
ÖN SÖZ
"Dünya'yı Kurtarmak" 2019-2020 eğitim öğretim yılında, 21 yy. öğrenci becerilerini desteklemeyi temele alan, bilgi işlemsel düşünme becerilerinin disiplinlerarası yöntemle kullanıldığı etkinliklerin uygulandığı bir eTwinning projesidir.
Bu projede ana hedefimiz Dünya'mızı, Dünya'daki kara ve su oranını öğrencilerimizin bilmelerini sağlamak, Dünya'nın katmanlarını öğrencilerimize öğretmek ve çevre bilinci kazandırmaktır.

"Dijital Hikaye Yazıyorum" etkinliğimiz için proje öğretmenleri ve öğrencileri birlikte bu hikaye kitabını yazdık. Kitaptaki hikayeler, eTwinning’in temel amaçlarından biri olan işbirlikli öğrenme serüvenimizi anlatan, uyguladığımız çalışmayı özetleyen öğrenme yolculuğumuzdur.
“Dünya’yı Kurtarmak” proje çalışmalarımız sonucunda ortaya çıkan bu kitapta emeği olan başta “Dünya’yı Kurtaracak Kahraman Çocuklarımız” öğrencilerimize, proje ortağımız öğretmenlerimize ve desteğini esirgemeyen velilerimize teşekkür ederiz.

İÇİNDEKİLER
Görev: Dünya'yı Kurtarmak /Burak YAVAŞ.............................................. 4
Proje Afişimizi Seçiyoruz / Bahar AVCI.........................................................8
Logo Seçimi Heyecanı /Caner AVCI...............................................................14
Diğer Kahramanlarla Tanışıyoruz / Hatice YILDIRIM..........20
Dünya'mızı Tanıma Vakti / Işılay GÜNEŞ TORUN...............................24
Zaman Yolculuğuna Çıkıyoruz / Meral YILMAZ...........................30
Büyüyünce Ne Olacağız? / Salih KAYA.........................................................37
Yaş Hesaplamaları Yapıyoruz / Seda ÖZDEMİR...................................44
Problem Çözüyoruz / Zübeyde SAYSAL ARAZ........................................50
Ekolojik Ev Tasarlıyoruz / Melek BAŞARAN............................................56
Atık Malzemelerden Araba Tasarlıyoruz / Songül ÖZCAN.....63
Sanki Her Tarafta Var Bir Düğün / Nuran AKKIN..................................74
Dijital Hikaye Yazıyoruz / Fazilet BOLAÇ AKIŞ............................................80
Maceramız Sona Eriyor / Selda KIYAMÇİÇEK................................................85
Düzenleme / Esra AKSOY KUMCU
GÖREV: DÜNYA’YI KURTARMAK
Doğa heyecanla okulun açılmasını ve arkadaşlarıyla birlikte yeniden derslere başlamayı isterken, Toprak tatilin devam etmesini istiyordu. Toprak okulda derslerin olmasından ve ona verilen görevleri yapmaktan hoşlanmıyordu. Yaz tatili bitmiş ve okullar yeniden açılmıştı. Doğa ile Toprak aynı sınıfta öğrenciydiler. Öğretmenleri ve sınıf arkadaşlarıyla hasret gidermeye başladılar.
Yaz tatillerinde neler yaptıklarını birbirlerine anlatıyorlardı. Öğretmenleri hepsini dinledikten sonra yeni eğitim- öğretim yılında neler yapacaklarını anlatmaya başladı.


Bu yıl okul olarak yeni bir projeleri olduğunu ve zaman içerisinde,bu projeleri için onlardan görevler gerçekleştirmelerini isteyeceğini söyledi.
Doğa merakla sordu: “Öğretmenim görevimiz ne olacak ?”
Öğretmenleri cevap verdi: “ Dünyamızı Kurtaracağız” dedi.
Toprak ise bu konuşmalardan hiçbir şey anlamamıştı. Dünya’yı nasıl kurtaracaklardı? Onun için merak konusu olmuştu. İzin almadan hemen konuştu: “Biz nasıl Dünya’yı kurtaracağız öğretmenim ?”
Öğretmenleri çocukların meraklanmasından çok memnun olmuştu. Her işte olduğu gibi bu proje deki görevlerin bir zamanı olduğunu, zamanla Dünya'mızı Kurtaracağız diyerek onları merakta bıraktı.
Çocukların sorularına cevap veremeden zil çalmıştı. Öğretmenleri teneffüs için çıkarken sınıfa dönerek “ Haftaya projeye başlayacağız. Sizler yeni kahramanlarımız olacaksınız” diyerek sınıftan çıktı.
Doğa ile Toprak birbirlerine bakıyordu. Tüm sınıf gibi onlar da gelecek haftayı beklemeye başladılar.
Öğretmenleri onlara bu projelerinin farklı illerden sınıfların ve okulların katılımıyla gerçekleşeceğini, bu süreçte onlara sekiz görev vereceklerini ve bu görevlerin hepsinin çok önemli olduğunu söyledi. Dünya'mızı Kurtarmak için hazır olmalarını istedi.
PROJE AFİŞİMİZİ SEÇİYORUZ
Hafta sonu bir türlü geçmek bilmiyordu. Doğa neredeyse saatin yelkovanını parmağıyla iterek zamanı ileri almak istiyordu. Öğretmeninin; “Sizler yeni kahramanlarımız olacaksınız.” sözleri aklından bir türlü çıkmıyordu. Cuma gününden bu yana öğretmeninin proje ile ilgili nasıl bir görev vereceğini, projenin nasıl ilerleyeceğini merakla bekliyordu. Sonunda merakı galip geldi. Arkadaşı Toprak'la konuşmaya karar verdi. Doğa: "Alo. Toprak merhaba!"
Toprak:"Merhaba Doğa, nasılsın?” Doğa: “Hafta sonu rahatsız etmek istemezdim Toprak. Ancak dayanamadım.
Öğretmenimizin yeni proje fikrini paylaşması beni çok heyecanlandırdı. Sence gerçekten kahraman mı olacağız?”
Toprak: “Doğa gerçekten heyecanını anlıyorum. Ancak şu an sürükleyici bir oyunda bölüm atlamak üzereyim. Bir önceki projede yaptıklarımı düşününce bu projede görev almak konusunda pek istekli olduğum söylenemez. Dünya’yı kurtarma görevi senin omuzlarında ilerleyecek sanırım.
Doğa: “Toprak, lütfen endişelenme. Ben projede sana her türlü desteği vermeye hazırım.Ayrıca projelerin gerçekleşme amacı da bu değil mi?"
Birbirimize destek olarak, fikirlerimizi paylaşarak başarıya ulaşmak.
Toprak: “İyi ki aradın Doğa. Şimdi içim rahatladı. Yarın görüşürüz o halde.”
Doğa: “Görüşmek üzere Toprak.”
Güneş evlerin çatılarını aydınlatırken çoktan uyanan Doğa, evlerinin önünde okul servisini beklemeye başlamıştı bile. Sınıfa geldiğinde heyecanı bir kat daha artan Doğa, zilin çalması ile birlikte sabırsızlıkla öğretmenini beklemeye başladı. Öğretmeni sınıfa girer girmez göz göze gelerek projeyi hatırlatmak için çırpındı.
Doğa dayanamadı; “Öğretmenim Dünya'yı Türkçe mi kurtaracağız?”Sınıfta kurulan bu cümleye gülüşmeler oldu.Ardından öğretmeni Doğa’nın sabırsızlığını fark ederek proje konusunda minik bir bilgilendirme yaptı. Görev dağılımı için Fen Bilimleri dersini beklemesi gerekecekti.
Fen Bilimleri dersinde öğretmen sınıfa projeleri hakkında twinspace sayfasından yararlanarak tanıtım ve bilgilendirme yaptı.Doğa bu ders saatinde Toprak'la oturarak ona destek olmak istemişti.
Proje hakkında bilgilenen öğrencilerin ilk görevi gelmişti.Proje içeriğine uygun afiş hazırlayacaklardı. Daha önce birçok projeyi birlikte yürüttükleri web 2.0 araçlarını kullanma becerilerini oldukça geliştirmişlerdi.
Tüm öğrenciler tabletlerini hazırlayarak birçok değişik uygulamayı kullanmaya başladı.Öğretmenleri masalarının yanından geçerken hayranlığını gizleyemiyordu. Dersin son beş dakikası gelmişti bile. Tamamlanan afişler etkileşimli tahtaya yüklenerek oylama
yapıldı. Sınıf arkadaşları Toprak ile Doğa'nın afişini sınıf temsilcisi seçerek ödüllendirdiler.Bu başarı aynı zamanda dayanışma ve paylaşımın da ödüllendirilmesi ile oldu.

