

Bu kitap, bir e-twinning projesi olan "Gençlik Değerlidir Projesi" öğrencilerinin ortak ürünüdür.

1. TAKIM
GÜLŞEN AÇIKGÖZ
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR ŞEHİT ŞERİFE BACI ÇPAL
SEVİM ÖZYILMAZ
CEDİDE ABALIOĞLU ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
Annem hep Hasan'ın yaramaz olduğunu söylerdi, bu aile içinde bir tekerleme olmuştu sanki. Ne kız kardeşimde ne de bende Hasan'ın sahip olduğu enerjinin yarısı yoktu. Ona bir göz atmak için bahçeye çıktığımızda ya ağacı oyar, ya kedinin kuyruğuna bir şeyler bağlar ya da kuşları taşla vururdu. Hasan'ın gidecek oyun oynayacak bir arkadaşı da yoktu çünkü yanındakilere hep kötü davranırdı. Erkekleri döver kızların mahallede saçını çekerdi. Annem Hasan'a her gün sen artık kendini aştın, bıktım bu yaramazlıklarından, baban gibi olma git kendine çeki düzen ver gibi sözler söyler kızardı. SİMGE
Evet, baban gibi olma derdi çünkü babamız yanımızda değildi, Hasan üç, kız kardeşim beş, ben ise dokuz yaşındaydım babam gittiğinde. Babamı anneme sorduğumuzda ise annem sadece babamın çevresine ve kendisine zarar verdiğini ve bir gün geri dönmediğini söylerdi, söylerken de gözyaşları sel olurdu. Hasan aynı annemin bize babamı anlattığı gibiydi, kimseyle anlaşamaz herkese zarar verirdi. Bu onun içindeki o baba boşluğundan mı, kahramanını kaybeden bir çocuk hissiyatı mıydı kimse bilemezdi. Hasan o kadar saldırgandı ki bu yüzden herkes mutlaka ona bir ithamda bulunurdu. TÜRKAN NUR
Annem bu yüzden her geçen gün daha çok kızardı Hasan'a. Zamanla Hasan'ın evden kaçmaları başladı. Hasan evden mi kaçıyordu yoksa kendinden mi kaçıyordu çok emin değildim. Yüreğinde hiç mi merhamet yok derdim zaman zaman kendisine, hadi be git işine derdi çoğu zaman. Bir gün yine evden kaçmıştı , biz her yeri didik aramış, polise gitmiştik ama yoktu, belki eve gelir umuduyla bekledik gelmedi. Hasan'ı görenler olmuş, belediyenin parka diktiği çiçekleri bağıra çağıra yoluyormuş. Engellemek isteyen çocuklara da hakaretler ve tekmeler savuruyormuş. Çocuklara ne işe yarıyor bunlar otun teki, işte diyormuş. İSMİHAN
Bağırıp çağırarak kopardığı o otların dünyamıza kattığı faydalardan bihaberdi. Yaramazlıkta sınır tanımayan Hasan bunlarla da yetinmeyip ağaçtaki kuşlara taş atıp onları korkuturken ağacın altında yatan kara gözlü, sapsarı tüyleri olan sessiz sakin, kendi halinde olan yavru bir köpeği de korkuttuğunu fark etmiş. Yanında hiç kimse olmadığı için ailesinin onu terk ettiğini düşünmüş olmalı ki biraz üzülse de "Sanki bana yapılanlar farksız mı?" diye söylenerek oradan uzaklaşmış. Gece yarısı olduğunda hepimiz Hasan'ı evde telaşla bekliyorduk. Annem, kapının zilinin çalmasıyla Hasan'ın geldiğini düşünerek sinirli adımlarla kapıya koştu. SÜLEYMAN
