GÜNEŞ EKİNCİ
BURAK KARAKAŞ
SİNEM UZUN
GÜLEY FAYDALI
MELİKE KÜBRA KARAHAN
MUSTAFA UĞUR
TİHOMİR VEKOV
VLADİSLAV VASİLEV
ANİTA HRİSTOVA

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde zaman kaçtı gökyüzüne şimdi gidelim bizde bir yıldızın kalbine...
Bir zamanlar dağların eteklerinde masmavi gökyüzü ile bulutlar arasında yeşilliklerin büyülü ormanında çiftçi bir aile yaşarmış. Üç kızları, üç oğulları olan bu aile mutlu mesut her gün pazara iner, yiyecek ihtiyaçları için tezgah kurarmış. Çocuklar okula evin babası pazara gidermiş. Günün birinde evin annesi bir haber vermiş. Çocukların bir kardeşi daha olacakmış. Eve yeni bir can daha gelecek ve bu çok güzel bir habermiş.




Tüm ev halkı bu habere çok sevinmişlerdi. Öyle ki topraklarında o sene daha önceki senelere benzemeyen bir bolluk olmuş, yağmurlar şifa dağıtırcasına yağmış, domatesler, biberler, elmalar, çilekler bir daldan çifter çifter vermişlerdi. Çiftçi ve karısı her şeyin farkındaydı. Yeni bebeğin nasibi bu, onun bereketiydi. Günler dönmüş balıklar uçmuş kuşlar göç etmiş güller dile gelmiş mevsimler dönerken bizim evin yeni minik üyesi dünyaya merhaba demiş. Ay gibi ışıldayan yüzü bembeyaz teni zeytin gibi gözleri gül renginde gülüşlü bir ay oğlan emeklemeden koşmaya başlamış.




Küçük Can büyüdükçe biraz farklılıklar çıkmaya başlamış. Can duymuyor ve duyamadığı için çokta akıcı konuşamıyormuş. Aile çok üzülmüş ve çalmadıkları kapı kalmamış.
Ah bu derde bir çare
Vah bu derde bir çare
Bu Ay oğlana bir çare
Her seferinde Can ellerinde kalplerinde daha büyüyen sevgi ile evlerine geri dönmüşler. Zaman su gibi akar olmuş. Can duyamadığı için abileri ablaları peşinden hiç ayrılmazmış.


Can'ın yaşındaki çocuklarda Can'ı anlamıyor zannederek oyunda hep çok az oynarlarmış. Can oynayamadıkça üzülür, üzüldükçe kendisini bahçeye atar, karıncalara yollar kuşlara yemler kedilere sütler verir korur kollarmış. Can'ın bile henüz keşfetmediği çok büyük bir özelliği varmış. Küçüklüğünden beri toprak ve bitkiler ile büyüyen Can, daha bitkiyi görmeden kokusundan neyin ne olduğunu bilir hatta zehirli mantarı kara yemişi bile gözünden tanırmış. Can'ın peşinden hiç ayrılmayan adeta ikizi gibi onunla uyuyup onunla kalkan bir de minnoş bir köpekleri Gölge varmış.



Can okula başladığında her şey çok zor gelse de küçük kalbiyle olanı biteni anlamaya çalışmış. Öğretmeni ve arkadaşları Can'a kucak açmış ve ona kendisini farklı hissetmeyeceği bir ortam sağlamışlar. Dudak okumayı babasından öğrenen Can, harfler ve sesler ile tanışınca da daha bir mutlu hele teneffüs zili olunca kendini dışarı ayrı atarmış. Öğretmeni ve arkadaşları Can'a bir sürpriz yaparak okul etkinliğinde bir alfabe yapmaya karar vermişler. O gün alçılar gelmiş kollar sıvanmış bahçeye çıkılmış ve tüm sınıf her bir harfin şeklini yaparak kuruması için güneşe bırakmışlar. Artık Can'ın elleriyle dokunabildiği bir alfabe seti varmış.

Bir gün Can'ın arkadaşlarından Efe okula giderken yolda gördüğü karayemişleri toplamış, aslında sınıfa götürecekmiş ancak dayanamamış ve yolda giderken sapıyla çekirdeğiyle beraber bir iki derken biraz yemeye başlamış. Okula vardığında bir karın ağrısı ve şiddetli bir sancı ile öğretmenine koşarken düşüvermiş. Can, Efe'nin yanında yemişleri ve dudağının kenarındaki çilek renkli taneyi görünce hemen durumu anlamış.
Efe'ye olanları anlatmak istemiş ancak özel durumundan dolayı ne kadar anlatmaya çalışsa da o telaşta kimse Can'ı görmemiş. Öğretmeni ve Efe'nin ailesi hastanede soluk almışlar ancak kimse ne olduğunu anlayamamış. Doktorların, "Ne oldu" ?
"Ne yedi" ? soruları cevapsız kalmış.

Can soluk soluğa eve varmış ve elinden geldiği kadar olanı biteni babasına anlatmaya çalışmış. Babası ile birlikte hastaneye varmışlar. Can doktorun önlüğüne çekiştire çekiştire elinden geldiğince anlatmaya başlamış ama nafile. Can dışarıya koşmuş ve elinde bir tutam karayemiş ile gelmiş ve tekrar doktorun önlüğünü çekiştirerek ona yemişleri vermiş. Durumu anlayan doktor Can'ı kucağına alarak sen ne özel bir çocuksun hem de arkadaşını kurtardın diyerek Can'a selam vermiş.


Hikayemiz bu ya Can büyümüş ve çok iyi bir ilaç firmasında bilim insanı olmuş. En başlarda duruma çok üzülen anne ve babası esirgemedikleri sevginin meyvesini gördükçe çok daha mutlu yaşamışlar. Bir aile, bir öğretmen, bir düşünce bir hayat değiştirmiş.
Hikayemizin sonunda gökyüzünden kalplere düşen üç elmamız var.
Elmanın birisi Engelsiz sevebilenlere
Elmanın diğeri Farklılıklarımıza saygı duyanlara
Elmanın ötekisi Düşüncedeki engellerini kaldırabilenlere .....









- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!