OYLAMA SONUCU 1.SEÇİLEN AFİŞ


LOGO SEÇİMİ HEYECANI
Tasarım, düzenleme, oylama, sosyal medya hesaplarına yükleme derken haftanın son okul günü ne de çabuk gelmişti. Haftanın son ders gününde öğretmenleri gelecek haftanın planlamasını duyurdu. Projelerinin yeni görevi proje içeriğini yansıtan bir logo tasarlamaktı. Verilen her yeni görev Doğa’yı yeniden heyecanlandırıyordu. Birlikte çalışmanın verdiği güven duygusu Toprak'ın da projeyi sahiplenmesini sağlamıştı. Son çalışmalarının başarısı Toprak'ı ayrıca gururlandırmıştı. Bu yeni görevde de başarılı olmak için ellerinden geleni yapmak üzere sözleştiler. Üstelik Toprak uzun süredir dijital tasarım programları ile ilgileniyordu. Bu ilgi onları çalışmada bir adım öne geçirebilirdi.
Düzenleme yapmak için hafta sonunu fırsat bilen ikili cumartesi günü Topraklarda buluşmak üzere sözleşerek heyecanla okuldan ayrıldılar.
Doğa akşam yemeği sırasında proje hakkında ailesini bilgilendirdi. Doğa proje tanıtımı yaparken annesi de bir taraftan bulaşıkları sudan geçirerek bulaşık makinesine yerleştiriyordu. “Dünya’yı Kurtarmak” projesi ve ailesine aktardıkları o anda Doğa’nın gözünde kıvılcımlar çaktırdı. “Anne!” diye bağırdı birden. Annesi bir an duraksadı. Neler olduğunu anlayamamıştı. “Kızım bir şey mi oldu?” diyebildi sadece. Doğa; “Düşünsene, Dünya’yı Kurtarmaktan, kara ve su oranlarından bahsediyoruz.Dünya’yı kurtaran kahramanlar olmak istiyoruz.
Ancak tüm bunları anlatırken bir taraftan da suyu sürekli açık tutarak bulaşıkları sudan geçiriyoruz.İçilebilir su kaynakları ne kadar kısıtlı oysa.” diyerek üzüntülü bir ifadeyle akan suya baktı.Annesi de ona haklılığını desteklercesine başını sallarken bir anda; “Kızım çok haklısın. Kapatalım hemen musluğu ve bulaşıkları silerek makineye yerleştirelim?” dedi.Doğa’nın gözleri yeniden ışıldamaya başladı; “Evet anneciğim, kahraman olmaya başladık bile” dedi. Gülüştüler.
Sabah erkenden uyanarak ödevlerini yapan Doğa, Toprakların evinin yolunu tuttu. Sözleştikleri gibi saat 11:00’de buluştular.Toprak bilgisayarının başında hazır bekliyordu.Projeyi düşündüler. Doğa bir önceki akşam yemek sonrası annesi ile aralarında geçen konuşmayı anlattı.
Toprak da akşam biraz araştırma yapmış, birkaç ön çalışma çıkarmıştı. İşe koyuldular. Her geçen gün daha çok kahraman gibi hissediyorlardı. Bir Dünya Haritası resmi ile işe başladılar. Ardından onu masmavi çevreleyen temiz bir gelecek ifadesi olan elips çizdiler. Sonsuzluğun sembolü olan daire olmazsa olmazdı.İç içe iki daire çizerek etrafına projelerinin ismini büyük harflerle yazdılar. “DÜNYA’YI KURTARMAK”. Tüm çevrelerine Dünya’yı kurtarma isteklerini haykırmanın bir şekliydi bu büyük harfler.
Logo çalışmalarını elektronik posta ile öğretmenleri ile paylaştılar. Öğretmenleri yarım saat geçmeden dönüş yapmıştı bile. Logo çalışmalarını çok beğendiğini bildiren bir mesaj ile üstelik. İkili sabırsızlıkla logo çalışmalarını projenin twinspace hesabına yüklediler.
Toprak çalışmalarını sosyal medya hesaplarında da paylaştı. Yürekleri Dünya için güzel bir şey yapmanın heyecan ve mutluluğu ile kıpır kıpırdı. Bu güzelliği parkta arkadaşları ile oyun oynayarak kutlamak istediler. Toprak'ın babası dışarı çıkmak üzere olduklarını görünce hemen yanlarına geldi; “Çocuklar, park yürüme mesafesinden biraz fazla. Sizi otomobil ile bırakmak isterim.” dedi. Toprak: ”Teşekkür ederim babacığım. Biz Dünya’yı kurtaran kahramanlarız. Oraya yürüyerek gideceğiz. Fosil yakıt kullanımını azaltarak arkadaşlarımızda farkındalık yaratmalıyız.” dedi. Vedalaşarak parka doğru gülüşerek yürümeye başladılar.
Parka geldiklerinde herkes oyun oynuyordu.Arkadaşlarına "merhaba" dedikten sonra anlatmaya başladılar.
Doğa, sıkılmadan sudan nasıl tasarruf edilebileceğini, Toprak, fosil yakıtların Dünya’mızı yavaş yavaş yok ettiğinden bahsetti.
Toprak ve Doğa’nın günleri dolu dolu geçiyordu .
OYLAMA SONUCU 1.SEÇİLEN LOGO



DİĞER KAHRAMANLARLA TANIŞIYORUZ
Öğretmenleri haftanın ilk günü müjdeli haberi verdi:
"Çocuklar haftaya cuma günü Dünya’yı Kurtarmak eTwinning projesinden arkadaşlarınızla tanışacaksınız.Ayrıca onlarla Avustralya Yangınlarını konuşacağız.Hazırlıklara başlayalım.” dedi.
Aman Allah’ım Doğa’nın kalbi duracak gibi çarpıyor, yerinde duramıyordu. Parmak kaldırdı:“Öğretmenim, Türkiye’nin dört bir köşesindeki kahramanlarla tanışmak, çok ilginç olacak.” O sırada göz ucuyla Toprak’a baktı, arkadaşı çok üzgündü.Doğa şaşırdı.Toprak : “Koalaları ve kanguruları çok severim, haberlerde Avustralya yangınında onların ve ağaçların nasıl yandığını çok kez izledim.
Nasıl acı çektiklerini gördüm.” Toprak kendini tutamıyordu, ağlamaya başladı. Doğa’nın şaşkınlığı bir kat daha artmıştı. Toprak’a sarıldı, arkadaşını teselli etmeye çalıştı. Artık tek yürek olmuşlardı. Toprak toparlanınca neler yapabiliriz diye düşündüler.
Doğa : “Koalaları, aslanları, kuşları, kanguruları ve birçok hayvanı kurtarabiliriz.” dedi.
Toprak : “ Biz mi Doğa, bizler çocuğuz nasıl kurtarırız?”
Doğa : “Biz çocuklar en güçlü kahramanlarız, istersek başarırız.”




Doğa ile Toprak bir hafta boyunca durmadan araştırmalar yaptılar, afişler hazırladılar, artık webinara hazırdılar.
Nihayet cuma günü gelmişti, öğretmen internet bağlantısını kurmuş, sohbete başlamışlardı bile. Aydın, Uşak, Denizli, Bursa, İstanbul, Eskişehir, Bolu, Ankara, Mersin... Türkiye’nin birçok ilinden kendileri gibi kahraman arkadaşlarıyla tanıştılar. Avustralya’daki yangınların sebeplerini konuştular.
Küresel ısınmaya,hava kirliliğine,gereksiz tüketime,insanlığın duyarsızlığına,su tüketimine,çevre kirliliğine,doğadaki her türlü atığa dikkat çektiler.


“Dünya’yı Kurtarmak” için hep bir ağızdan ant içtiler , herkes sevinç çığlıkları atıyordu.Toprak, sınıfın en dip köşesine çekilmiş yine çok üzgün sanki yeni arkadaşlarla tanışmanın heyecanı kaybolmuş öylece oturuyordu.
Doğa, endişeyle “ Toprak neyin var?”
Toprak : “İnternette sadece oyun oynanır sanıyordum, çok utandım.”
Doğa : “Üzülme arkadaşım.Böylece internetin bilgi paylaşımı, iletişim için de vazgeçilmez olduğunu öğrendin.” Toprak mahcup, yavaşça başını öne eğdi.“Dünya’yı Kurtarmak” projesi ile birlikte Toprak her geçen gün değişiyor, kendisini keşfediyordu.


