Sözün faydası yoksa söyleme...
HZ.MEVLANA
Geçmişini Bilen Genç Nesiller projesinin öğrencileri ve öğretmenleri tarafından hazırlanmıştır.

İÇİNDEKİLER
DENİZLİ KAVRAM ORTAOKULU
Hz. Mevlana'nın hayatı 5 Hikaye Aynı Şeyin Peşinde 23
Mesnevi Hakkında Bilgi 7 Hikaye Hayvan Sevgisi 25
Divan-ı Kebir Hakkında Bilgi 9 Hikaye Haddini Bil 27
Fihimafih Hakkında Bilgi 11 ORTAKÖY ORTAOKULU
ERTUĞRUL GAZİ ORTAOKULU Hikaye Arslan ile Tilki 29
Yedi Meclis Hakkında Bilgi 13 Hikaye Eşeğin Sonu 31
Mektubat Hakkında Bilgi 15 Hikaye Mevlana Hamamda 33
Hikaye Üç Öğüt 17 Hikaye Çömlekçi ve Cimri Vezir 35
Hikaye Gemideki Derviş 19 GAZİ MİHAL ORTAOKULU
CEVDET SUNAY İMAMHATİP ORTAOKULU Hikaye Debbağın Öyküsü 37
Hikaye Ceylan 21 Hikaye Fil Öyküsü 39
Hikaye İsa Peygamber ve Ahmak 41 ALACA İMAMHATİP ORTAOKULU
Hikaye İki Kölenin Öyküsü 43 Hikaye Padişah mı İnci mi? 61
CUMHURİYET ORTAOKULU Hikaye İbrahim Ethem 63
Hikaye Musa Peygamber ile Çoban 45 Hikaye Yüreğim Bağlı Değil 65
Hikaye Yoksul Eşek 47 Hikaye Ölüm Aslanı 67
Hikaye Kuyumcu 49 DİLEKTAŞI ORTAOKULU
Hikaye Üç Balık 51 Hikaye Adil Paylaşım 69
HAYATİ HARRANİ İMAMHATİP ORTAOKULU Hikaye Başına Karlar Yağan Adam 71
Hikaye Güzellik ve Özgürlük 53 Hikaye Çelebi mahallesindeki Köpek 73
Hikaye Kurt ve Kuzu 55 Aç gözlü Adam
Hikaye Ayna 57
Hikaye Yangın 59



MEVLANA CELÂLEDDİN-İ RÛMİ
Hz. Mevlana 1207 yılında, bu gün Afganistan sınırları içinde bulunan Belh Şehri'nde doğdu. Asıl ismi Muhammed Celaleddin'dir. Doğduğu şehirden yedi yaşında ailesi ile birlikte çıktığı yolculuk, Anadolu Selçuklu hükümdarı Alaaddin Keykubat'ın daveti ile Konya'da son bulur. Babası büyük bilgin Bahaeddin Veled ve ailesi şehrin dışında büyük bir merâsim ve ilgi ile karşılanır. Uzun yıllar Konya'da âlimlik yapan babasının vefatı üzerine yerine onu geçirirler. Hz. Mevlana Konya'da çok öğrenci yetiştirir. Çevresinden çok büyük sevgi ve saygı görür. 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile tanışıp dost olur. Bütün eserlerini bundan sonra yazıya döker. Halkın içinde olmayı seven Hz. Mevlana, esnaflar çarşısında kuyumcu ustalarının çekiç sesleri ile ''Sema'' etmeye başlar. Vefat ettiği 17 Aralık günü ''Vuslat Yıl Dönümü'' Şeb-i Arus programları ile anılmaktadır.
NUREFŞAN G. DENİZLİ KAVRAM ORTAOKULU - PAMUKKALE / DENİZLİ




