Masal battaniyemizin her parçasının yapımında, birleştirilmesinde ve onlara ait masalların yazımında, seslendirilmesinde emeği geçen tüm proje öğretmenlerimize ve öğrencilerimize sonsuz teşekkürler...

MASALLAR
DİYARI
Masallar Diyarı eTwinning Projesinin öğretmen ve öğrencilerinin katkılarıyla hazırlanmıştır.
Seslendiren: Seçkin SELİMOĞLU

Bir varmış bir yokmuş.. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, devler cirit atar eski hamam içinde.. Çok eski zamanlarda uzak bir diyarda; içinde çeşit çeşit ağaçların, şırıl şırıl akan derelerin, mutlu mesut yaşayan hayvanların olduğu bir orman varmış. Bu ormanda birbirini çok seven iki arkadaş varmış, Köpek ile Kurt. Öyle iyi arkadaşlarmış ki, birbirlerinden hiç ayrılmaz, her yere birlikte giderlermiş. Biri ne yapacak olsa mutlaka diğerine danışırmış. Biri bir yere gidecek olursa mutlaka arkadaşına haber verirmiş. Yine bir sabah önceki gün sözleştikleri gibi kurt arkadaşı köpeğin evine gelmiş. Gelmiş gelmesine ama arkadaşı köpek evde yokmuş. Kurt her yere bakmış, bakmış ama köpeği bir türlü bulamamış.
Resimleyen : Ayşe ÇORAMIK
Yazan : Ayşe Nur MERCAN

Sanki yer yarılmış içine girmiş. Nerede olabilirmiş acaba? Dikmiş kulaklarını başlamış düşünmeye kurt... Düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş... Ormandaki diğer hayvanlara sormaktan başka bir çaresi de yokmuş sanki. İlk önce elma ağaçlarının olduğu ormanın arka tarafına gitmeye karar vermiş. Belki canı elma çekmiştir köpeğin diye düşünmüş. Varmış gelmiş elma ağaçlarının olduğu yere sağa bakınmış, sola bakınmış ama köpek orada da yokmuş. Tavşan zıp zıp gelmiş kurtun yanına. “Hayırdır kurt kardeş kulaklarını dikmiş, yine neyin peşindesin ?"
demiş. Kurt tavşana bakmış. "Yok, yok öyle zannettiğin gibi değil. Köpek ortalarda yok. Sabah kulübesine gittiğimde yoktu. Bu saat oldu hala haber yok. Ona bir şey olmasından endişeleniyorum” demiş. Tavşan elindeki bal gibi tatlı havuçtan bir ısırık daha alarak dikmiş kulaklarını başlamış düşünmeye. Düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş...
Resimleyen : Adile AK
Yazan : Seçkin SELİMOĞLU
Ormandaki diğer hayvanlara sormaktan başka bir şey gelmemiş aklına. Ve tavşanla birlikte kirpiye sormaya karar vermişler. Yaklaşmışlar ikiz kirpilerin yanına, kurt sormuş “ Köpeği gördünüz mü hiç? Köpek ortalarda yok. Sabah kulübesine gittiğimde yoktu. Bu saat oldu hala haber yok. Ona bir şey olmasından endişeleniyorum” demiş. İkiz Kirpiler dikmiş iğnelerini, başlamış düşünmeye. Düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş... Biri demiş ki "gördüüüüm tabi, gördüm ben köpeği. Bu sabah mı? Dün sabah mı? Evvelki sabah mı? Bilmem ama gördüm tabi arkadaşımı. Şu tarafa ormanın sağındaki çam ağaçları ile çevrili yola doğru gitti." Sonra diğer kirpi girmiş lafa. "Aaaaaa" demiş. "Evet evet bende gördüm. Bu sabah mı? Dün sabah mı? Evvelki sabah mı? Bilmem ama; şu tarafa, ormanın solundaki kavak ağaçları ile çevrili yola doğru gitti." Kurt ve tavşan bakakalmışlar birbirlerine. Uzaklardan eşeğin sesi gelmiş o anda kulağına. Bakınmışlar etrafa mısır tarlasından geliyormuş ses. "En iyisi şu ilerideki mısır tarlasında var gücüyle anıran eşeğe sorayım kirpilerden bize hayır yok demiş." kurt. Düşmüş yolaa....