DÜNYA'MIZI TANIMA VAKTİ
Ertesi hafta öğretmenleri artık proje çalışmalarının ilkine başlayacaklarını müjdeledi.
"Çocuklar, Dünya’yı kurtarmanın başlangıç noktası aslında Dünya'mızı daha iyi tanıyarak, onun bize sunduğu nimetleri farketmektir. Önümüzdeki ders Dünya'mızı canlı canlı keşfedeceğimiz çok güzel bir etkinlik bizleri bekliyor." dedi.
Tüm sınıf çok heyecanlanmıştı. Toprak daha fazla dayanamadı ve hemen söz hakkı alarak:"Öğretmenim siz şimdi Dünya’nın canlı olduğunu mu söylediniz, nasıl olur?" diye sordu. Bu soru sınıfta tebessüme yol açarken,
öğretmenleri çocuklardan biraz sabırlı olmalarını rica etti, ertesi ders tüm meraklarını giderebileceklerini söyledi.
Çocuklar teneffüste doyasıyla eğlenip sınıfa girdiklerinde öğretmenleri hazırlığını tamamlamıştı.Tahtada onları kocaman bir Dünya görseli bekliyordu. Çocukların bazıları Dünya’yı hemen tanımıştı, bazıları uzayı ve diğer gezegenleri hayal etmeye başlamışlardı.
Öğretmenleri proje çalışmaları boyunca çocukların grup halinde birbirleriyle yardımlaşarak ve fikir alışverişinde bulunarak çalışmalar yapacaklarını, grup içindeki her öğrencinin eşit söz hakkı olduğunu ve onlardan iş birliği içinde güzel çalışmalar yapmalarını beklediğini anlattı. Çalışma gruplarını hep beraber belirleyip, her grubun öğrencisi, grup arkadaşının yanında yerini almaya çalışırken tatlı bir telaş yaşandı.
Doğa, Toprak ile aynı grupta yer almaktan çok mutlu olduğunu düşünürken öğretmenleri anlatmaya başladı:
-Çocuklar, tahtada bizi bekleyen Google Earth uygulamasıyla Dünya'mızı inceleyeceğiz.
Tüm öğrenciler tabletlerinde uygulamayı açtılar ve Dünya’yı incelemeye başladılar.Yusyuvarlak görünen şeklini gördüler; mavi, yeşil, kahverengi ve sarı renk cümbüşünü Dünya’yı yaklaştırıp uzaklaştırarak izlediler. Bu o kadar değişik bir uygulamaydı ki yaklaşarak kendi okullarının ve evlerinin görüntülerini bile görebildiler. Toprak gördüğü kahverengi ve yeşil kısımların kendi adını temsil ettiğini anladı.Ama mavi rengin, denizler mi yoksa gökyüzü mü olduğu konusunda kafası karışmıştı.Doğa Toprak’a yanıt vermekte gecikmedi.
Doğa, "Arkadaşlar, mavi renkli görünen kısımlar bence denizleri gösteriyor. Çünkü hava Dünya’nın her yerinde vardır." dedi. İncelemeden sonra öğretmenleriyle sohbete başladılar. Öğretmenleri Dünya’nın su ve kara katmanlarını anlattı. Bilgilerini daha da pekiştirmek için bir çalışma daha yapacaklarını anlatırken, öğretmenin elindeki küçük kağıtlarda benekli kare şeklini tüm sınıf farketti. Öğretmenleri:
- Çocuklar elimde gördüğünüz bu küçük kağıtlardaki şeklin adı “karekod”dur.Buna “qr kod” da denir.Elektronik cihazlarımızla okutursak, karekodun ait olduğu internet sayfası hemen açılacaktır.Karekod bilgiye pratik şekilde ulaşmamızı sağlar.

DÜNYA'DAKİ SU-KARA ORANLARI VE KAREKOD
Tüm gruplara karekodların dağıtılmasına Toprak yardım etti.Tabletlerinin karekod okuyucusuna bu benekli kare şeklini tuttuklarında sonuç inanılmazdı.Öğretmenlerinin Dünya ile ilgili seçtiği bilgiye ulaşmayı başarmışlardı.Dikkatlice Dünya'mızın su ve kara oranlarını incelediler, kağıtta pasta(daire) grafiği şeklinde su ve kara oranını boyadılar.Çalışmalarını tamamladıktan sonra her grubun sözcüsü gelip grup çalışmalarını anlattı.
Teneffüs zili eve gitmek için çaldığında, Doğa ve Toprak o günün verdiği hayretle sohbet ederek evlerine doğru yola çıktılar.
ZAMAN YOLCULUĞUNA ÇIKIYORUZ
Türkçe dersine girdiklerinde öğretmenleri “Çocuklar biliyorsunuz projemizin adı ”DÜNYA'YI KURTARMAK”. Bu projede amacımız Dünya'mızı tanımak ve korumaktır. Siz küçük kahramanlarımızın daha iyi çalışabilmesi için gruplara ayrılmıştık. Yine aynı gruplarımızla çalışmalar yapacağız.Şimdi de Türkçe dersimiz için size bir hikâye okuyacağım. Beni dikkatle dinlemenizi istiyorum” dedi.Öğretmenleri “Unutulmuş Dağdaki Ağaç” hikâyesini okumaya başlayınca bütün çocuklar gözlerini kapatıp kendilerini havanın tertemiz olduğu rengârenk çiçeklerin açtığı yemyeşil bir alanda hayal ettiler. Unutulmuş dağdaki ağaç ailesini tanıdılar.En küçük ağaç Tombik’i çok sevdiler.
Ancak hikâyenin devamında insanların o çevreyi hiç umursamadan nasıl yok ettiklerini dinledikçe hüzne boğuldular.Minik ağaç Tombik ile birlikte önce sevinip sonra üzüldüler. Tüm yaşananların bir rüya olduğunu öğrenince oldukça rahatladılar. Öğretmen hikâyeyi bitirince her biri çevreye sahip çıkmanın önemini daha iyi anlamıştı. Öğretmenleri: “Çocuklar sizce elli yıl önce dünyamızın hali nasıldı?” Elli yıl önce çocuklar hangi şarkıları söylüyorlardı? Hangi oyunları oynuyorlardı? Acaba doğa ve su kaynakları ne durumdaydı?” diye sordu.Toprak:
"Öğretmenim biz elli yıl önce doğmamıştık ki!"diye cevap verdi.
Doğa :
“Ama bunu araştırıp öğrenebiliriz öğretmenim. “ diyerek söze katıldı.
Öğretmenleri :
“Haklısın Doğa'cığım, aferin. O
zaman çocuklar yarına kadar
yapmanız gereken araştırma
aile büyüklerinizin doğum
tarihlerini öğrenerek onların
elli yıl önceki yaşlarını
hesaplamak. Ayrıca onlarla
röportaj yaparak elli yıl önce hangi oyunları oynadıkları,hangi şarkıları söyledikleri,elli yıl önce doğanın ve su kaynaklarının

