Mine ŞENOL, Mahbile CEYLAN, İbrahim ÇİFT, Arzu ACAR, Emel DEMİR, İlhan OKCU, Şule ÖZCAN, Çiğdem CİĞA, Çisem MUTLU,Fatma GÖKNAR , Eva Tünde BARTUS and our students.

Merhaba, ben Denis, tam 12 yaşındayım. Dünya adında sevimli bir gezegende yaşıyorum. Yaklaşık üç yıldır Dünya'dayım. Daha önce nerede miydim? Düş Evreni'nde... Düş evreninde başıma öyle şeyler geldi ki dayanamadım. Uzaklardan bana göz kırpan Dünya gezegenini fark ettim. Dünya'ya gitmek için koskoca bir evreni aştım. İyi ki bunu yapmışım. Çünkü Dünya gezegeninde bana değer veren dostlarla tanıştım. Düş Evreninde başıma neler geldi neler...
Paylaşayım isterseniz. Ama sakın anlattıklarıma üzülmeyin, çok geride kaldı onlar. Dünya'da edindiğim dostlarım tüm olanları unutturdular . Düş Evreni aslında çok güzel bir yerdi. Rengarenk bulutlar, cıvıl cıvıl kuşlar, ağaçlar, tertemiz sular vardı. Bu güzelliklerin tam ortasında küçük, şirin bir evim vardı. Her gün evimden çıkıp büyük bir keyifle okula gidiyordum. Önceleri çok güzeldi ama kaza geçirip bir kolumu kaybedince güzel günler de kayboldular. İyileşip tekrar okula gitmeye başladım. Okulda önce benden uzaklaştılar. Sonra, fırsat buldukça bana kolsuz diyerek hakaret etmeye başladılar. Sesimi çıkarmadım, daha da üzerime geldiler.
Hello, I'm Denis. I am exactly 12 years old. I live on a lovely planet called Earth. I have been on Earth for about 3 years. Where was I before? In the Dream Universe. So things happened to me in the dream universe that I couldn't stand it. I noticed planet Earth winking at me from afar. I crossed an entire universe to go to Earth. Good thing I did that. Because I met friends who care about me on the planet earth. What happened to me in the Dream Universe? If you want me to share. But don't worry about what I said, they are far behind. Dream Universe was actually a very beautiful place. There were colorful clouds, chirping birds, trees, and clear water. I had a cute little house right in the middle of these beauties. I used to leave my home every day and go to school with great pleasure. It was beautiful before, but when I got into an accident and lost an arm, the good times disappeared. I got better and started going to school again. At school, they first walked away from me. Then, whenever they had the opportunity, they started to insult me by calling me sleeveless. The more they didn't speak out, the more they came to me.






































Biliyor musunuz ,evrende söylenen her kötü söz yüzünden bir yıldız sönermiş. Kötü sözler , hakaretler ,küçümseyen bakışlar, hakkında konuşulan ve kulağına gelen fısıltılar...İşte ben de kazadan sonra okula döndüğümde tam da bu davranışlarla karşılaştım .Çok sevdiğim arkadaşlarım yaptıkları bu davranışlarla canımı acıtıyor ,daha da kötüsü bu yaptıklarından zevk alıyorlardı .Bu durum, benim canımı daha da yakıyordu.
Kaybettiğim koluma rağmen yaşama sıkıca sarılıp ,mutlu bir şekilde hayatıma devam edebildim ama yalnız kalmak yaşadıklarımın en kötüsüydü...Birlikte sokaklarda koşuşturup ,oyunlar oynadığım,sevincimi -üzüntümü paylaştığım ,yere düştüğünde kaldırdığım arkadaşlarım beni yapayalnız bırakmışlardı. Neler yaşadım neler! Hepsini anlatacağım sizlere.
''
You know, a star has died because of every bad word spoken in the universe. Bad words, insults, belittling looks, spoken and heard whispers about me ... That's exactly what I encountered when I returned to school after the accident. My dear friends hurt me with these actions, and worse still, they enjoyed what they did. This situation was hurting me even more.

Hiç unutmam ,bir gün beden eğitimi dersine çıkacaktık. Herkes çabucak giyinip çıktı fakat ben yetişemedim. Sınıfta yalnız kaldığımı anlayan o iki arkadaşım yanıma geldiler:
--''Hadi uyuşuk, hala giyinmedin mi? Sağ kolun mu ağrıyor? Aaa! ne dedim ben ,bunun sağ yumruğu çok kuvvetli, şimdi vuracak bana ha ha ha..."
Diğer arkadaşım ''Sağım sarımsak, solum soğan'' diyerek sağ kolumun olmayışıyla dalga geçmeye devam etti. Çaresiz sesimi çıkarmadan bahçeye çıktım.
Bahçede oyun kurmuş olan arkadaşlarımın yanlarına gidip:
__ ''Ben de sizinle oynayabilir miyim?'' diye sordum.
Aslında onlar beni oyunlarına alacaklardı ama o iki arkadaşım diğerlerini de etkilemişlerdi. Onların korkusundan beni oyuna almadılar.
ARZU
Bir kenara oturup arkadaşlarımı izlemeye başladım. İp atlayanlar, top oynayanlar, seksek oynayanlar, mendil kapmaca oynayanlar... Ne kadar da eğleniyorlardı. Keşke ben de onlar gibi oynayabilseydim. Kolumun olmayışı oyun oynamama engel değildi aslında. Onların yaptığı bir çok şeyi ben de yapabiliyordum. Hatta onlardan daha iyi yaptıklarım bile vardı. Futbolda çok başarılıydım mesela. Şimdiye kadar katıldığım turnuvalarda attığım gollerle takımımı ve okulumu defalarca galibiyete taşımıştım. Eminim onlar da benim oynayabileceğimi biliyorlardı ama bir kere kafayı takmışlardı bana...
Benimle ilgili bilmenizi istediğim bir özelliğim daha var. Kazadan önce çok güzel keman çalardım ben. Hayatta en çok sevdiğim şeylerden biriydi keman çalmak. Arkadaşlarım sırf beni üzmek için okula keman getirdiler bir gün. Sağ kolumu kaybettiğim için bir daha asla keman çalamayacağımı biliyorlardı ve bunun beni ne kadar üzeceğini de... Eve döndüğümde tek düşündüğüm şey başa çıkamadığım mutsuzluğumdu. Her şeye katlanılırdı ama sevgisizlik, hoşgörüsüzlük, kötülük ve aşağılayan bakışlar dayanılmaz derecede acıtıyordu minicik yüreğimi.