İlerledikçe artan bu sese kabartmış kulaklarını. "Aaa iii aaa iii" bu eşeğin sesi olmalıymış. O anda tarlanın kenarından birden çıkıvermiş sanatçı eşek. "Yahu eşek kardeş ne kadar gür bir sesin var senin." "Bana sanatçı eşek derler bu diyarda en güzel ses benimdir. Sesim o kadar gürdür ki dağları tepeleri aşar tüm hayvanlara sesimi duyurabilirim" demiş. Bunu duyan kurdun birden aklına bir fikir gelmiş. Demiş ki eşeğe. "Eşek kardeş ben çok sevdiğim arkadaşım köpeği bulamıyorum. Şu senin gür sesinle bir seslensen olur mu?" diye sormuş. "Tabi olur" demiş.
Çekmiş içine nefesini tam seslenecek. Hoop kocaman bir sinek girivermesin mi içeriye. "Öhöö Öhöö öhööö" öksürmeye başlamış bizim sanatçı eşek. Kurt sırtına vurmuş "aman aman kendine gel iyi misin?" Koşmuş tarlanın yanında bulunan nehirden bir kap su getirmiş eşeğe, eşek sudan içince rahatlamış ama artık, gür sesini kaybetmiş.
Resimleyen : Tuğba Eğin IŞIK
Yazan : Samet SALİH

Resimleyen : Birgül Berna UYSAL
Yazan : Gülay AYIN
Eşekten de fayda gelmeyince yürümeye devam etmiş bizim Kurt. Az gitmiş uz gitmiş ormanın derinine doğru gide gide bakmış ki bir arpa boyu yol gitmiş. İleride ağaca asılı bir ağ içinde kocamaaaan bir aslan varmış. Ağın üzerinde de ağı 2 dişiyle kemirmeye çalışan bir fare. Gitmiş farenin yanına "ne yapıyorsun sen burada" demiş. "Şu küçücük halinle koca aslanı sen mi kurtaracaksın" diye eklemiş. Fare demiş ki "küçümsemeyin beni, birlikten kuvvet doğar görürsünüz şimdi." Çağırmış arkadaşlarını bizim fare, hepsi birden ağı kemirince aslan kurtulmuş. Şaşmış kalmış bizim kurt bu duruma.Demiş ki sonra
"Eee fare söyle bakalım, köpeği gördün mü buralarda?" Fare demişki, "bir ara yanımdan geçti sanki ama ben o kadar meşguldüm ki ne yana gittiğini göremedim." Aslan söze girmiş demiş ki "ben gördüm, gördüm ama yönünü bilemedim." Bakmış kurt olacak gibi değil bunlardan da fayda yok devam etmiş yoluna..

Tüm bu olanları masmavi gökyüzünde uçarken gören kuş kurda seslenmiş. "Cik cik cikkkk cikkkk" diye. "Kurt kardeş , kurt kardeş! Tüm olanları duydum." demiş. "İstersen bende sana yardım edebilirim" diye eklemiş. Kurt "gerçekten mi?" demiş çok mutlu olmuş. "Ben aşağıdan ararım, sende yukarıdan böylece daha kolay buluruz" demiş. Kuş "tamam" demiş başlamışlar aramaya. Az gitmişler uz gitmişler. Tam derenin kenarından geçerken birde ne görsün kuş yukarıdan. Derenin kenarında yerde baygın yatan bir köpek. Biraz daha yakından bakınca bunun kurdun arkadaşı olduğunu anlamış. Hemen kurdun yanına uçmuş. "Kurt kardeş, kurt kardeş" diye başlamış sevinçle bağırmaya, "gördüm gördümmm evet gördümmmmm" diye.
Resimleyen : Ayşenur YILMAZ
Yazan : Süleyman Ozan KÖSE

Masal bu ya ; kuş gökyüzünün maviliklerinde kanat çırpıp köpeği gördüğünü söyleyene kadar, zaman su gibi akmış . Saatler saatleri, günler günleri kovalamış . Güneş sımsıcak yüzünü gösterip çölü ısıtırken meğerse köpekçik sıcağı gördüğü için uyuya kalmış. Kurt, arkadaşı köpeğin yanına gelip seslendiğinde ne olmuş dersiniz? Köpek yüzünde büyük bir gülümseme ifadesiyle arkadaşını gördüğü için nasıl mutlu olduğunu patilerini havaya kaldırıp selam vererek göstermiş. Kurt köpeğe neden ona haber
Resimleyen : Yasemin TEĞİZ
Yazan : İbrahim GÜNDOĞDU
vermeden ayrıldığını sormuş. Köpek arkadaşından özür dilemiş. Yüksek dağlarla çevrili , dümdüz olan bu yerde yalnız olmadıklarını farketmişler. Onların arkadaşlıklarını ilgiyle izleyen çok sevimli bir kedi, develer ve inekler onlara selam vermişler. Bir süre onlarla sohbet eden iki kafadar arkadaş vedalaşıp evlerine dönmek üzere yol almışlar.

