Bu çalışmada emeği geçen kıymetli öğretmenlerimize ve sevgili öğrencilerimize
Sonsuz Teşekkürler...
Endless thanks to our esteemed teachers and students who contributed to this study.


OKULLARIMIZ- OUR SCHOOLS
1. Erzurum Cumhuriyet Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
2. Isparta Atabey Anadolu Lisesi
3. Ankara Ahiler Ortaokulu
4. Yenişehir Mersin Anadolu Lisesi
5. Gümüşhane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
6. Azerbaycan Bakü Türk Anadolu Lisesi
7. Adıyaman Kahta Borsa İstanbul Fen Lisesi
8. Samsun Çarşamba Atatürk Ortaokulu
9.Malatya Akçadağ Ören ÇPAL
10. Eskişehir Eti Sosyal Bilimler Lisesi
11.Romanya Şcoala Gimnaziala George Poboran
12. Bursa İnegöl Halil İnalcık Sosyal Bilimler Lisesi
13. Almanya Marie Curie Schule BBZ
Hazal'ın canı çok sıkılıyordu. Gezmek, yeni yerler keşfetmek ve farklı kültürler ile tanışmak istiyordu. Bu fikrini ailesiyle paylaştı. Babası, önümüzdeki hafta bir tura çıkabileceklerini söylediğinde Hazal sevinçten havalara uçtu. Hazal ilk olarak Türkiye'de daha önce gidemediği şehirlere gitmek istiyordu. Sonra da en çok merak ettiği ülkeler olan Azerbaycan, Romanya ve Almanya'yı görmek istiyordu.

Hazal gitmek istediği yerleri haritada işaretledi. İlk gideceği şehir Erzurum olacaktı.
(Hazal marked the places she wanted to go to on the map. The first city he went to would be Erzurum)



Hazal Erzurum'a geldiğinde arkadaşı Kübra onu bekliyordu. İlk olarak Erzurum'un tarihi mekanlarını gezeceklerdi. Erzurum'da Çifte Minareli Medrese'yi Erzurum Kalesi'ni ve Yakutiye Medresesi'ni gezdiler. Hazal gezdiği yerleri çok beğendi. Her yerin fotoğrafını çekti.
Kübra Y.


Hazal ve ailesi Erzurum'da çok güzel vakit geçirdi. Hazal Erzurum'un yemeklerini de çok beğenmişti. Özellikle Cağ Kebap ve Kadayıf Dolmasını çok sevmişti.
Hazal and his family had a great time in Erzurum. Hazal also liked the food of Erzurum. He especially liked Cag Kebab and Kadayıf Dolma.
Zeliha Ç.


Hazal Erzurum'da Palandöken Dağına'da gitti. Kayak yapmayı çok istiyordu. Burayı çok sevmişti. Ayrılacağı için üzgündü. Ama başka bir şehre gideceği için de çok mutluydu. Sıradaki şehir Isparta'ydı.
Büşra E.

Hazal Isparta'ya geldiğinde arkadaşı Ceylin karşıladı ve onu ilk olarak Göller Bölgesinin göz bebeği olan Eğirdir gölüne götürdü. Gül ve lavanta bahçelerini de gezen iki arkadaş bol bol fotoğraf çektiler. Hazal gezdiği yerleri çok beğendi.
When Hazal came to Isparta, his friend Ceylin welcomed him and first took him to Eğirdir lake, the pupil of the Lakes region. The two friends, who also visited the rose and lavender gardens, took lots of pictures, and Hazal enjoyed the places he visited.
Ceylin U.





Hazal daha sonra Ispartalı arkadaşı Elanurla görüştü ve beraberce Hazal'ın çok merak ettiği Pisidia Antik kentini ve Ertokuş Medresesini gezdiler.Hazal bu tarihi yerleri çok beğendi ve fotoğraflarını çekti.
Hazal then met with her friend Elanur from Isparta and together they visited Pisidia ancient city and Ertokuş Madrasa, which Hazal was very curious about.Hazal liked these historical places very much and took their photos
Elanur G.




Hazal Isparta'da son olarak arkadaşı İrem ile vakit geçirmek istiyordu. İrem onu el dokuması halılarıyla ünlü Isparta'nın kültürünü yakından görebileceği Halı ve kilim Müzesine götürdü. Ayrıca Isparta'nın yurt dışında ve yurt içinde tanınmasında çok önemli bir yeri olan gül yağının nasıl çıkarıldığını göstermek için Gül Yağı Fabrikasına götürdü. Hazal bu kültürel değerleri çok beğendi ve bol bol hediye gül ürünleri alarak sıradaki gezi yeri olan Ankara'ya gitti.
Finally, Hazal wanted to spend time with his friend İrem in Isparta. İrem took him to the Carpet and Rug Museum, where he could closely see the culture of Isparta, famous for its hand-woven carpets. He also took him to the Rose Oil Factory to show how Rose oil, which has a very important place in Isparta's recognition abroad and inside, is extracted. Hazal liked these cultural values very much and bought lots of gift rose products and went to Ankara, the next place of travel.


