
Sen Değiş Dünya Değişmesin bir etwinning projesidir.
2019

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BULUNDUĞUMUZ BÖLGENİN
ÇEVRE FOTOĞRAFLARI VE DEĞİŞİMİ.
DENİZLİ
ESKİDEN NASILDI? ŞİMDİ NASIL? İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DENİZLİ'Yİ OLUMLU VE OLUMSUZ
NASIL ETKİLEDİ?

Çevremizin değiştiğinin ne kadar farkındayız? bu değişiklik bizi nasıl etkiliyor? iklim değişikliğine etkisi nedir?
DENİZLİ
HAYIRSEVERLER ORTAOKULU


Danışman Öğretmen:
Nagihan Kalaycı
Projede çalışan öğrencilerimiz:
Zeynep Selin Emine Eylül
Eylül Elif Eren
Yiğit Ada Ayşegül
DENİZLİ’DE MEVCUT DURUM
İklim değişikliği, birbiriyle ilişkili olan biyofiziksel ve beşeri sistemlerin işleyişinden doğan ve beraberinde farklı alanlarda karmaşık sorunları da doğuran zorlu bir toplumsal olgudur. Bu nedenle bütüncül bir bakış açısıyla mevcut durumu değerlendirmek son derece önemlidir.
Bu bölümde öğrencilerimiz; Denizli’ye ait iklim, toprak, su, yapılanma, doğal özelliklerle ve ilin ekonomisi ve geçim kaynakları hakkında geçmiş ve şimdiki zamanı karşılaştırıp fotoğraflarla Denizli'nin iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğini anlatacaklardır.
İklim Değişikliği Risk Analizi çalışması
uluslararası ve ulusal raporlarda
kentler için tespit edilen en temel
bulguyu Denizli için de
doğrulamaktadır:
- İklim değişikliği mevcut durumda
yaşanan sosyo-ekonomik (düzensiz
kentleşme, arazi ihtiyacı, gıda güvenliği, içme suyu ihtiyacı....
ve çevresel baskıları (habitat kaybı, biyolojik çeşitlilikte
azalma, orman yangınları vb.) daha da artırıyor.

Denizli için iklim değişikliği; 2015-2044 (yakın dönem) ve 2045-2074 (uzak dönem) dönemlerinde sıcaklık ve yağış rejimlerinde aşağıdaki değişiklikleri beraberinde getirecektir:
-Denizli’nin ortalama sıcaklıklarında tüm projeksiyonlarda artış;
-Aşırı sıcak gün sayısında tüm dönemler için artış;
-Sıcak hava dalgası sayısında artış;
-Yağışların şiddetinde artış;
-Yağışın yıl içerisindeki değişkenlik devam etmekte olup, yaz yağışlarında azalma;
-Kuraklık göstergelerinde artış.
-Denizli’nin yarı kurak ve yarı nemli ikliminin kurak iklime doğru değişim göstereceği beklenmektedir.

Ormanlar, küresel karbon döngüsünün önemli bir parçasıdır. Büyürken karbon depolayan ağaçlar yaşlandıkça, kesildikçe ve bilinçsizce yandıkça depoladıkları karbonu atmosfere salıyor. Ormansızlaşma ve arazi bozulumu dünyadaki tüm araba, kamyon, uçak ve gemilerin emisyonlarının toplamından sonra en büyük karbon emisyonu kaynağıdır.
İklim değişikliğinin azaltılmasında önemli rol oynayan ormanlar aynı zamanda iklim değişikliğine karşı en hassas ekosistemler arasında yer alıyor. Özellikle Akdeniz ormanlarının iklim değişikliğinden önemli derecede etkileneceği ve böcek, yangın ve hastalıklara karşı hassaslığının artacağı öngörülüyor. Bu etkilerin bilimsel yöntemlerle araştırılması ve bu etkilere karşı uygun türlerin
belirlenmesi ve doğala yakın ormancılık ilkelerinin
benimsenmesi gibi tedbirlerin alınması ormanların
sağlıklı bir şekilde, nesiller boyu devamlılığının
sağlanması için büyük önem taşıyor.





ORMANLAR TEHLİKE ALTINDA
Ormanlar bizim için oldukça değerlidir. Küresel ısınma yüzünden artan sıcaklık ve kuraklıkla birlikte büyük alanları etkileyen orman yangınlarında artış görülmektedir. Daha fazla orman yanmaktadır. Ozon tabakasının delinmesi ile Güneş’in zararlı ışınları ve ısısı, Dünya’yı daha çok etkilemektedir. Güneş ışınlarının daha yakıcı olması orman yangınlarının artmasına neden olmaktadır.
Küresel ısınmadan dolayı ozon tabakasındaki
incelme Güneş’in zararlı ışınlarını
önleyememektedir.

Gerçekleşen yangınların olay nedenlerinde bakıldığında 162 adet nedeni bilinmeyen yangın, 38 adet yıldırım nedenli yangın, 13 adet anız nedeniyle yangın ve 36 adet diğer nedenli (sigara, piknik ateşi, kaza vb.) yangın meydana gelmiştir. Yangınların yarısından fazlası Pamukkale, Sarayköy Tavas ve Çal ilçelerinde yoğunlaşmıştır. Yangınların meydana geldiği meşçereler incelendiğinde %70 üzerinde oranla Kızılçam meşçereleri ve %15-20 oranları ile Karaçam meşçereleri ilk iki sırada yer alır.
Sarayköy Yangını, bu yangınlar içerisinde 3 Temmuz 2017 tarihinde Sarayköy’de meydana gelen yangın etkilediği alan ve hasar miktarı ile en ciddi yangın olmuştur. Toplamda 408 hektar alan etkilenmiş ve 12 milyon TL kadar hasar oluşmuştur.


