İÇİNDEKİLER
Birinci Bölüm/9 Eylül İlkokulu-İzmir
İkinci Bölüm/Şehit Emre Tunca İlkokulu-Ankara
Üçüncü Bölüm/Yağbasan İlkokulu -Samsun
Dördüncü Bölüm/Göktepe İlkokulu-İzmir
Beşinci Bölüm/Haykıran Adem Saatçi İlkokulu-İzmir
Altıncı Bölüm/Haykıran Adem Saatçi İlkokulu-İzmir
Yedinci Bölüm/Şükrü Aracı İlkokulu-Kocaeli
Sekizinci Bölüm/Oruç Reis İlkokulu-İstanbul
Dokuzuncu Bölüm/Şehit Ali Evran ilkokulu-Kahramanmaraş
Onuncu Bölüm/İsmayıllı Şeher 6 Numaralı Okul-Azerbeycan


Yazan
'Dostum Kitap' Proje Ekibi Öğrencileri
Danışman
'Dostum Kitap' Proje Ekibi Öğretmenleri
Kapak ve İç tasarım
Songül Demir Sümer
Resimleyen
'Dostum Kitap' Proje Ekibi Öğrencileri
Bu masal 'Dostum Kitap Projesi' kapsamında 'Ortak Masal Yazma' etkinliğimiz için öğrencilerimizin kaleminden yazılmıştır.
Okurken içinizi ısıtacak, iyilik, sevgi, dostluk ve mutluluğu dile getiren masalımızla, hayata keyifli bir mola verip hayal alemine sürükleneceksiniz. Biz masalımızı yazarken çok keyif aldık. Umarım sizler de okurken keyif alırsınız...
Masalımızda büyük emek veren, yüreği sevgi dolu öğrencilerimize, ailelerine ve ülkemizin farklı bölgelerinde görev yapan emektar öğretmenlerimize katkılarından dolayı sonsuz teşekkürler.
HAYDİ , NE DURUYORSUN?
ÇEVİRELİM Mİ SAYFALARI?
Songül DEMİR SÜMER
Uzun, çok çok soğuk geçen günlerin sonunda nihayet bahar gelmişti. Doğa yeniden canlılığını göstermiş rengarenk kır çiçekleri açmış, böcek börtü ne varsa toprağın yüzeyinde görünmeye başlamıştı.Evde sıkılan çocuklar baharın geldiğini görür de, hiç evde durur mu ! Bunlardan biri de kızıl kıvırcık saçları, uyanınca yüzündeki çilleri daha da beliren; hep erkeklerle futbol oynamayı seven afacan mı afacan Doğa'ymış.
1.Bölüm













SİHİRLİ TEBEŞİR
Doğa yine her sabah olduğu gibi, kahvaltısını yapar yapmaz evlerinin hemen dibindeki parka koşarak gitmiş. Parktaki çimlerin ıslaklığına hiç aldırış etmeden uzanmış çimlerin üzerine yüzüyor gibi kollarını sağa sola saklarken birden eline bir şey takıldığını fark etmiş.
Doğrulup o yöne bakmış ve yerde parlak bir şey görmüş, hemen yanına gitmiş.
O parlayan, dikkati çeken şey tebeşirmiş, tebeşirin yanında bir de not varmış.
“Bu tebeşiri al, sakın kimseye gösterme, odana git ve duvara içinden geçebileceğin bir daire çiz !“ yazıyormuş. Devamını bile okumayan Doğa, aklında bin bir soru hayalle, bir solukta odasına gelmiş.




Yatağına uzanmış ve derin düşüncelere dalmış. Bir taraftan da tebeşiri elinde sıkı sıkı tutuyormuş. Ya bu tebeşir sihirliyse ya masallardaki gibi devler, cüceler ülkesine giderse…
2. Bölüm
Merakını da yenemiyormuş. Ayağa kalkıp notu tekrar okumuş ve notta yazdığı gibi odasının duvarına bir daire çizmiş.

Tam o sırada, gökkuşağı renklerinde, gözleri kömür gibi siyah, parıl parıl parlayan bir kuş ortaya çıkmış. Doğa hayretler içinde bakakalmış.

Kuş; Doğa’ya, ’’Haydi kanadıma tutun. Seninle çok güzel bir yere gideceğiz .’’demiş. Birlikte dairenin içinden uçarak geçmişler. Ağaçların ve gölgelerin rengarenk olduğu, harika bir ormana geldiklerinde Doğa’nın şaşkınlığı daha da artmış.
3.Bölüm
Çünkü bu renkli ormandaki ağaçlar ve hayvanlar da konuşuyormuş. Ağaçlar eğilip dallarındaki meyvelerden ikram etmişler.