MESNEVİ
Mesnevi kelime olarak "ikişer ikişer" anlamına gelen mesnâ kelimesinden türemiş bir edebiyat terimidir. Her beytinin dizeleri kendi arasında uyaklı, aruz vezninin kısa kalıplarıyla yazılan divan şiirinin en uzun nazım biçimidir. Mevlana'nın Mesnevi’si Farsça olarak mesnevi biçiminde yazılmış 25.700 beyitten oluşmuş altı ciltlik bir eserdir.
Bu adı eserine bizzat kendisi vermiştir. Eserde tasavvufi fikir ve düşünceler çeşitli hikâyelerle anlatılmaktadır. Çevresindekilere yol gösteren ve tavsiyelerde bulunan Hz.Mevlana hikâyeleri yaşanan hayatın kendisi olarak görür.
Mevlana, Mesnevi'yi Hüsameddin Çelebi'nin isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre, kendisi, Mesnevi beyitlerini Konya Meram'da gezerken, otururken, yürürken, hatta semâ ederken söyler, Hüsameddin Çelebi de yazar.
Mesnevi'nin 1278 tarihli nüshası, günümüzde Mevlana Müzesi'nde sergilenmektedir.
YİĞİT S. DENİZLİ KAVRAM ORTAOKULU / PAMUKKALE DENİZLİ



DİVÂN-I KEBİR
Mevlana Celaleddin Rumi`nin söylediği ilahi aşk şiirlerinden oluşan, 44 bin 8 yüz 34 beyitlik nazım bir eserdir. Mevlana`'nn ‘’Aşıklar Divanım''`` biçiminde adlandırdığı eser aynı zamanda ``Şems Divanı``, ``Divan-ı Şems-i Tebrizi`` olarak da anılmaktadır. Eser Farsça yazılmış gazellerden oluşur.
Hz.Mevlana bu gazellerinde, "Şems (güneş) başta olmak üzere, bağ-bahçe, gül-bülbül, aşık-maşuk, deniz-damla gibi sembollerle ilahi aşkı hep ön planda tutmaktadır. Mesnevi`sinde olduğu gibi Allah`a kavuşmadan gönlünün huzur bulamayacağını, ilahi aşkı yazmada aciz kalıp kaleminin kırıldığını, bu dünyanın bir balçıktan ibaret olduğunu, miskin miskin oturan insanların bu tembellikleriyle maksada (ilahi aşk) ulaşamayacaklarını söylemektedir.
Bazı şiirlerinde de gazelin ruhundan farklı olarak sosyal konulara girer; rüşvet yiyen insanları eleştirir; yalancıları, yobaz bilginleri menfaatçi ve aşağılık olarak nitelendirir; pazar yerlerinden, düğün adetlerinden, sokakta oynayan çocuklardan, zulmete direnişten, özgürlükten bahseder
MEHMET EFE T. DENİZLİ KAVRAM ORTAOKULU - PAMUKKALE / DENİZLİ

FİHİ MA FİH
Gerçek anlamda bir şaheser olan Fîhi Mâ Fîh Hz. Mevlâna’nın çeşitli ortamlardaki konuşma ve sohbetlerinden, kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplardan oluşan gerçek bir maneviyat ve irfan hazinesidir.
Adının Anlamı Nedir ? Fîhi Mâ Fîh'in Arapça sözcük karşılığı "ne varsa içindedir", anlam karşılığı ise "ne varsa onun içinde var" veya "ne varsa onda var" anlamına gelen bir eserdir.
Mevlana'nın sağlığında kaydedilen sohbetlerinin vefatından sonra derlenmesinden meydana gelir. Burada ayet ve hadislerin yanı sıra tasavvufi menkıbeler, klasik şark hikâyeleri, efsaneler, masallar, malzeme olarak kullanılmış, Moğolların zulmü dile getirilmiş ve mağlup olacaklarına işaret edilmiştir.
BETÜL S. DENİZLİ KAVRAM ORTAOKULU - PAMUKKALE / DENİZLİ

YEDİ MECLİS
Mecalis-i Seb'a, Mevlânâ'nın 7 öğüdünün bulunduğu eserdir. Aslı Türkçe olmasına rağmen daha sonra Farsçaya çevrilmiştir. Eserde insan, Allah, varlık konuları işlenmiştir. Terim Türkçeye çevrildiğinde Yediler Meclisi anlamına gelir. Mevlânâ’nın çeşitli câmilerde yedi ayrı sohbet meclisinde yaptığı vaazlarından oluşan ve adını da buradan alan Mecâlis-i Seb‘a (Yedi Meclis), bu sohbetler esnâsında tutulmuş olan notların bir araya getirilmesiyle meydana gelmiştir. Eserin Sultan Veled veya Hüsâmeddin Çelebi tarafından yazıya geçirildiği rivâyet edilmektedir.
MEVLANA CELALEDDİN RÛMİ’NİN YEDİ ÖĞÜDÜ
1.Cömertlik ve yardım etmekte akarsu gibi ol.
2.Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3.Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol.
4.Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5.Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6.Hoşgörülükte deniz gibi ol.
7.Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.
ZEYNEP Ç./ERTUĞRULGAZİ ORTAOKULU BOZÜYÜK/BİLECİK'