Kapıya geldiğinde bir şeyin farkına vardı. Hasan hiçbir zaman birkaç kez zile basıp beklemezdi . Kapıyı açıncaya kadar ya zile basar ya da kapıyı tekmelerdi . Annem kapıyı açtı. Karşısında polisleri görünce şok oldu. Acaba Hasan eve polis getirecek kadar ne yaramazlık yapmış olabilir diye düşündük. Polis "Hasan'ın ailesi siz misiniz?" deyince annem direk lafa atladı. Kızgın bir ses tonu ile "O şimdi nerde?" dedi. Bunu duyan polis karakola kadar gitmemiz gerektiğini söyleyince annem içeri gitti ve hızlıca üzerini değiştirdi. Polisler ile karakola giderken aklımdaki düşünce hep aynıydı . Annem Hasan'ın karakolda olduğunu duyunca sinirinden ne suç işlediğini sormayı unutmuştu . Anneme yavaşça yaklaştım ve Hasan'ın ne yapmış olabileceğini sordum . Annem endişeyle polislere sordu. FATİH
"Hasan ne suç işledi memur bey?" dedi. Annem duyacaklarından adeta ürperiyordu, sorusunu bile kelimeleri titreterek söylüyordu. Polis Bey "Hanımefendi oğlunuz bir kadını tartaklayarak cüzdanındaki parasını gasp etmiş." dedi. Annem çok şaşkındı, Hasan'ın böyle bir şey yapacağı aklının ucundan bile geçmezdi. Hasan polis memurları ile birlikte odaya girdi. Çok üzgün olduğu gözlerinden belliydi. Annem "Hasan oğlum sen neden böyle bir şey yaptın?" dedi. Hasan gerçekten çok mutsuzdu. Gözleri mi dolmuştu, yok canım bana öyle geliyordu. Nevin
Hasan birden öfkelenerek ayağa kalkıp annesine haykırdı. "Neden mi böyle bir şey yaptım!? Küçük yaşta babası tarafından terk edilmiş, annesi tarafından ihmal edilmiş, bir yudum sevgi beklerken gelen şikayetlerle azarlanmış ve dışardaki yetmezmiş gibi bir de kendi evinde tartaklanmış Hasan, neden mi yaptı!?
Çünkü Hasan isyan ediyor babasızlığına, çünkü Hasan isyan ediyor ilgisizliğine, çünkü Hasan isyan ediyor sevgisizliğine. Madem ki acı çekiyor Hasan, o zaman herkes acı çekmeli, acı çekmeli ki anlaşılabilsin. Sen ise Hasan'ın anası olarak acı çekmelisin ki belki anlarsın oğlunu. Sadece seni değil herkesi cezalandırıyorum" dedi ağlamaklı ses tonuyla ve nemli gözleriyle Hasan.
Muhammed Said
Hasan'ın yaptığı en ufak bir yaramazlıkta annem "Artık sabrım kalmadı, ne yapacağım ben seninle, serseri mi yetiştiriyorum ben?" diye azarlardı Hasan'ı. Ancak bu sefer ciddi bir suç işlemesine rağmen annem sinirli değil hüzünlü görünüyordu. Kaskatı kesilmişti." Ben böyle olsun ister miydim? Baban olacak adamla evlenirken böyle olacağını nereden bilebilirdim? Ben de üzülüyorum, hatta kendimi suçluyorum." diye yakındı ağlamaklı bir ses tonuyla. Olan biteni seyreden komiserlerden birinin babacan bir tavır takınarak konuşmaya hazırlandığını farkettim. MÜCTEBA
Komiser Bey Hasan'a yaklaşıp sakin bir ses tonuyla: "Bak oğlum, bu senin yaptığın çok yanlış bir şey. Hasan ismi 'güzel olan, hayırlı iş, iyi davranma' anlamlarına gelir. Sen de ismin gibi ol çocuğum. Kötü işler yaptığın zaman hem kendin mutsuz olursun, hem çevrendekileri üzersin." dedi. Hasan'ın yüzü kızardı . Annem de Hasan bir ceza almasın diye komisere bazı şeyler söylemeye çalıştı ama komiser buna kendinin karar veremeyeceğini, tartaklanıp parası alınan kadının ifadesine bağlı olduğunu söyledi. Hasan üzgün ve utanmış bir şekilde otururken o kadın kapıda beliriverdi . Komisere doğru yaklaştı ve komiserin masasından çantasını aldı. Hasan'a dönüp konuşmaya başladı :
