çocuk doktorumuz çocuğumuzun gelişiminin yaşıtlarından 6 ay geriden takip edilmesi gerektiği konusunda bizi uyardı. Yürümesi ve konuşması yaşıtlarından biraz daha geç oldu. Fakat insan ilişkilerinde ve arkadaşlarıyla iletişiminde çok sosyal bir çocuk olduğunu gördük.
Kreşe başladığımızda kreş öğretmenimiz öğrenmesinde bir problem olduğunu bunu bir uzmanla görüşmemiz gerektiği yönünde bize tavsiyede bulundu. Biz de oğlumu çocuk psikiyatrisine götürdük.
Yapılan kontrollerde ve zeka testlerinde zihinsel bir problemi olmadığı , tıp dilinde “DİSLEKSİ (ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ)" olduğu konusunda rapor verildi. Doktorumuz bunun destek eğitimlerle aşılabileceğini ,bu konuda endişe etmememizi söyledi.
Bu raporla anaokuluna destek olarak bir özel öğretim kurumuna başladık. Devamında ilkokula başlamasında bir sıkıntı olmadığı için 1. Sınıfa başladık.
İlk dönem müfredat (el yazısı) sıkıntısından okuma yazma öğrenmesi konusunda çok zorlandık.Araştırmalarımız sonucunda disleksi olan çocukların düz yazı yazması gerektiğini öğrendik ve ikinci dönemde düz yazı yazmaya başladık.Özel öğretim kurumundaki öğretmenlerimizin ve ilkokul öğretmenimizin tavsiyeleriyle müfredat dışı takviye dersleri yaptık.
1.sınıfta öğretmenlerimiz ve aile olarak çok çaba sarfettik ama istenilen sonuca ulaşamayınca ailesi olarak çok üzüldük .Fakat öğretmenlerimiz bize bu gelişimin yavaş ilerleyeceğini, hiç beklemediğimiz bir anda atak yapabileceğini pes etmememizi söylediler. Oğlumuza güvenimizi hiç yitirmedik ve hep arkasında durduk. İlerleyen zamanlarda oğlumuzun atak yaparak okuyup-yazdığını görmek bizi çok sevindirdi ve güvenimizi boşa çıkarmadığını gördük.Şu anda akranlarıyla birlikte ders yapabilecek seviyede olduğunu görmek mutluluk verici. Bu seviyeye gelmesinde çaba gösteren ve bizi yüreklendiren oğlumuza ,bizi her konuda yardımcı olan ablamıza ve bizden desteklerini esirgemeyen öğretmenlerimize çok teşekkür ederiz. ESMA İ.
Ümide Güler Atsuren Anaokulu Selçuklu KONYA
Canan ÖZLÜOĞLU
Çok şükür bu günlerimize... Evimizin neşe kaynağı biricik oğlumuza bu hastalık teşhisi konulduktan sonra hiç vakit kaybetmeden neler yapacağımızı nerelere başvurup ne şekilde özel eğitim alacağını daha fazla ne yapmamız gerektiğini iyice araştırıp öğrendikten sonra koyulduk bu yola. Haftada 2 gün özel eğitim almaktayız. Fizik tedavi ve konuşma terapisi. Yavrumuzun bağışıklığı da çok düşük olduğu için 10 günde 1 glukofen evde kendimiz bağışıklık güçlendirici ilacını yapıyoruz. Bağışıklığı güçlendiği için hastalık riski de azalıyor. Bu yüzden okuluna ara vermeden gidip geliyor, normal hayatına daha güzel devam ediyor, sağlığı, neşesi yerinde olunca her şeyi zevkle isteyerek neşeyle yapıyor.
Konuşma terapisine konuşmasında hafif kekemelik olduğu için kekemeliği gidermek için başladık ve dil terapisti öğretmenimiz verdiği ödevlerde kaplumbağa tavşan konuşması uyguladı. Bunu çok severek ve isteyerek derslerine çalıştı oyun haline dönüşen her şeyi çok seven bir çocuk.
Tavşan gibi hızlı olup hızlı konuşursa derslerinde yanacağını, kaplumbağa gibi yavaş olup konuşmalarını da yavaşlatarak yaparsa dersi kazanacağını ve kekemeliğin giderileceğinin farkında olarak ve her zaman kaybetmeyi değil kazanmayı hedefleyen bir çocuk olduğu için derslerinde hep başarılı olmaya çalışmıştır. Bu oyun haline dönüşen dersini çok sevmiştir.
Anne: Merve S. Öğrenci: B.Emir S.
Şehit İbrahim Betin İlkokulu Selçuklu KONYA
ALi AKGÜLOĞLU
TATİL HEYECANI
Furkan’a A tipi otizm tanısı konulduktan sonra bütün aile olarak ne yapabiliriz diye birçok etkinliklerde bulunduk. Bunlardan bir tanesi de bireysel yüzme eğitimi oldu. Ancak Furkan havuza girdiği zaman boğulma korkusundan dolayı bir türlü başarılı olamıyordu.