Ormanların yanması sadece bizleri etkilemiyor hayvanları bitkileri de etkiliyor. Bir sürü hayvan yuvasız, korumasız kalıyor. Bizim vurdumduymazlığımız yüzünden hayvanların ve bir sürü bitkilerin nesli tükenmekte. Artık bunlara bir son vermeliyiz. Bizim yaptıklarımızın zararı sadece hayvan ve bitkilere değil kendimize de zarar veriyoruz.
Yeni nesillere içecek bir damla su nefes alacak bir tüp oksijen kalmayacak.

Yanmış hali
Tekrar ağaçlandırılmış hali
Yanan ormanlarımız yerine çeşitli etkinliklerle yeniden ağaç dikilmiştir. Anız yangınları konusunda çiftçilerin bilinçlendirilmesi, anız yakımının önlenmesi ile yangınların ve tarladaki yararlıların kaybolmasının önüne geçilmesi, yürütülecek faaliyetler içinde önerebiliriz.Ayrıca kişilerin sigara izmaritini ormanlık alana atmaması, piknik için ateşi dikkatli kullanmasını ve piknik sonrası cam malzemelerini ormanda bırakmamasını sağlamalıyız.
Emine Eylül

İklim değişikliğinin bir olumsuz yanı da gölleri, denizleri vb. etkilemesidir. Bugün Denizli ilinde bulunan "Işıklı Gölü"nün neden bu halde olduğunu ve neler yapılmaması-yapılması gerektiğini anlatacağım.
Işıklı Gölü, Denizli'ye 118 kilometre mesafedeki Çivril ilçesinin Işıklı Mahallesi'nde bulunur. Büyük Menderes Nehri'ni besleyen kaynakların üzerinde sulama amacıyla kurulan ve nilüfer çiçekleriyle ünlü Işıklı Gölü'nde büyük oranda su kaybı yaşandı. Gölün kıyı kesimlerinden itibaren su seviyesinin yaklaşık 300 metre çekildiği belirtildi.
Işıklı gölündeki en önemli çevresel problemler; sulak alan arazilerinin ziraata açılması ve yanlış su kullanımına bağlı olarak su bütçesi dengesinin bozulması, yoğun zirai gübre ile ilaç (pestisit) kullanımı, erozyon ve akarsular tarafından taşınan alüvyonlardır.
Ayrıca, organik madde ve bitkisel çeşitlilikte azalma, buna karşın özellikle su bitkilerinde ve istilacı balık türlerinde (israil sazanı gibi) tür içi birey sayısının yani yoğunluğunun aşırı artması da bu göldeki önemli problemlerin başında gelmektedir.
Artan sulu tarım faaliyetleri ve vahşi sulama yönteminin göl üzerine olumsuz etki yapması, barajdan su bırakılması ve yaz aylarında buharlaşma meydana gelmesi gölde bulunan su bütçesinin azalmasına neden olmaktadır.

Bu durumun bu şekilde devam etmesi sonucunda Işıklı gölü özelliklerini yitirerek karasal ortamlar haline geleceği kesindir. Göllerin su bütçesini dengeleyecek ve hatta artıracak acil önlemler için öneriler geliştirilmesi gerekmektedir.
Denizli ili genelindeki sıcaklıklardaki ve yağış rejimindeki değişiklikler, bölgedeki bitki ve hayvanların fenolojik faaliyetlerinin (çiçek açma, göç, üreme gibi periyodik biyolojik olaylar) zamanlarının değişmesine neden olabilecektir.
Bu değişimlerin de popülasyonların devamlılığı için gerekli besin bulma, eş bulma, yavruların hayatta kalma başarısı gibi önemli ölçütleri olumsuz yönde etkilemesi beklenmektedir. Toleransı düşük canlıların ortamdan uzaklaşmasına tür çeşitliliğinin azalmasına sebep olmaktadır.
Işıklı Gölü kışlayan su kuşları için çok önemli bir yaşam alanıdır. 200 bini aşkın su kuşu bu gölde kışlamaktadır. 20 yi aşkın kuş türü bölgede kuluçkaya yatar.
Ayrıca göl balık bakımından zengindir ve çevre köyler için balıkçılık açısından büyük önem taşır. Yılda 70 tona yakın balık tutulur. Kontrolsüz balıkçılık ve avcılık göldeki büyük tehditlerden biridir.

Işıklı Gölü bir zamanlar temiz, güzel, insanda mutluluk gibi düşünceleri uyandıran bir yerdi. Ancak bu duygular iklim değişikliği nedeniyle sona ermiş bulunmakta. Dediğim gibi insanların dikkatsizliği doğayı bozabiliyor. Bu konuda yapabileceklerimiz var tabii ki;
1-Gölleri, denizleri vb. Alanları kirletmemeliyiz.
2- Suları israf etmemeliyiz.
3- Bu tür yerleri yaşam alanımız olarak kabul etmeliyiz.
4- Bu maddeler dışında herhangi kötü birşey yapmamalıyız.
5- Ayrıca doğaya zarar verme gibi davranışları yapanları uyarmalıyız.
Biliyoruz ki Işıklı Gölü mükemmel ötesi bir göldü. Ancak yaptığımız bazı hatalar yüzünden Işıklı Gölü artık mükemmelliğini bıraktı.
Umarım Işıklı Gölü eski halini alır.
Zeynep Selin


Eski Denizli yerleşim
Şimdi Denizli yerleşim
KENTLEŞME
Kentleşme, kentsel yaşam biçimlerinin gelişmesi olarak adlandırılır. Başka bir deyişle, dar bir alana yerleşen büyük nüfus birikimi, fiziksel ve sosyal oluşum, karmakarışık ilişkiler ağı, iş dallarının farklılaşması ve kendine özgü bir kültürel sistemin ortaya çıkması olarak da adlandırılabilir. Kentleşme, kente göç eden bireyin ya da kente ikamet eden nüfusun değişim sürecini oluşturur ve sosyal, kültürel, ekonomik özellikleri ile ele alınır. Kentleşme sosyal bakımdan, kente özgü tavır ve davranış bakımlarının benimsenmesi ile gerçekleşirken kırsal alanlarda yaşayanlar daha farklı ekonomik ve sosyo-kültürel yaşam biçimine sahiptir.


