Uygunsuz anda yakalandık!
Arkadaşlarımla dışarıda piknik yapıyorduk. Gayet güzel gidiyordu.Fakat yerde bir sarsıntı hissedene kadar.İlk başta bize öyle geldiğini düşündük.Ta ki annelerimiz "Meryem koş zombiler geliyor!". O an sanki bana şaka yapıyorlar sandım fakat arkadaşlarımda evlerine koşmaya çalışıyorlardı. Evim yakında olduğu için şanslıydım fakat arkadaşlarımdan bazıları yakalanıp zombi olmuşlardı. Arkadaşlarımı kurtarmak istiyordum fakat nafile.Koşarak annemin yanına gittim.Annem kapıyı kapattı ve üstüne bir kaç eşya dayadı."Ne oluyor?"sormaya fırsat olmadı.

Macera filmi gibi!
Annem hızlıca valizimi çıkartıp bana verdi. Ne olduğunu anlamdan sadece annem ne derse onu yapıyordum.Annem sonunda bir açıklamada bulundu:
-"Kızım, şehri zombiler bastı ve yavaş yavaş büyüyorlar.Bu yüzden valizine gerekli şeyler koy ve bana ver."
Gerçekten zombileri efsanede yer alan birlik sanıyordum.Yanılıyormuşum.Ama bunları düşünmeye vaktim yoktu. Valizime yemek,kıyafet ve su koydum. Annem:
-"Şimdi kaç Meryem."
Şok olmuştum gerçekten. Annemi de götürmek istiyordum:
"Anne hadi sende gel!"
Annem sert çıkışıp:
"Meryem bu oyun değil artık bensiz devam edeceksin!"
Başımı öne eğerek camdan çıktım. Arkadaşım Ela ile göz göze geldim. Ardından Ela:
"Haydi gel Meryem!
Yeşil Bayrak!
Ela ile yola koyulduk.Saklanarak gitmek zorundaydık. En küçük bir hatada zombilere yem olabilirdik.Ela'nın haritasına baktığımızda bir yerde çarpı işareti gördük. Kendimi macera filminde gibi hissediyordum. Hem o çarpıya da az kalmıştı. Zor bela ulaştık çarpı yerine. Karşımıza ilk çıkan şey yeşil bir bayraktı. Dümdüz ilerlemeye devam ettik. Bizim yaşıtımız bir sürü çocuk vardı. Hem yorgun hem de sevinmiştik. Bizi fark eden bayan:
"Evet çocuklar ne oldu niye buradasınız?"
Ela:
"Beni hatırlamadınız mı? Ben Çiğdem'in kızı Ela"
Kadın büyük bir şaşkınlıkla:
"Aaa gelmeye gelmeye unutmuşum seni!"
Ela:
"Buraya neden geldik bir bilgimiz yok annemin bana verdiği harita burayı gösteriyor."
Kadın şaşırmadan eliyle bize gel işareti yaptı ben hiç konuşmadan yürüyordum. Bayan bizi yıkık dökük bir binaya götürdü. Meğersem orada kalacakmışız. Büyük bir hüsrana uğradım. Ama orada çaktırmamaya çalıştım. Bayan bizi odamıza götürdü ve:
"Birazdan akşam yemeği yiyeceğiz eğer açsanız gelin."
değip odadan çıktı. Açık konuşursak ikimizde acıkmıştık. Eşyalarımızı yerleştirip aşağı indik.
Ne?
Aşağı indiğimizde istediğimiz karşılamayı görmedik. Bizi aşağılayıp durdular. Ama Duru adında bir kızla arkadaş olmayı başardık. Yufka yürekli bir kızdı. Şansa odalarımız yan yanaymış. En sinir olduğum kızda Melisa adında bir kız. Melisa:-Ee sürekli buraya yeni kişiler mi gelecek?Sürekli odaları paylaşıcaz?
Ela
-Ee buraya senin için geldiğimizi kim söyledi?
Ela biraz açık sözlü bir insan. Özür dilemeyi hiç sevmez. Aralarında ufak bir tartışma yaşandı. Yemeğimizi yedik ve odamıza çıktık. Saat 12 civarlarında tuvaletim geldi ve korkumdan Elayı uyandırdım. Beraber tuvalete gittik.Ela kapıda beklemeye başladı. Her şey güzeldi fakat camdan zombileri görene kadar.Son sürat koşup öğretmeni uyandırdık. Öğretmen kütüphanenin yanındaki kırmızı tuşa basmamızı istedi. Tuşa bastık. Ardından çalan siren sesiyle irkildik. Herkes şaşkın bir şekilde uyandı. Diğer öğretmenler bahçeye çıkmamızı söyledi.
NELER OLUYOR!