İrem A.


Hazal ülkemizin başkentine büyük bir sevinçle geldi. Ela da sevgiyle karşıladı onu. Hazal bugün çok heyecanlıydı, Ela'nın onu nereye götüreceğini merak ediyordu. Ela ise Hazal'ı nereye götüreceğini çok iyi biliyordu. Yalnız Ankara'nın değil, tüm Türkiye'nin kalbinin attığı bir yere götürecekti Hazal'ı, Anıtkabir'e...
Hazal came to the capital of our country with great joy. Ela also greeted him with love. Hazal was very excited today, wondering where Ela would take her. Ela knew very well where to take Hazal. Ankara's not alone, it would take place in Turkey Hazal taken of all the heart, to the mausoleum ...
Ela S.


Anıtkabir'i ikisi de çok beğendi. Ela birçok kez gitmiş olsa da her gittiğinde Anıtkabir'in büyüsüne kapılıyordu. Beraber fotoğraf çekindiler, müze mağazasından birkaç ürün aldılar. Hazal burayı çok beğenmişti ve kesinlikle tekrar gelecekti.
Both of them liked Anıtkabir very much. Although Ela had gone many times, every time she went, she fell under the spell of Anıtkabir. They took pictures together, bought some products from the museum store. Hazal liked it very much and would definitely come again.
Ela S.


Ela'nın yanından ayrılan Hazal çok acıktı. Yusuf ona Ankara'nın meşhur yemeklerini tattıracaktı. İlk akla gelen Ankara simidiydi. Hazal ne kadar simit yese de Ankara'dakinin tadı bir başkaydı. Ardından İnceğiz Çorbası ve Beypazarı Güveci'ni tattı. Eve götürmek için de Beypazarı Kurusu satın aldı. Tatlarını çok beğenmişti. Bir daha Ankara'ya gelirse meşhur yemeklerinden yiyeceğinden emindi. Artık Ankara'dan ayrılabilirdi sıradaki durağı Mersin'di.
Yusuf A.


Hazal mersindeki arkadaşlarını görmeye geldi. Aleyna Mersinin doğal ve tarihi güzelliklerinden bahsetti. Öncelikle Kız kalesini görmeye gittiler. Hazal kalenin hikayesinden çok etkilendi. Kızını bir yılandan korumak isteyen kral bu kaleyi yaptırmıştı. Bir gün kızının canı üzüm istedi Mersinin en güzel üzümleri bir sepette geldi .Sepetin içinden bir yılan çıktı ve kızı öldürdü. Kale kıyıdan görünüyordu. Hazal kaleyi çok beğendi .
Hazal came to see her friends .Aleyna explained the naturel and historical beauty of Mersin. First they went to Kızkalesi.Hazal was very impressed by castel story.the king who wanted the project his daughter from asnake had it build.Hazal liked the castle very munch.
Aleyna K.



Ertesi gün Deniz ve Hazal buluştu. Birlikte şehrimizin Osmanlı dönemi eserlerini gezdiler. Eski cami sultan Abdülmecit'in annesi Bezm i Alem Valide Sultan adına 1870 yılında yaptırılmış Mersinin en eski camileri den biridir. Hazal ve Deniz birçok fotoğraf çekti. Hazal Ela ile buluştu.
The next day, Deniz and Hazal met. They visited the ottoman period artifacts of the city together.Old mosque Sultan Abdulmecid's mother Bezmi Alem Valide Sultan built in 1870,one of the oldest mosques in Mersin .Hazal and Deniz took many photos.Hazal met with Ela.
Deniz V.




Ela ona Mersin'in meşhur yemeklerinden tattıracaktı. Ela ile dolaşırken Mersinin meşhur yemeği Tantuninin kokusunu aldılar. Tantuni yemeden gitmek olmazdı. Birlikte afiyetle yediler .Mersinin başka tatlarından da bahsetti. Ailesi icin cezerye aldı. Ayrılma vakti gelmişti. Sıradaki durağı Gümüşhane idi.
Ela was going to make him taste the famous dishes of Mersin.while walking araund with hazal,they smelled the most famous dish of the cherry,tantuni.She talked abaut the other tastes of Mersin and took it for her family.İt's time to leave Gümüşhane is the next destination.
Ela Nur O.




Hazal uzun bir yolculuk yaparak Akdeniz'den Karadeniz Bölgesine Gümüşhane'ye geldi. Burada onu arkadaşı Ali Eren heyecanla bekliyordu. İlk olarak Hazal'ı Torul İlçesine bağlı Karaca Mağarası'na götürdü. Hazal 15 milyon yıllık mağarayı görünce çok etkilendi.
Ali Eren D.