Nüfus artışı ve şehir merkezlerine gerçekleşen göçün etkisi olarak Türkiye’de bina sayısı 2050 yılına kadar sayısal olarak neredeyse %50 artacaktır. Bu da beraberinde yeni barınma ihtiyaçları getirecektir. Bu yeni barınma planlarında nüfusu kentlere sığdırabilmek için
-Plansız kentleşme,
-Ormanların kesilmesiyle binalara yer açılması,
-Binaların yapımında kullanılan ekolojik olmayan ürünler,
-İnsanların bir arada toplu yaşamasından
kaynaklanan sorunlar,
-Alt yapının yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar
yüzünden zaten var olan iklim değişikliği sorunu
daha da artacaktır.
Bu yüzden su toplama ve güneşten yararlanma durumlarına son derece önem vermek zorundayız. Yeni binaların yazın serin, kışın sıcak olacak biçimde tasarlanması ve ruhsatlanması gelecekteki enerji ihtiyacımız açısından da çok gereklidir.
2016 yılında Türkiye’nin toplam salımlarının %13’ü binalardan kaynaklanmaktadır. Bu yüzden

Güneşe
yönlendirilmiş
ekolojik bina

Ayşegül

İklim değişikliğine trafiğin etkileri:
İklim değişikliğinin birçok nedeni vardır. Bu nedenlerden biri de artan nüfusla artan trafiktir. Trafikteki araç sayısı her yıl artış göstermektedir. Kentlerde, nüfus artışı ve gelir düzeyinin yükselmesine paralel olarak motorlu taşıt artışının neden olduğu zararlı egzoz gazları da önlem alınması gereken önemli bir hava kirliliği sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum da birçok zarara yol açar. Bende size bu zararlardan bahsetmek istiyorum.
Eskiden trafik
Şimdi trafik
Araçlar trafikte seyrederken egzoz yoluyla havaya karbonmonoksit, karbondioksit, azotoksit diğer hidrokarbon gazları ile kurşun gibi ağır metalleri gaz halinde veriyor.
Trafikte araç sayısı artış gösterdikçe egzoz gazları da artış gösteriyor. Bu da havanın kirlenmesine yol açıyor. Havanın kirlenmesi ise iklim değişikliğine neden oluyor ve doğa birçok zarara uğruyor, canlıların soluduğu temiz hava kirleniyor.

Biliyorsunuz ki ‘’Araba yerine otobüs kullanın.’’ cümlesi çok kullanılıyor. Peki ya neden?
Arabalar arttıkça egzoz gazı da artıyor ve bu da sorunları peş peşe getiriyor. Fakat otobüs kullanıldığında arabaların sayısında düşüş meydana geliyor ve böylece egzoz gazı miktarında da düşüş yaşanıyor. Kişi başına düşen karbon salınımını azalttığı için en fazla önerilen çevre koruma ve hava kirliliğini önleme yöntemidir. Bu önlemle doğanın kirlenmesini engellerken canlıların hayatını da koruma altına almış oluruz.

Hava kirliliğinin büyük kısmı otomobillerden kaynaklanır. Bu nedenle günlük hayatta ulaşım alışkanlıklarımızı yeniden düzenleyerek hava kirliliğini azaltmaya yardımcı önlemler alabiliriz.
Yürüme mesafesindeki yerlere yürüyerek ya da bisikletle ulaşımın tercih edilmesi de önlemlerden biridir. Hem bu şekilde spor yaparak vücüdumuzu da çalıştırmış oluruz.


Eylül Elif

Jeotermal Enerji:
16.12.2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Denizli Sarayköy-Aydın Buharkent Bölgesi Jeotermal Turizm Sahası olarak ilan edilmişti. Daha sonra 13.03.2008 tarih ve 26815 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan karar ile Buharkent Bölgesi ayrılarak Sarayköy, Buldan ve Akköy’ü kapsayan bölge Jeotermal Turizm Bölgesi olarak ilan edilmiştir.
Denizli ilindeki Lisanslı Elektrik Üretim Dağılımı
(EPDK, 2018) verilerine bakıldığında üretilen enerjinin %11’i hidroelektrik santrallerde, %18’i jeotermal enerji üretim tesislerinde ve %70’i ise termik santrallerde üretilmektedir.



Sarayköy Jeotermal Tesisleri
Denizli ili hem enerji hem elektrik üretimi bakımından oldukça faydalı olan jeotermal kaynak açısından zengin bir bölgede yer almaktadır. Büyük Menderes Grabeni (Aydın-Ortaklar ile Denizli-Sarayköy arasındaki alan) MTA tarafından oldukça yüksek jeotermal kaynak potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir. Şehirde bulunan 8 adet jeotermal elektrik santralinin hepsi Sarayköy ilçesinde bulunmakta ve toplamda 296,257 MW’lık enerji üreten tesisler şehirdeki elektrik üretiminde %18 gibi yüksek bir orana sahiptir.