durumu ile ilgili bilgi alıp internetteki görsellerle birlikte araştırmanızı pekiştirebilirsiniz. Ve en eğlenceli olan kısımsa yarın her grup bir zaman tüneli oluşturarak elli yıl önceye gidecek.”Toprak heyecanla söz aldı:
”Öğretmenim yani zamanda yolculuk mu yapacağız?”
Öğretmenleri güldü:
“Evet Toprak aile büyükleriniz ile yapacağınız röportajlarla incelediğiniz yazılı ve görsel kaynaklarla kendinizi zamanda yolculuk yapmış gibi hissedip bizimle de zaman tünelinden geçerek edindiğiniz bilgileri paylaşacaksınız.”
Tüm çocuklar öğretmenlerinin sözleri üzerine büyük heyecan ve merakla yarın olmasını dilemeye başladılar.
Özellikle Doğa ve Toprak eve dönerken oldukça heyecanlıydılar.Doğa ,Toprak’a dönüp:
“Çok heyecanlıyım, elli yıl önce büyüklerim kaç yaşındaymış merak ediyorum. Anneannemin de bir zamanlar çocuk olduğunu, oyunlar oynayıp şarkılar söylediğini düşünmek ilginç geldi. Acaba onlar çocukken nasıl bir çevrede yaşadılar? O zamandan bu zamana kadar bizler doğaya ve su kaynaklarına nasıl davrandık?
Toprak Doğa’yı başını sallayıp onayladıktan sonra:”Bana da zaman tüneli oluşturmak çok ilginç geldi. Çok heyecanlan-dım. Aklımda bir fikir var. Eğer istersen ben bir zaman tüneli oluşturabilirim. Kartondan bir kapı hazırlar önüne
bir perde koyarım. Bunu sınıf kapımızın önüne yerleştiririz. Elli yıl önce giydikleri giysileri giyer karton tünelden geçeriz ve sunumumuzu yaparız. Böylece gerçekten bir zaman tüneli yapmış oluruz.” dedi.Doğa:
“Harika olur Toprak. Eve gidince ikimiz de büyüklerimizin doğum tarihlerini öğrenip kaydedelim. Sonra da matematik dersinde öğrendiğimiz gibi elli yıl önceki yaşlarını hesaplarız. Röportaj da yapınca bu iş tamamdır.”
İkisi de proje çalışmalarında planlamanın ne kadar önemli olduğunu artık öğrenmişlerdi.
Doğa ve Toprak o gün evde oldukça yoğunlardı. İkisi de büyükleriyle yaptıkları görüşmelerden,onlardan edindikleri
ilginç bilgilerden oldukça etkilendiler.İnsanların farkında bile olmadan elli yıl boyunca Dünya'mıza ne kadar zarar verdiğini keşfettiler. Su kaynaklarının ne kadar azaldığını, yeşil alanların giderek grileşip betonlaştığını fark edip, çevre kirliliğinin toprak ve suya ne kadar çok zarar verdiğini öğrendiler. O gece ikisi de uykuya dalarken bu projede olmaktan ne kadar gurur duyduklarını düşünüyorlardı.
Ertesi gün okulda aynen planladıkları gibi Toprak’ın hazırladığı zaman tünelinden geçerek sunumlarını gerçekleştirdiler.Bu araştırmayla büyüklerinin de şarkılar söyleyip oyunlar oynadıklarını ancak onların daha temiz ve yeşil bir çevrede çocukluklarını geçirdiklerini keşfettiler.
BÜYÜYÜNCE NE OLACAĞIZ?
Hayat Bilgisi dersi işleniyordu. Dersin konusu ise hayatımızı kolaylaştıran mesleklerdi. Günümüzdeki meslekleri öğrenciler sıra ile arkadaşlarına tanıtıyordu.Bir ara Doğa parmak kaldırdı:"Öğretmenim tanıttığımız bu mesleklerden başka ileride yeni meslekler de ortaya çıkacak mı?"diye sordu.Öğretmen:"Evet çocuklar arkadaşınız Doğa çok güzel bir soru sordu." dedi. Dünya’yı Kurtarmak proje panosunu gösterdi sınıfa. Sınıf merakla arkalarına dönerek proje panosunu incelemeye başladı.
Toprak heyecanla parmağını sallayarak söz almaya
çalışıyordu: "Öğretmenim ,öğretmeniiiim!"
Toprak’ın heyecanını farkeden öğretmen ona söz verdi.
Toprak:"Öğretmenim projemiz içerisinde ‘geleceğin meslekleri’ni zaten inceleyecektik,değil mi?"
Öğretmen: "Evet Toprak!"
Toprak: "Öğretmenim bugün araştırma ödevimiz bu olsun mu?"diye sordu.Doğa arkadaşının derse ve araştırmaya bu kadar istekli olmasına şaşırmıştı. Bir yandan da arkadaşı adına mutlu oldu,Toprak’a dönerek bir gülücük attı.Öğretmen: "Sevgili çocuklar,projemizin bu konusunu size haftaya hatırlatacaktım ama sizin bu ilgi ve isteğinizi öğrenme açısından bir fırsat olarak görüyorum. Bu yüzden size araştırma görevi veriyorum.
Geleceğin meslekleri neler olacaktır vee siz gelecekte hangi mesleği olmak istersiniz.?’
Bütün öğrenciler çok heyecanlandı,"oleyyyyy.." diye sevinç çığlıkları atmaya başladı.
Okul çıkışı öğrenciler annelerine koşarak okulda yaşadıklarını telaş ve heyecanla anlatıyordu. Eve varır varmaz araştırmayı iple çekiyorlardı.Ertesi gün nihayet derste sıra geleceğin mesleklerini tanıtmaya geldi. Öğrenciler parmak kaldırıp gelecekteki meslekleri ve kendisinin hangi mesleği seçeceğini okuyordu. Doğa parmak kaldırıp söz alarak okumaya başladı:"Ben yapay zeka destekli sağlık mühendisi olmak,giyilebilir sağlık teknolojik cihazları tasarlamak istiyorum. Gelecekte giyilebilir teknoloji ve sağlığımızı ölçümleyen cihazlar doktorların yaptığı birçok işi yapabilir.
hale gelecektir.
Giyilebilir teknolojiyi sadece yetişkinlere yönelik değil, bebeklere yönelik olarak da geliştirmek istiyorum. Çünkü bebekleri çok seviyorum."Öğretmen de tahtaya öğrencilerin söylediği geleceğin mesleklerini yazıyordu:
3D Üretim Mühendisi.
3 boyutlu yazıcı teknolojileri,
Genetik Mühendisi
İklim Kontrolü Mühendisi
Uzay Turizm Rehberi
Astronot veya Uzay Şoförü
İnsansız Hava Aracı Operatörörü
Yapay Zeka Geliştiricisi vb.








Toprak ısrarla parmak kaldırmaya devam ediyordu. Öğretmen ona söz verdi. Toprak: "Ben astronot olmak istiyorum. Astronot olmaktan daha heyecan verici bir iş düşünemiyorum. Astronotluk, bir uzay aracına pilotluk yapmak, uzayda seyahat etmek, ve keşif faaliyetleri yapmak için özel olarak eğitilmiş bir meslektir.Astronotlar uzaydayken,vakitlerinin çoğunu uzay mekiğinde veya uzay istasyonunda geçirilirler. Bazen onarım yapmak için uzay yürüyüşü yaparlar. Bu yürüyüş sırasında astronotlar uzay giysisi giyerler.Ben de o uzay giysilerini çok havalı buluyorum.Bir gün ben de o uzay giysilerini giyeceğim."Toprak yazısını okumayı bitirince yine sınıfı gülümsetmişti.
YAŞ HESAPLAMALARI YAPIYORUZ
Öğretmen sınıfa girdiğinde önceki gün yaptıkları zaman tüneli ve röportaj etkinliklerinin 50 yıl öncesine dair yeni bilgiler edinmemizde oldukça katkısı olduğunu söyledi. Bugün ise aile bireylerimizin şimdiki yaşları arasındaki farklar ile 50 yıl sonraki yaşları arasındaki farkın değişip değişmediğini merak ediyorum, dedi.
Toprak: Öğretmenim bunun için aile bireylerimizin önce bugünkü yaşlarının farkını bulmalıyız.
Öğretmen: “Evet Toprak bunun için sizlerin anne, baba ve kardeşlerinizle aranızdaki yaş farkını hızlıca hesaplamanızı ve söylemenizi istiyorum.” dedi.
Öğretmen sırayla herkese sordu ve aldığı cevapları tah-taya yazdı. Öğrencilerden verdikleri bu cevaplar doğrultusun-da bir tablo oluşturmalarını istediğini söyledi. Tabloda aile bireylerinin bugünkü yaşlarının ve 50 yıl sonraki yaşlarının olması gerektiğini belirtti. Oluşturulan tablolar sınıfta açıklandı. O sırada sınıfta bulunan ikiz öğrencilerden Can:
"Öğretmenim bizim Elif ile yaş farkımız 3 dakika ben onun abisiyim, bana abi demesi gerekmez mi? "deyince sınıfta gülüşmeler başladı.Öğretmen daha sonra kendi hazırladığı öğrencilerin aile bireylerinin yaşlarını yazacakları tabloları öğrencilere dağıtarak konuyu pekiştirmelerini sağladı. Öğren-ciler tabloya önce anne, baba ve kardeşlerinin bugünkü yaşlarını yazdılar.
Daha sonra 50 yıl sonraki yaşlarını bulmak için toplama işlemi yaptılar ve dağıtılan ikinci tabloda ise yaş farklarını bulmak için çıkarma işlemlerini yaptılar.
Tabloları doldurduktan sonra Toprak söz hakkı isteyerek:
"Öğretmenim, babamla benim aramda 27 yaş fark var ve 50 yıl sonra da değişmiyor. Ama bizler 50 yıl yaşlanmış olacağız,bu nasıl mümkün olur?"diye sordu.
Öğretmenin tam olarak beklediği soru buydu.Öğretmen gülümseyerek;"Toprak'çığım 50 yıl sonra ikiniz de 50 yıl yaşlanacağınız için bu yaş farkınızı etkilemez, baban da sen de 50 yaş büyüyeceksiniz değil mi?" dedi.
"Evet, öğretmeniiim, yani yaş farkımız ne kadar yıl geçerse geçsin hep 27 olacak." diye yanıtladı Toprak.
Öğretmen:"Aynen öyle Toprak'çığım, harikasın." Öğretmen; öğrencilerin tabloları doldurduktan sonra bugünkü ve 50 yıl sonraki yaşları arasında farkın aynı olacağını fark ettiklerinden emin olduktan sonra öğrencilere 50 yıl sonra Dünya'mızın nasıl olacağı sorusunu sordu.Doğa söz hakkı isteyerek:"Öğretmenim ben ve proje arkadaşlarım sayesinde bence çok daha güzel bir yer olacak, çünkü biz Dünya'yı kurtaracak kahramanlarız.” dedi mutlu bir şekilde.