EMİRHAN
"Biraz önce annen ile konuşmalarını duydum, o halde sana göre sen bana zarar verdiğine göre ben de sana zarar vermeliyim, canını yakmalı, sevdiklerini acıtmalıyım değil mi ?" dedi. Hasan sesini çıkarmadı." Hayır Hasan ben seni öyle affetmeliyim ki canımı yaktığın için sen utanmalısın. Sevmekle başlar en güzel duygular, sevmeyi dene vicdanını duy, eminim orada seninle konuşan gerçek bir sen var. Onu fark et ve hiç bırakma. Vurduğun kuşun kanadından kendi yaralarını sar, tüm canlılar bizlere Allah'ın emanetidir." dedi. Hasan birden, gündüz tekmelediği o kadının elini öpmek için eğildi. Çok kısık bir sesle "Söz veriyorum" dedi. EFE
2. TAKIM
BETÜL KÜÇÜK
AKHİSAR MACİDE RAMİZ TAŞKINLAR FEN LİSESİ
FEHMİ DİLCE
ŞEMSETTİN ONAY ANADOLU LİSESİ
Bir gün Arda adında bir meraklı minik, dedesinin evine ailesi ile ziyarete geliyordu. Dedesi odasında albümleri karıştırıyordu. Kendi askerlik fotoğrafını buldu ve anılara dalıp kaldı. Sonra büyük bir heyecanla kapıya koştu. Neticede torununu uzun zaman sonra ilk defa görecekti. Kapı açıldı Arda bir hışımla dedesinin üstüne atladı ve sarıldılar. Tabi Arda boş durmayıp odaları gezmeye başladı. Sonra dedesinin odasına girip askerlik fotoğrafını buldu ve ”Dede sen eskiden asker miydin?” diye içeriye seslendi. Dedesi geldi ve fotoğrafı gördü. Ardından “Ah torunum evet zamanında askerdik. Hele bir de sen benim babamın zamanlarını görsen…” dedi. Arda merak etti ve “Neden ne oldu ki o zamanlar?” diye sordu. Öztürk Can
“Ben çok küçüktüm evladım, köyde eli silah tutan herkesi götürdüklerini hatırlıyorum. Babam da gidenler arasındaydı. Kime sorsam doğru dürüst öğrenemiyordum olup bitenleri; vatanımızı, diyorlardı, bölmek istiyorlarmış! Dün dedelerimizin dişinden tırnağından arttırarak ürettiği değerleri sahiplenmek istiyorlarmış! O zamanlar bunun nasıl bir felaket olduğunu anlayacak kadar ermiyordu aklım. Büyüdükçe idrak ettim. Herkesin dilinde bir kahramanın adı dolanıyordu, Mustafa Kemal! Biz tam bitti derken içimizi tekrar umutla dolduran, gelecek nesillere ümit aşılayan bir liderdi o... Babamın cephede şehit düştüğünü öğrendiğim zaman biliyordum ki; o bu vatan için elinden geleni yapmıştı! Canını ortaya koymuş, savaşmış, evinden, çocuğundan vazgeçmişti! Onlar genç nesiller için ellerinden geleni yapmıştı, artık sıra bizdeydi...”EMRE S
Arda'nın dedesi anlatırken sanki o günlere tekrar gitmiş gibiydi. Gözleri yaşlıydı fakat başı dimdikti. Birden elini Arda'nın omzuna koyup onun gözlerini içine bakmaya başladı. Ve şöyle dedi: "Bak yavrum ben hayatım boyunca babamın ayak izlerinden ilerledim. Yıllarım, babamın ve atamın bana yadigar olarak bıraktığı bayrak altında geçti. Onların bana sunduğu o güzel gençlik yıllarını; ben babana bıraktım, baban da sana ve kardeşlerine bırakacak yavrum. İlerde eğer Allah nasip ederse ki senin de çocukların olursa onlar da bu izden devam edecekler. NURTEN T.
