
Bayramlık çocuklara benziyordu vişne ağacı. Kedinin biri bacak arasını yalıyor, iki tane adam boş varili ayaklarıyla itiyor. Minibüsün açık kapısından atlıyor bir adam ve şoföre eyvallah kardeş diyor. İki sevgili kiralık ev arıyor. Ateşi olmayan biri utangaç gözlerle etrafta sigara içen var mı diye kolaçan ediyor. Kullanılmayan telefon kulübesinde sineklerin arasında iki çocuk numara çevirip birilerini ararmış gibi yapıp gülüşüyor.
Ötede, taburede oturan adam çayını karıştırdıktan sonra çay tabağının içine dökülen çayı gelişi güzel fırlatıyor. Çay, kadının tam ayağının önüne düşüyor. Kaldırımda oturuyor kadın. Kaldırım çarşıda. Tuğla fabrikasında yapıldı kaldırım. Yan yana dizilip caddeye şeklini verdi. Caddede kadının emeği var. Kaldırım bundan önce tuğlaydı. Şimdi üzerinde oturan bir kadın var. Kadın ağlıyor. Tuğla fabrikasında çalışıyor kadın.
Yemek molası bitmiş. Kadın işe geri dönmemiş ve kendi mezar taşının üstünde otururmuş gibi ağlıyor. Dayak yemiş kadın. Elleriyle yüzünü sıkıştırıyor, eziyor yanaklarını. Dayak yemiş kadının sağ yanağında bir kırmızılık var. El izi. Parmakları para sayarken tükürülen bir el. Kadının mavi gözleri var. Yaşlar akıyor. Dayak yemiş kadının mavi gözlerinden sol taraftaki kanlanmış, renksiz ve kokusuz yaşlar akıyor.
Gömleğinin önü açık, kolları katlanmış ve serçe parmağında taşlı yüzük olan bir adam yüzünden mavi gözlerinden biri kanlı ve mor. Kaldırımda oturan kadını patronu dövdü. Saçları var dayak yemiş kadının. Hafif, kıvır kıvır sarı saçları. Sol el bileğinde tespih olan abdestli adam kadının sarı, kıvır kıvır, tel tel saçlarını eline doladı ve çekti.
Kadın sabah işe gitti. Tuğla yapmaya başladı fabrikada. İki ay önce buldu bu işi. İki aydır bu tuğla yapan fabrikada çalışıyor. Evi, çarşı bitip de topraklı yola girdikten sonra yayan yarım saat. Topraklı yolun bir tarafı dağ, bir tarafı tarlalar ve sararmış otlarla dolu uzun arazi. Beraber gidip geldiği kadınlar var. Yolda işten güçten, evden, maaştan, erkeklerden konuşuyorlar. Yaban domuzları bazen tarlalardan çıkıp önlerinden geçerek dağ yoluna doğru gidiyor.
Bir şahin mutlaka süzülüyor, bir fare ya da yılan avlamak için. Kadın evden işe, işten eve giderken sararmış otlarla dolu araziye bakıp tren telleri olmadığı için yaşamında bir anı eksikliği olduğunu düşünüp üzülüyor. Bu sabah da işe gitti.
Altına atlayacağı treni bekliyor. Bir tren gelse ve binip... Fakat bu küçük yerin treni yok, rayı yok, istasyonu yok, yolcusu yok. Yolcusu olmayanın hatırası olur mu? Yolu olmayan ne anlatır?
Kadın kaldırımda oturuyor. Terk edilmiş bir evin kırılmış penceresi gibi. Yazık olmuş denilecek gibi yaşıyor gelecek hayalini. Kaldırımda oturuyor.
Kadın patronundan dayak yemiş. Kaldırımda oturuyor. Kırk beş tane düz, elli beş tane tava. Fırın arabası bakkala akşam ekmeğini bıraktı. İki çingene kadın sırtlarındaki bohçaları yere fırlatıp üzerine atladı. Siyah plakalı bir araç geçti. Kesmece diye bağırdı bir adam. Kesmece. Bir oyun gibi, bilmece gibi.
Karpuzu üçgen şeklinde kesip alana gösteriyor satıcı. Kırmızı. Kesmece bunlar. Bir çığlık hapsedilmiş bıçağın ucunda.
Kadın, çalışmayan telefon kulübesine bakıyor. Artık kimse kimseyi aramıyor. Tren gelmiyor, yolculuk yapan yok. Kadın kaldırımdan kalkıyor, üstünü düzeltiyor. Bir vişne ağacı gibi yürüyor. Karpuzcu keseyim mi abla diyor. Kadın bıçağı istiyor. Keskindir abla. Kadın bıçağı alıyor. Elindeki bıçakla fabrikaya doğru koşarak 'kesmeci' geldi diye bağırıyor.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!