Toprak:"Öğretmenim, ben Doğa kadar olumlu düşünmüyorum. Geçen hafta büyüklerimizden öğrendiğimiz kadarıyla şu an Dünya 50 yıl öncesinden daha kirli ve bence 50 yıl sonra gerekli tedbirler alınmazsa kirlilik artabilir. "
Öğretmen öğrencilerden gelen cevapları tahtaya yazdı ve öğrencilerden tabletlerindeki Talker uygulamasını kullanarak 50 yıl sonra Dünya'mızın durumunu anlatan bir karikatür hazırlamalarını istedi.Öğrenciler işe koyuldu. Öğrencilerden bazıları Doğa gibi yemyeşil ağaçların olduğu, masmavi gökyüzü ve suların olduğu bir Dünya çizerken, bazıları da fabrikaların dumanlarından oluşan gri gökyüzü ve atıklarla dolu sular ile çorak topraklar çizmişti.
Öğretmen öğrencilerin karikatürlerini akıllı tahtaya yansıtarak sunmalarını isterken tüm öğrencilerinin Doğa’nın çizdiği karikatürde olduğu gibi bir Dünya'da yaşamayı hak ettiğini düşünerek iç geçirdi. Dünya'yı Kurtarmak projesinin ne kadar doğru bir karar olduğunu ve 50 yıl sonra öğrencilerine masmavi bir gökyüzü bırakmak için daha çok çalışmalarının gerekliliğini fark etti.

























PROBLEM ÇÖZÜYORUZ
Projenin verdiği heyecanla olsa gerek günler çok çabuk geçiyordu. Etkinlik dolu koskoca bir hafta geçmiş, yeni haftanın ilk günü gelip çatmıştı. Öğretmen ilk derse bir soruyla giriş yaptı: "Çocuklar, geçtiğimiz hafta Dünya'mızın eskiden daha temiz olduğunu, maalesef günümüzden 50 yıl sonra daha da kirlenebileceğini fark etmiştik,değil mi?”
Toprak hüzünlü bir ses tonuyla: “Evet, öğretmenim ya her yer fabrikalarla dolarsa, kirlilikten nefes alamaz, denizin mavisini göremez, toprağın kokusunu duyamazsak? Ben yaşlandığımda is kokan bir nefes istemiyorum!” diye hüzünlü bir şekilde söylendi.
Öğretmen: “Toprak'çığım, endişelenmeye hiç lüzum yok, Dünya’yı Kurtarmak projesini bu konuda farkındalık oluşturmak için başlattık, sizler hepiniz birer kahramansınız, birçok şeyin farkına vararak şimdiden Dünya'yı kurtarmaya başladınız bile. Hepinizle gurur duyuyorum.” diyerek çocukları şevklendirdi.
Öğretmen gülümseyerek: “Hadi çocuklar şimdi 50 yıl sonra da temiz bir Dünya'da nefes alabilmek için bakalım neler yapabiliriz?” diyerek akıllı tahtadan çevrecilikle ilgili çeşitli bağlantılar açtı. Tüm sınıf çevreci çocuk dergilerini görünce daha da bir heyecanlanmıştı, her biri tahtaya gelerek tek tek bilgileri, görselleri yakından inceledi.Öğretmen kenara çekilmiş öğrencilerini gözlemliyordu. Çocukların kendi aralarında
çevre kirliliği görsellerinde hüzünlenmelerine, çevreyi korumak ve güzelleştirmek adına konuşmalarına şahit oldukça projenin hedefe ulaşacağını görmekten zevk alıyor, öğrencileriyle bir kez daha gurur duyuyordu. Bağlantılar incelendikten sonra öğretmen, tahtaya kocaman harflerle ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ diye bir başlık yazdı ve tahtayı üçe böldü.
1. Bölüme Hava Kirliliği,
2. Bölüme Su Kirliliği ve
3. Bölüme de Toprak Kirliliği yazdı ve “Evet çocuklar, şimdi Dünyamız neden kirleniyor? Bir düşünelim.” diyerek beyin fırtınasını başlatmış oldu. Her bir öğrenci tahtaya çıkıp aklına gelen çevre kirliliği nedenlerini tek tek yazdı.
Çöplerin çevreye atılması, sanayi atıklarının sulara karışması, ormanların yok edilmesi, araba egzozlarından,fabrika bacalarından çıkan gazlar,... vesaire daha bir sürü neden gözler önüne serilmişti. Toprak tahtanın dolduğunu görünce:
-Öğretmenim, meğer insanlar Dünya'mıza ne kadar da çok zarar veriyormuş, Dünya kirlenmekte haklı.” deyince tüm sınıfta buruk bir gülümseme oldu. Öğretmen:”Haklısın Toprak'çığım, ama her sorunun bir çözümü var, bu problemleri hep birlikte çözebiliriz, şimdi 5’ erli gruplara ayrılalım.” dedi ve her gruba "50 yıl sonra Dünya’da su ve karalardaki kirliliğini, günümüzde nasıl önlemler alarak durdurabiliriz?"problemini ve bu problemin çözüm adımlarını içeren bir form dağıttı.
Her grubun kendine bir isim bulmasını isteyerek formu doldurmaları için yeterli süre verdi, öğrenciler büyük bir azimle çalışıyordu. Verilen süre sonunda her grubun sözcüsü yazılanları bir bir okumuştu: İnsanları bilinçlendirelim, çöplerimizi ayrıştıralım, geri dönüşüm yarışmaları yapalım, her yere bisikletle gidelim, ağaç dikelim, doğal kaynakları israf etmeyelim, teknolojiden doğru bir şekilde yararlanalım gibi pek çok güzel çözüm önerisi ortaya çıkmıştı. Çözüm adımları okundukça hem öğretmenin hem tüm sınıf arkadaşlarının gözlerinin içinin bile güldüğünü fark eden Doğa heyecanla atıldı:“Öğretmenim, bizler gibi Dünya’yı kurtaracak kahramanlar var oldukça Dünya'mız yemyeşil ve tertemiz kalır, siz hiç endişelenmeyin.”