O kadar üzgün ve kırgındım ki ağlamak istiyordum ama ağlamak da beni sakinleştirmeye yetmiyordu. Zihnimde kötü düşünceler ve korkular dolanıyordu: "Okulda bana hep böyle mi davranacaklardı? Beni hiç sevmeyecekler miydi? Dışarıya çıksam onlarla karşılaşır mıydım? Evde annemlerin beni merak eden bakışları..." Sanki bir çıkmazda gibiydim. Artık okula gitmek istemiyordum, en doğrusu bu gibiydi. Biraz sakinleştikçe: "Pes etmek olmaz" dedim. Neler yapabilirdim? Nasıl davranmalıydım? diye düşünürken yardım almaya karar verdim. Annem, sınıf öğretmenim ve Okul Psikolojik Danışmanımla bu durumu konuşup yardım alacaktım. Durumumu önce anneme anlattım:
_"Anneciğim, kolumun eksikliği beni sınırlamıyor. Ama arkadaşlarımın bazıları farklılığım sebebiyle bana kötü davranıyor ve beni üzüyorlar. En kötüsü de bunu bilerek yapıyorlar." dedim.
Annem ve babam uzun süredir mutsuzluğumun farkındalarmış aslında. İçinde bulunduğum durumu atlatmamın en iyi yolunun onunla yüzleşmem olduğunu düşündükleri için sessizce beklemeyi tercih etmişlerdi. Ailem ile birlikte okula gidip okul rehber öğretmenimle de konu ile ilgili uzun uzun konuştuk. Kendimi çok zayıf ve çaresiz hissettiğimi anladılar ve yaşadığımız yerden ayrılmamızın bana iyi gelebileceğine karar verdiler. Yeni bir okul ve yeni arkadaşlar kendimi daha iyi hissetmemi ve güçlenmemi sağlayabilirdi. Zaten oradaki arkadaşlarım yüreğimde asla kapanmayacak yaralar açmışlardı. Anne-babama uzun süredir dikkatimi çeken mavi bir gezegen olduğunu ve o gezegeni çok merak ettiğimi anlattım. İnanır mısınız, hiç tereddüt etmeden:
_"O halde düşünecek bir şey yok, mavi gezegene gidiyoruz." dediler.
Ve mavi gezegene(Dünya) gelişimiz böylece gerçekleşmiş oldu.

Bu durumu öncelikle annemle paylaşmanın ne kadar iyi olduğunu anladım. Beni üzen, kıran , hayal kırıklığına ve korkulara iten şeyleri ona anlatmak biraz olsun beni rahatlamıştı ama beni hayattan ve okuldan soğutan anlamsız sesler hala kulaklarımda çınlıyordu.
Annemin beni hayata ve okula bağlayan sözleriyle Dünya'daki okuluma heyecanla gittim. Beni üzen durumlar burada da devam ederse pes etmeyecek ve olaylar karşısında dik duracaktım. Okul bahçesine umutlu ve istekli girdim. Yeni sınıfıma girdim, yanıma Leo ve Lara adında iki arkadaş geldi. Bana o kadar içten ve sevecen davrandılar ki kendime olan güvenim anında geri geldi. Sınıftaki diğer arkadaşlarla da tanıştım, onlar kendilerinden bahsettiler ben de kendimden... O kadar samimiydiler ki içimi bir sıcaklık kapladı ve hiç çekinmeden Düş Evreni'nde yaşadığım olayları anlattım onlara. Hatta Dünya'ya gelirken aklımda kurduğum ve herkesin hayranlık duyacağını düşündüğüm projemi bile anlattım. Sevginin gücüne inanan herkesin bizimle olacağından emindim. Alaycı çocuklar bile buna dahildi.
I realized how good it was to share this situation with my mother, first. It was a little comfortin to tell him about the things that upset, hurt, disappoint and fear, but the meaningless noises that disinclined me from life and school were still ringing in my ears.


Hani bir söz vardır, siz de duymuşsunuzdur. “ Herkes herkesi sever belki ama; herkes her şeye rağmen sevmez”… Leo ve Lara , konuşmam bittiğinde tüm sınıfın önünde boynuma sarıldılar. Beni her şeye rağmen sevecek birilerinin var olduğunu hissettirdiler bana hep. Bu projede yalnız değildim. Hatta inanmayacaksınız Lara proje için sağ kolum olmayı teklif etti.
Kısaca hayat hikayeme tanık oluyorsunuz. Yaşadım, gördüm, üzüldüm, ağladım... Hatta çok ağladım.. Ama artık susmak yoktu. Yeni arkadaşlarımın ilgisini projemle çekmiştim bir kere. Bunu en iyi şekilde devam ettirmeliydim. Leo ve Lara artık proje ortağım olmuştu. Beraber uzun uzun proje hakkında konuşuyorduk. