Her şeyin başı!
Biz kediler insanların en sevdiği dostlarıydık. Her evde vardık. Sadece ben ve birkaç arkadaşım sokaktaydık. Arkadaşlarım Karamel, Zeytin ve ben yani Peynir. Gerçekten insanlar bizi sever ve beslerdi. Ee bazen de kaçamak balıkçılara girip ayıklanan balıkları alıyorduk. Her şey o gün başladı. Hazırsanız size o günü anlatmak istiyorum. Hadi başlayalım!

Torbalar ile gelen adamlar!
Yine bir balıkçıya gitmeyi hazırlanıyorduk. Tam o sırada yanımızdan geçen siyah bir kedi "Kaçın geliyorlar!" Diye bizi uyardı ne olduğunu anlamadan dona kaldık. Hemen ardından "Siyah kediler ölsün!" adlı pankartları gördük. Eski bir sandalın içine atladık. Bizim nereye saklandığımızı görmediler.
Karamel-"Ne oluyor ya? şaka falan mı?" diye söylenmeye başladı. Bize kaçın diyen kediyi pankart çıkaran adamlar yakalamış ve onu boğmaya başladılar. "Bana yardım edin!" diye miyavlıyordu tam yardıma gidecekken birden gözleri kapandı ve hareketsiz kaldı. Ne olduğunu anlamıştık. Zeytin çok korkmuş ve aramıza girmeye çalışıyordu.
Olaylar çözülmeye başladı!
Sanki bir bulmaca gibiydi ipuçlarını bul ve gizemi anla. Pankartçılar gittikten sonra hemen çıktık ve deniz kıyısında balık yakalamaya çalışan bir siyah bir kedi gördük hemen yanına gidip "Ne oluyor diye sorduk" bizim kanımızı donduran bir cümle söyledi:
"Batıl inançlılar diye bir dernek bizim siyah kedilerin uğursuzluk getiriyor olduğumuza inanıyorlar ve bunu herkese söylüyorlar." Gerçekten o an yer yarılsa da içine girsem düşüncesine kapıldım. Olayı anladık ve bize de birkaç balık ayırabilir mi? diye sorduk cevap fazla iç açıcı değildi bize daha kendine bile tutamadığını söyledi başımız eğik bir şekilde geri döndük.
Macera başlasın!
Artık başımızın çaresine kendimiz bakmalıydık. Kendimize ilk barınak yapmakla başlamaya karar verdik. Sonuçta barınmak en önemli şeylerden birisi. Toplayabildiğimiz kadar odun, dal ne varsa toplamaya çalıştık. Onları birleştirip kuş yuvası gibi bir şey yaptık Zeytin:
-"Bu fazla olmadı ya acaba yeniden mi yapsak?" dedi. Karamel sinirli sinirli:
-"Yaa zaten başımıza bela aldık burayı bulurlarsa hepimizin sonu olur" dedi. Gerçekten de haklıydı. Zeytin korkuyla "Tamam" deyip geçti. Artık zaman yemeğe geldi. Zor da olsa başımıza bakmalıydık. Eğer devamını merak ediyorsan diğer sayfaya geçelim.
Yakalanıyorduk!
Yemeğe kimin gideceğini seçiyorduk. Karamel seçildi ama sürekli "Yeniden, Yeniden" değip durdu. Artık sabrım taştı ve "Ben gidiyorum bu önceki oyunlar değil artık şunu anla Karamel" değip. Deniz kenarına doğru yola koyuldum. Kendi kendime uydurduğumuz şarkıyı mırıldanıyordum. Bir çocuk beni gördü ve "Heyyy kara kedi vaaarr!!" diye bağırdı. Ödüm koptu nereye kaçacağımı şaşırdım. Ağaca tırmandım ve bir sincapla karşılaştık bana yardım edeceğini söyledi. "Nasıl?" demeden. Diğer ağaca atladı. Anladığım kadarıyla beni sincap sandılar ve diğer ağaçlara koşmaya başladılar. Aslında sincap beni facianın eşiğinden kurtardı. Deniz kenarında kılçık bulup gizlice yola koyuldum.
Aramızdan kim ayrılacak!
