Bu kitap "Bir Yudum Memleket Bir Derya Taşır." eTwinning projesi öğrencileri tarafından araştırmayı, öğrenmeyi ve paylaşmayı seven tüm çocuklara ithafen yazılmıştır.

Merhaba! Ben Ahmet. Dokuz yaşındayım. Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Çevreli Kasabası'nda yaşamaktayım. Şehit Abdullah Eymur İlkokulu'nda 3. sınıfa gidiyorum. Öğretmenlerimi ve arkadaşlarımı çok seviyorum ve çok özledim. Pandemiden dolayı şu an okula gidemiyoruz. Fakat okula gidemesek de bu yıl “Bir Yudum Memleket
Bir Derya Taşır.” eTwinning projesi sayesinde canlı derslerimizde de çok güzel etkinlikler yaptık. Mesela; ben en eski sporlarımızdan olan güreşi çok


seviyorum. Kasabamızda yetişmiş dünya şampiyonu Hüseyin Akbaş gibi iyi bir güreşçi olmak istiyorum. Kasabamızda her yıl onun anısına Ağustos ayında Hüseyin AKBAŞ kara kucak güreşleri yapılır. Güreşçimiz Hüseyin Akbaş'ı proje ortaklarımıza da tanıtabilmek beni çok mutlu etti. Ayrıca yöresel manilerimizi ve türkülerimizi söyledik. İyi ki böyle bir projede yer aldım. Hem çok eğlendim hem de hayatıma
bir çok yenilikler katma imkanı buldum.
Hikayemizin Tokat/Çevreli kasabasına ait bölümü danışman
öğretmen Gülşen Aybek başkanlığında "Başkentliler" karma okul takımı
tarafından yazılmıştır.

Mesela yeni kültürler ve yeni arkadaşlar tanıdım. Çok mutluyum. Fakat yaz tatilinde buralara gidip gezip görmek istiyorum. Ailemle gezi planı yaptık. İlk olarak Burdur’a bağlı Tefenni ilçesine gitmeye karar verdik. Ailecek yaptığımız bu gezi planını öğretmenimle de paylaştım öğretmenim de projemizin böyle bir karara sebep olmasına çok sevindi ve heyecanlandığını belirtti. gitmeden önce orasının gezip görülebilecek yerlerini araştırırsan zamanını daha verimli kullanırsın .’’ dedi.
Tatilimin daha güzel ve verimli geçmesi için bana bir öneride bulundu. Ahmetciğim , ’’Bir yere geziye gitmeden önce orasının gezip görülebilecek yerlerini araştırırsan zamanını daha verimli kullanırsın .’’dedi. Bende bu fikrin heyecanı ile okulun bitmesini bekledim ve okul kapanınca hemen araştırma yapmak için eve koştum. Yaptığım araştırmalara göre Burdur ilinin Tefenni ilçesinde ‘’barutlu su’’ çıkarıldığını ve bu suyun böbreklere iyi geldiğini gördüm ayrıca araştırmalarımda isimleri bana farklı gelen (teke zeybeği ve teke zortlatması) halk oyunlarına da rastladım. Tefenni’yi araştırdıkça daha da sabırsızlanıyordum.
Yaz mevsimi gelse de tatilime başlayabilsey- dim diye hayaller kuruyordum.
Okula gittiğim her gün boyunca tatilimi ve gezeceğim yerleri hayal ettim ve nihayet yaz tatili gelmişti.


İlk durağımız olan Burdur' un Tefenni ilçesinden başladık. Bir kalabalığa rastladık meğerse o gün orada Hasanpaşa köyünün geleneksel yünüm böğet (koyun yıkama) şenliği varmış burada izlediklerim daha önce gördüğüm şenliklere benzemiyordu hepimiz çok etkilendik ve beğendik.
Proje tanıtımında gördüğüm tüm resimleri canlı canlı görmek beni ayrıca mutlu etmişti, güzel geçen gezimizin ardından sıradaki adresimiz Ankara ili Çubuk ilçesiydi, arabamıza binip yola koyulduk.
Hikayemizin Burdur/Tefenni ilçesine ait bölümü danışman öğretmen Tuğba Ercan başkanlığında "Vişneler" karma okul takımı tarafından yazılmıştır.
Geziden önce yapmış olduğum araştırmalara göre Ankara’nın Çubuk İlçesi Ankara Savaşı ile tarihi bir önem kazanmış. Türk hükümdarlarımızdan Timur ve Yıldırım Beyazıt Çubuk Ovasında karşılaşmışlar. İlçelere bağlı köylerin çoğu adını Ankara Savaşı’na ilişkin olaylardan ya da savaşa katılan komutanlardan almış. Böyle tarih kokan bir memleketi canlı canlı göreceğim için çok sabırsızlanıyordum.