Az gitmişler uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler, bir arpa boyu kadar yol gitmişler. Derken bir kulübenin yanına gelmişler, etraflarına şöyle bir bakmışlar. Bir de ne görsünler kaplumbağalar şarkı söylüyor. Onları gören kaplumbağalardan biri selam vermiş. "Hoş gelmişsiniz arkadaşlar, bizde tam yeni öğrendiğimiz şarkıyı Hasan amcaya söylüyorduk. Bize eşlik etmek ister misiniz?" Bizim köpekle kurt çok sevinmişler. Hemen onlarla beraber şarkıyı söylemeye başlamışlar.
"Diyar diyar gezerim, az giderim uz giderim,
Masal sonunda gökten, 3 elma düşürürüm,
Yeni arkadaşlarla tanışırım, lay lay lala layy layyy layyy"
Kurt ile köpek şarkıyı öğrenmenin mutluluğuyla arkadaşlarıyla vedalaşmışlar. Yeni bir serüvene doğru yola koyulmuşlar.
Resimleyen : Ülgen KUNT
Yazan : Deniz SEREN ALTUN

Resimleyen : Nihal KÜNDÜN
Yazan : Özlem Hilal ÖZYÜREK
Yola koyulmuşlar koyulmasına ama nereye gideceklerine bir türlü karar verememişler. Çünkü yol ikiye ayrılıyormuş ve bu yolun biri dar, biri genişmiş. Köpek “dar yoldan gidelim, belki karşımıza yeni arkadaşlar çıkabilir, yeni oyunlar oynayabiliriz ”demiş. Kurt da “hayır hayır! Geniş yoldan gidelim. Burası geniş bir yol olduğuna göre bu yol mağaraya gidiyor olabilir” demiş ve eklemiş “Şimdi hatırladım. Ormanda gezintiye çıktığım bir günde, atlarıyla ormanda gezen insanlar gördüm. İçi altınlarla dolu olan mağarayı konuşuyorlardı. bu rüyamdaki mağara olabilir. Haydi gel bu yoldan gidelim.” demiş ve iki arkadaş düşmüşler tekrar yola.
Geniş yolun her iki tarafında da kocaman kocaman ağaçlar diziliymiş. Ağaçların arasında iki arkadaş sohbet ederek epey yol almışlar. Ağaçların bitmesiyle karşılarında bir de ne görsünler? Kocaman bir mağara ve mağaranın önünde de mağaraya girmeye çalışan bir köylü. Ancak kurt birden arkadaşı köpeği çekmiş yandaki çalılıkların arasına . Köpek olanı biteni anlamamış. “ Heyyy ne oluyor!” demiş. Kurt “bak, sana bahsettiğim atlılar buraya doğru geliyor.”demiş ve “şşşiii, sessiz ol!” diye uyarmış. Atlar o kadar hızlı gelmişler ki her yeri toz bulutu kaplamış. Atlılar mağara önündeki köylüyü görünce çok sinirlenmişler. “Ne işin var senin burada beee adam?” diye bağırmış biri. Köylü korkudan ne diyeceğini bilememiş. Kurt ve Köpek ise "köylüye yardım etmeliyiz" demişler ve başlamışlar düşünmeye.

Resimleyen : Şelale YILMAZ KÖSE
Yazan : Tuğçe ÇALIK
Köylü adamın yüzünden terler boşala dursun bizim Kurt ve Köpek, ani bir kararla adamın yanına gelivermişler ve adamın bacaklarına sürünmeye başlamış Köpek. “Hah buradasın demek Köpekçik sabahtan beri seni arıyordum.” demiş. Atlılar bu açıklama karşısında köylü adamın gitmesine izin vermişler. Köylü adam, Kurt ve Köpek oradan birlikte ayrılırken rahat bir nefes almışlar. Mağaradan iyice uzaklaştıklarına emin olduklarında Köylü adam , Kurt ve Köpeğe teşekkür etmiş ve ayrı yollara sapmışlar.
Kurt ve Köpek, mis kokulu çiçeklerin ve salkım söğütlerin olduğu patikada yürümeye başlamışlar. Hassas burunlarına mis gibi yemek kokuları gelmiş taş bir evden ve o eve doğru yürümüşler. Meğer bu evde yıllar önce tanıştıkları Tilki İle Leylek yaşıyormuş ve yemek yemek üzerelermiş ki eski dostları Kurt ve Köpeği fark edince onları da içeri buyur etmişler.