Mektûbât
Mektûbât veya Mekâtîb mektuplar anlamına gelen bu eser Mevlânâ'nın dost ve akrabalarına, özellikle de Selçuklu emir ve vezirlerine nasihat için yazdığı 147 adet mektuptan oluşur. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin ölümünden sonra, mektuplar bir araya getirilmiş ve bu esere de Mektûbât veya Mekâtîb adı verilmiştir.
Mektupların dördü Arapça diğerleri ise Farsça olarak yazılmıştır. Mevlâna’nın mektuplarını 1937 yılında ilk kez Prof.Dr. F. Nâfiz Uzluk yayınlamıştır. İran’da ise 1956 yılında bu eserden yararlanan Yusuf Cemşid tarafından yayınlanmıştır
Eser, Abdülbaki Gölpınarlı tarafından altı yazma nüshası değerlendirilerek, Konya Mevlana Müzesi'ndeki 79 numarada kayıtlı bir nüsha esas alınmış ve karşılaştırmalı olarak tercüme edilmiştir. Şu ana kadar tek tercüme olan bu kitap, ilk olarak 1963 yılında İstanbul'da yayınlanmış ve bir daha baskısı yapılmamıştır.
Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, 147 adet mektubun seksen tanesini; Selçuklu Sultanı II. İzzettin Keykavus (9 adet) ve Emir MuineddinPervâne (25 adet) gibi padişah, emir ve üst düzey devlet görevlisi olan kişilere yazmış ve bu mektuplarda çeşitli hayır ve yardım işlerinin yerine getirilmesi için onlara ricada bulunmuştur.
DURU ECREN K. ERTUĞRULGAZİ ORTAOKULU BOZÜYÜK/BİLECİK












ÜÇ ÖĞÜT
Avcının biri, bir kuşa tuzak kurmuş. Aklında o kuşu yemek varmış. Kuş akıllılık edip avcıyı kandırmış. Onunla konuşmaya başlamış. Çünkü avcının elinden kaçması gerekiyormuş.
O kadar inek, koyun, büyük hayvanlar yediğini ; kendisinin küçük bir hayvan olduğunu; onu yiyerek karnının doymayacağını söyleyerek avcıyı etkilemiş. Ona üç güzel öğüt vereceğini ve bu öğütlerin hayatını kolaylaştıracağını söylemiş.
İlkini elinde, ikincisini duvarda, üçüncüsünü de ağaçta vereceğini söylemiş. Avcı kabul etmiş ve kuşu eline almış. Kuş birinci öğüdü söylemiş:
-Kim söylerse söylesin olmayacak şeye inanma.
Kuş havalanarak duvara konmuş avcı ikinci öğüdü bekliyormuş.
-Geçmiş olan şeye üzülme. Elinden giden şeyler için hayıflanma.
Kuş ağaca konmadan önce ona bir haber vereceğini söylemiş. Karnında on dirhem bir inci varmış. Bunu duyan avcı çok üzülmüş ağlamaya başlamış.
Kuş:
-Sana verdiğim öğüdü unutun mu? Geçmiş olan şeye üzülme. Ben zaten kendim on dirhem değilim ki içimde on dirhem inci olsun.
Kuş avcının öğütleri anlamadığını fark etmiş.
Avcı:
-Hadi üçüncü öğüdü ver.
Kuş:
-Verdiğim iki öğüdü tutmadığın halde benden üçüncü öğüdü bekliyorsun! Uyuyan cahile öğüt vermek, çorak toprağa tohum ekmek gibidir.
Bu hikayeyi okuyunca şunu anladım:
-Cahil birine bir şeyler öğretmek zordur.
BUKET Y. ERTUĞRULGAZİ ORTAOKULU BOZÜYÜK/BİLECİK