Arda, bu sözlerden çok etkilenmiş ve sesinde titremeler başlamıştı. Artık anlamıştı anılar ve yılların hayata kattığı güzelliği. Ardından Arda bir soru daha sordu. "Peki dedeciğim bana o askerlik anılarından bir tanesini daha anlatır mısın?" Dedesi "Tabi yavrum" diyerek anlatmaya başladı... Yıllar çok hızlı geçiyordu. Dedesinin Arda'ya anlattığı anılar sanki 50 yıl önce değilde dün olmuş gibiydi. O anlar bir fotoğraf karesi gibi gözüne gelmişti ve bunları hatırlamak, vatan evlatlarını unutmamak onun için çok önemliydi. TUĞRA
Arda'nın dedesi bu anılarını anlatırken torununun gözlerinin içine bakarak şöyle söyler:
- Bak yavrucuğum. Bunu hiç bir zaman unutma insanı ayakta tutan değerleridir. Bunlardan biri de vatanseverliktir. Bu vatan ecdadımızın bize emanetidir ve bunu devralan sizlersiniz." Arda bu söylenenler karşısında çok etkilenir. Semanur T.
Ve gözleri dolar. Arda kendi kendine vatanını sonuna kadar koruyacağına söz verir ve dedesine sarılır. Dedesi 'Evladım vatanımız senin gibi vatansever kişilerle dolarsa hiçbir zaman başı öne eğilmez.' diyerek vatanseverliğin önemini bir kez daha hatırlatmış oldu. Arda da dedesinin söylediklerine çok sevinmiş olacak ki hemen anne ve babasının yanına koşup onlara ileride asker olacağını söyledi. Anne ve babası çocuklarının bu sözüne çok sevindiler. Mert
Arda'nın ileri de asker olacağım demesi üzerine babası Arda'nın gözlerinin içine bakarak şunu söyler; "Yavrucuğum ,ecdadımızın dediği gibi Her Türk asker doğar. Atatürk'ün “Türklerin vatan sevgisi ile dolu göğüsleri, düşmanların melun ihtiraslarına karşı daima bir duvar gibi yükselecektir” sözleri ile vatanseverliğin önemine dikkat çekmiştir. "İşte vatanseverlik ruhu buradan geliyor. ÇINAR YA.
Babasının konuşmasının ardından annesi Arda'yı tebrik ederek ona sarıldı ve "Ardacığım biliyor musun ki Türk oğuz atası Mete'den beri asker doğmuştur, vatanına göz diken kim olursa onun karşısında dimdik durmuştur. Vatan sevgisi Türklerde mirastır. Dinimizde vatan sevgisi imandandır diye buyrulmuştur. Oğlum şanlı tarihimizi hiç unutma ve toprağını koru." dedi.
Arda yaşadığı bu deneyimle sanki birkaç yaş büyümüş, olgunlaşmıştı. Artık kendini vatanın bir parçası olarak görüyordu.
Tuna G
3. TAKIM
NERGİZ NEREZ
ÇİMENTAŞ ANADOLU LİSESİ
OSMAN KAÇAN
TARSUS BORSA İSTANBUL ŞEHİT UMUT SAMİ ŞENSOY ANADOLU LİSESİ
Zehra Hanım ve eşi Mehmet Bey ile Melek Hanım ve eşi Oğuz Bey İzmir' in eski mahallelerinden birinde yaşayan iki yakın komşuydu. Yaşadıkları mahalle en fazla iki katlı, sıcak renkli binaları barındıran bir mahalleydi. Mahalle sakinlerinin komşuluk ilişkileri de en az bina renkleri gibi sıcaktı. Banka müdürü olan Mehmet Bey Zehra Hanım ile 5 yıldır evliydi. Oğuz Bey bir fabrika işçisiydi ve Melek Hanım'la mutlu bir evliliği vardı. Zamanlarının çoğunu bir arada geçiren Zehra ve Melek Hanım güler yüzlü, neşeli, birbirleriyle her şeyi paylaşan iyi birer dosttu. Her iki aile de çocuk sahibi olmak isteyen mutlu ve huzurlu ailelerdi. Ve bu mutluluğu eş zamanlı olarak tattılar. 4 ay arayla birer kız çocuğu dünyaya getiren Zehra ve Melek Hanım dünyanın en mutlu insanı oldular. Fatma Nur
Zehra Hanım kızına Ecem, Melek Hanım ise Elif ismini koydu. Birbirlerine destek olarak kızlarını büyütmeye başladılar. Kardeş gibi büyüyen kızlar, anneleri gibi çok yakın arkadaş oldular. Yıllar su gibi akıp giderken, kızlar okul çağına geldiler. Zehra Hanım kızları özel okula kayıt ettirmek istediğini söylediğinde Melek Hanım üzüntüyle, maddi güçlerinin buna yetmeyeceğini söyledi.