Nihayet Çubuk’ a geldik. Karnımız çok acıkmıştı. Gördüğümüz ilk lokantada bir mola verip Çubuk’un meşhur yemeklerinden tattık. Özellikle Çubuk turşusu özelliği, güzelliği ve lezzeti ile dikkatleri üzerine çekiyordu. Meğer Çubuk turşusuyla meşhurmuş. Ev yapımı, katkısız olan bu doğal tat sayesinde bir çok aile geçimini turşu satarak sağlıyormuş.

Daha sonra Çubuk ilçesinde Karagölü, Çubuk ve Çubuk2 barajlarını gezdik. Mesire alanlarında piknik yaptık ve çok eğlendik. Çubuk’ta bulunan köylü pazarından Çubuk’ta yetişen doğal ürünlerden satın aldık. Annem de turşuların yapımı ile ilgili satıcılardan bilgiler aldı. Bu güzel gezimizin ardından sıradaki adresimiz Hakkari Çukurca idi. Tekrar arabamıza binip yolculuğumuza devam ettik.
Hikayemizin Burdur/Tefenni ilçesine ait bölümü
danışman öğretmen Melek Ateş başkanlığında "Efeler"
karma okul takımı tarafından yazılmıştır.

Yolumuz çok uzun sürmüştü. Yolda sıkılmamak için kardeşimle birlikte bulutları bir şeylere benzetiyor, hoşumuza giden yerlerin fotoğraflarını çekiyorduk. Nihayet Hakkari’ye ulaşmıştık. Hepimizin karnı kurt gibi acıkmıştı. Yörenin meşhur yiyeceği olan kemikli kavurma ile tandır ekmeğini afiyetle yedik. Karnımızı doyurduktan sonra tarihi taş evleri görmek için Hakkari’nin Çukurca ilçesine doğru yola koyulduk.
Projemizde arkadaşlarımızdan öğrendiğim yerleri canlı canlı görmek beni çok heyecanlandırıyordu. Ben taş evlerin nasıl bir yer olduğunu hayal ederken arabamız ani bir frenle durdu.
“Aaaa! Babacığım neler oluyor, neden durduk?” derken yola fırlamış koyun sürüsünü gördüm. Hemen babamdan izin alarak koyunları ve kuzuları sevmek için arabadan indik. Buralar çok dağlık ve yüksekti. Sanki gökyüzüne uzansam dokunacaktım. Kardeşimle etrafı incelerken birde ne göreyim? Projedeki bir arkadaşımın gösterdiği fotoğraftaki çiçeğin aynısıydı.

Bu bir Ağlayan Lale idi. Çok heyecanlanmıştım, koşarak arabadan fotoğraf makinemi aldım ve bir sürü fotoğraf çektim.
Ağlayan Lale’nin diğer adının da Ters Lale olduğunu biliyor muydunuz?
Ağlayan Lale sadece bu bölgede yetişiyormuş. Bu yüzden onu görmek beni çok neşelendirmişti. Koyunlar yoldan çekilmişlerdi biz de yolumuza devam ettik.
Yolumuzun sonu şirin mi şirin bir yere çıktı. Proje arkadaşlarımdan ve araştırdığım bilgilerden öğrendiğim kadarıyla Çukurca’nın geçmişi çok öncelere dayanıyor. Urartu uygarlığının ilk yerleşim yeriymiş. Tarih kokan Çukurca’nın en merak ettiğim yeri Tarihi Taş Evlerdi. Babam da tam o yönde gidiyordu. Burayı keşfetmek için beni bir heyecan sarmıştı.