Resimleyen : Tuğba KORUCU CENGİZ
Yazan : Emine AKIN
Tilki ve Leylek arkadaşları Kurt ile köpeğe ziyafet sofrası hazırlamışlar. Bu ziyafet sofrasında neler varmış neler...Kurt ile köpek karınlarını iyice doyurmuşlar. Arkadaşları tilki ve leyleğe teşekkür ederek oradan ayrılmışlar.
Hava çok sıcakmış. Yorulmuşlar, susamışlar. Gölden kana kana su içmişler. Sonra ağacın dibinde dinlenmeye karar vermişler. O sırada oradan atıyla geçen bir şehzade onlara selam vermiş. "Nereden gelir nereye gidersiniz arkadaşlar?" Kurt "Dereleri tepeleri aşarak, selamlaşarak, kucaklaşarak diyarlardan diyarlara gideriz şehzadem" demiş. Köpekse "Sen
nereye gidersin şehzadem?" demiş. Şehzade "Ben de ay kızımı bulmaya giderim. Bana yol arkadaşı olur musunuz?" diye sormuş. Kurt ile köpek düşünmüşler, düşünmüşler ama üşenmemişler ve ona katılmaya karar vermişler. Az gitmişler uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler, arpaları yol etmişler. Bir çobana rastlamışlar. Çoban da bir taraftan koyunlarını otlatırken bir taraftan da kavalıyla türkü söylüyormuş. "Ağ dağlar dere tepe sular çağlar, Ay kızın gözleri ceylan gibi bakar,Yedi gözlü dev nasıl sırra kadem basar, Oyyy oyyy oyyyyy"

Resimleyen : Belgin OGAN
Yazan : Ali ÇELİK
Kurt ile köpek çobana rast gelene kadar yol boyunca şehzadeye nasıl yardım ederim diye düşünmüşler. Çobanın türküsüne karşılık kurt başlamış söylemeye;
"Dağları aştık da geldik, Ay kızı bulmaya geldik, Şehzadeye yardım ettik, Yedi gözlü devi kaybettik. Bizde çobanla birlik ettik, koyunların yünlerini kestik, bir halı ettik, halıyı Yedi Gözlü Dev’e hediye ettik. Buna sımsıkı sarıl üşümeyesin dedik, Dev bizi dost sansın biz Ay kızı bulmaya geldik. "
Kurt ile Köpeğin bu planına karşılık, Yedi Gözlü Devinde bir planı varmış. Ay kızı almaya gelenleri yakmak için kuyu kazıp içine ateş yakmış üzerini de kapatmış.

Resimleyen : Nesrin DURAN
Yazan : Havva AY
Yedi Gözlü Dev kendilerinden önce gelen hediye edilen halıya sarılıp uyumaya başlamış. Üzerini örttüğü kuyu da alev alev yanıp dururmuş. Dev yeri göğü inleten horlamasıyla uyuyadursun bizim şehzade önde, arkada Kurt ile Köpek Yedi Gözlü Dev’in yaşadığı korkunç yere varmışlar. Etrafa bakınıp Ay kızın nerede olduğunu anlamaya çalışırken sarı sarı buğdayların kımıl kımıl olduğunu fark etmişler. Önce hepsi korkudan titremeye başladıysa da Şehzade tüm cesaretliyle kılıcını çekmiş, tehlikeye karşı hazır bekliyormuş. O sırada olanları izleyen Kurt ile Köpek birde ne görsünler....
Sarı buğdayların içindeki; geçen yıl tarlayı sürmek için yardım ettikleri çalışkan öküz, salına salına karşıdan gelmiyor mu? Önce rahat bir nefes alıp hemen durumu Şehzadeye bildirmişler. Olan biteni bir çırpıda anlatan Kurt ile Köpek öküzün onlara yardım edip edemeyeceğini sormuşlar hemen. Çalışkan öküz bakmış Şehzade Aykız’ın aşkından yanıp tutuşuyor hemen yardım etmeyi kabul etmiş tabi. Ancak bir şartı varmış. Yedi Gözlü Dev’in tam yedi gözü varmış evet ama gözleri sadece geceleri iyi görürmüş. Bu yüzden sabah olup gün ağardığında Aykız’ı kaçırmayı teklif etmiş. Sabahı beklemenin akıllıca olduğunu düşünen Şehzade, Kurt ve Köpek kocaman bir ayva ağacının altında uyumaya başlamışlar. Gün doğduğunda uyandıklarında da gözlerine inanamamışlar.

