bu öykü hem çocuklara hem büyükleredir.

Bir zamanlar adına Marakeş denen bir ülkede çok güzel bir kent varmış.Buradaki insanlar ekmek paralarını dükkanlarıyla, ticaretle kazanırlarmış. Herkesin kendi kendine yaşayıp gittiği, sessiz bir şehirmiş burası. Kimse kimseyi dinlemesini, anlamasını pek bilmezmiş bu güzel kentte. Bu şekilde günler geçip giderken bir değişiklik olmuş hayatlarında.Daha bundan kimsenin haberi yokmuş tabii...
Kentin dışında kalan eski bir tiyatro binası varmış. Bir çok tiyatro oyununun, gösterilerin oynandığı bina zamanla bu üzücü harabeye dönüşmüş. Bir gün bu tiyatro binasında bir kız görülmeye başlanmış.
Kız giyinişiyle biraz tuhaf görünse de gözlerine, aslında çok da ilgilerini çekmiş.
Üstünde rengarenk yamalı bir elbise varmış, ayakları da çıplak ve çok kirliymiş.
Aralarında kız hakkında konuşmaya başlamışlar.Anlaşıp gidip kıza bakmaya karar vermişler. Nereden geldiği belli olmayan bu kızın adı Zuzu'ymuş.Zuzu kirli kıyafetlerine, çıplak ayaklarına rağmen onları çok farklı bir şekilde etkilemiş,kocaman parlak gözleri çok güzel bakıyormuş ve dinleyeni etkisi altına alan çok yumuşak bir ses tonu varmış. İlk adımı işi sokaklardaki çöpleri süpürmek olan Agusto atmış.''Merhaba güzel kız.Adın nedir senin? '' diyerek,
bu kadar yabancı karşısında afallayan Zuzu ne diyeceğini bilemeden kısık sesle kekelemiş ismini, Agusto tekrar sormuş: ''ailen yok mu senin,niçin bu harabede kalıyorsun?''
Zuzu ailesi hakkında bir şey bilmiyormuş,tek bildiği kötü teyzesi onu yetimhanede bırakmış, gitmiş.O da oradan kaçıverip buraya sığınmış.Üstüne gitmemişler ilk gün Zuzu'nun.Biraz daha zaman geçtikten sonra Agusto, yanına Erin'i de alarak tekrar ziyarete gelmiş.Bu kez daha rahat anlatmaya başlamış Zuzu hikayesini.

Zuzu anlatmış, onlar dinlemiş. Pek sevmişler bu kimsesiz küçük kızı. Akşam olup karanlık çökünce içleri el vermemiş onu bu harabede yalnız bırakmaya. Zuzu'yu bir yetimhaneye götürmeyi teklif etseler de hemen karşı gelmiş buna hiddetle. Oraya bir daha asla dönmeye niyeti yokmuş. Başka çözümler düşünmüşler komşular. El ele vermişler, herkes bir şeyler yapmış harabeyi oda haline getirmek için.
Aralarından bir marangoz sandalye ve masa yaptı, kadınlar çocuklarının kıyafetlerinden getirdi. Erzaklarını bölüştüler ve harabe bir yuvaya dönüştü. Gel zaman git zaman, insanlar sohbet için gelmeye başladılar Zuzu'nun yanına, zamanla ona bir şey anlatırken büyülenir gibi olduklarını fark ettiler çünkü Zuzu sadece kulaklarıyla değil aynı zamanda gözleriyle de dinliyordu anlattıkları şeyleri. Dinlerken bütün benliği ile orada oluyor, ilgisini yalnız onların anlattığı şeylere veriyordu.
Kendisi de konuşmak için sıra beklemeden, önemli önemsiz sadece dinliyordu.Bu da anlatan kişide rahatlamaya yol açıyor ve Zuzu'nun karşısında adeta ilmek ilmek çözülüyorlardı.
Bu yüzden herkesin kalbinde büyük yer etmeye başlamıştı Zuzu.
Bir gün tiyatro binasının çevresinde değişik adamlar görülmeye başlandı.Başlarda pek anlam veremediler buna.
Adamlar gri giyiniyor, gri çantalar taşıyor ve ellerinde sigaralarla dolaşıyorlardı.Sigaralarından çıkan gri bulut adeta çevresindekileri hipnotize eden bir dumandı.
Adamlar bir süre sonra berber Pebbo'nun dükkanında görüldü, Beppo adamların sigaralarından çıkan dumandan düşünemeyecek duruma gelmişti, birden gözünde her şey silikleişti, zihni bulandı. Adamlar Beppo'ya bir teklif getirmişti.

Siyahlı adam adeta büyülenen Beppo'ya teklifini sundu : ''Beppo bey gününüzün ne kadarını burada geçiriyorsunuz ?'', Beppo soru karşısında şaşırdı.Bu adam kimdi, ne istiyordu tüm bunların cevaplarını merak ediyordu ancak zihni dumandan o kadar karışmıştı ki soru soramıyordu.
''Yedi, sekiz saat kadar'' diyebildi yaşlı adam.
''Peki arkadaşlarınıza,gezmeye yemeye ayırdığınız vakit ne kadar ? '' diye sordu, Beppo tekrar yanıtladı aynı dalgınlıkla : ''İşten ve uykudan kalan bütün vaktimi arkadaşlarımla geçiririm.''
Dumanla kaplanmış siyahlı adam Beppo'ya ''gelin anlaşalım siz zamanınızı biriktirin,tasarruf edin gereksiz hiçbir iş yapmayın, arkadaşlarınızla görüşmeyi kesin.Biz de bu biriktirdiğiniz zamanı yaşam sürenize ekleyelim ve hayatınız uzasın.
Nasıl olduysa teklif Beppo'ya çok cazip geldi.Siyahlı duman adam hemen çantasından bir kağıt çıkarttı bir kaç imza attırıp kayboldu.Bu şekilde bir çok insan bu tasarruf anlaşmasını imzalamaya başladı.Zamanla Zuzu da bir tuhaflık olduğunu hissetti,artık arkadaşları eskisi gibi ziyaretine gelmiyor yalnızca çalışıyordu.Sanki birden hepsinin hayatı değişmiş eğlenmek için, mutlu olacakları hiçbir şey yapmıyorlardı.Yalnızca çocuklar kalmıştı oyun oynayabildiği.Anne babaları sürekli çalıştığı için onlar da hep oyundaydı.
En yakın arkadaşı Beppo'nun da gitmesi Zuzu'yu çok üzüyordu.Bir gün siyahlı adamlar Zuzu'nun da peşine düştü çünkü onu etkilemeden çocuklara ulaşamayacaklarını biliyorlardı.
Zuzu kapının önünde ansızın beliren bir kaplumbağa gördü.Kabuğundan harfler belirdi : ''Beni takip et.'' Zuzu şaşkınlıkla kaplumbağayı seyrederken birden hareket etmeye başladı kaplumbağa,Zuzu da peşine takıldı.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.39+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!