Tam o sırada Toprak mırıldanmaya başladı:
-Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar ormana dönmeli yurdumda.
Öğretmen de sevinçle bu şarkıya ortak olunca tüm sınıf hep bir ağızdan şarkıyı söylerken bir yandan da kendilerini alkışlıyordu. Öğretmen şarkıyı söylerken şöyle düşündü: “Evet kendilerini alkışlamakta çok haklılar, çünkü onlar Dünya’yı kurtaracak çocuklar!”
EKOLOJİK EV TASARLIYORUZ
Doğa pazar günü akşam dünyaya yayılan COVID-19 virüsü nedeniyle tedbir amaçlı olarak okullardaki eğitim-öğretime belirli bir süre ara verileceğini öğrendiğinde çok üzüldü. Bu dönemde okulundan, arkadaşlarından, öğretmeninden ve derslerinden ayrı kalacağı için çok üzgündü. Hemen öğretmenini aradı.Öğretmeni ona üzülmemesi gerektiğini, bu dönemde evde kalarak güvenli bir ortam yaratılacağını,eğitimlerinden de ayrı kalmayacaklarını, uzaktan eğitimle devam edileceğini belirtti. Projelerinin de devam edeceğini belirterek; projede ekolojik ev konusuna geldiklerini sınıf grubundan yapılacak çalışmaları duyuracağını söyledi.
"Doğacığım,sen hemen Toprak’ı aramalı ve neler yapacağınızı planlamalısınız. Bunda da sizin liderlik etmenizi bekliyorum." dedi.Konuşmayı bitirdiler. Doğa çok mutluydu, çalışmaları devam edecekti. Kendi kendine "Yaşasınnnn!" diye gülümsüyordu. Hemen Toprak'ı aradı:
"Merhaba Toprak .Biliyor musun?Bu dönemde de proje çalışmalarımızı evden sürdüreceğiz; ama bir araya gelemeyeceğimiz için bu çok zor olacak."
"Bu hiç önemli değil, görüntülü görüşerek bu işi çözebiliriz. Hangi konuyu araştıracağız ki ?"diye sordu Toprak.
"Ekolojik evleri araştıracağız, ekolojik evleri tasarlayıp kendi ekolojik evimizi yapacağız. Bunları yaparken evdeki atık
malzemeleri kullanırsak çok daha projemizin amacına uygun olur ."Hemen araştırmaya başlamaları gerektiğini söyleyerek telefonu kapattılar.Doğa çok heyecanlıydı, uyuyamayacağını hissetti. Hemen ekolojik ev araştırmalarına başladı. Araştırdıkça ekolojik evde yaşamanın faydalarını görüyor, öyle bir evde yaşamayı hayal ediyordu. Yatağına yattığında bile öğrendiği bilgileri Toprak’la paylaşacağı anı iple çekiyordu.
Ertesi sabah bilgisayarının başında Toprak'ın kendisini görüntülü aramasını bekliyordu.Sonunda Toprak’ın görüntülü arama isteğini görünce çok heyecanlandı. Hemen öğrendiklerini anlatmaya başladı:"Biliyor musun Toprak, ekolojik kelimesi modernleşen dünya ile birlikte dilimize yerleşen, Dünya'ya verdiğimiz zarar sonucunda önemini hissettiğimiz bir olgudur. Her geçen gün artan sera
gazı etkisi ve buna bağlı olarak oluşan küresel ısınma, doğal kaynakların azalması gibi olaylar insanların doğa ile uyum içinde yaşamasını gerektiğini göstermektedir. İşte bu safhada ekolojik diğer adıyla çevre dostu ve ekonomik evler devreye girmektedir. Ekolojik ev; her türlü enerji, su ihtiyacı ve çevresel etkiler incelenerek tasarlanmış, doğaya verilen zararı minimuma indirmeyi öngören ve bu doğrultuda kendi ihtiyacını büyük ölçüde kendisi karşılayabilen ev demektir.Ekolojik evlerde ise elektrik enerjisi rüzgar türbini, güneş paneli gibi tamamen yenilenebilir yöntemler ile üretilmektedir diyerek tüm öğrendiklerini bir çırpıda anlattı. Toprak:
"İyi de biz bunları nasıl yapacağız? Bu hiç de kolay bir şey değil. "dedi.
Doğa,anne ve babalarından da yardım alabileceklerini ama önce bir kağıt üzerinde çizimlerini yapmaları gerektiğini, maketi aileleriyle birlikte yapabileceklerini söyleyerek Toprak'ı rahatlattı.
Toprak ve Doğa bir hafta sürekli konuşarak, beyin fırtınası yaparak çizimlerini ve maketlerini tamamladılar. Büyük gün gelmişti uzaktan Web2.0 aracıyla öğretmenlerine ve arkadaşlarına bağlandılar,görsel olarak sunumlarını yaptılar. Bunun yanında dünyadaki ekolojik ev örneklerinden de örnekler göstererek sunumlarını tamamladılar.
Öğretmenleri onları tebrik ederek yaptıkları çalışmanın çok güzel ve bilgilendirici olduğunu belirtti ve ekledi:
İnşaat sırasında çevreye zararı verilmemeli
Yüksek ısı ve ses izolasyonu sağlanmalı
Doğaya ve sağlığa zaralı kanserojen maddeler içermemeli
Doğal kil ve kireç kullanılarak sıvama yapılmalı,
İç mekanlarda boya yerine duvar kağıdı kullanılmalı
Ev yapımında kullanılan malzemeler ve ev eşyaları tamamen geri dönüşümlü olmalı
Karbon salınımı ve buna bağlı karbon ayak izi minimum olmalı.
Öğrencilerine büyüdüklerinde ekolojik evlerini yaparak dünyamıza faydalı olabileceklerini ve Dünya'yı kurtarabileceklerini vurguladı.









ATIK MALZEMELERDEN ARABA TASARLIYORUZ
O gün öğretmenleri uzaktan eğitim sırasında “Yarın atık maddeler hakkında konuşalım ;araştırarak gelirsek dersimiz daha güzel ve eğlenceli olur .”dedi.Çocuklar ''Peki öğretmenim.'' dediler ve herkes bilgisayarını kapattı.
Akşamüstü Doğa Toprak'ı arayarak hasret giderdi.Okul açıkken birbirinden farklı olan iki karakter,şimdiye kadar hiç bu kadar samimi ve paylaşımcı olmamışlardı. Bunu devam ettirmek istediler. Telefonu kapatınca Toprak bilgisayardaki oyununu düşündü, kaçıncı turda olduğunu bile unutmuştu.Toprak hemen odasına gitti, araştırılacak konuyu kafasında planladı. Ertesi gün bir köşede sessiz kalmak istemiyordu.Biraz sonra evde annesinin sesi duyuldu:“ Ben geldiiiim!!,
Nasılsın oğlum?"
"İyiyim anneciğim,sen nasılsın?" dedi.Oğlunun davranışlarının değiştiğinin farkındaydı. Bunun için Doğa 'ya minnettardı.
Doğa akşam yemeğini zor bekledi,yemekten önce atıklar ile ilgili araştırma yaptı . Araştırdıkça ağzı açık kaldı, neredeyse dudağı uçuklayacaktı .Yarın neler konuşulacağını düşünmeye başladı. Ertesi gün uzaktan eğitim dersinde öğretmenleri ''Evet sevgili çocuklar, neler araştırdınız bakalım?” dedi ve atık kelimesinin tanımını yaptı. Doğa parmak kaldırdı.
"Öğretmenim, bazı maddeler atıldığında toprağa karışmadan yüzyıllarca kalabiliyor biliyor musunuz ? Örneğin;
Strafor 5000 yıl,cam şişe 4000 yıl,balık oltası 600 yıl,bebek bezi 550 yıl, plastik tabak 500 yıl,pet şişe 400 yıl ,deterjan 400 yıl,pil 300 yıl gibi."
Bunları duyan arkadaşlarının gözleri fal taşı gibi açıldı,yüzleri düştü. Öğretmenleri bu durumu fark etti. Çocuklar hep bir ağızdan :"DŪNYA'YI KURTARAN ÇOCUKLAR, BİZ OLACAĞIZ." dediler.Plastik,pil ,kâğıt vb maddeleri çöpe atanları uyaracaklarınıı ve bu bilinci yayacaklarını kendi kendilerine söz verdiler.Doğa ve sınıftan bazı arkadaşları akşam araştırma yaparken hazırladıkları afişlerini ekranlarından gösterdiler. Hepsi çok güzel olmuştu.Fakat bu Toprak’ın aklına niye gelmemişti? Üzüldü, iç çekti. Öğretmenleri:"Peki çocuklar eğlenceli ve eğitici bir etkinlik yapalım, ister misiniz?" Çocuklar :,''Eveeet'' ! dediler.
Öğretmenleri “Atık malzemeleri anlattık ,şimdi bu malzemelerle bir çalışma yapalım. Mesela araba .Yaptığımız çalışmalarla sanal bir sergi oluşturur, oylama ile en güzelini seçebiliriz.Link oluşturur, Bursa-İstanbul-Aydin-Uşak-Denizli-Eskişehir-Bolu-Ankara -Mersin gibi şehirlerdeki proje arkadaşlarımızın oylarına sunarız. Böylece adaletli bir yarışma olur.Eğlenceli hale getirmiş ve daha çok çevre bilinci oluşturmuş oluruz, değil mi ? “ dedi.Çocuklar sevinç çığlıkları attılar. Doğa parmak kaldırarak söz istedi.Öğretmeni: “Efendim Doğacığım.” dedi.
Doğa: “Öğretmenim, siz çok iyi bir öğretmensiniz. Bize hem altın değerinde bilgiler öğretiyorsunuz hem de etkinliklerle
eğlenceli hale getiriyorsunuz .Şu anda okulda olsaydım size sarılıp elinizi öpmek isterdim. Teşekkür ederim öğretmenim, iyi ki varsınız.” dedi.Öğretmenleri: '' Böyle pırıl pırıl ve öğrenme arzusu ile dolan öğrencilerim olduğu için asıl ben şanslıyım. Hepinizi yanaklarınızdan öpüyorum.''dedi ve pazartesi görüşürüz diye ilave etti.Öğrenciler ekrandan bir bir ayrılırken “Ben en güzel arabayı yapıp oyları alacağım.” diye zafer çığlığı atıyor gibiydiler.
Ertesi gün Doğa geç kalktı. Çünkü hafta sonu ebada öğretmeninin yaptığı canlı ders yoktu.Günler bazen evde sıkıcı geçiyordu.Anne ve babası ile eski oyunları ( isim şehir-şişe kapmaca-beş taş) oynuyorlardı. Atık malzemelerle araba yapmak için kafasında bir plan oluşturmalıydı.
O sırada dışarıdan bir ses duydu oysa covid-19 nedeni ile sokağa çıkmamaya özen gösteriyorlardı. O da ne ! Belediye bandosu araç üstünde mini konser veriyordu.Sesi duyan herkes pencere ve balkonlara çıkıp eşlik etti.Evde kalanlar için güzel bir etkinlik olmuştu. Herkes teşekkür mahiyetinde alkışlayarak karşılık verdi.
Doğa “Hangi malzemeleri kullanabilirim?” diye düşündü. Kartonlar, pet şişeler,süt kutusu, şişe kapağı, pipet vb. malzemeler hayalinden söyle bir geçti. İlaç kutusu kullanmaya karar verdi. Renkli kartonla kutuyu güzelce kapladı. 4 tane şişe kapağı tekerlek ,kapakları da siyaha boyayarak araba lastiği gibi görünmesi için keçeli kalemle çizimler yaptı , egzozu için de pipet kullanacaktı.Arabanın ön kısmına dergiden kestiği
gözleri yapıştırdı. Arabanın gövdesi dikdörtgenler prizmasina ,tekerlekleri daireye, egzoz borusunu da silindire benzetmişti. Eba'da anlatılan matematik konumuz geometrik cisimlere de örnek olmuştu. "Böylece konuyu pekiştirme imkanı da buldum." diye gülümsedi. Yorulmuş ve esnemeye başlamıştı. “Hemen gidip yatmalıyım.” diye düşündü.Herkese iyi geceler diyerek derin bir uykuya daldı.
Toprak o günü tableti ile oynayarak geçirdi. Araba kolay, pazar akşamı 1 saatte bitiririm diye düşündü.Gece yarısına kadar odasında oyuna devam etti ve uyuyakalmıştı.
Ertesi gün Doğa kahvaltıdan sonra araba yapımına devam etti. Kırmızı renkli,önde gözleri olan , plakası 16 DKÇ 16, arkasında büyük harflerle '' EVDE KAL TÜRKİYE'' yazan
güzel bir kamyon olmuştu. Güzelliğine kendi bile hayran kaldı. Mikrobun yayılmaması için evde kalmak gerektiğini bir de kendisi vurgulamak istedi. Evdekiler çok beğendiler.
Pazartesi günü öğretmeni ile paylaşmak için dikkatlice dolabın üstüne kaldırdı.Büyük bir sorumluluğu yerine getirmişçesine içini bir mutluluk kapladı. O anda hoş bir ses duydular.Ailece balkona koştular. Aaaaa ? Komşuları Rasim Amca balkona ses sistemini kurmuş, almış mikrofonu eline şarkılar söylüyor. Bütün sokak ritim tutarak ona eşlik ediyordu.Toprak pazar akşamı araba yapımına başladı. Heyhat ! Evde ne karton ne de yapıştırıcı vardı.Saat de oldukça ilerlemişti.Zaten virüs nedeni ile sokağa çıkma yasağı da vardı.
Anne babasına bir şey diyemedi .Aklına dolaptaki süt kutusu geldi. Içindekini bardağa boşalttı 4 tanede pet şişe kapağı buldu. İşte oldu diye düşündü. Arabasının üzerinde ''MİS SÜT'' yazıyordu yapacak bir şey yoktu. Tavşan ile kaplumbağa hikayesini hatırlayıp üzüldü. Bilgisayar oyunundan dolayı gözleri çok yorulmuştu.Hemen yattı,uyudu.
Pazartesi günü herkes büyük bir heyecan ve titizlikle arabasını internet yolu ile öğretmenleri ile paylaştı. .Öğretmen arabasının fotosu gelen çocuğun ismini kaydediyor ve arabaya numara vererek uygun bir yere koyuyordu. Nihayet herkes tamam olunca sanal sergiyi açtı. Öğretmenleri projedeki öğretmen arkadaşlarına öğretmen bülteninden açıklama yaptı,sergiyi gezmeleri için link attı.
Puanlamanın 24 saat süreceğini belirtti.Projede bulunan öğretmenler linki öğrencileri ile paylaştılar.Böylece oylama başladı.
Oylama üzerinden 24 saat geçince sonuçları açıklamaya başladı. Herkesin heyecandan kalpleri pır pır atıyordu. Nihayet öğretmenleri:
"Çocuklar hepinizin emeğine sağlık.Çok uğraştınız, atık malzemelerle neler yapılacağını gösterdiniz."dedi.
Doğa atlayarak: "Kim en çok oy aldı?"diye sordu.Öğretmen :
"Merak ettiğin kadar var, Doğacığım en çok oyu sen almışsın ,dolayısıyla birinciliği hak ettin." dedi."Ayrıca mesajın da çok anlamlıydı.” diye ekledi.Doğa:
"Oleeeey yaşasııın !" diye haykırdı.
Herkes Doğa 'yı tebrik etti.O da arkadaşlarını kutladı. Yarın canlı derste görüşmek üzere diyerek ekranı kapattılar.