Furkan Hazal ile buluştuktan sonra ilk olarak Gümüşhane'ye özgü Pestil ve Kömenin dut pekmezinden nasıl yapıldığını anlattı ve onu bir merkezde bir pestilciye götürdü.Hazal da Furkan gibi en çok fındık ezmesi dolgulu pestilleri beğendi.
Furkan Y.


Hazal'ın gezisinin son gününde Baran'la buluştu. Baran Hazal'ı Şiran İlçesine bağlı Tomara Şelalesine götürdü. Kırk Gözeler de denilen şelaleyi Gören Hazal çok beğendi. Birlikte resimler çekilip eğlenceli vakitler geçirdiler. Hazal Gümüşhane'den güzel anılar ve fotoğraflarla ayrılarak Azerbaycan'a doğru yola çıktı.
Baran C. I.


Hazal Bakıya gəldi. O gün Bakıda böyük Zəfər Bayramı var idi. Hazal və Məryəm şəhitlərimizə təşəkkür etmək istedi, çünki təzəlikcə Azərbaycan ordusu erməni ordusuna böyük bir zərbə vurmuş, onları böyük bir məğlubiyətə uğratmışdı. Təbii ki, bunu edərkən çox böyük və mərd əskərlərini itirmişdi. Hazal, dostu Meryem ilə şəhidləri anmak üçün Şəhidlər Xiyabanına gəldilər. Onlar orada Türk əsgərlərinin adlarınıda gördülər. Məzar daşlarına qəranfil qoyaraq İçərişəhərə getdilər. Məryəm Hazala, İçərişəhərin köhnə küçələrini, evlərini və ən əsası Qız Qalası ve Şirvanşahları göstərdi. Çoklu şəkillər çəkdilər.
Hazal came to Baku. There was a great Victory Day in Baku that day. My friend Meryem and I came to the Alley of Martyrs to commemorate the martyrs. They saw the names of Turkish soldiers there. They put carnations on the tombstones and went to Icheri Sheher. Maryam Hazala showed the old streets and houses of the Old City, and most importantly, the Maiden's Tower and the Shirvanshahs. They took many pictures.

Meryem Ş.

Hazal, Azərbaycan yeməklərinin gözəl olduğunu bilirdi. Lakin heç dadına baxmamışdı. Azərbaycan yeməklərinin dadına baxmaq üçün dostu Dəniz ilə görüşdü. Dəniz ona düşbərə, yarpaq dolması, Şah pilovu və piti tövsiyə etdi. Hazal bu yeməkləri çox bəyəndi və Dənizə təşəkkür etdi.
Hazal knew that Azerbaijani food was beautiful. But he never tasted it. He met his friend Deniz to taste Azerbaijani food. Dəniz recommended him düşbərə , yarpaq dolması, Shah pilaf and piti. Hazal liked these dishes and thanked Dəniz.

Deniz M.