GEMİDEKİ DERVİŞ
Bir derviş deniz yolculuğuna çıkmış. Derviş gemide uyurken bir kese altın kaybolmuş ve herkes sen çaldın diye onu suçlamış. Derviş Allah’a yalvarmaya başlamış:
-Allah’ım sen olup biteni biliyorsun. Bana yardım et!
Bunun üzerine denizin yüzeyine balıklar çıkmış ve bu balıkların ağzında inciler varmış. Derviş bu incilerden alıp gemidekilere atmış. Yerine tahta kurulmuş gibi oturmuş. Gemidekiler bunu nasıl
yaptığını merak etmiş. O da kimseye iftira atmayarak Allah’ın sevgisini kazandığını belirtmiş.
Bu hikayeden ‘’Kimseye iftira atmamalıyız ve bir durum yaşandığında onu iyice araştırarak sonuca ulaşmalıyız.’’ dersini çıkardım.
GÜLAY Ö. ERTUĞRULGAZİ ORTAOKULU BOZÜYÜK/BİLECİK











AYNI ŞEYİN PEŞİNDE
Dilleri farklı olan dört kişi arkadaş olmuştu. Bir adam bu dört arkadaşa bir gümüş para vermişti. Bu parayla bir şey alıp yemeyi düşündüler. Dördü de üzüm almak istiyordu ama her birinin dilinde üzümün başka bir adı olduğundan aynı şeyi istediklerinden haberleri yoktu. Bu yüzden anlaşmazlığa düşüp kavga etmeye başladılar. Oysa birbirlerinin dillerini bilselerdi anlaşmaları kolay olacaktı. Oradan geçen bilge bir adam onların kavga etmelerini engelledi. Çünkü o, dördünün dilini de biliyordu. Ellerindeki parayla onlara üzüm getirince kavgayı bırakıp hep birlikte üzümü afiyetle yediler.
Sudenur A. Cevdet Sunay İmam Hatip Ortaokulu Kocasinan/Kayseri














HAYVAN SEVGİSİ
Mevlana insanlara olduğu kadar hayvanlara da sevgi gösterirdi. Bir gün arkadaşlarıyla yağmur nedeniyle çamurlanmış bir sokakta yürürken kaldırımın üzerinde uyuyan bir köpek gördü ve durdu. Mevlana durunca beraberindeki arkadaşları da durdu. Bu sırada karşıdan gelen biri Mevlana'nın kaldırımdan rahatça geçebilmesi için kaldırım üzerinde uyuyan köpeği kovdu. Mevlana bu kişinin yaptığına çok üzülerek:
"Onu rahat ettiği yerden niçin ayırdın?" dedi.
Mevlana başka bir gün yavrularından ayrılmadığı için aç kalan bir köpek görmüş ve hemen ona ekmek götürmüştü. Vezir Pervane'nin düzenlediği bir toplantıya gönderilen iki sini dolusu ekmekten yemek isteyen bir köpeği kovmak isteyenlere ise şunları söylemiş:
"Onu bırakın! Zavallı hayvanın sizden daha aç olduğunu görmüyor musunuz?" Muhammed T.G. Cevdet Sunay İmam Hatip Ortaokulu Kocasinan/Kayseri






Ahırdaki Ceylan
Bir avcı yakaladığı nazlı ceylanı, bahçesindeki öküzlerle, eşeklerle dolu ahıra kapattı. Gece yarısı yemlikleri samanla doldurup gitti. Öküzler, eşekler önlerine dökülen samanı şeker gibi yediler. Karınları doyan eşekler, ceylanla dalga geçmeye başladılar. Eşeğin biri ceylanı saman yemeye çağırdı. Ceylan başını çevirdi. ”Ey eşek! Benim iştahım yok, sen yemene devam et” dedi. Eşek, ”Evet, halini görüyorum. Çok nazlanıyorsun ya da utanıp çekiniyorsun.” Ceylan, ”Sen saman yersin, ondan fayda görürsün. Ben çayırların, çimenlerin dostuyum. Bağlarda, bahçelerde beslenir, suyumu duru su kaynaklarından içerim. Kaderim beni bir azaba uğrattı. Başıma bir belâ geldi diye hiç güzel huyumu değiştirir miyim? Sümbülü, lâleyi, reyhanı bile bin bir nazla yiyen birine, nasıl olur da saman teklif edersin?” dedi. Eşek, bana masal anlatma dercesine, ”Anlat, anlat! Gurbet ellerde böyle boş sözler çok söylenir” diyerek nazlı ceylanı iyice üzdü. Ceylan, ”Göbeğimin misk kokusu benim şahidimdir. Bu kokuyu tanıyan sürekli o ortamda yaşayanlar bunu anlayabilir.
Zeliha N.Ö. Cevdet Sunay İmam Hatip Ortaokulu Kocasinan /Kayseri





