
ASLAN
Esra ile Ege ikiz kardeştiler…
Birkaç ay önce ilkokula gitmeye başlamışlardı.
Yazmayı, yazılanı okumayı seviyorlardı.
Okuyunca öğreniyor; öğrendiklerini, heyecanla birbiriyle paylaşıyorlardı.
O gün, güneşin parladığı güzel bir tatil günüydü.
Babası onları hayvanat bahçesine götürmüştü.
Esra ile Ege hayvanları çok seviyordu ve hayvanat bahçesi, birçok hayvanı
görebilecekleri, tanıyabilecekleri bir yerdi.
Esra, heyecanla kolundan çekti Ege’yi:
- Baak, ne kadar da kocaman! Haydi yanına gidelim.
Ege, o sıra tellere tırmanan şempanzeyle ilgileniyordu.
- Haydi Egeee!
Ege’nin eli, kabanın kolunun içinde kayboldu.
Esra çekiştirmeyi bırakınca bu defa da kabanın kolunun ucu boş kaldı ve sallandı.
Ege omzuna kayan yakasını boynuna doğru çektiğinde kaybolan parmakları kabanın
kolunun ucunda yeniden belirdi.
- Çekiştirmesene beni Esra! Kocaman olan ne?
Esra parmağını karşısındaki yolun ötesine doğru uzattı.
- Ha, aslan mı?
-Eveet! Hadi yanına gidelim.
Parkın daracık yolunun karşısına geçtiler.
Aslan, yeni yeşermeye başlayan çimenlerin üstüne, 1.70’lik boyuyla uzanmış yatıyordu.
Aslanın suratındaki sakal gibi tüyler Ege’nin dikkatini çekti.
- Bak Esraaa, dede gibi sakalları vaar, dedi.
Güldüler…
Birkaç adım daha atıp, tellere yaklaştılar.
Uzun suratını iki kardeşe uzattı aslan.
Üst dudağı burnundan inen Y şeklindeki çizginin ucuyla ikiye bölünmüştü.
Üst ve alt dudağında beyaz tüyleri vardı.
O, nefes alıp verdikçe tüyler uçuşuyordu...
Göz göze geldi Ege ile aslan.
Aslanın gözleri güneş gibiydi.
Ağır hareketlerle dört ayağının üzerinde doğruldu.
Ege, o kadar dikkatle bakıyordu ki aslanın gözlerindeki ışıkların kızarmakta olduğunu
fark etti!
Aslan, sarı tüylerle kaplı yüz elli kiloluk bedenini höpürdeterek yürümeye başlamıştı.
Neredeyse bir metre yüksekliğindeydi!
Ege, uzun kirpiklerini kırpıştırdı.
Aslanla burun buruna gelmişlerdi!
Küçük ve güçsüz hayvanları insanlardan ayırıyordu bu tel örgüler!
Anlaşılan, insanları da büyük ve yırtıcı hayvanlardan koruyorlarmış!
Aklından bunlar geçiyordu ki bir anda irkildi Ege!
Aslan, tel örgülerin arkasından kulak tırmalayıcı bir hırıltı çıkararak ona, kavuniçi
bakışlar fırlatıyordu.
Esra, usulca Ege’ye yanaştı.
Ege, Esra’nın elini tutarken babası, bahçede gördükleri hayvanlarla ilgili bilgi edinmek
için Bahçenin satış ofisinden edindikleri ansiklopedinin sayfaları arasında aslanla ilgili bölümü
bulmuştu.
Esra, Ege’nin parkasını çekiştirmeye başladı.
- Yine ne var Esra, dedi Ege.
Esra, küçük parmaklarıyla bir yeri daha işaret ediyordu.
Ege, işaret edilen yere doğru baktı.
İşaret edilen yerden bir büyük, üç küçük aslan daha geliyordu
- Bakın çocuklar, ne yazıyor burada, dedi babaları.
Ve okuduklarını çocuklarına anlatmaya başladı:
-Balkanlar’da, Kuzey Afrika’da ve Batı Asya’da 200 kadar aslanın yaşadığı biliniyormuş.
Bir ya da iki erkek aslan ile birçok dişi aslan ve yavrudan oluşan sürüler halinde ise sadece
Afrika’daki Büyük Sahra Çölünün güneyinde yaşıyorlarmış! Bir de böyle hayvanat bahçelerinde
ve sirklerde!
Bir süre susmuştu babaları ve sonra:
- Zavallı ceylanlar, dedi!
İkisi birden acıma ve merak içinde sordular:
- Neden zavallı, Baba?
- Çünkü aslanlar, onlarla besleniyorlarmış!
- Yani ceylanları mı yiyorlarmış? Eyvah; dedi Ege!
Babası anlatmaya devam etti:
- Gnu denen bir hayvanı, zebrayı hatta mandayı bile yiyormuş aslanlar! Avını pusuda
beklemek, dişi aslanın göreviymiş. Dişi, yani anne aslan, bir seferde birden beşe kadar doğum
yapabiliyormuş!
- Bizim gibi ikiz de yapıyor mu?
- Üçüz, dördüz, beşiz de yapıyor; öyle mi Baba?
- Evet.
Ansiklopedideki resmi göstermek için onlara doğru eğildi.
Resimdeki aslanın açık olan ağzının içindeki iki uzun dişle yanlarındaki minik dişlere
bakıyordu Ege.
Tam da o sıra gök gürlemesini andıran bir ses duyuldu!
- Nasıl gürledi ama! Ormanda olsalar, diğer hayvanlar nasıl kaçarlardı şimdi, dimi baba?
- Evet oğlum. Ormanların kralı aslan diyorlar ya… Bakın!
Telaşla arka tarafta bir yeri işaret etmişti babaları.
İşaret edilen yerde hızla kaçan bir şempanze gördüler.
Şempanze gözden kaybolup tekrar aslanlara doğru döndüklerinde iki küçük aslanın,
hoplaya zıplaya anne ve baba aslanın ayakları arasında gittiğini gördüler.
Annesinin yelelerine doladığı minik pençeleriyle ona tutunmaya çalışan bir yavru ise pek
uyanıklıktı doğrusu.
- Oooh, ne güzel; yorulmadan annesinin sırtında seyahat ediyor, baksanıza; dedi Ege.
Aslan ailesi arkalarına bakmadan giderken, Esra ve Ege hayvanat bahçesinin dar yolunda
başka hayvanların bulunduğu diğer bölümlere doğru yürüdüler...
Esma Ala TÜRKMEN

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!