HER KOŞULDA BENİ SEVEN, HEP YANIMDA OLAN HARİKA ANNE'ME VE
ARKADAŞIM BABA'MA



Geçen yaz, her sene olduğu gibi yazlık evimize gitmek için tüm hazırlıklar tamamlanmıştı. Annem, babam ve ben nihayet denizin tadını çıkartabilecek ve birlikte vakit geçirip, bol bol eğlenebilecektik. Çok heyecanlıydım. Bu yaz hangi maceraları yaşayacağımı merak ediyordum.













Her zaman yaz tatillerini çok mutlu geçirdiğim güzel ve huzurlu bir evimiz vardı. Yazlık eve giderken, iki köpeğimiz Max ve Lex'i de yanımıza alıyorduk. Evimiz üç katlı, büyük bahçeli, yüzme havuzu ve etrafında ağaçları olan bir masal dünyasına benziyordu.
Her gün denizde ailemle eğlenerek vakit geçirmek, oyunlar oynamak, denizin kokusunu içime çekmek, yeni keşifler yaptıktan sonra evde rahat bir uykuya dalmak çok güzeldi.
Evimiz büyüktü, salon ve yatak odalarında kış'ın da kalabilmek için şömineler vardı. Yatak odalarının birbirinden uzak olmaları beni bazen ürkütüyordu. Bu evde, anne ve babama
yakın olmak istiyordum. Fakat odamı diğer misafir odaları ile değiştirmek istemiyordum, çünkü benim odam
havuzun üzerinde teras'ı olan ve deniz'i gören bir oda idi.
Evimizin ön bahçesini havuz, Max ve Lex'in kulübeleri, annemin arka bahçe serasında yetiştirip sonra diktiği çiçekler, zamanla büyüyüp dev gibi olan yucca, palmiye ve muz ağaçları süslüyordu. Ev'in önünde deniz'e girmek için ahşap bir köprü vardı.


















Arka bahçemiz mavi çam, elma, ıhlamur ve annemin yine serasında yetiştirdiği bordo, sarı, yeşil renkli bodur çin ağaçları ve çiçekleriyle kaplıydı. Benim için arka bahçedeki tek hazine, çam ağaçlarının birinde halat merdivenlerden tırmanarak çıktığım ağaç evimdi.














Ev'in ayrı renklerde olan duvarlarında farklı tablolar asılıydı. Birbirine benzeyen beyaz mobilya ve bazen kış'ın geldiğimizde çeşitli hayaller kurduğum şömineler vardı. En eğlenceli şey, her üç kat'ı birbirine bağlayan geniş ve büyük basamaklı merdivenlerdi. Her basamağına adım attığımda, basmakların altından ışıklar yanıyordu. Ben de bir yukarı bir aşağı koşup duruyordum.



Tatilimiz deniz, havuz, merdiven, ağaç ev, mangal, günlük kısa keşif gezintileri ile
devam ederken, babamın iş'i nedeniyle 1-3 gün yanımızdan ayrılmak zorunda olması keyfimi kaçırmıştı. Ama neyse ki yine öyle aylar değil, sadece birkaç gün sonra dönecekti. Babam, o gün gitti. Annemle birlikte saklambaç, mikado, satranç oynadık, garaj ve bahçe duvarlarımıza yaptığımız yarım kalan resimlerimize devam ettik. Akşam yemeğinden sonra, annemle arka bahçede müzik dinleyip, sohbet ettikten sonra yatıp uyudum.


Uyuduktan bir süre sonra ev'in kapısının kapandığını duydum. Biraz bekledim, içeride yürüyen biri vardı. Odamın kapısının altındaki dar aralıktan ışıkları yakmadığını anladım. Küçük bir tıkırtıya uyanan annem, bu ses'e nasıl uyanmamıştı ? Max ve Lex niye havlamıyorlardı ? İkisi de yabancıları asla
ev'e yaklaştırmazlardı. Alarm, babamın gittiği gün arızalanmıştı, yarın firma gelecekti. Bunlar aklımdan geçerken, içerideki kişinin babamın aşağıdaki çalışma odasına girdiğini, yavaşça çekmeceleri açıp kapattığını duyuyordum.


Yataktan yavaşça kalktım, odamın terasından aşağıda bulunan çalışma odasını görebilmek için sürgülü kapıyı açtım ve teras'a çıktım. Evet, onu görebiliyordum ama odanın ışıklarını yakmamıştı. Sırtı camlara dönük elindeki cep telefonu ışığı ile çekmecelerden çıkarttığı birşeylere bakıyordu. Annem'i, Max ve Lex'i çağırmak istedim ama bu kişi kesin sesimi duyacaktı.

Annem, Max ve Lex'in seslerinin olmaması normal değildi. İki doberman köpeğini atlatmak zor, ama annem'i atlatmak imkansızdı. Peki nasıl atlatmıştı ? Birden aklıma, yatmadan önce oyun odamda bıraktığım tabletim geldi, oradan yardım isteyebilirdim. Yatak odamın duvarına gömülü iç kapıdan oyun odama geçmek için acele ederken, ayağım teras masasına çarptı. Masa'nın üzerinde unuttuğum deniz oyuncaklarım büyük bir gürültü ile yere düştüler.




Hemen yere yattım, ama yabancı gürültüyü duymuş teras'a bakıyordu. Hala annem, Max ve Lex'i bekliyordum, fakat hiçbiri yoktu. Bu kişi ile başbaşa kaldığımı anladım. Teras korkuluklarının aralarından çalışma odasından çıktığını görebildim. Oyun odama geçip, tabletimin açılmasını bekleyip, yardım çağırmak için vaktim kalmamıştı. Ayak seslerini yukarı çıkan merdiven basamaklarında duyuyor ve basamak ışıklarını kapının altından görebiliyordum. Tüm merdivenleri aydınlatan ışığı yakmamıştı. Şimdi ne yapmalıydım ?!!!!
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors
Cumhur Toprak, 08 Mayıs 2013 yılında Ankara'da dünya'ya geldi ve şu anda okuduğunuz ilk kitabını
11 Haziran 2020 yılında kaleme almıştır.
Hayatımda dileklerde bulunurken, ayrıntılara daha fazla önem veriyorum. Yaşadıklarım, bana hayal dünyası ile gerçek hayat arasında ince bir çizgi olduğunu gösterdi.
Her an yer değişitirebilirler, işte bunu deneyerek öğrenmek benim için hayatı çok eğlenceli bir hale getiriyor. Heyecanlı ve neşeli bir hayata siz ne dersiniz ?
Cumhur TOPRAK


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(5)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (5)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(5)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!