Ertesi gün Zehra Hanım Melek Hanım'ı, Elif'i ve Ecem'i karşısına alarak konuştu :
-Size bir sürprizim var kızlar. Birbirinizden ayrılmamanız için ikinizi aynı özel okula kayıt ettirdim.
Bunu duyan Melek Hanım gözleri dolarak arkadaşına sarıldı ve :
-Teşekkür ederim dostum, dedi.
Ümran
Bir kaç gün sonra hep birlikte okul alışverişine çıktılar. Zehra Hanım Ecem'in çanta, ayakkabı, kalem, defter gibi ihtiyaçlarını alırken aynılarından Elif'e de aldı. Çünkü Melek Hanım'ın maddi durumu çok iyi değildi, çoğu şeye parası yetmiyordu. Zehra Hanım durumu bildiği için Ecem'e bir şey alırken genelde Elif'e de alırdı. Elif eve geldiğinde heyecandan yerinde duramıyordu.. Çantasını hazırlayıp hemen yattı. Sabah erkenden kalkıp hazırlanan kızlar büyük bir heyecanla okula başladılar. Zaman hızla akarken nihayet Elif'in doğum günü gelip çattı. İki aile arasında Elif'in doğum gününü kutladılar. Hediyeleri açma sırası geldiğinde Zehra Hanım kendi hediyesinin o gittikten sonra açılmasını istedi. Herkes gittikten sonra Elif hediyesini açmak için koşarak odasına gitti. Kutuyu açtı. Kutunun içinden bir not ve bir de kitap çıkmıştı HİLALNUR
Notta “Her başın sıkıştığında bu kitap sana yol gösterecektir. İyi ki doğdun Elifçiğim .‘’ yazıyordu. Elif büyük bir merakla kitabı okumaya başladı. Kitap türlü zorluklarla karşılaşan engelli bir çocuğun vefalı komşularıyla yaşadıklarını konu alıyordu. Kitaptan çok etkilendi.
Ertesi gün Ecem eski öğretmeninin doğum günü olduğunu hatırladı ve öğretmeninin doğum gününü kutlamak için onu aradı. Birkaç gün sonra Zehra Hanım ve Ecem, komşuları Melek Hanımlara geldiler. Ecem çok üzgündü. Elif neden üzgün olduğunu çok merak ediyordu. Sonra Zehra Hanım eşinin işinden dolayı taşınmaları gerektiğini söyledi. Bunu duyan Melek Hanım çok üzüldü. Elif ise ağlamaya başladı ve arkadaşından ayrılmak istemediğini söyledi.
ÖYKÜ RANA
Günler geçti Zehra Hanım ve Mehmet Bey evin eşyalarını arabaya taşımaya başlamışlardı. Elif ve Ecem hala ayrılacakları için üzgündü.
Elif:
- Hala taşınacağınıza inanamıyorum. en yakın arkadaşım artık komşum olamayacak. Sıra arkadaşım başkası olacak .Sen benim için hep kardeşim gibiydin . Birbirimizi hiçbir zaman unutmayacağımıza söz verelim dostum :)
Ecem:
- Sen benim için hep dostum olacaksın söz veriyorum Elif.
Birbirlerinin parmaklarını bastırdılar ve söz vermiş oldular . O sırada Ecem'i annesi çağırdı.
Abbak Z
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(10)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $8.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $8.19+) - DOWNLOAD
- LIKE (10)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(10)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!