Neyse ki arabamız durdu. Kafamı kaldırdım. Çukurca Kalesi ve kalenin yamacına kurulmuş tarihi taş evler. Tarihi evlerin kaleye yaslanmış olduğunu bilmiyordum. Böylesi daha büyüleyiciydi. Hayalimden bile güzeldi. Yakından incelemek istiyordum. Nasıl çıkacağımıza karar veremedik. Fazlasıyla yorgunduk da. Uzun yol geldiğimiz için önce yerleşecek bir yer aramamız gerekiyordu. Orada gördüğümüz bir abiye babam selam verdi. Abi güler yüzlü birisiydi. Babam kalacak yer sorduğunda abi “Tarihi taş evlerde kalabilirsiniz” dedi.
“Nasıl yani?” diye cevap verdi babam ve annem. Sonra abi bize tarihi evlerin restore edildiğini ve bir kısmının kullanıma açıldığını söyledi. Heyecanım daha da artmıştı. Geceyi o evlerin birinde geçirmek için yukarı yöneldik. Eve girip eşyalarımızı yerleştirdik. Sonra dışarı baktık. Çukurca Kalesi'nin hemen altındaki taş evin içinden bütün Çukurca’nın ışıklarını izliyorduk. İçinde olduğumuz bu evde kimlerin yaşadığı hakkında kardeşimle tahminlerde bulunuyorduk.
Ancak artık yatmamız gerekiyordu. Yarın da gezecek yerlerimiz vardı. Zap suyu bunlardan biriydi.
Sabah uyandık. Babam kahvaltıyı Zap suyunun kenarında yapmayı teklif etti. Sevinçle “evet” diye bağırdık. Yolun sonu yine göz kamaştıran bir yere çıktı. Gerçekten tam piknik yapılacak bir yermiş. Su oldukça hızlı akıyordu. İzlemek de keyifliydi. Ayrıca girişte bir tabela dikkatimi çekmişti. Bu akarsu ülkemizden çıkıyor, Irak’ta devam edip Dicle nehrine dökülüyordu. Neler öğrenmiştim ben böyle. Bir projenin ve gezinin bu kadar bilgi vereceğini bilmiyordum.

Zap suyunda çeşit çeşit botlar vardı. Saat öğleni geçmişti. İnsan sayısı gittikçe artıyordu. Gelenler bir hayli fazlaydı. Herkes botlara yöneliyordu. Gruplar halinde can yeleklerini takıp botlara biniyorlardı. Suyun akış hızıyla bir bu tarafa bir o tarafa sarsılıyorlardı. Çok keyifli olmalıydı ki sevinç çığlıkları kanyonda yankılanıyordu. Çocuklara biraz riskli gördükleri için annem ve babam rafting yapmayı kabul etmedi. Neyse, ne de olsa büyüyünce kesin bir daha gelecektim bu eşsiz yere. O zaman mutlaka rafting yapacağım diye geçirdim içimden. O geceyi de tarihi taş evde geçirdikten sonra sabahın ilk ışıklarıyla Tokat’ın Almus ilçesine doğru yol almaya başladık.
Hikayemizin Hakkari/Çukurca ilçesine ait bölümü danışman öğretmen Mürüvet Uçar başkanlığında "Güreşçiler" karma okul takımı tarafından yazılmıştır.
Almus’a tam zamanında yetişmiştik. Çünkü en sevdiğim meyvenin festivali vardı. Evettttt vişne! Kim sevmezdi ki ceviz büyüklüğündeki vişneleri? Annem ve babam bunu bildiği için dönüş planımızı buna göre yapmış ve beni vişne festivaline getirerek bu güzel yolculuğumuzu bir sürpriz ile bitirmek istemişlerdi. Çadırlar kurulmuştu. Her yer kocaman vişnelerle doluydu. Vişnelerden gözümü alamamış olacağım ki meydanda oynanan halk oyunlarını yeni görüyordum.