Kılçıkları yedikten sonra uykuya dalacaktık ki yavaş, yavaş ışıklar gelmeye başladı. Şaşırıp kaldık "Ne oluyor?" demeden yine pankartçıları gördük. Dünya başımıza yıkıldı resmen artık sonumuzun geldiğini anladık ve hepimiz gözümüzü kapattık. İnsanlar bizi ölü sandılar. Karamel fark etmeden gözünü açtı ve insanlar hemen onu alıp torbaya attılar. Karameli hırpalamaya başladılar. Ona acımaya başladım ama o acıyı hissetmek istemiyordum. Ama sonradan çok pişman oldum. Gözümüz kapalıyken uyuya kalmışız. Sabah erkenden kalktık. İçimizi hüzün kaplamıştı. Birden ağlamaya başladım. Zeytin'in bana aynen şu cümleyi söyledi:
-"Kendimizi bu kadar üzmemeliyiz, artık böyle kendi başımızın çaresine bakmalıyız." dedi. Beni gerçekten motive etmişti .Hadi diğer sayfa bizi bekliyor.
Beyaz Kediler!
Zeytin derin bir uykuya dalmıştı. Onu zor bela uyandırdım ve yemek avına çıktık. Çekirgeyi bir hamleyle yakalıyordum ki ileriden bana bakan 3 beyaz kedi gördüm. Bana yardıma geldiklerini düşündüm ta ki beni ihbar edene kadar. Gerçekten hiç ama hiç tahmin etmiyordum. Her 2 taraftan da pankartçılar geldi. Yine ağaca tırmanmak istiyordum fakat ellerinde sopa da vardı. Ağaca vursalar kendimi yerde bulurdum. Tek yapacağım kaçmaktı. Hayatım boyunca hiç bu kadar hızlı koşmamıştım. Beni yakalayacak kadar hızları yoktu. Geldiğimde ise Zeytin bas bas bana bağırıyordu.
-"Peynirrrrrrrrrrr, NEREDESİNNNNN?"
-"Geldimmmm"
diye yanıt verdim.
Dünya'nın en kötü günü
Zaten ellerinden zor bela kurtulmuştum. Bir de bir rüzgar esintisiyle evimiz yerle bir oldu. Yemekte avlayamamıştık. Aç, aç uyuyacaktık. Ama buna gönlüm razı değildi. Ya gidip yemek avlayacaktım yani canımı riske atacaktım ya da aç, aç uyuyacaktık. Ben açıkçası canımı riske atmayı seçtim. Gidip azcık böcek avlasam sorun olmazdı bence. Gerçekten dediğim olmuştu. Bir kaç böcek avladım. Tabi sorun çıkmadı diyemeyiz. Ama bunlar da ufak tefek sorunlar. Diğerlerine göre bir noktaydı. Ama gerçekten de kötü bir gündü. Ufak bir böcek büs büyük bir kediyi nasıl doyurabilir? Artık çare kalmamıştı yarın sabahı bekleyecektik. Açıkça nerede uyuyacağımı çok merak ediyordum. Ama akşam, akşam ne kadar ev yapabilirdim?
Yakalandık!
Artık sabaha kalmıştı ev işi. Ağacın kenarına kıvrılıp uyuduk. Akşam artık gözümüze uyku girmiyordu. Akşam gelirler diye. Zor bela uyudum. Sabah kalktığımda bir kafesin içinde buldum kendimi. İlk beni sahiplendiler sandım. Fakat sonradan anladım ki kedilere işkence yapılan bir yer olduğunu. Kalbim sanki yerinden fırlamıştı. Zeytin de orada yoktu. O da benim için ayrı bir heyecandı. Ellerinde eldiven olan bir adam beni kafesten çıkardı elinden kurtulmak için çok çabaladım ama başaramadım. Sonuçta adam dev gibiydi. Beni bir koltuğa koydu. Elini çektiği an oturduğum yerden fırladım açık cam işime yaradı. Hemen oradan atladım. Çatıya sert düştüm ama kediler hep 4 ayak üzerine düşer. Hemen kaçmaya başladım. Kendi kendime "Ben bu sokağı nerden tanıyorum?" dedim. O sırada da arkamdan koşan bir sürü insan koşuyordu. Şimdi bu sokağı değil kendi canımı düşünmeliydim. İnsanlardan zor bela kurtuldum.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors
Özet:
Siyah kedilerin zamanla uğursuzluk getirdiğine inanılarak onları yok etmek isteyen bir insanoğlu. Onların elinden kurtulmaya çalışan kedi ve arkadaşlarını anlatan bir kitap.


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!