Hazal bu gözəl yeməklərin dadına heyran qala qala bir neçə gün qabaq, dostu Yusif ilə qərarlaşdıqları yerdə görüşdü. Planladıqları kimi Yusif ilə Bakı şəhərinin mərkəzindən 27 km uzaq olan Yanardağa gedəcəkdilər. Yanardağı çox maraqlı bir yer idi, buralar təbii qaz axınlarının alışıb yanması nəticəsində əmələ gəlmişdi. Buralar ona o qədər maraqlı gəldi ki, Hazal Palçıq vulkanlarını da görmək istədi. Bu vulkanlar maqmatik vulkanlar kimi böyük olmasada onlar kimi görünüşə sahib idilər. Beləliklə taksiyə minib Atəşgaha üz tutdular. Buranın tam ortasında olan Atəşgah isə hərkəsi heyran edirdi. Çünki burada baş verən möcizə sayəsində oradaki daşların arasından çıxan qazdan tükənməz ve doğal bir alov meydana gəlir. Hazal bu güzəlliklərin hüsünkarlığından doymamış vəda etmək
məcburiyyətində qaldı. Artıq Hazalın gedəcəyi istiqamət Adıyaman idi...
Admiring the taste of these wonderful dishes, Hazal met his friend Yusuf a few days ago. As planned, Yusif and I were going to Yanardag, 27 km from the center of Baku. The volcano was a very interesting place, formed as a result of the ignition of natural gas streams. She was so interested in these places that he wanted to see the Mud Volcanoes. Because of the miracle that took place here, an inexhaustible and natural flame is formed from the gas coming out of the rocks there. She was forced to make unsatisfied promises of the beauty of these beauties…
Yusif V.
Tekrar Türkiye'ye gelen Hazal çok mutluydu. İlk defa Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bir şehre gideceği için de çok heyecanlıydı. Kâhta Petrol firmasıyla Adıyaman'a giren Hazal'ın şehirdeki çiğ köfte dükkânlarının sayısının çokluğu dikkatini çekti. Zaten çok acıkmış olan Hazal, bir çiğ köfteciye girerek Adıyaman çiğ köftesinden yedi ve çok beğendi.
Elif G.
Karnını doyuran Hazal, hemen şehir merkezine yakın olan Perre Antik kentini gezdi. Oradaki kayalara oyulmuş mezarlıkları gezdi. Bu antik kentin zamanında hem dinsel hem de jeopolitik açıdan önemli bir yere sahip olduğunu kendisini gezdiren Adıyamanlı arkadaşı Sıla'dan öğrendi.
Sıla K.
Hazal zaman kaybetmeden Kâhta'ya geçti. Orada kendisini bekleyen arkadaşları Elif ve Zeynep ile Karakuş Tümülüs'ünü, Cendere Köprüsü'nü, Arsemia'yayı, Eski Kâhta Kalesi'ni gezdi. Ardından çok merak ettiği Nemrut Dağı'na çıktı. Güneşin hem batışını hem doğuşunu başka bir yerde bu kadar güzel seyredemezdi. Hele dev tanrı heykelleri kendisini çok etkiledi. Buraya bir daha gelmeye karar verdi.
Zeynep Ç.
Hazal Samsun'da arkadaşı Rabia ,Melek ve Aysima ile buluşacaktı. Samsun'nun ilçesi olan Çarşamba'da Rabia onu karşıladı. Vardığında akşam olmuştu o yüzden arkadaşı onu evinde ağırladı. Sabah uyandıklarında mis gibi pide kokusu sarmıştı her yanı, Çarşamba'nın pidesi meşhurdu. Rabia ile hazırlanıp Çarşamba'yı gezmeye başladılar. Önce 18. yy'da yapıldığı düşünülen Tarihi Hamam'ı görmeye gittiler.
Hazal was going to meet with his friend Rabia, Melek and Aysima in Samsun. Rabia welcomed him in Çarşamba, the district of Samsun. It was evening when he arrived, so his friend hosted him at his home. When they woke up in the morning, the fragrance of pita was smelling, and Çarşamba's pita was famous.They got ready with Rabia and started touring Wednesday.They first went to see the Historical Bath, which is thought to have been built in the 18th century.
Rabia Y.


Oradan Göğceli Çivisiz Camii'ne vardılar. Burada Melek ile buluştular. Birlikte camiyi gezdiler. Anadolu ahşap mimarisinin en güzel örneklerinden olan Göğceli Camii'nin 1206 yılında inşa edildiği, alınan parçaların tahlilleri ile 8 asırdır ayakta kaldığı tespit edilmiştir. Hazal gerçekten çivi dahi kullanılmadan bu kadar yıl ayakta kalmasına çok şaşırmıştı. Koruma altına alınmasına da çok sevinmişti.
Melek K.


Adapark'ta Aysima ile buluştular. Birlikte çivisiz evi gezdiler ve fotoğraf çektirdiler. Melek arkadaşlarını Kabaceviz Şelalelerine götürdü. İnanılmaz güzellikteki şelalede birkaç fotoğraf çektirdikten sonra Doğal Yaşam Merkezine gelip Çarşamba'ya özgü yemeklerden söylediler. Masada kaz Tiridi, kara lahana çorbası, mısır pastası, Keşkek, Kıvratma, Karmaç, Balcan turşusu vardı. Hepsi çok lezzetli yemeklerdi. Birlikte Samsun'a gittiler. Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı Tütün iskelesini ve Bandırma vapurunu ziyaret ettiler. Oradan Amazon köyünü gezdiler. Arkadaşları Hazal'ı Samsun otogarından mutlu bir şekilde uğurladılar.
Aysima S


