
Bir zamanlar,büyük şehirlerden uzakta, içinde her türden ağaçla dolu bir orman varmış. Uzun yıllardır burada olan ağaçların yanı sıra yeni filizlenen ağaçlarda yaşarmış bu ormanda...
Bir sürü ağacın arasından yükselen bir tepede sanki ormanı yukarıdan izliyormuş gibi görünen bir meşe ağacı varmış.
Meşe ağacı çok büyük olduğundan
pek çok kişi, bu ağacın ormanın
en büyük ağacı olduğuna
inanırmış. Hükümet bu ve
benzeri ağaçları ulusal ormanın
bir parçası ilan etmiş, bu da
ağaçların odunculardan
korunması anlamına geliyormuş.
Pek çok kişi şehir yaşamından kaçmak
ya da aileleriyle yaptıkları tatiller
sırasında bu ağaçları izlemek üzere
ormana gelirmiş.
Bu insanlar bazen kamp kurar ya
da piknik yaparmış.
Pek çok ziyaretçi de bu ağaçların
altına sessizce oturup ne kadar
görkemli olduklarını izlerlermiş
Ulusal park koruması altında olmak bu ağaçları kereste olmaktan kurtarsa da doğal olaylardan koruyamaz.
Karanlık bir gün ormanı büyük bir fırtına vurmuş.
Ceviz büyüklüğünde dolu taneleri düşmeye başlamış gökyüzünden. Rüzgar öyle güçlü esiyormuş ki pek çok ağacın yaprakları ya da dalları zarar görmüş ya da yok olmuş.Daha uzun ağaçların tepeleri rüzgarın şiddetiyle yan yatmış.
Meşe ağacı diğer ağaçlardan daha
tepede olduğu için fırtınanın etkisini
en çok hisseden ağaç olmuş. Rüzgar
ve dolu taneleri yapraklarını
koparmış, dallarını kırmış, ağacın çoğu
mahvolmuş.
Fırtına dinip güneş geri geldiğinde
eskiden sık sık gelen ziyaretçiler
ormana geri dönmüşler.
Zarar gören ağaçları üzüntüyle
izlemişler.
Çocuklar ailelerine sormaya başlamış.
‘Neden dünyada fırtına var?’
‘Bu ağaçları böyle yaralamak
için ne kadar güçlü esmiş
rüzgar?
‘Ağaçlar yeniden büyüyecek mi?’
‘Bu ağaçlar iyi olacak mı?’
Ziyaretçiler, orman korucusuna ağaçları kurtarmanın bir yolu olup olmadığını sormuşlar. Bu orman korucusu kadın, hayatı boyunca ağaçlar için çalışmış; babası da orman görevlisiymiş. Fırtınanın bazı ağaçlara zarar verdiğini, bazı ağaçları ise güçlendirip kararlı bir şekilde yaşamasını sağladığını anlatmış.
Aynı zamanda orman koruyucusu bir
ağacın yeniden iyileşip güçlenmesine
karar verenin fırtına olmadığını
da anlatmış.
yaşadığı deneyimler sonunda bir
ağacın kaderini fırtınadan sonraki
bakımın ve ağacın yaşam gücünün
belirleyeceğini de söylemiş.
Yüksek tepedeki büyük meşe ağacı
her zaman orman koruyucusunun
gözdesi olmuş. Büyük bir gövdesi ve
gövdeden gökyüzüne uzanan büyük
dalları varmış.
Orman koruyucusu meşe ağacının
uzun yıllardır hayatta olduğunu ve bu
yaşadığı süre boyunca pek çok
fırtına atlattığını biliyormuş.
Ressamlar da bu meşe ağacının
resmini yapmayı çok severmiş.
Orman koruyucusu fırtınanın ardından ağacı gözlemlemeye başlamış ve ziyaretçilerin söyledikleri kulağına ilişmiş.’Bu ağaç bir daha düzelmez.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors
Bu da Geçecek eTwinning Proje ekibi tarafından seslendirilmiştir.

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(6)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (6)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(6)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!