Jeotermal santral, doğrudan jeotermal enerji kaynağının üzerinde tesis edilmesi nedeniyle:
· Enerji kaynağının (yakıtın) ayrıca madenler ile çıkarılmasına gerek kalmamakta ve böylece dünya yüzeyine müdahalede bulunulmamaktadır.
· Yakıtın işlenmesi ve uzun mesafelere nakliyesinde harcanacak ek enerji maliyetleri ve ek çevresel etkiler oluşmamaktadır.
Ayrıca jeotermal enerji dönüşüm ekipmanlarının nispeten daha kompakt olması, sistemin kapladığı alanın daha küçük olmasını sağlamaktadır.
Jeotermal enerji tesislerinde, atmosfere azot oksit veya partikül madde salınımı olmaması hava kalitesinin iyileştirilmesine yardımcı olmaktadır. Özellikle Sarayköy ilçesindeki hanelere ve seralara ısı sağladığı bilinmektedir. Bunun daha da arttırılması ve özellikle yeni kurulacak tesislere zorunlu hale getirilmesi, haneler ve sanayide ısınma kaynaklı salımları azaltacaktır.
Ayrıca radyoaktif atık madde bertaraf ihtiyacı da bulunmamaktadır.



Tosunlar 2 Jeotermal Enerji Santrali
(Sarayköy / DENİZLİ)
Tosunlar 1 Jeotermal Enerji Santrali (Sarayköy/Denizli) 4 MW
Jeotermal enerji gelişiminin çeşitli olası çevresel etkileri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları:
· Gaz emisyonları · Su kirliliği
· Katı emisyonları · Arazi kullanımı
· Arazi çökmesi · Sismik tetikleme
· Heyelan tetiklenmesi · Su kullanımı
· Katastrofik olaylar.
· Doğal hidrotermal oluşumlara müdahale
· Doğal yaşam habitatına ve bitki örtüsüne müdahale
jeotermal suların Büyük Menderes Nehri’ne ulaşması termal kirlenme, tuzluluk ve bor kirliliği sorunlarına neden olmaktadır.
Yukarıdaki uzun listeye rağmen, mevcut ve yakın gelecekte kullanılacak jeotermal enerji teknolojileri, konvansiyonel fosil yakıtlı santrallere ve nükleer enerji santrallerine kıyasla çok daha düşük çevresel etkiye sebebiyet vermektedir.
Yiğit Ada
RÜZGAR TRİBÜNLERİ
Türkiye genelinde olduğu gibi Denizli’de de elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı %30’lardadır.
Denizli ilinin coğrafi koşulları itibariyle rüzgâr enerjisi potansiyeli çok verimli değildir. ETKB Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğünün yapmış olduğu çalışmaya göre, Denizli genelinde 50 metrede en fazla rüzgâr hızı 6,5 m/s’yi bulmaktadır.
Genellikle, ekonomik sayılabilecek yatırımların 7 m/s üzeri rüzgâr hızı görülen bölgelerde kurulması önerilse de yenilenen rüzgâr türbini teknolojisi ve 80 metreyi bulan kule boyutları düşünüldüğünde uygulamanın çok verimsiz olmayacağı öngörülebilmektedir.
Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi teknolojisinin gelişimi, kirletici olmayan bir enerji kaynağı sağlayarak iklim değişikliğinin önüne geçiyor. Fosil yakıtlarda olduğu gibi sera gazı salınımı olmayan rüzgar enerjisi, dünyaya tamamıyla temiz elektriği vadediyor.


Eski hali
Rüzgar tribünleri yapıldıktan sonra
Denizli’nin Babadağ ilçesi üzerinde kurulan rüzgar elektrik santralinin yıllık 184.472.600 kilowatsaat yıllık üretim kapasitesinde olduğu ve buna göre 64.000 kişinin elektrik ihtiyacını karşılayacağı öngörülmüş olup bu sayede fosil yakıt kullanılarak üretilecek enerji ihtiyacı azalmış olacak. Denizli'de kışın ısınmada da bu enerji kullanılarak yine fosil yakıt kullanımı azalacağı için karbon salınımı açısından Denizli'ye avantaj sağlayacaktır.
Eren
Ahmet Nuri Erikoğlu Ortaokulu
Proje Yürütücüsü: Müge ATLIHAN
Proje örencilerim: Şeyma Burak ve Ege



İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini ve yaşadığımız şehirde neden olduğu olumsuzlukları araştırdık. Merak etmeyin!
Denizli'de buzul olmadığı için buzullardaki erimeden bu kısımda bahsetmeyeceğiz.
Merhaba ben Burak,
sizlere iklim değişikliğinin yaşadığımız ortama nasıl etki ettiğini anlatmak istiyorum.
Denizli ilimiz Akdeniz havzasında yer alıyor. Akdeniz Havzası’nda gerçekleşecek 2°C’lik bir sıcaklık artışı, beklenmeyen hava olayları, sıcak hava dalgaları, orman yangınlarının sayısında ve etkisinde artış, kuraklık ve bunlar dolayısıyla biyolojik çeşitlilik kaybı, turizm gelirlerinde azalma, tarımsal verim kaybı ve en önemlisi kuraklık olarak etkilerini hissettirecektir.
Merhaba ben Şeyma,
Denizli'nin coğrafi konumundan yola çıkarak iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğini yorumladım.
İklim değişikliğinin şehrimize en büyük zararlarından biri şehrimizde bulunan nehirlerin kurumasıdır. Şehrimizden geçen nehirler tarım alnlarının sulanmasında kullanılır. Ayrıca yaban hayvanlarının yaşaması, içme suyu ihtiyaçları ve avlanma gibi amaçlarla kullanılır. Nehirlerin kuruması biyolojik dengeyi alt üst edecektir.