Hazal şimdi Malatya'ya geldi. Malatya'da onu arkadaşı Meryem karşılayacaktı.Kayısısı ile meşhur olan Malatya'da ziyaret edeceği yer Somuncu Baba Külliyesiydi.Hazal Somuncu Baba Külliyesi'nin tarihini öğrendiği için mutluydu.Somuncu Baba Külliyesi insanları irşad edebilmek amacı ile kurulmuştur.Külliyeyi beğenmişti ve sıradaki mekana doğru yola çıktı. Hazal has now come to Malatya. Her friend Meryem was to welcome her in Malatya. Somuncu Baba Complex was the place she would visit in Malatya, which is famous for its apricot.Hazal Somuncu Baba was happy to learn the history of Baba Complex.Somuncu Baba Complex was established with the aim of guiding the people. .
Meryem C.
Hazal Meryem'in yanından ayrıldıktan sonra Sıla ile buluştu.Sıla Hazal'ı Malatya'nın doğal bir güzelliği olan Gürpınar şelalesine götürdü.Hazal Gürpınar şelalesini çok beğendi,insanların çok sık ziyaret ettiği bir yer olan Gürpınar şelalesi merkeze uzak fakat çok göz alıcı bir doğal güzelliktir.Hazal öğrendiği,gezdiği bu doğal güzelliği de çok beğenerek Sıla'nın yanından ayrıldı.
After leaving Meryem, Hazal met with Sıla.took Sıla Hazal to Gürpınar waterfall, which is a natural beauty of Malatya, she liked the Hazal Gürpınar waterfall very much, Gürpınar waterfall, which is a place where people visit very often, is far from the center but a very attractive natural Hazal learned it is beauty, he also liked this natural beauty he visited and left Sıla.
Sıla K.
Hazal, Malatya'nın tarihinin yanı sıra yemeklerini de merak ediyordu. Arkadaşı Sıla'ya veda ettikten sonra, onu yemekler ile tanıştıracak olan Caner'in yanına gitti. Caner Hazal'ı Malatya'nın meşhur yemeklerinden Malatya kömbesi, analı kızlı çorbası, etli pilav kayısı çikolata derken Hazal hepsinden tatmıştı ve çok beğendi. Yanına kuru kayısı ve kayısı çekirdeği alıp arkadaşlarına veda edip, tarihi ve doğal güzellikleri tanıyıp fotoğraflamaya devam etmek için yola çıktı.
Caner D.
Hazal Malatya gezisini tamamladıktan sonra Eskişehir'e gelmişti. Otogara vardığında arkadaşı Sibel onu karşıladı ve eve gittiler. Akşam üzeri de gezmek için Espark’a geçtiler. Ertesi gün ise Sazova Parkı'nda idiler. Orada Eskişehir’in yüzü haline gelen Masal Şatosu’nu gezdiler ve Korsan Gemisi’ne bindiler.Su Altı Dünyası'nı ,Hayvanat Bahçesini de gezdiler ve gördüklerinden hayran kaldılar. Gün bittiğinde eve döndüler.
Hazal came to Eskişehir after completing her Malatya trip.
When she arrived at the bus station, her friend Sibel welcomed her and they went home. They passed to Espark in the afternoon. The next day they were in Sazova Park. There,they toured in the Park and they saw The Fairy Tail Castle which is the most appealing attractions of Eskişehir and they boarded Pirate Ship. After that they visited Underwater World and the Zoo and they admired all the attractions
they saw. When the day ended,they returned home as exhausted.
Nuh D.

Çarşamba günkü durakları ise UNESCO Dünya mirasları listesinde yer alan Odunpazarı Evleri idi. Evlerin arasında yürürken tarihi kokladılar.16. Yüzyıl’dan kalma Külliye’yi gezerken Dünyada sadece Eskişehir’de olan Lületaşı eserleri Hazal’ın çok hoşuna gitti oradan çıkınca Çiböreğin enfes kokusu onlara ne kadar açıkmış olduklarını hatırlattı. Yemek yedikten sonra Balmumu, Eti Arkeoloji Müzesi ve OMM’yi ziyaret etmeyi unutmadılar.
Their next stop on Wednesday was Odunpazarı houses. While they were walking ahead through the houses,they smelt the history. As they were visiting The Kulliye which dates back to 16th century, Hazal liked most meerschaum which is unique to Eskişehir. When they left The Kulliye the smell of Ciborek reminded them how much hungry they were. They didn’t forget to visit The Wax Museum and Eti Archeology after they had eaten.
Elifsu Ö.
Zarife Y.



Ertesi sabah bir çok medeniyetin beşiği olan Yazılıkaya 'ya gezmeye gittiler. Orada eski Kaya yerleşimlerini ve anıtları gördüler. Yazılıkaya'dan sonraki istikametleri Kentpark'dı. Orada yürüyüş yapıp yapay denize girdiler. Cuma günü Eskişehir boyunca akan Porsuk Nehri’nde gondola bindiler daha sonra orada gezdiler. Pazar günü ayrılık vakti gelmişti. Hazal Sibel’e her şey için teşekkür ederek otobüse bindi ve sıradaki durağına gitmek için yola çıktı.
The next morning they went to Yazılıkaya for a tour which became a cradle to many civilization they saw the monuments and rocky settlements. Their next destination was Kentpark. They took a walk there and entered the artificial sea. On Friday, they went to the city center to got on a gondol in Porsuk River which passes through the city. They took a ride along the river after that they walked there. On Sunday it was time to leave Hazal thanked Sibel for everything and got on the bus and set out to go to the next stop.
Berkay T.