Resimleyen : Gülden ŞAHAN
Yazan : Kader DUMAN
Ay geçmiş , gün geçmiş , birde ne görsünler. Gökteki ay gibi güzel mi güzel, ince belli, bal dudaklı, buğdaydan daha sarı saçları olan bal kız karşılarında durmuyor muymuş. Duruyormuş durmasına da hiç hareket etmiyormuş . Bizim kısa boylu , uzun bacaklı şehzademiz , bal kızın atına sormuş. "Bal kız uyuyor mu ? Uyanık mı ?" diye . At demiş ki "Gözleri fincan gibi şangır şangırsa uyuyordur . Hafif sönükse uyanıktır." Şehzade eğilip Balkız'ın gözlerine bakmış. Bal kızın gözleri şangır şangırmış. Şehzade hemen Balkız'ı uyandırmış . Şehzade "Çabuk gitmeliyiz, yedi gözlü deve yakalanmamak için buradan kaçmalıyız." demiş. Balkız'ın atına binip Şehzade ve Balkız düşmüş yollara. Gitmişler, gitmişler, az gitmişler, çok gitmişler. Ama bir arpa boyu yol gitmişler. Derken...

Resimleyen : Fatma ERDEMİR
Yazan : Aynur ÖZKAN
Sap sarı limon ağaçlarının olduğu , hayvanların neşe içerisinde yaşadığı Şahzadenin Şatosuna geliyorlar . Bizim şehzade ve bal kız mutlu mesut yaşaya dursun bizim köpek ile kurt :
Dağları aştıkta geldik
Aykızı aldıkta geldik
Şehzade ye yardım ettik
Yedigözlü devi yendikte geldik
Şarkısını söyleyerek düşmüşler yola. Az gitmişler uz gitmişler dere tepe düz gitmişler.

Resimleyen : Ayşegül KOL
Yazan : Arife ABAK
Geri dönüp bakmışlar ki bir çuvaldız yıldız gitmişler. Ha babam şurada dur, ha babam burada dur derken bizim köpek ve kurt şarkılarla türkülerle neşe içinde gide gide bir değirmene gelmişler. Gelmişler gelmesine ama hava kararmış gece olmuş. Değirmene yaklaştıklarında aksakallı değirmenci dede ve oğlu ile karşılaşmışlar. Tanışıp, kaynaşmışlar, başlarından geçen olayları anlatmışlar. Değirmenci dedenin misafiri olmuşlar. Turuncu pencereli, turuncu çatılı küçük kulübede sabahın seher vaktine kadar hep birlikte sohbet ederken uyuyup kalmışlar.

Resimleyen : Başak YILMAZ
Yazan : TÜM EKİP
Her gecenin bir sabahı olduğu gibi o geceninde sabahı olmuş . Bizim iki kafadar , içinde çeşit çeşit ağaçların, şırıl şırıl akan derelerin, mutlu mesut yaşayan hayvanların olduğu ormanlarına doğru yola çıkmışlar. Onlar geledursun geri döndüklerinin haberi onlardan önce ulaşmış ormana. Haberi alan arkadaşlarını bir neşe sarmış. hazırlıklara koyulmuşlar. Kurt ile köpek kulübelerine vardıklarında bu sürprizle karşılaşmışlar . Arkadaşları tilki ile leylek , onlar için bir sofra kurmuş bekliyorlarmış. Oturmuşlar sofranın başına, yaşadıklarını bir bir başlamışlar anlatmaya. o günden sonra da hep birlikte bu ormanda mutlu mesut yaşamaya devam etmişler .
Gökten üç elma düşmüş; biri masalı anlatanın başına, biri dinleyenin başına , diğeri de bizim Kurt ile Köpeğin başına ”


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(3)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $4.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $4.19+) - DOWNLOAD
- LIKE (3)
- COMMENT ()
- SHARE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE(3)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!