
Handadır handa, bir kara manda üç yüz yaşındaydım evvel zamanda. Mavi çadır gerilmiş, duydum pazar kurulmuş. Vurdum karıncaya palanı kırk yerinden bağladım kolanı. Sardım sırtına seksen sekiz çuval soğanı. Vardım pazara. Vay ne pazar ne pazar, güzeller durmaz gezer Kırlangıçlar terzi, köpekler kalaycı, tilkiler tüccar. Buldum bir köşe, başladım işe. Soğan sarımsak satarken, terazimin kolu kırıldı bir güzele bakarken. Kurbağa kanatlandı gitti gelin getirmeye. Gelin çıktı çardağa, çat yerleşti bardağa Masaldır bunun adı, dinlemekle çıkar tadı. Zamanın birinde buradan çok uzak diyarlarda değerler ve duygular diyarı varmış. Bu diyarlarda çeşitli ülkeler varmış.
Değerler diyarının Hoşgörü adında güzel mi güzel, dereler çaylar geçen, ırmaklar çağlayan, yemyeşil ovaları, renkli bağları ve insanları çok iyi olan bir ülkesi varmış. Yağmur yağarken nazikçe yağar, sular çağlarken yavaş yavaş, dikenler sırf güle batmamak için nazikçe davranırlarmış. Hayvanlar kimseye zarar vermezmiş. İnsanlar birbirini hor görmez, birbirlerine yardım edip barış içinde yaşarlarmış. Bu ülkenin kralı da tabi ki çok iyiymiş. Sarayındaki bütün imkanları ülkesi için kullanırmış.
Hoşgörü ülkesinin hemen yanında duygular diyarının kıskançlık ülkesi varmış. Bu ülkenin kraliçesi gibi bütün insanları da çok kötü ve kıskançmış. Herkes birbirini kıskanır, daha iyi, daha güzel, daha becerikli, daha tatlı olan ne varsa ona sahip olmak için birbirleriyle sürekli yarışırlarmış.
Toprak daha verimli olduğu için yağmurun suyunu , Rüzgar sıcak olduğu için güneşi, hayvanlar en güçlü olanını, insanları en güzel ve akıllı olanını kıskanır dururlarmış. Aslında bu duyguyu onlara kraliçe öğretmiş. Çünkü kıskançlık kraliçesi güzellerden güzelliği, iyilerden iyiliği, merhametliler den merhameti, hoşgörülülerden hoşgörüyü kıskanırmış.
Hatta hemen yanında ki hoşgörü ülkesini o kadar çok kıskanıyormuş ki gözüne uyku, midesine yemek girmemeye başlamış, Ne yapsam, nasıl etsem de hoşgörü ülkesinin huzurunu bozsam diye gece gündüz düşünüyormuş. Nihayet uzun uzun düşüncelerinin, çalışmalarının sonunda kötülük iksiri yaptırmaya karar vermiş. Sarayındaki birkaç cadıya iksir yaptırmış.
Bir gece vakti kendisini kimsenin görmediği bir zamanda bu iksiri hoşgörü ülkesinin su kuyusuna dökmüş.
Zaman zaman içince, kalbur saman içinde gel gelelim Hoşgörü Ülkesi’ne. O geceden sonra bu kuyuların suyunun değdiği herkes her şey değişmiş. İnsanlar acımasız, saygısız, sabırsız, anlayışsız, birbirlerine küser hale gelmişler. Yağmur daha şiddetli yağmaya, güneş daha çok yakmaya, sular daha çok coşkulu akmaya başlamış, suyun değdiği çiçekler açmaz, ağaçlar meyve vermez, hayvanlar saldırgan olmuşlar. Ne yazık ki hoşgörü ülkesinde hoşgörü görülmez olmuş. Bu duruma en çok üzülen de ülkenin en anlayışı, sabırlı, iyimser kralıymış. Ülkesinin birden bire bu duruma gelmesi onu ve çevresindekileri çok üzmüş. Bu durum sebebini ne yaptıysa bulamamış.

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!