2019 yılının yaz aylarında ailecek Furkan’ı bu fobisini yenmesi için deniz kenarında bulunan bir yerde tatil yapma kararı aldık. Mersin ilinin Taşucu ilçesinde yer ayırtarak bu yere gittik. İlk gün Furkan sahil kenarında oturarak hiç denize girmedi. Biz de ona hiç baskı yapmadık.
İkinci gün yine bizim gibi tatile gelen insanların çocukları denize girip oyun oynuyorlardı. Bu çocukların eğlendiğini denizin içinde oyunlar oynadığını görerek aslında suyun tehlikeli olmadığını, suyun içerisinde de oyun oynanabileceğini görmüş ve diğer çocukların yanına giderek o da suya girdi. Diğer çocuklarla oyun oynayarak boğulma korkusunu yendi. O günden sonraki günler Furkan denizden çıkmadı.
Bu olay ailecek sevinmemizi sağladı. Hem suya girme korkusunu atlatmış hem de başka çocuklarla iletişim kurmuştu. Bu durum bizi çok mutlu etti. Gitmiş olduğumuz tatil Furkan’ın hem motivasyonunu hem de kendine güvenini arttırmıştı.
Serife Akkanat ilkokulu Selçuklu KONYA
Zeynep Tuncay KALAYCI
2 yaşındaydı meleğim hafif otizm tanısı aldıgında doktorlar en önemlisi eğitim egitim diyorlardı ve bir de sosyal gelişimi bunun için çocukların yanında kaynaştırma olması için kreşe yazdırmam gerktiğini söylediler maddi durumum zayıftı ama çocuk olmalıydı etrafında, oğlumun dil gelişimi, sosyalliği için.Konuşmuyordu , etrafına ilgisizdi. Ağlama ve öfke nöbetleri vardı çok düşündüm ne yapabilirdim oğlumu alıp kent pazarına gittim. Kalabalıktan ağlamaya başlayan çocuk civciv satılan yerde sustu renkli civcivlere bakıyodu sana alayım mı birtanem desem de cevap yok aklıma orda bir fikir geldi cicivleri çocuklar çok severdi sarı mavi pembe bütün renklerden 6 tane aldım. Sitenin bahçesine çimenlerin üzerine bıraktım hepsi cik cik ses çıkarıyordu.Sami de onlara bakıyordu bütün komşuların zillerine bastım çocukları yollayın bakın ben ne getirdim Sami 'ye cicciv aldim gelin sevin, hepsi başımıza toplandi cıvıl cıvıldı her yer tabi Sami yine korkup kucağıma saklanıyordu ben durur muyum ortalarına oturup Sami 'yi kucağımda onlara alıştırrmaya çalışıyordum.
Beraber renkleri saydık hepsi birer isim koydu sahiplendiler yem su veren kucağına alan vardı. Bense bazen Sami'yi seslendiriyordum, bazen civcivleri bu çocukların çok hoşuna gidiyordu kimisi Sami 'yi çağırıyor kimi elini tutuyordu.bu arada komşularım yani anneler de bize imrenip yiyecek pastalar ,börekler, içecekler hazırladılar. Onlar da bize katıldı. Zaman zaman Sami için uygun kreş ortamını bulmuştum ,bu durum civcivler biraz büyüyünce köye gönderdik. Çocuklar Sami 'ye Sami de onlara alışmaya başlamıştı. Minik civcivlerle büyük degerli bir işe başlamıştık .Sami 'nin sosyalleşmesinde ilk adımı atmıştık sonra devam ettik ilerledik. Ben de çocukları çok sevdiğim için onlardan geri dönüş almak çok güzel oluyor.
Kısaca otizmle savaşmak yerine onu anlamaya çalışıp eğitimle dize getirip sosyalliğiyle yaşatıp oğlumun yaşam kalitesini yükseltmeye çalışan çabalayan bir annenin çok sayıda olan anılarından sadece birisi. Güzel bir anı. Nice guzel anları da onunla yaşamak adına
Anne: Şerife K. Öğrenci:M.Sami K.
Ümide Güler Atsüren Anaokulu U Selçuklu KONYA
Dilek ÖZMEN
Bir gün sınıf öğretmenimizden bir telefon geldi. O günü hiç unutamıyorum. Çünkü otizmli oğlum Mehmet hiç umulmadık ve beni hayrete düşürecek bir davranış sergilemişti. Özel eğitim merkezine gitmesine rağmen göz teması kurmayan, iletişime açık olmayan oğlum sınıf arkadaşlarından Badenin koluna sarılmış, Sevgili öğretmenimiz bu olayı büyük bir heyecanla bana anlattı. Öğretmenimiz bu olay karşısında çok duygulanmış ve beni arayarak haber vermişti. Bende bu olay karşısında gözyaşlarımı tutamadım ve oğlumun okuldan gelmesini sabırsızlıkla bekledim. Bir anne olarak otizmli oğlumun temas olarak bile biri ile iletişime geçme çabası benim için unutulmayacak anlar arasına girdi.
Anne: M. ŞERİF Y. Öğrenci:HAMİDİYE Y.
Hazırlayan:Durdu UYSAL
Nene Hatun Anaokulu KARAMAN
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $7.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $7.59+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!