Eskiden su seviyesi yüksek olan nehirler bir çok canlı için yaşam alanı olurken. İlimizde sıcaklık artışından dolayı nehirlerimizde suların çekildiği gözlendi.

Dünyada bazı bölgelerde iklim değişikliğinden dolayı okyanus ve deniz seviyeleri yükselse de Denizli denize kıyısı bulunmayan bir şehir. Sıcaklık artışının bizim şehrimize etkisi kuraklık olarak gözlenmektedir.


Tekrar merhaba ben Burak. Gezegenimizde bulunan tatlı su oranı, %2.5 civarındadır. Fakat bu 2.5’lik oranın yalnızca %1.2’lik miktarı yüzeyde, erişilebilir bir miktarda bulunup, yaşamı destekleyen bir görev taşır. Sera etkisi ve küresel ısınmanın destekleriyle erişilebilir su kaynaklarımız hızla kuruyor.

Merhaba ben Ege,
İklim değişikliğine Denizli ne kadar hazır?
Gelecekte sıcaklık artışından dolayı orman yangınları çıkma olasılığı artacak. Aniden çıkacak yangınlara karşı hazır olmalıyız. Yeşil alanlarımızı güçlendirmeli ve çoğaltmalıyız. Yetiştireceğimiz bitki türlerini, değişen iklim koşullarında dayanıklı olacak bitki türlerinden seçmeliyiz.

DENİZLİ NAMIK KEMAL ORTAOKULU
DANIŞMAN ÖĞRETMEN:ÖZLEM YILDIZ BOL
PROJE ÖĞRENCİLERİM:
ZEYNEP
NEHİR
ECENUR
İLKER
KORCAN

MERHABALAR BEN ZEYNEP,
SİZLERE DENİZLİ VALİ RECEP YAZICIOĞLU BARAJININ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN NASIL ETKİLENDİĞİNİ GÖSTERMEK ve İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SEBEPLERİNDEN BAHSETMEK İSTİYORUM.
İklim değişikliği dünyanın dört bir yanını etkilemektedir. Bende sizlere iklim değişikliğinin Denizliyi nasıl etkilediğini göstermek istedim. Ve bunun içinde Denizli Vali Recep Yazıcıoğlu Barajını araştırdım.

İlk resimde gördüğünüz gibi yemyeşil dağlar ve masmavi berrak bir suyu olan bu baraj ikinci resimde görüldüğü gibi sular çekilmiş,kirlenmiş ve berraklığını kaybetmiştir.Dağların da yeşilliğinden bir eser kalmamıştır.
Ve bunun nedeni de iklim değişikliğidir. Ne alakası var diye düşünülebilir elbette, ancak suların kurumasının sebebi ne? Küresel ısınma. Küresel ısınmanın sebebi ne peki? Elbette iklim değişikliği. Küresel ısınma yüzünden sular kurumuş, ağaçlar da azalmıştır. Eskiden yemyeşil alanlarımız masmavi sularımız tertemiz bir çevremiz vardı. Peki ne değişti? Öncelikle teknoloji ilerledi. Teknoloji ilerledikçe atıklarımız da arttı. Birçok icat çıktıkça o icatları üretmek için fabrikalar kuruldu. Fabrikaların kurulması için alan lazımdı. Ve alan içinde birçok ağacı acımasızca kestiler. Tabi ki bir tek bu da değil. Deodorant kullanımı da arttı. Ve tüm bunlar da ozon tabakasını deldi. Sıcaklık artışı ile bazı bölgelerde kuraklık, bazı bölgelerde yağış artışı yaşanmaktadır. Kuraklıktan bahsettik.
Birazda yağış artışından bahsedelim. Yağışların artmasından ne olabilir ki diye düşünebilirsiniz belki. Fakat yağışlar artınca seller de artar. Nasıl mı. Yağışlar artınca su kaynaklarında da artışlar yaşanır. Bu artışlar suyun taşmasına yol açıyor. Ve bu da sellere.


Belki de şimdiye kadar ki her konuda küresel ısınmadan bahsettik. Peki nedir bu küresel ısınma? Atmosfere salınan gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, dünya üzerinde ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa verilen isimdir. Sera gazları da sıcaklığın 32° fazla olmasını sağlar. Sera gazlarının artış sebepleri: Fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, arazi kullanımı değişiklikleri, çimento üretimi, sanayi süreçleri ve şehirleşmedir. Sera gazlarının en önemlisi karbondioksittir. Karbondioksit, yeryüzü bitki örtüsü başta olmak üzere birçok faktörün etkisiyle denge halindeyken, fosil yakıt tüketiminin artması ve ormanların yakıp kesilmesi sonucu bu denge bozulmaktadır. Kutuplarda ki donmuş olan kara parçalarının çözülmesi de metan gazı salınımına yol açmaktadır. 1970-2004 yılları arasında karbondioksit salınımı %80 artmıştır. %80 oldukça büyük bir fark değil mi.
Peki biz tüm bunları önlemek için ne yapabiliriz? Her türlü israftan özellikle de su israfından kaçınmalıyız. Toplu taşımaları kullanmaya özen göstermeliyiz. Çevremizi kirletmemeliyiz. Ağaçlarımızı kesmemeliyiz. Herkes üstüne düşeni yapmalı. Bir kişi sadece bir kişi bile tüm bunları yapsa dünyamızın ömrünü belki daha da uzun yapabiliriz. Lütfen çevremize karşı duyarlı olalım. Bu günümüz için yarınımızdan olmayalım.