HADDİNİ BİL
Günlerden bir gün, kendini beğenmiş bir fare ile alçak gönüllü bir deve arkadaş olmuşlar. Fare devenin bu halinden faydalanıp devenin yularını eline alıp nereye gitse ona kılavuzluk edermiş. Alçak gönüllü deve, arkadaşının kalbini kırmamak için hiç itiraz etmemiş. Çok geçmeden bir nehrin kenarına gelmişler. Fare suyu görünce durmuş, Fare:
-Bu nehir benim için çok derin. Boğulmaktan korkuyorum, diye cevap vermiş.
Deve fareye:
– “Şu kadarcık sudan mı korkuyorsun? Su ancak dizlerime kadar geliyor.” demiş. Fare konuşmuş:
– Sevgili dostum, dizden dize fark var. Sen dev gibisin ben ise ufacığım. Senin dizine gelen su benim boyumu aşar.
Bu sözler üzerine deve fareye dönerek;
– O zaman bir daha böbürlenip kendini başkalarından üstün görme! "Haddini ve yerini bil! " demiş.
İrem N.S. Cevdet Sunay İmam Hatip Ortaokulu Kocasinan/Kayseri






















ASLAN İLE TİLKİ
Adamın biri ayakları olmayan bir tilki gördü ve hayrete düştü. ”Nasıl yaşar bu hayvan ne yer ne içer?” diyerek Tanrının iyiliklerine hayran oldu.
Derken ağzında ölü bir çakal olan aslan çıkageldi. Arslan çakalın bir kısmını yedi, doyunca kalanını bırakıp gitti. Tilki sürünerek aslandan kalan artığa yaklaştı ve afiyetle karnını doyurdu. Tilkinin yiyeceğinin ayağına geldiğini gören adam kendi kendine:
”Elsiz ayaksız tilkinin yiyeceğini ayağına gönderen Tanrı neden benimkini de göndermesin?” diyerek, bir köşeye çekilip oturabileceğini düşündü ve beklemeye başladı.
Günler geçtikçe adam zayıfladı, bitkin halde beklerken bir ses duydu :
- “Ey tembel adam! Kendini ayaksız bir tilkiye benzetip oturacağına kalk ve aslan ol. Başkalarının artığına göz dikeceğine haydi kalk! Çalış ve rızkını kazan ;hem kendin ye hem muhtaç olanlara yedir.”
Pelin Ç. Ortaköy Orta Okulu Milas/ Muğla





















EŞEĞİN SONU
Tuz yüklü bir eşek dereden geçerken ayağı kayıp suya yuvarlandı. Tuz suda eridi.
Eşek kalkıp da yükün hafiflediğini anlayınca ayağının kaydığına çok sevindi.
Başka bir gün eşeğe sünger yüklenmişti. Eşek yükün suda hafiflediğini öğrendiği
için dereye varır varmaz ayağı kaymış gibi yapıp suya yuvarlandı. Süngerler suyu
içtikçe şişip ağırlaştılar. Eşek bir türlü kalkamadı ve ölüp gitti.
Gülümser S. Ortaköy Ortaokulu Milas/Muğla