Büyük bir kalabalık toplanmış alanı seyrediyordu. Onları gördüğümde projede yöresel kıyafetlerimizi giyip manilerimizi söylediğimiz an geldi aklıma. Çok heyecanlanmıştım. Keşke yine o kıyafetlerim olsaydı üzerimde ben de oyun ekibine katılır gösterirdim hünerlerimi. Ben bu düşüncelere dalmışken annemin “Ahmet!” diye seslendiğini duydum. Fark etmeden uzaklaşmıştım. Koşarak gittim yanlarına. Babamın arkadaşı Cüneyt abi aramış ve bizi kampa davet etmişti.
Hem balık da tutacaklarmış. Rotamızı yeniden oluşturduk ve Almus baraj gölüne doğru yol aldık. Burada baraj kıyısındaki çam, kayın, gürgen ve meşe ormanlarının dibinde bir eğlence ve kamp alanı kurmuşlardı. Daha önce de kamp yapmıştık ailemle ama burası bir başka güzeldi. Cüneyt abi karşıladı bizi. Çadırımızı bile kurmuştu. Tarih öğretmeni olan Cüneyt abiyi çok seviyordum. Her zaman benimle oyunlar oynar ve bilmediğim yeni şeyler öğretirdi. Bir de Cüneyt Arkın’a benzemiyor değildi hani. Ben bunları düşünürken Cüneyt abi günün bilgisini vermişti bile.
Almus Osmanlı kaynaklarında Amlus olarak geçer Ahmet dedi, eski kayıtlarda ise Gavurini veya Kafirini olarak geçer. İlginç bir bilgiydi. Cüneyt abi tüm bunları nasıl biliyordu? Sanırım elinden hiç düşürmediği o kocaman kitaplarda yazıyordu. Ben de büyüyünce onun gibi olacaktım. Tam bu sırada yandaki çadırdan Tuğba ablanın sesini duyduk. Acıkmış olacağımızı tahmin etmiş ki elinde bir tepsi Çökelekli ile çıkıp geldi. Çökelekli Almus’a ait yöresel bir yemek dedim hemen Cüneyt abiye bakarak, tıpkı cızlak ve yuğurtmaç gibi. Annem söylemişti bana da.
Afiyetle çökeleklilerimizi yedikten sonra babam ve Cüneyt abi, sazan ve yayın tutmaya gittiler.Akşam kamp ateşinde ızgara vardı anlaşılan. Yorulmuş olacağım ki onları beklerken çadırda uyuya kalmışım. Gözlerimi açtığımda akşam olmuş hava kararmıştı. Çok güzel bir sofra kurmuştu annem ve Tuğba abla. Keyifli bir akşam yemeğinin ardında herkes çadırına çekildiğinde ben de çadırımızın bir köşesinde bu harika gezinin fotoğraflarına bakıyordum. Tokat Çevreli’den yola çıkmış, Burdur Tefenni’ye, oradan Ankara Çubuk ilçesine, sonra da Hakkari Çukurca’ya kadar gitmiştik.
Okuldaki arkadaşlarıma ve öğretmenime anlatmak için sabırsızlanıyordum. Eğer bu yıl yeni bir projemiz olursa mutlaka içinde ben de yer almalıydım. Eve döndüğümüzde ilk işim bu tatili günlüğüme yazmak olacak.
Hikayemizin Tokat/Almus ilçesine ait bölümü danışman öğretmen Canan Yaman başkanlığında "Laleler" karma okul takımı tarafından yazılmıştır.
OKUMA ANLAMA SORULARI
1)Hikayemizin kahramanı Ahmet nerede yaşamaktadır?
2)Ahmet'in katıldığı e Twinning projesinin adı nedir?
3)Ahmet gezi planına göre nerelere gidecektir?
4)Hikayemizdeki Tefenni İlçesi hangi ilimize bağlıdır?
5)Ahmet ve ailesi Ankara'nın Çubuk ilçesinde nereleri ziyaret etmişler?
6)Ahmet Çukurca'da neyi görünce gözlerine inanamadı?
7)Ahmetler Çukurca'da nerede kaldılar?
8)Ahmet ve ailesi Almus'a gelince hangi festivale katıldı?
Hikayemizin okuma-anlama sorularını hazırlama ve resimleme çalışmaları danışman öğretmen Esra Karaca Acar başkanlığında "Ressamlar" karma okul takımı tarafından yapılmıştır.

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.59+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!