Trip to Romania
The big day came and Stefan, Delia, Radu and David were waiting for Hazal at the airport. They were so glad to meet eachother and to start their worndeful trip.
First they went to visit the Slatina town a beautiful place near Olt river and of course Olt bridge. The view was wonderful and Hazal loved it. The next place to visit in their town was Clocociov Monastry, they told Hazal about history, the activities that nuns do there and, of course, they showed him the museum that displays archaic art.
The next stop was at Gradiste Hill the highest point in Slatina, where you can see the whole town on the top of it. Hazal was very happy to see that view, too.
A venit ziua cea mare și Ștefan, Delia, Radu și David îl așteptau pe Hazal la aeroport. Erau atât de bucuroși să se întâlnească și să-și înceapă călătoria.
Mai întâi s-au dus să viziteze orașul Slatina, un loc frumos lângă râul Olt și, desigur, podul Olt. Priveliștea a fost minunată și lui Hazal i-a plăcut. Următorul loc de vizitat în orașul lor a fost Monastria Clocociov, i-au spus lui Hazal despre istorie, activitățile pe care călugărițele le fac acolo și, bineînțeles, i-au arătat muzeul care afișează arta arhaică.
Următoarea oprire a fost la Dealul Gradiste, cel mai înalt punct din Slatina, unde puteți vedea întregul oraș de pe vârful ei. Hazal a fost foarte fericit fiindca a vazut o asemenea priveliste.
Delia and David V.
Stefan and Radu P.




They decided that they couldn`t leave town without showing Hazal their school.
So, here they were in front of the building, a familiar one for Delia, David, Radu and Stefan, but a new and interesting one for Hazal. She was very impressed by the schoolyard because it was very big and clean. Students can play football, tennis and basketball there, the classrooms are very big, too and the wals are full of paintings, pictures and other hand made things made by the students.
They explained Hazal what wonderful activities could be done their school: theathre plays, symposium, ecology, they talk about eachother`s schedule and school subjects.
They took pictures and promised to change information about their school activities.
Au decis că nu pot părăsi orașul fără să-i arate lui Hazal școala lor.
Deci, aici erau în fața clădirii, una familiară pentru Delia, David, Radu și Ștefan, dar una nouă și interesantă pentru Hazal. A fost foarte impresionat de curtea școlii pentru că era foarte mare și curată. Elevii pot juca fotbal, tenis și baschet acolo, sălile de clasă sunt foarte mari, de asemenea, și peretii sunt plini de picturi, imagini și alte lucruri de mână făcute de către studenți.
Ei i-au explicat lui Hazal ce activități minunate au făcut la școala lor: piesele de teatru, simpozionul, ecologia, vorbesc despre programul celorlalti și despre disciplinele școlare.
Au făcut poze și au promis că vor schimba informațiile despre activitățile școlare.
Delia and David V.
Stefan and Radu P.


The next day, Hazal was ready to go, but not before he could visit Bucharest, the capital of Romania.
There were so many important places to visit before they went to the airport.
First time Hazal saw the building of Palace of the Parliament, one of the most impressive building in the world- the world`s second largest administrative after Pentagon. The charm of Bucharest is revealed by exploring the Old Town, the Arch of Triumph, National Museum of Art, of the Village Museum, its sprawling parks and lakes.
Hazal took so many pictures and then the finally arrived to the airport where they had to say good by to eachother, promising to keep in touch and to continue their story.
Ziua urmatoare, Hazal era gata de plecare, dar nu înainte de a putea vizita Bucureștiul, capitala României.
Erau atât de multe locuri importante de vizitat înainte de a merge la aeroport.
Pentru prima dată Hazal a văzut clădirea Palatului Parlamentului, una dintre cele mai impresionante clădiri din lume, a doua cea mai mare administrativă din lume, după Pentagon. Farmecul Bucureștiului este revelat prin explorarea Orașului Vechi, a Arcului de Triumf, a Muzeului Național de Artă, a Muzeului Satului, a parcurilor și lacurilor sale întinse.
Hazal a luat atât de multe fotografii și apoi în cele din urmă a ajuns la aeroport, unde si-au urat ramas-bun, promițând să păstreze legătura și să continue povestea lor.
Stefan and Radu P.
Delia and David V.