MEVLANA HAMAMDA
Mevlana bir gün dostlarıyla birlikte hamama gitmişti . Hamamda
beraberindekilere üç defa sordu :
“Bu toplulukta Mevlanalık kimindir? ”Dostları cevap vermediler.
Mevlana dedi ki; Bir yabancı gelip hamamın camından baksa ve elbiselerinizi görse
Mevlana yoksullarının hamamda olduğunu anlar.
Demek ki elbiseleriniz sizi tarif eder. Bilir misiniz elbiseleriniz sizi ne kadar anlatır?
Sizde gayret edin ki kişiliğinizi tarif edebilesiniz. Elbisenizin sizi anlattığı gibi içinizi de
bilgi ve anlam ile aydınlatmanız gerekir.
Zeliha D. Ortaköy Ortaokulu Milas/Muğla



















ÇÖMLEKÇİ VE CİMRİ VEZİR
Eski zamanlarda bir padişah sarayının yanında bir çömlekçi dükkanı vardı. Dükkanın sahibi olan yaşlı çömlekçi, her geçişinde padişaha uzun uzun dualar ederdi .Bu duaları duyan padişah bir gün çömlekçi ye;
“Dile benden ne dilersen? ”dedi. İhtiyar çömlekçi;
“Askerlerine emret. Bu yoldan her geçen benim çömleklerimden istediğim fiyata bir tane satın alsın. ”dedi.
Bunun üzerine padişah askerlerine: ”Buradan geçen herkes bu ihtiyarın istediği fiyata bir çömlek alacak.” diye emretti.
Bir cimri vezir vardı ve ihtiyarın bir altın istediği bir çömleği pahalı bulup almak istemedi. Pazarlık yapmaya kalkınca çömlekçi bu kez bin altın istedi. Vezir bin altınlık fiyata da itiraz edince bu kez çömlekçi;
“Bin altının yanı sıra bu çömleği boynuna asacak, beni de sırtına alıp pazar yeri- ne kadar taşıyacaksın.” dedi.
Vezir, padişahtan korkusuna aynı çömleği bin altına satın almak zorunda kaldı. Üstelik boynuna çömleği asıp ihtiyarı da sırtına alarak dolaşmak zorunda kaldı. Vezir cimrilik ve kötü huyluluk edip bir altın çömleği bin altına aldı ve rezil oldu.
Günay Merve B. Ortaköy Ortaokulu Milas Muğla



DEBBAĞIN ÖYKÜSÜ
Bir adam çok güzel kokan bir sokaktan geçerken bayılır ve yere düşer. Herkes ayıltmaya çalışır, ellerini ovalarlar, gül yağı koklatırlar. Doktor çağırırlar ama doktorlarda ayıltamazlar. En son adamın yakınlarını çağırırlar. Hiç kimse ayıltamaz. Yoldan geçen bir adam olanları görür. ''Ben onu ayıltırım sakın gül yağı koklatmayın'' der. Adam gider ve birkaç dakika sonra geri gelir. Gübre almıştır. Onu bayılan adamın burnunun yakınına atar ve adam uyanır. Gübre getiren adam :''Ben bu adamı tanıyorum. Ben de Debbağım o da Debbağ. Biz kötü kokuya alışkınız. Gül kokusu duyunca bayılmış olmalı ''der.
ELİF B. GAZİMİHAL ORTAOKULU BİLECİK/GÖLPAZARI









AYDAN KAÇAN FİL
Bir ormanda suyu temiz mi temiz berrak mı berrak bir göl varmış ama bu gölü kral fil yüzünden kullanamıyorlarmış. Ormandaki hayvanlar filleri buradan kaçırmak için bir plan yapmışlar. Filler su içmeye gelince bir tavşan kayanın arkasından, ''Ey fillerin kralı !Ben ayın elçisiyim sana aydan mesaj getirdim.'' diye seslenmiş .Ay diyor ki: Bu göl benim gölüm arkadaşlarını alıp uzaklaş gölden. Yoksa ay sizin hepinizi kılıçtan geçirecek. Filler hiç anlam veremedi. Bunu anlayan tavşan şöyle seslendi: Bu mesajın doğruluğunun kanıtını bir hafta sonra gece vakti göle gelince göreceksiniz. Sen göle gelip su içmeye başlayınca ay öfkelenip hareket edecek. Filler bir hafta sonra göle su içmeye gelince ayın gölgesi göle vurdu ve filler de korkup ormandan kaçtılar. Ormandaki hayvanlar gölden rahatça su içebildi ŞAHİN Y. GAZİMİHAL ORTAOKULU BİLECİK/GÖLPAZARI