MERHABALAR BEN NEHİR,
BEN DE SİZLERE GÜNEY ŞELALESİNİN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN NASIL ETKİLENDİĞİNDEN BAHSEDECEĞİM
Tüm dünyada giderek etkisi artan Küresel Isınmanın bir etkisi olan İklim değişikliği, özellikle yağış azlığından dolayı kuruyan Barajlar ve su kaynakları konu olunca aklımıza geliyor. Bu nedenle su insanoğlunun vazgeçilmezleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Halbuki iklim değişikliğinin birçok etkisi ve belirtisi var. Ama en önemlisi olan insan kaynaklı olan etkilerdir. Başta kömür olmak üzere fosil yakıtların kullanılması Atmosferdeki karbondioksit oranının artmasındaki ana sorumlu, bunların yanında volkanik patlamalar ve güneşle ilgili değişkenliklerde azda olsa rol oynar. Eskiden yemyeşil ve ekolojik çeşitliliğin bol olduğu yerler günümüzde küreselleşmeden nasibini almış bir şekilde kurak ve çoraklaşmış bir çevreye dönüşe biliyor aşağıda resimlerdeki GÜNEY şelalemiz bu döngüden nasibini almıştır.

Bir zamanlar şırıl şırıl akan Güney şelalemizin zaman döngüsü üzerindeki değişimini fotoğraflar ortaya koymaktadır.

Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün ‘tabiat anıtı’ olarak tescil ettiği, Güney İlçesi’ne 8, Denizli’ye 76kilometre uzaklıkta yer alan Güney Şelalesi,2013 yılındaki heyelan nedeniyle çöktü. Heyelanda,20 metreden akan şelale, büyük ölçüde zarar gördü.
2013 yılında heyelan yüzünden yıkılan Güney Şelalesi’ndeki su miktarı yaz aylarında kuruyacak kadar azalıyor.


İlçede 1960’lı yıllardan bu yana doğa ve turizm alanı olarak gezilerin uğrak yeri olan Güney Şelalesi’ndeki kuruma, kaymakamlık ve belediyeyi harekete geçirdi. Güney Belediye Başkanı, şelaleyi besleyen kaynakların kuraklıktan etkilendiğini söyledi. Bölgede tarım için kullanılan su da azaldı.
Sorun yağışların olmamasından, suyun düzensiz bir şekilde tarım alanlarının sulanmasında kullanılmasından kaynaklanıyor.
Su sorunu çözümlenemezse Güney Şelalesi yok olur.
Problem ve çözüm sorunun baş sebebi olduğu gibi biz insanların elindedir. Çünkü insanoğlu da diğer varlıklar gibi doğal düzenin içinde var olan bir parçadır ve onlar dan herhangi bir üstünlüğü bir farkı yoktur. Yani bu düzenin önemli bir parçasıdır.


MERHABA BEN ECENUR
BEN DE SİZLERE PAMUKKALE'NİN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN NASIL ETKİLENDİĞİNİ ANLATACAĞIM
İklim değişikliği dünyanın tamamını kapsamaktadır. Ben de sizlere Denizli’de bulunan Pamukkale'deki travertenlerin nasıl oluştuğunu,
nasıl bu hale geldiğini, öncesi ve sonrasını, ve bunun gibi şeyleri anlatacağım. Aslında bir bakımdan da göstereceğim.
Pamukkale şu an bembeyaz, zaten bir adı da beyaz cennet. Ama biliyor muydunuz; Pamukkale
kentinde eskiden çok fazla su vardı fakat artık yok?


Bu fotoğraflar Pamukkale’nin eski hali ve yeni halidir. Zaten az önce de dediğim gibi Pamukkale
eskiden hem beyazdı hem de su vardı ama artık sadece beyazlık var bunun nedeni kuraklıktır ve
kuraklığın nedeni de iklim değişikliğidir.


Pamukkale Travertenleri, UNESCO dünya mirasları listesine giren 18 yerden biri olma özelliği taşıyor. ‘Beyaz Cennet’ olarak anılan bu doğa harikası yaklaşık bin yıldır kaplıca hizmeti veriyor. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği travertenler, 50 metre yüksekliğinde yaklaşık 3 kilometre uzunluğunda ve 250-600 metre genişliği sahip.

Yapılan araştırmalara göre yaklaşık 400 bin yıl evvel gerçekleşen belirsiz sayıdaki depremlerle Büyük Menderes Havzası’na termal sular dolmaya başlayarak Denizli Pamukkale Travertenleri olarak adlandırılan oluşumu meydana getirmiştir.



Pamukkale’nin beyazlık kaynağı ise doğal termal suyu sayesinde oluyor. Bölgedeki termal su kaynaklarından çıkan ve 30-40 derece arası sıcaklığındaki su, 200-300 metre uzunluğundaki kanallardan travertenlere ulaşarak, beyaz cennet Pamukkale’nin travertenlerini oluşturuyor. İçerisinde bikarbonat, sülfat, kalsiyum ve karbondioksit bulunduran su, düzenli akışkanlığı ile travertenlerin oluşmasını sağlıyor. Suyun verilmemesi halinde ise travertenler yeniden sarıyor ve kararmaya başlıyor. Travertenlerin oluşmasındaki en önemli konu ise termal suyun düzenli ve programlı bir şekilde verilmesi.
Bugüne kadar travertenlere verilmesi gereken su,suyun yeterli olmamasından dolayı bir kısmı köydeki tarım için sulama suyu olarak kullanılmış ki bu da aslında tarıma büyük zarar vermiş.İyi haber şu ki Pamukkale belediyesi artık suyu denetimli olarak verdiği için travertenler eski beyazlığına kavuşuyor ve insanların sadece belirli alanlara girmesine izin verildiği için travertenlerin zarar görmesi engellenmiş oluyor ve Pamukkalemiz eski beyazlığına kavuşuyor.