Bahçeye çıktığımızda herkes ağlıyordu. Biz bunun bir tatbikat olduğunu düşündük ama o zaman onlar niye bu kadar korkuyorlardı?Ardından acı bir gerçeği öğrendik.Zombiler buraya da gelmişlerdi. Öğretmenler bazı çocuklara silah gibi eşyalar vererek onlara ateş etmelerini söylüyorlardı. Ardından 2. çıkış kapısından gelen arabaya bindik. Zombiler okulun içine girmeye başlamışlardı bile. Ela panikle:
-Haritam orada kaldı!Hemen gidip almalıyız.
-Ela erzaklarımızda kaldı ama dönemeyiz kafayı mı sıyırdın?
Ela beni dinlemiyordu bana gelip gelmeyeceğimi sordu. Onu yalnız bırakamayacağıma göre evet gittim. Sessiz olmalıydık çünkü öğretmenlerimizin haberi yoktu.
Aman ALLAHIM!
Arabadan süratle atladık.Öğretmen diğer öğrencilerle ilgilenmekten bizi fark etmedi bile. Zombilere kendimizi fark ettirmeden geçmemiz imkansız gibi bir şeydi. Ela:
-İmkansız diye bir şey yoktur! O harita bizim için bir hazine!
-Ela yine de bu bir delilik! Anlamıyorsun kurtulamazsak o haritada boşa gidecek bize bir şey katmayacak.
Ela'nın vazgeçecek gibi bir hali yoktu. Beni duymuyordu. Onu yalnız bırakamayacağıma göre çaresizce gittim. Binanın deposundan gitmeye karar verdik. Zombilerin bizi bulamayacağı ilk yer burası. Yavaş ve sessiz adımlarla ilerliyorduk. En ufak bir "çıt" sesinde her şey olabilirdi. Yavaş yavaş yukarıdan "tan,tan" diye sesler geliyordu. bu depo yer altındaydı. Yani yukarı çökebilirdi. Buda bir facia olurdu bizim için. Ela aldırış etmeden ilerlemeye devam ediyordu. ben ise teredütte kalmıştım. Ne yapmalıydım?
Ela:
-Böyle kaplumbağa gibi ilerlersen oraya varmamız mucize olur.
-Ela burası çökerse ne yapacağız? Bu şekilde ölmeye göz mü yumucaz? Sanmıyorum çünkü ben gidiyorum!
Bir anda arkamı dönüp gitmeye başladım. Öyle demek istememiştim aslında. Bir anda ağzımdan çıkmıştı. Ela dinazor görmüş gibi bakıyordu arkamdan.
ne oluyor?
Ela:
-Sana görüşürüz aslında sana güvenmek bile bir hataydı!
Dedi bir anda. O an keşke yer yarılsada içine girsem düşüncesi geldi. Ela diğer taraf ben diğer tarafa yürüyorduk. Aslında kolay pes etmem ama ela beni çileden çıkarmıştı gerçekten. Cesur ol dedik ama kendi canını bir kağıt parçası için tehlikeye at demedik! her neyse. Bir taraftan da keşke bırakmasaydım düşüncesi geldi. Kendime hakim olamıyordum. Kendimi durdurmak itiyordum ama beceremiyordum. Kendime engel olamıyordum. Bir anda ensemde bir nefes hissettim ilk Ela sandım ve:
-Sonunda benim haklı olduğumu anladın!
dedim. Fakat arkamdaki Ela değildi. Arkamda koskoca bir zombi vardı. Korkudan küçük dilimi yutacaktım. hemen koşmaya başladım büyük olasılıkla burayı da bulmuşlardı zombiler. O zaman Ela'ya ne olmuştu?
ela!
Ela'yı düşünüyordum. Aynı zamanda da zombiden kaçmaya çalışıyorduk. Ela karşımda belirdi. Beraber koşmaya başladık. Ela'yı bulduğum için mutluydum ama aynı zamanda da zombiler bizi fark ettiğinden üzülüyordum. Deponun kapısına ulaştık fakat kapı kilitliydi. Zombiler büyük bir süratle geliyorlardı. Yanımızda karton kutular vardı. Hemen kutuların içine girdik zombiler etrafa bakınıyordu. Yaklaşık 1 saat bizi aradılar en sonunda pes ettiler. Ben:
-Ela gittiler çıkalım.
dedim. Elaya birkaç kere seslendim en sonunda kutudan çıkıp Elaya baktım. Meğersem uyuya kalmış. Onu uyandırmak zorundaydım. Elayı uyandırdım ve kapının yanına gittik. Kapıyı zorladık ama nafile. Ela hala haritanın derdindeydi. Canımızı düşünmek yerine o yararsız kağıt parçasını düşünüyordu. Tabi yavaş yavaş karnımız da acıkıyordu.

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

Ustaoğlu 5/I 1155

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!