İSA PEYGAMBER VE AHMAK
Bir gün İsa Peygamber hızlıca bir dağa koşuyordu. Bunu gören bir insan şöyle der: ''Ey Peygamber nereye gidersin böyle?'' İsa Peygamberin acelesi olduğu için cevap vermemiştir. Adam yine sorar.
-Ey Peygamber kimden kaçarsın?
İsa Peygamber şöyle açıklar: ''Bir ahmaktan kaçarım.''
Adam şöyle sorar: ''Sen körü görür hale getiren değil misin?'' 'Sen ölüleri dirilten değil misin?'' Ee o halde niye ahmaktan kaçarsın?
İsa Peygamber şöyle yanıtlar: ''Körlük acınılacak bir şeydir Allah kuluna acır. Ama ahmaklık acınacak bir şey değildir onunla konuşurken sen de zarar görürsün.''
ENES Ö. GAZİMİHAL ORTAOKULU BİLECİK/GÖLPAZARI

İKİ KÖLENİN ÖYKÜSÜ
Bir gün padişah iki tane köle satın aldı. Kölelerden biri güler yüzlü ,inci dişliydi. Diğeri oldukça çirkindi ,dişleri çürümüş, ağzı kokuyordu. Padişah o güzel yüzlü köleyi hamama gönderdi. Dişleri çürümüş, ağzı kokan köleyi yanına çağırdı. Kendini çok beğenmediğini söyledi ama arkadaşını yani çok temiz olan köleyi hep övdü aslında. İkinci güler yüzlü köle hamamdan geldi. Padişah onu da dinlemek için yanına çağırdı. Köle diğer köleye hakkında kötü sözler söyledi .Padişah onu susturdu ve; onun ağzı senin de için kokmuş, çürümüş ve artık onun emrindesin ,dedi.
ECRİN C. GAZİMİHAL ORTAOKULU BİLECİK/GÖLPAZARI





MUSA PEYGAMBER İLE ÇOBAN
Musa peygamberin bir çoban ile karşılaşması ve çobanın Allah'a ” neredesin söyle bana yanına gelip senin çarığını dikeyim elbiseni yıkayayım” duası ile Musa peygamberin çobana “sen ne diyorsun bu Allah'a hakaret etmektir” demesiyle çoban söylediklerinden pişman olup yoluna devam eder o anda Musa peygamberin içine şöyle bir ses gelir '' sen ne yaptın ey Musa sen benim kullarımı benden ayırıyorsun der'' o sırada Musa peygamber çobanın yanına gidip nasıl dua edersen et benim söylediklerimi umursama, demiş fakat çoban hayır ben artık eski çoban değilim demiş ve yoluna devam etmiş .
CUMHURİYET ORTAOKULU ŞEMDİNLİ /HAKKARİ MERYEM Ö.



YOKSUL EŞEK
Bir oduncunun eşeği vardı. Sürekli yük taşımaktan zavallı hayvanın sırtı yara içinde idi. Yemek için saman bile bulamıyordu. Oduncunun bir arkadaşı iyilik olsun diye eşeği alıp padişahın ahırına bağladı. Eşek orada temiz bir ahırda yaşayan, bol yem yiyen sürekli tımar edilen atları görünce kendi kendine söylendi:
- Ey Allah'ım, ben bu kadar sıkıntı çekerken bu atlar neden bu kadar rahat yaşıyor? Ben de senin yarattığın canlı değil miyim?
Aynı gün savaş çıktı askerler atları hazırlayıp savaşa gittiler. Ertesi gün savaş sona erdiğinde bir çok at ahıra dönmedi. Dönenler ise yara bere içindeydi. Onları görünce eşeğin aklı başına geldi. Sözlerini geri alarak şöyle dedi:
- Allah'ım yoksulluğa da çektiğim sıkıntıya da razıyım. Ne o rahatlığı isterim ne o yaraları.
HİCRET Y. CUMHURİYET ORTAOKULU ŞEMDİNLİ /HAKKARİ

















- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $14.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $14.79+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!