Lezzetli meyveleri yerken Doğa’nın eline beyaz bir kelebek konmuş ve Doğa’ya ‘’Beni takip et Doğa sana göstereceğim çok güzel bir yer var.’’ demiş. Doğa kelebeği bembeyaz pamuktan bir yolda takip etmiş…







Doğa : “ -Nereye gidiyoruz beyaz kelebek ?” demiş. Beyaz kelebek de:” Korkma! Bu güzel ormanın çok güzel bir kraliçesi var. İstersen seni onun sarayına götürebilirim.” demiş.
4. Bölüm

Doğa, kuş ve beyaz kelebekle büyük bir heyecanla sarayın yolunu tutmuşlar. Kraliçenin sarayı ormanın en yüksek tepesindeymiş. Uçarak sarayın kapısının önüne gelmişler.
Saray kapısının iki yanında, çok büyük iki ağaç varmış. Birden bire ağaçlardan biri gözlerini açıp:“Kraliçenin sarayına girebilmek için öncelikle soruma doğru cevap vermelisiniz!” demiş.


İçi ateş dışı taş, yarı kuru yarı yaş. Bu nedir acaba? Doğa düşünmüş düşünmüş ama cevabını bulamamış. Çok üzülmüş. Ağaç ona :’'Heyy üzülme,herkes her şeyi bilmek zorunda değil!.Sana bir görev vereceğim.Ağlayan elmayla gülen ayvayı getirirsen içeri girebilirsin.' demiş.Geldiğinde sana bilmecenin cevabını da söyleyeceğim demiş.Haydi şimdi ormanın derinliklerine gitme vakti. Düş yollara...''
5. Bölüm
Kelebek ve Doğa yola koyulmuş..Bir süre gittikten sonra karşılarına bir dinazor çıkmış.Dinazor,onlara nereye gittiklerini sormuş ve onlara yardım edebileceğini söylemiş.Doğa buna çok sevinmiş.
Doğa dinazorlarla ilgili çok kitap okumuştu. Artık dünyada olmadıklarından onları göremediği için çok üzülüyordu ama şimdi bir dinazorun sırtındaymış ve çok ama çok mutluymuş.Meyve ağaçlarının olduğu bölgeye gitmişler.Elma ağacı ve ayva ağacının yanına gelmişler.Fakat ağaçların da bir bilmecesi varmış.Doğa biraz korkmuş. Bilemeyeceğini düşünmüş.







Ağaç bilmeceyi sormuş.''Hayvanların yuvası ,ağaç doludur orası.Peki ya şu an sen neredesin? ''der… Doğa sevinçle ORMAN !demiş.Onu tebrik etmiş ve meyveleri avucuna bırakmışlar. Doğa meyveleri aldıktan sonra hemen sarayın kapısına gelmiş.













Doğa ve arkadaşları meyveleri nöbetçi ağaçlara gösterip içeri girmişler.İçeride upuzun kırmızı bir halı ve sonunda da çok görkemli bir taht varmış. Ama taht boşmuş ve ortalıkta da kimsecikler yokmuş.
6.Bölüm

Aniden ışıklar içerisinden renk değiştiren bir at çıkmış.
-Ben Kraliçe’nin atıyım.Sizleri ve meyveleri kendisine getirmemi istedi.
Lütfen beni takip edin, demiş.
Doğa ve arkadaşları gökkuşağı renkli atı takip etmişler ve kendilerini yemyeşil bir bahçede konuşan meyvelerin ve hayvanların dostluk partisinde bulmuşlar. Dostluk partisinde Güzel Kraliçe, hemen yeni gelen misafirlerini fark etmiş.









Misafirlerine doğru heyecanla, sevinçle yürümeye başlamış. Doğa ve arkadaşları şaşkınlıkla etrafı izliyorlarmış. Her şey o kadar güzel görünüyormuş ki; duygularını anlatacak kelime bulamıyorlarmış.
7.Bölüm


Sadece birbirlerine mutluluk bakışları atıyorlarmış. Güzel kraliçenin kendilerine doğru geldiğini fark etmişler, kraliçe o kadar güzelmiş ki, kendilerine yaklaştıkça, Doğa ve arkadaşlarının şaşkınlıkları iyice artmaya başlamış

Güzel Kraliçe:’'İşte bu benim uzun zamandır beklediğim an! Sizi o kadar çok bekledim ki hep bu anı hayal ettim. Her gün rüyamda sizlerleydim ben. Bu parti sizin için dostlarım.''demiş.