Hazal uçağa bindi ve uçuşu boyunca gideceği yer olan Bursa hakkında bazı araştırmalar yaptı. Araştırmaları sonucunda ilk ziyaret etmek istediği yerin Bursa’nın İnegöl ilçesindeki en eski yerlerden biri olan Beylik Hanı olduğuna karar verdi. Uçaktan indiğinde arkadaşları Ayşegül ve Ecrin onu havaalanında bekliyordu, hemen onlarla selamlaşıp yemek yemeye gittiler. Ayşegül ve Ecrin, Hazal’ı İnegöl köftesi yemeye götürdüler çünkü İnegöl’ün en meşhur yiyeceği köfteydi hatta yemek yiyecekleri yere giderken elinde çatalla köfte tutan bir heykel gördü, bu heykel Hazal’ı güldürmüştü. Yedikleri enfes köftenin ardından ilk önce İnegöl’ün göbeğinde olan Beylik Hanı’na diğer adıyla Kadınlar Çarşısı’na gittiler. Hazal, Beylik Hanı’ndan arkadaşlarına bir sürü hediyelik eşya aldı.
Hazal got on the plane and searched something about Bursa on the net. As a result of her research, she decided to visit the oldest place of İnegöl “Beylik Hanı”. When she got off the plane, her friends Ayşegül and Ecrin were waiting for her in the airport. After greeting each other, they went to eat something right away. Ayşegül and Ecrin took her to eat meatball because İnegöl is famous with it. While they were going to the restaurant, she saw a statue of the hand holding a fork with a meatball on it. It made her laugh. After they had eaten the delicious meatball, they went to the center of İnegöl to visit Beylik Hanı which is known as the Women’s Bazaar. Hazal bought a lot of souvenirs for her friends.
Ecrin D.


Hazal o kadar çok hediye almıştı ki çantasında yer kalmadı bu yüzden kendine büyük, güzel bir çanta almak için Beylik Hanı’nın hemen yanındaki uzun sokağa gittiler. Uzun sokakta bir sürü mağaza vardı ve esnaflar çok samimiydi, Hazal ile sohbet ettiler, çay içtiler. Çay boş boş içilir mi? Uzun sokaktaki Helvacı Ali’den tahinli irmik helvası da aldılar ve afiyetle yediler. Hazal ve arkadaşları irmik helvasıyla enerji topladılar ve tarihi ipek yolunda kullanılan Ortaköy Kervansarayı’na gittiler. Buranın taştan yapılmış olması ve manevi değeri Hazal’ın dikkatini çekti.
Hazal bought so many gifts that there was no place in her bag, so they went to the Long Street next to the Beylik Han to buy themselves a big, beautiful bag. There were so many shops and the shopkeepers were very sincere. They chatted and drank tea with Hazal. Can you imagine drinking tea without anything beside it? They bought semolina helva with tahini from Helvaci Ali on Long Street and they enjoyed with their dessert. Hazal and her friends got energetic with the halva and they went to Ortaköy Caravanserai used on the historical silk road. Its being made of stone and sentimental value took Hazal’s attention.
Ayşegül G.



Ve kızlar diğer istikametleri olan İshak Paşa Camii’ne doğru yola koyuldular. Hazal gittiği önceki yerlerden çok etkilenmişti ve İshak Paşa Camii’nin de çok güzel bir yer olacağına emindi. Vardıklarında ise akşam ezanı okunuyordu ve güneş batmak üzereydi, Hazal bu ambiyansı hiç unutamayacağına emindi. İçeri girdiklerinde ise Hazal duvardaki hat sanatıyla çizilmiş Arapça yazıları gördüğünde çok etkilendi. Camiyi gezdikten sonra avluya çıktıklarında ise Hazal caminin etrafındaki ışıkları gördü ve bu ışıklar Hazal’ın gözlerini kamaştırdı. Artık gece olmuştu ve veda zamanı gelmişti Hazal, Ayşegül ve Ecrin’e bu muhteşem tur için teşekkür etti ve sonraki seyahati için yola koyuldu.
After that, girls set off for their next destination which was the İshak Pasha Mosque. Hazal was so imperessed by the places that she had visited earlier and she was sure the İshak Pasha Mosque was going to be amazing either. When they arrived, the azan was being recited and the sun was going down. Hazal was sure that she was going to remember this ambienca forever. When they went inside, Hazal saw the arabic calligraphy writing on the wall and she was so imperessed by that. After they finished the tour in the mosque, they went outside and Hazal saw the tremendous lightining around the mosque. She was so fascinated. It was night and it was time to say goodbye for Hazal. She thanked to Ayşegül and Ecrin for this amazing tour.
Ecrin ve Ayşegül


Leyla ve Ayla
Sevgili Hazal simdi Völklingene ulasmisti. Cok yorucu bir yolculuk gecirdi. Arabayla Inegölden oradan ucakla Istanbul Sabiha Gökcen Havalimanindan Almanyada Frankfurt am Maina ucmustu. Daha sonra Trenle 2 Saat sonra hedefi olan Völklinge gelmisti. Burada Arkdaslari Leyla ve Ayla Hazali karsilayip evlerine götürüp güzel vakit gecirmislerdi. Almanyanin en kücük eyaleti olan Saarland mucizelerle doluydu.
Liebe Hazal ist in Völklingen angekommen. Ihre Reise war anstrengend. Sie ist mit dem Auto von Ingeöl an den Sabiha Gökcen Flughafen in Istanbul und von dort nach Frankfurt a. M. geflogen. Im Anschluss ist sie zwei Stunden mit dem Zug gefahren und wurde von ihren Freundinnen Leyla und Ayla empfagen und mit nach Hause gebracht und haben einen schönen gemeinsamen Abend verbracht. Das Saarland, welches das kleinste Bundesland ist, ist voll mit Wunder.