SANKİ HER TARAFTA VAR BİR DÜĞÜN
Bu güzel geçen günün sonunda ,akşam oluverdi.Ne kadar da uykusu gelmişti.Sütünü içip dişlerini fırçaladı ve yattı.Rengarenk çiçek açmış okul bahçesinde buluverdi kendini.Ağaçların dallarında ötüşen kuş sesleri ,çocuk seslerine karışmıştı.Öğrenciler, ellerinde bayraklar ,süsler ile sınıflarına doğru gidiyorlardı.Sınıfa geldiğinde arkadaşları etrafı süslüyor,şarkılar söylüyorlardı.Toprak elindeki balonu Doğa’ya atarak:"Haydi Doğa sen de yardım et bitirelim bu işi." dedi.
Doğa balonu aldı ,pencereye doğru giderken gittikçe yükseldiğini farketti

Derken havalandı pencereden süzülürken bayram sevincinin bütün çocukların yüzüne yansıdığını gördü.Doğa annesinin tatlı sesiyle uyandı.Gözlerini açar açmaz : "Anneciğim bizim bayramımıza az kaldı , içim neşe dolu."dedi. Annesi :
" Evet yavrum,23 Nisan bizi biz yapan bayramlardan biri.Küçük yaşta egemenliğin önemini kavrayan ,büyüyünce egemenliğin devamı için elinden geleni yapar tıpkı senin gibi."dedi.
Annesi Doğa ‘ nın başını okşadı ,kahvaltı yapacaklarını söyledi.Doğa bir an önce odasına çekilip 23 Nisan hazırlıkları yapmak istiyordu. Nihayet canlı ders zamanı gelmişti. Heyecanla öğretmenine gördüğü rüyayı anlattı.Arkadaşları onu merakla dinlemişlerdi.

Öğretmen : "Bu yıl Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ‘nın 100. yılını kutlayacağız,neler yapalım çocuklar?" dedi.
Toprak : "23 Nisan şarkısını hep beraber söyleyelim öğretmenim ."dedi.
Diğer arkadaşları bu fikre çok sevindiler.23 Nisan ile ilgili şiir yazma ,resim yapma kararı aldılar.Evlerinin pencerelerini ,balkonlarını süsleme fikri hepsini şimdiden heyecanlandırmıştı.Ardından keyifle canlı dersi işlediler. Dünya ‘yı kurtaracak kahraman çocukların yürekleri bugünlerde başka atıyordu.Hepsinde tatlı bir telaş başlamıştı.”Dünya’yı Kurtarmak”projesine öğretmenleri, Twinspacede 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı Şenliği sayfasını çoktan

açmıştı.Doğa bütün gün odasında 23 Nisan için en güzel resmini çiziyor ,rengarenk kalemlerle boyuyordu.Yaptığı resme Ataémızın en büyük armağanını ,milli bağımsızlığımızın simgesi olan Büyük Millet Meclisinin açılış gününü yansıtıyordu.Yazdığı şiirin etrafını balonlarla ,bayraklarla süslüyordu.Bitince hemen fotoğrafını çekip öğretmenine gönderdi.Sırada şarkı söylemek vardı.En güzel kıyafetini giydi “Sanki her tarafta var bir düğün...” diye başlayan şarkısını söyledi.Annesi kendisini çekip göndermişti bile.
Gözlerini 23Nisan sabahı açan Doğa bir de ne görsün ,kendisi gibi mahalledeki bütün çocuklar camları,balkonları süslemiş ,Atatürk posteri Türk bayrakları asmışlardı.Beklenen gün gelmişti.Sıcak günlerin habercisi ,baharın başlangıcı 23 Nisan,

Atatürk ‘ün çocuklara bayram olarak armağanıydı.TBMM’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilan ettiği gündü bugün.Doğa evin her yerinde bayram sevincini yaşıyor içi içine sığmıyordu.Öğretmeninin attığı şarkı klibini sevinçle izliyordu.Arkadaşlarıyla ortak bir şarkıda buluşmak ne kadar mutlu etmişti onu.Tam bu sırada telefon çaldı . Telefondaki ses Toprak ‘ın sesiydi: "Doğa akşama balkondayız biliyorsun değil mi ?" Doğa,"Hiç kaçırır mıyım ?"dedi .
Öğretmenlerinin hazırladığı şarkı klibinden ve hazırlıklardan anlatmaya başlayıp sohbet ettiler. Doğa bütün gün saat 21.00 olmasını bekledi.Saat 21.00'ı

gösterdiğinde herkes camlara,balkonlara çıkıp 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 100. yılını İstiklal Marşı'nı okuyarak ışık ve havai fişek gösterileri ile kutladı.
Bu anlamlı günde bütün çocukların kalplerinin aynı gün ,aynı heyecan içinde çarpması çok gurur verici ve övünücü olsa gerek .Bugünün küçükleri ,yarının büyükleri Dünya’yı kurtaracak...







