Yazan ve Resimleyen
Hatice GÜCÜK
Düzenleyen ve Seslendiren
Aytaç YALMAN

ATEŞ DOSTLUĞU

Bu küçük iki arkadaşın dostluğunu anlatan bir hikaye. Hem de nasıl bir dostluk. Hazırsanız başlayalım hikayeye! Geceleyin yıldız boldu. Durun, birden bire bir yıldız kayıyor! Aslında bu bir yıldız değildi, bu bir güneş damlasıydı. Güneş damlası küçük bir çiçeğin üzerine düştü, çiçek parıl parıl parlamaya başladı. Alevler saçıyordu çiçek. Birdenbire küçük bir yaprağı koptu ve rüzgarda süzülmeye başladı. Düştüğü yer ormanlık bir araziydi. Birdenbire yaprak küçük bir insana, yani bir bebeğe dönüştü. Bu bebeğin sihirli bir gücü vardı. Dokunduğu her yer, bastığı her nokta alev oluyordu; ellerinden alev çıkıyordu.
Gel zaman git zaman bu bebek büyüdü. Çok tatlı bir kıza dönüştü. Saçları alevdendi, sanki başı yanıyor gibi görünüyordu. Bu tatlı kızın adı Alev’di. Alev hep nereden geldiğini, bu güçlere nasıl sahip olduğunu merak ederdi. Bu merakını her seferinde Bilge Dede’ye sorardı. Bilge Dede ormandaki köşesinde sürekli kitap okuyan bilgili bir dedeydi. Alev’in bu durumunu biliyordu. Ama onun küçük olduğunu düşündüğü için merak ettiği soruların cevaplarını söylememek için bahaneler üretiyordu. “Eve gitmem gerek, bilmiyorum” gibi sudan bahanelerle Alev’i atlatıyordu. Alev ise artık büyüdüğünün farkındaydı.
Bir gün yine ormana Bilge Dede’nin yanına giderken bastığı çimenlerde ufak tefek ateşler çıkmasına aldırış etmeden, “Bilge Dede, lütfen artık benim hikayemi anlat. Ben nereden geliyorum, bu güçleri nasıl kazandım?” diye sordu. Bilge Dede de “Tamam söyleyeceğim. Ama bunun için küçük bir maceraya çıkman gerekecek.” diye cevap verdi. “Macera mı? Yaşasın!” diye sevinçle haykırdı Alev, Bilge Dede’nin sözlerine karşın. Bilge Dede yapması gerekenleri anlatmaya başladı: “Güneş Çiçeğini şatonun adamları alıp götürdüler. Oradaki bekçi ejderhayı geçip o Güneş Çiçeğine ulaşman gerekiyor. Sana bu zorlu görev için bir harita vereceğim onu kullanırsın.” Alev biraz korkarak da olsa “Tamam dede.” dedi.
Alev hemen yola koyuldu. Elindeki haritayı dikkatle inceleyerek yoluna devam ediyordu. Elindeki haritaya göre bir nehirden geçmesi gerekiyordu. Bu Alev için çok zor bir işti. Çünkü su ateşi söndüren bir maddeydi. Alev’in sönmeden geçmesi için çok hızlı olması ve duraksamaması gerekiyordu. Nehrin yanına geldiğinde tüm dikkatini ve enerjisini topladı. Nehire ilk adımını attığında ateşin suyla buluşmasından kaynaklı çıkan buhar onu biraz korkutsa da, daha sonra hızlıca koşarak ve hiç durmadan nehirden karşı kıyıya geçmeyi başardı. Nefes nefese kaldığı o anda başını yukarı kaldırdığında Güneş Şatosu’nu gördü. Ama şatonun etrafında uçan ejderhayı görmesi onu daha da heyecanlandırdı. Korkuyla birlikte bir ağacın arkasında saklandı. Ama ateş dolu bedeni hemen ağacı küle çevirdi. Bu sebeple saklandığı yerde açığa çıkmış oldu. Alev’in bu gücü kimi zaman ona yarar sağlarken bu gibi durumlarda da zarar veriyordu. Düşüncelerinden sıyrılıp kendine geldiğinde şatonun üzerinde devasa cüssesiyle uçan o ejderhaya bakarak, “Acaba şatoya girmeme izin verir mi?” diye sesli düşündü.
Bu düşüncelerle korka korka şatoya doğru yürümeye başladı. Acaba koşsa ejderha onu görmez miydi? Kendi kendine karar verdi ve koşabildiği kadar hızlıca koşmaya başladı. Tam şatonun kapısına yaklaştığı anda ejderha onu gördü ve kapının önüne geçti. Ağzından çıkaracağı alevlerle Alev’i yok etmeyi düşündüğü sırada Alev’in ayaklarındaki alev alev yanan ateşi gördü. Ejderha gördüklerinden çok etkilendi. Çünkü karşısında gördüğü kendisine çok benziyordu. Bu sebeple o şaşkınlık haliyle ona zarar vermek istemedi. Ama korumakla görevli olduğu şatoya da alamazdı. Alev’i tuttuğu gibi uzağa fırlattı.
Alev havada kuş gibi uçtuğu sırada bağırmaya başladı. Düştüğü yer az önce nefes nefese kalarak zorlukla geçtiği nehirdi. Bir an önce sönmeden o nehirden çıkması gerektiğinin fakına vardı. Acele hareketlerle kendini kıyıya attı ve nehirden kurtuldu. Ama Alev asla vazgeçmeyen bir kızdı. Tekrar şatoya geri geldi, ejderha onu yeniden fırlattı. Alev bu sefer tehlikeli, derin bir çukura doğru düşmek üzereyken ejderha onu havada yakaladı ve sırtına koydu. Alev yaşadığı heyecan ve korku nedeniyle kısık bir sesle “Beni kurtardığın için teşekkür ederim.” dedi. Ama hem ondan kurtulmak için fırlatan hem de onu kurtaran ejderhanın bu yaptığını anlamakta zorluk çekiyordu. Merakla sordu: “Hem beni öldürmek istedin. Hem de beni kurtardın? Neden?”
Ejderha ise ona “Senden zarar geleceğini düşündüğüm için seni uzağa fırlattım. Ama o sırada üzerindeki ateşler dikkatimi çekti ve nedenini merak ettiğim için seni tekrar kurtardım. Söyle bakalım sen kimsin? Neden bu haldesin?” diye karşılık verdi.
Alev ise ejderhaya “Ben de bu soruların cevabını öğrenmek için buraya geldim. Sence birbirimize çok benzemiyor muyuz? Sen de kırmızı renktesin ben de. Senin ağzından alevler çıkıyor benim de ellerimden ve ayaklarımdan. Benimle arkadaş olmak ister misin? Arkadaş olursak bu sorularımızın cevabını birlikte bulabiliriz. Ne dersin?”
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors
Bir kız ile bir ejderha dost olabilir mi?
Neden olmasın ki?
İçinizi ısıtacak bir dostluk hikayesi.
Zira bu hikayede bolca alev ve ateş var.
Ama korkmanıza gerek yok.
Çünkü bu dostluğun ateşi...

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(15)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.59+) - DOWNLOAD
- LIKE (15)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(15)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!