Hem Fransaya hem Lüksemburga sinirdi. Hazalin gezip resim cekebilmesi icin tarihi mühendislik simgesi adayi gösterilen Völklinger Hütteyi gezmeye gittiler. Dünya Mirasi olan Völkinger Hütte 1873 de kurulan eski bir Demirceliktir ve 1986 da kapanmistir.
1994 de UNESCO tarafindan ham madde demir üreten Völklingen Demirceligi Endüstriyel anit olarak tarihe gecmistir ve her sezon farkli bir sergi yer almaktadir.
Es grenzte an Frankreich und an Luksemburg. Damit Hazal rumkommt und ein paar Fotos machen kann sind sie alle zusammen an die Völklinger Hütte. Es ist ein Weltkulturerbe und wurde 1873 gegründet und ist ein alte Eisen und Stahlfabrik. 1986 wurde der Bertieb eingestellt. 1994 wurde die Völklinger Hütte von der UNESCO als Weltkulturerbe benannt und schreibt Geschichte. Jede Saison bietet SIe Platz für verschiedene Ausstellungen.
Leyla ve Ayla
Hazal ertesi gün diger arkadaslari Josefine ve Ahmet ile bulusup Wadgalessen'deki vahşi parkina gitti. Burasini özellikle secmislerdi, çünkü orasi herkesin eglence kaynagi olabiliyor ister cocuklarla ister yetiskinler icin. Orada 15 farklı şekilde bakıp beslendirebilecegin 120 hayvan var. Bu vahşi park 50 yıldir hizmete acik. Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri saat 14.00-18.30 ve Pazar günü açık. Parkın girişi bedava. Hazal arkadaslariyla çok eğlenceli vakit gecirdi ve hic canli görmedigi hayvanlar dahi görmüstü.
Hazal hat sich am nächsten Tag mit ihren Freunden Josefine und Ahmet gefroffen und sie sind zusammen in den Wildpark in Wadgassen gegangen. Diesen hatten die Freunde ausgewählt, da er sich besonders gut eignet, da dort jeder Spaß haben kann. Dort gibt es 120 tiere in 15 arten die man sich anschauen kann und auch füttern kann. Dieser Wildpark ist seit 50 Jahren offen den man freitags, Samstag und Sonntag von 14.00-18.00 sowie Sonntag von 10.00-12.30 besuchen kann. Der Eintritt des Wildparks ist kostenfrei. Hazal hatte sehr viel Spaß gehabt und hat Tiere gesehen, die sie vorher nie sah.
Ahmet und Josephine


Oradaki hayvanlara evden yem getirmek kensinlikte yasaktir. Yem orada hazirlaniyor ve Hazala icin Ahmet oradan satin aldi ve Hazal hayvanlara yem verdi. Josefine ise atirstirmalik simit ve yaninda buz gibi soda satin aldi oturup birlikte ictiler. Kışın bile yeni ana binada acik. Kulübe özel günler için yer ayırtılabilir. Çocuklar için bir oyun alanı var. Orman, Fransa'ya uzanan ve güneybatıdaki en büyük tutarlı ormanlardan birini temsil eden uyarı ormanın bir parçası.
Streng verboten sind mitgebrachte Futtermittel. Das Futter wird dort vorbereitet und Ahmet hat für Hazal Futter gekauft und sie hat die Tiere gefüttert. Josefine hat während dessen Brezeln und Sprudel gekauft. Sie haben es gemeinsam verspeist. Verweilmöglichkeiten am neuen Hauptgebäude sind auch im Winter möglich. Die Hütte kann auch für private Veranstaltungen gebucht werden. Ein Spielplatz für Kinder ist vorhanden. Der Gemeindewald ist Bestandteil des Warndtwaldes, der bis nach Frankreich reicht und eines der größten zusammenhängenden Waldgebiete im Südwesten darstellt.
Ahmet und Josephine


Hazal çok mutluydu. Farklı şehirler, farklı ülkeler, farklı kültürler görmüştü. Her şehirde, her ülkede farklı güzellikler vardı. Hazal, bir sonraki sene çıkacağı tur için hayal kurmaya başladı. Ama gezdiği yerlerdeki tarihi mekanlar, doğal güzellikler, yemekler, yöresel kıyafetler aklından bir türlü gitmiyordu...
eTwinning Project Team

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $10.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $10.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!