DİJİTAL HİKAYE YAZIYORUZ
Bugün canlı derste Türkçe dersi vardı. Öğretmen hikaye unsurlarını anlatıyordu:
1. Kahraman
2. Yer
3. Zaman
4. Olay
"Bir hikaye yazmak istediğimizde bu dört unsurun olması gerekiyor. Sevgili çocuklarım, “Dünya’yı Kurtarmak” projesinin son etkinliğine geldi sıra." dedi öğretmen.
Projenin sonuna yaklaşıyor olmak herkesi hüzünlendirdi. Ama son etkinliği de çok merak ediyorlardı. Doğa:"Öğretmenim son etkinliğimiz nedir?" diye merakla sordu.
Öğretmen:"Hikaye yazacaksınız. Projemizin istediğiniz bir etkinliğini hikayeleştireceksiniz. Ama kalem kağıt kullanmadan yapacaksınız bu etkinliği."
Öğretmenin dediklerini anlamaya çalışan Toprak:
"Nasıl yani öğretmenim? Kalem, kağıt kullanmadan hikaye yazılır mı? Aklımızı mı okuyacaksınız?" Toprak’ın bu sözleri sınıfta gülüşmelere neden oldu. Öğretmen:
"Bu projeyi yaparken en çok ne kullandık?" Sınıf hep bir ağızdan:"Teknolojiyi öğretmenim."diye cevap verdi.
Toprak bu proje sayesinde, internet ve bilgisayarın sadece oyun oynamak için kullanılmadığını öğrendiğini, web2.0
araçlarını kullanırken ne kadar çok eğlendiğini ve derslerindeki başarısının bu araçlar sayesinde nasıl arttığını hatırladı. Öğretmen:"Evet teknolojiyi kullandık. Son etkinliğimizde de teknolojiden yararlanacağız. Yani dijital hikaye yazacağız. Hikayelerinizi tabletlerinizde yazacaksınız. Hikayelerinizi yazarken ,hikaye unsurlarına, noktalama işaretlerine, yazım kurallarına dikkat etmenizi istiyorum. Bir sonraki Türkçe dersinde yazdığınız hikayeleri okuyacaksınız. Ders bittiği andan itibaren Doğa hangi etkinliğin hikayesini yazacağına bir türlü karar veremiyordu. Bu projeyi çok sevmişti. Yaptıkları her etkinlik birbirinden güzeldi. Ama en çok ilgisini “Geleceğin meslekleri” etkinliği çekmişti. Bu etkinlik ile ilgili dijital hikaye yazmaya
karar verdi. Acaba Toprak hangi etkinlik ile ilgili dijital hikaye yazacaktı. Hemen Toprak’ı aradı:"Merhaba Toprak. Ne yapıyorsun?" Toprak:"Merhaba Doğa. Dijital hikayemi yazıyorum."
Doğa şaşırmıştı. Toprak çoktan hangi etkinliğin hikayesini yazacağına karar vermiş, hatta yazmaya başlamıştı bile. Doğa arkadaşının ne kadar değiştiğine bir kez daha şahit olmuştu. Doğa: "Hangi etkinliğin hikayesini yazıyorsun Toprak?" diye sordu. Toprak:"Tabi ki de 23 Nisan" diye cevap verdi.Türkçe canlı dersin zamanı bütün sınıf yazdıkları hikayeyi sırayla okudu. Hepsi birbirinden güzel olmuştu.
Ama en çok Toprak’ın yazdığı hikaye beğenilmişti. Çünkü
Toprak’ın hikayesinde Atatürk vardı. Öğretmen:"Hikayeleriniz çok güzel olmuş. Sizinle gurur duyuyorum. Ama daha işimiz bitmedi. Şimdi size önereceğim
programlarla hikayelerinize resim,müzik hatta
animasyonlar ekleyerek daha eğlenceli hale
getirmenizi isteyeceğim.Diğer derste dijital
hikayelerinizi bir de bu şekilde görmek istiyorum."
Doğa çok heyecanlanmıştı.Bu konu ile ilgili
biraz araştırma yaptı. Babasının da
yardımıyla dijital hikayesi çok güzel
olmuştu.Tam da projelerine uygun bir etkinlik olduğunu düşündü.Ağaçlar kesilmeden de kitap yazabileceğini öğrenmiş oldu.







MACERAMIZ SONA ERİYOR
Dijital hikaye etkinliğinden sonra tüm öğrenciler projelerinin bitmesinden dolayı biraz üzgündü. Artık projeleri sona ermişti. Öğretmenleri Dünyayı Kurtarmak projesi ile ilgili duygu ve düşüncelerini yazmalarını istedi. Tüm öğrenciler bu süreçte pek çok şey öğrendiklerini ve projeyi çok sevdiklerini ifade ederken; Toprak kocaman harflerle “ÇOK MUTSUZUM” yazmakla yetindi. Öğretmen öğrencilerden yazdıklarını sınıfla paylaşmasını istedi. Sırası gelen öğrenci yazdıklarını okuyordu. Sıra Toprak’a geldiğinde ise Toprak sessizliğe büründü. Öğretmeni ne kadar ısrar ettiyse de Toprak konuşmak istemedi. Bunun üzerine Doğa söz istedi ve “Öğretmenim, Toprak bu proje sürecinde çok değişti ve projeyi çok sevdi.

Biz ders dışında kalan zamanlarda da hep görüşüyoruz. Başlamadan önce çok istekli değildi fakat yaptığımız etkinlikleri hepimiz gibi o da çok sevdi. Anladığım kadarıyla da bitmesini istemiyor.” dedi. Öğretmenleri bunun üzerine “Toprak'çığım diğer arkadaşların gibi senin de projenin bitmesini istemediğini biliyorum. Bu süreçte yaşadığın değişim hepimizin takdirini kazandı. Fakat bu durumu şöyle düşünmemiz gerekiyor; bu bir eğitim süreci idi. Sizler bu süreçten geçerek her biriniz Dünya’nın nasıl kurtarılabileceğini öğrendiniz. Artık her biriniz bu konuda görevli ve sorumlu öğrencilersiniz. Sizler öğrendiklerinizi hayatınızda uygulayacak ve örnek olacaksınız çevrenizdekilere. Ayrıca daha pek çok projemiz olacak.” dedi.






Toprak bunları duyunca çok mutlu oldu ve söz isteyerek “Haklısınız öğretmenim. Ben bu proje ile çok şey öğrendim.Ama söylediklerinizi düşününce üzülmeme gerek olmadığını anladım. Size bir şey daha söylemek istiyorum. Bu annemle ilgili bir şey. O da projemizin bitmesine çok üzülmüştü. Çünkü eskiden ben bilgisayarımla veya tabletimle sürekli oyun oynuyordum. Şimdi ise araştırma yapıyorum, çeşitli görsel tasarımlar yapıyorum, hikaye yazabiliyorum. Dersimiz biter bitmez onunla konuşup söylediklerinizi anlatacağım. Asla internette sürekli oyun oynayan çocuğa geri dönmeyeceğimi ona söyleyeceğim.” dedi. Bunun üzerine sınıf arkadaşları Toprak’ı alkışlamaya başladılar.









Öğretmeni Toprak’a "Peki kapıda yazdığın yazıyı görebilir miyiz?" diye sorunca Toprak hızlıca“ÇOK MUTSUZUM” yazısının son iki hecesini karaladı ve yazıyı “ÇOK MUTLUYUM” şekline çevirdi.Öğretmeni ve arkadaşları Toprak’ın telaşla yazıyı değiştirmesine hem güldüler hem de çok mutlu oldular.
Öğretmen tüm öğrencilere bu süreçteki ilgi ve çabalarından dolayı teşekkür etti ve sözlerini “Dünya'yı çocuklar kurtaracak. Sizler hem bizlerin hem de gezegenimizin geleceğisiniz.” diyerek dersi sonlandırdı.





- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $17.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $17.99+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!