8.Bölüm
Kraliçe, Doğa’yı selamlamış ve ona etrafına dikkatlice bakmasını söylemiş. Doğa etrafında rengarenk, irili ufaklı yüzlerce top görmüş. Doğa, gözlerine inanamamış. Bu toplar parkta oynadıklarından çok daha güzelmiş.
Doğa başını kaldırdığında ne görsün?Sarayın on dört insan boyu kadar uzun olan tavanından parıl parıl parlayan toplar sarkıyormuş.

Doğa, içinden “Ah, keşke benim olsalar! Türlü türlü oyunlar kurardım.” diye geçirmiş. Derken bir tane küçük kıpkırmızı bir top yuvarlanmış yuvarlanmış Doğa’nın ayağının ucuna gelmiş. Doğa eğilmiş topu eline almış.
9.Bölüm
Topu incelemesinde bir sakınca olup olmadığını sormak istercesine kraliçeye bakmış.Kraliçe: “Bu top yıllardır seni bekliyor.” Demiş. Doğa çok şaşırmış. Bütün bunlar ona rüya gibi geliyormuş. Rüya olsa bile hemen bitsin istemiyormuş.
Doğa yaşadıklarına anlam vermeye çalışırken birden küçük beyaz kelebek eline konmuş: “Evet Doğa o senin topun. Ama o top sıradan bir top değil. Onunla yaşadığın dünyada istediğin bir şeyi değiştirebilirsin. “ demiş.
Doğa heyecanla tekrardan topa bakmış.Neyi değiştirmek istediğini düşünürken kraliçe ona tekrardan sihirli bir tebeşir vermiş. “Farkında olmadan burada uzun bir zaman geçirdin. Ailen seni odanda bulamayınca meraklanabilir. Şimdi geri dönmek için kendine bir kapı çiz ve topunu da yanında götür. Ama unutma bu top sayesinde yaşadığın dünyada sadece tek bir şeyi değiştirebilirsin!”
10.Bölüm
Doğa eve dönmüş, topla ne yapacağını bilememiş.Çok düşündükten sonra aklına bir fikir gelmiş. Doğa adının anlamını düşünmüş. Adı doğayı kutsamak, yani ağaçları kesmemek, hayvanları öldürmemek, ormanlarda yangın çıkarmamak, doğal kaynakları korumak, fabrikaların faaliyetini azaltmak vb. anlamlarına geliyormuş. Doğa da aynısını yapmak yani doğayı güzelleştirmek istiyormuş. Fakat yaşadığı dünyada çok büyük bir sorun daha varmış! VİRÜS!..
Doğa, tek bir şeyi değiştirebilecekse eğer o da virüs olmalıymış.Zaten insanlar bu virüsle mücadele ederken doğanın ne kadar kıymetli olduğunu anlamışlar.Artık doğaya zarar vermeyeceklerinden emin olmuş.Doğa ve onun gibi çocuklar da büyüklere bunu anlatmaktan hiç vazgeçmeyecekmiş artık.''Bu dünya HEPİMİZİN kıymetini BİLELİM!'' diye haykırmış ve o kırmızı topu dünyasındaki virüsü yok etmek için gökyüzüne fırlatmış...
Gökten üç elma düşmüş.Biri bu masalı anlatan bana,biri bu masalı dinleyen siz güzel çocuklara,biri de doğayı sevip koruyanlara....



MASAL ARKASI KAMERA GÖRÜNTÜLERİ

Dinazor mu,ejderha mı desek,yok yok dinazor diyelim onlar daha sevimli..Küçük çocuklar okursa korkmasınlar..
Öğrencilerin tatlı
sohbetleri


MASAL ARKASI KAMERA GÖRÜNTÜLERİ
Ögretmenim bizim okudugumuz kitaplarda artık resim yok ki..


Öğretmenim bu kitabı basabilir miyiz? Satışı olur mu?

DİKKATİMDEN KAÇMADI...
Ağaç Doğa'ya hangi bilmeceyi sordu?
Doğa'nın oynamaktan hoşlandığı oyun neydi?
Doğa neyi değiştirmek istedi?
Kraliçenin uzun zamandır beklediği şey nedir ve neden beklemektedir?
''Mutluluk öyle bir servettir ki; paylaşıldıkça çoğalır.''

Yeni ve daha güzel masallarda buluşmak üzere.....
Songül DEMİR SÜMER

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $11.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $11.59+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!