MERHABA BEN İLKER
BEN DE SİZLERE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HONAZ SAKLI GÖL'Ü NASIL ETKİLEMİŞ? ANLATACAĞIM

Honaz Dağlarına Yaklaşık 1200 Metre Rakımındaki Yukarı Dağdere Mahalle'sinde Çam Ağaçlarının Arasında Bulunan Saklıgöl Tektonik olaylar sonucu çöküntüyle oluştu.Tatlı Su Canlılarına Ev Sahipliği Yapan Saklıgöl'ün Çapı 300 Metreyi Buluyor.Gölde sazlıklardan oluşan 7 tonluk yüzen ada rüzgarın etkisiyle zaman zaman yer değiştiriyor.
Eski resimde görüldüğü gibi Ağaçlar çok su oranı çok,Ama yeni resimde sular az ağaçlar az ve bunun sebebi Küresel Isınma... Küresel Isınma yüzünden Göl sadece suyunu kaybetmiyor orda yaşayan canlılara da zarar veriyor.Sular yok olduğu için canlılar sudan yararlanamıyorlar ve nesilleri yavaş yavaş yok oluyor.

ESKİ HALİ YENİ HALİ

Küresel Isınmanın sebebi fabrika bacaları ve arabaların egzozlarından çıkan dumanlar ozon tabakasını deliyor ve güneş ışınları dünyamıza daha çok geliyor bunun sonucunda ise Küresel Isınma ortaya çıkıyor.


Küresel ısınma da iklim değişikliğine sebep oluyor.İklim Değişikliği yüzünden bazı yerler kış gelmiş olsa bile hala bahar havasında ve bu da yağışları etkiliyor. Kar yağmıyor ve nehirler göller barajlar için yeterli miktarda su sağlanamıyor. Dünyanın ekseni kaydığı için mevsimler özelliklerini kaybediyor.Ve bu da göllerimizin susuz kalmasına sebep oluyor


DENİZLİ'nin Honaz ilçesindeki 'Saklıgöl', Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla bugün Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, 'Kesin Korunacak Hassas Alan' ilan edildi.(11.09.2019 tarihli CNNTURK haberi)


MERHABA BEN KORCAN
BEN DE SİZLERE BULDAN YAYLA GÖLÜNÜN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN NASIL ETKİLENDİĞİNİ ANLATACAĞIM

Buldan ilçesinin Süleymanlı Mahallesi'nde çam ağaçları arasında bulunan, 1155 metre rakımdaki, potansiyel doğal SİT alanı durumundaki Yayla Gölü, doğal güzelliğiyle 4 mevsim görenleri kendisine hayran bırakıyor. Doğal güzelliğiyle fotoğraf platosunu andıran, Denizli'ye 58 kilometre mesafedeki göl, doğaseverlerin yoğun ilgisini çekiyordu. Üzerinde nilüfer çiçeklerinin görsel bir şölen sunduğu gölde yüzen ördek ve kazlar seyrine doyumsuz bir manzara oluşturuyordu.


Buldan Yayla Gölü eskiden çok temiz ve çok berrak olarak bilinirdi.
Ama zamanla insanlar gölü kirletmeye başladı.Bu nedenle canlılar ölmeye başladı.Gölün suyu azalmaya başladı.Bunların doğurduğu sonuçla Buldan Yayla Gölünün popülerliği azaldı.


Günümüzde piknikçiler ağaçların azalması sonucuyla bu güzel yere gitmemeye başladılar.Denizlinin birinci derece özel koruma alanına alınan bu yer şimdilerde hiç misafir ağırlamıyor.Artık hiç gezilmiyordu.

Zaten sığ bir göl olan Buldan Yayla Gölü kuraklık nedeniyle suyu yok denecek kadar azaldı.




Ve bu yaşanılan üzücü durum karşısında geç kalınmadı :)
Yayla Gölü, 188 çeşit bitki, 158 çeşit kuş türüne de ev sahipliği yapıyor. 'Kuş cenneti' olarak da bilinen Yayla Gölü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla bugün Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, 'kesin korunacak hassas alan' ilan edildi. Yayla Gölü için alınan karar ilçede sevinçle karşılandı.



CUMHURİYET ORTAOKULU
DENİZLİ/ ACIPAYAM
Danışman Öğretmen: Derya GÖK ALTUN
Projede sorumlu öğrencilerimiz:
Begüm Kerem
Başak Murat
Bengisu Bora
Zeynep

Sen değiş dünya değişmesin isimli eTwinning projemizde öğrencilerim Denizli iline bağlı Acıpayam ilçesi ve çevresindeki iklim değişikliğinin sebep ve sonuçlarını araştırdılar. Acıpayam havzası içerisinde yer alan barajlar, göller, seller, yerleşim yeri, orman yangınları ve büyükbaş hayvan çiftliklerinin iklim değişikliğindeki rollerini sunacaklar.
İklim değişikliği iklimin ortalama durumunda veya değişkenliklerinde uzun süre yaşanan istatistiksel değişimlerdir. Belirli bölgelerde çok sık gözlemlenmeyen aşırı hava olaylarının şiddetindeki ve sayısındaki belirgin artış olarak tanımlanabilir. İklim değişikliği hem doğal süreçler sonucu hem de insan faaliyetleri kaynaklı olarak gerçekleşmektedir. Küresel değişimin bir parçası olarak, son 42 yıllık dönemde sıcaklıklar Türkiye’nin her yerinde artış gösterdi. Yaz sıcaklıklarındaki artış ise diğer mevsimlere göre daha fazla gerçekleşti. Türkiye’nin 1981-2010 ortalamalarına göre yaz mevsimi ve kış mevsimi ortalama sıcaklıkları sırasıyla 23,5°C ve 3,7°C iken 2014 yılı yaz mevsimi ortalama sıcaklığı 24,4°C ve 2013-2014 yılı kış mevsimi ortalama sıcaklığı 4,6°C ile mevsim normallerinin 0,9°C üzerinde gerçekleşti (REC Türkiye, 2017)
İklim değişikliği iklimin ortalama durumunda veya değişkenliklerinde uzun süre yaşanan istatistiksel değişimlerdir. Belirli bölgelerde çok sık gözlemlenmeyen aşırı hava olaylarının şiddetindeki ve sayısındaki belirgin artış olarak tanımlanabilir. İklim değişikliği hem doğal süreçler sonucu hem de insan faaliyetleri kaynaklı olarak gerçekleşmektedir. Günümüzde yaşadığımız değişikliğin insan kaynaklı olduğundan bilim insanları hemfikirdir. Beşeri faaliyetler sonucu oluşan doğal yutakların karbon tutma kapasitesinin üzerinde miktarlarda salınan sera gazları gezegenin iklim dengesini değiştirmiştir.


BAŞAK: ACIPAYAMIN NÜFUS ARTIŞI


Acıpayam'daki kentleşme oranlarının artması ilk olarak 1994 den başladı. Hayvancılığın gelişimi ile nüfus gitgide artmaya başladı. Denizli İklim Değişikliği Eylem Planı hazırlanması çalışması, Avrupa Birliği’nin Katılım Öncesi Mali Yardım (IPA) fonu tarafından desteklenen ve Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin faydalanıcısı olduğu “İklim Hareketi İçin Değişime Güç Ver Projesi” kapsamında REC Türkiye tarafından yürütülmüştür . Küresel iklim değişikliğiyle mücadele için yürütülen ulusal çabalara yerel düzeyde katkı sağlanması son derece önemlidir.


Denizli büyümeye devam etmekte olan bir şehirdir. 2016 yılında 1 milyon olan il nüfusunun 2025’de 1,1 milyona ulaşacağı TÜİK raporlarında yer almaktadır. Bu raporda il nüfusunun 2030’da 1,2 milyona yaklaşacağı öngörülmüştür. Başta sanayi üretimi, araç sahipliği ve bina stoku olmak üzere, sera gazı salımıyla ilişkili parametrelerde 2016 - 2030 arasında önemli artış beklenmektedir. Çalışmada yapılan modellemelere göre, Denizli’nin 2030 salımları 11,9 milyon ton CO2e olarak öngörülmüştür. Aynı yıl, kişi başı salımların 10,1 ton CO2e olması beklenmektedir. Azaltım hedefi olarak 2030 yılı için %21 hedef konulmuştur. Buna göre, Denizli’nin 2030’da kişi başı salımlarının 8,0 ton CO2e’ye indirilmesi, toplam salımların da 9,5 milyon ton CO2e olarak kalması öngörülmektedir.


ACIPAYAMDAKİ YERLEŞİMİN İKLİME ETKİLERİ
İklim değişikliği ve kentler arasında çift yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Kentler bir yandan sahip oldukları faaliyetler nedeni ile doğal çevre ve iklim değişikliği üzerinde ciddi etkilere sahipken öte yandan iklim değişikliği sonucunda meydana gelmesi beklenilen olaylar kentleri meydana getiren sistemlerin varlığını tehdit etmektedir.
ilçemizdeki hızlı nüfus artışı tarım arazilerine ev yapılması, kişi başına düşen karbon salınımının artması daha fazla atık su ve çöp oluşumu gibi küresel iklim değişikliğinin hızını arttıracak birtakım etkilere sahip iken biryandan da iklim değişikliği ile sayısı artacak sel, yiyecek sıkıntısı gibi felaketlerle baş etmek daha da zorlaşacaktır.


BORA: KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN BARAJLARA VE TARIM ARAZİLERİNE ETKİSİ


20. Yüzyılın sonlarına doğru etkisini hissettiren küresel ısınma iklim değişikliklerini de beraberinde getirmiştir. Bu küresel problem, ekonomiden su kaynaklarına, enerjiden gıdaya tüm yaşam sektörlerini ve tüm varlık ortamını olumsuz yönde etkilediği için tüm sektörleri yakından ilgilendirmektedir. Hidrolojik çevrimde tatlı su miktarı sabit iken insan nüfusundaki artış ve teknolojiye bağlı olarak su kullanımında artan çeşitlilik dünyanın birçok bölgesini su stresi veya su kıtlığı ile karşı karşıya getirmiştir. Barajlar hem tarımsal sulama ihtiyacını hem de elektrik enerjisi taleplerini karşılamak için havza alanlarında belli oranda yağış almalıdır. İklim değişikliğinin etkisi nedeniyle düzensiz yağış rejimi, artan sıcaklıklar ve buharlaşma barajların hem beslenmesini hem de rezervuar alanlarını tehdit etmektedir.
2014 yılında inşa edilen akalan barajı ani su taşkınlarını önlemek ve Akalan ovasını sulamak amacıyla yapılmıştır. Ancak iklim değişikliğinin bir sonucu olarak baraj seviyesindeki su miktarı aşırı derecede düşmüştür.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

SEN DEĞİŞ DÜNYA DEĞİŞMESİN
DANIŞMAN ÖĞRETMEN
SİNEM İKİZOĞLU
ÖĞRENCİLER
YAĞMUR BOZKUŞ
CEMRE CANVERDİ
GÜLİZAR SENA SAĞNAK
KUZEY TATAR

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $32.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $32.39+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!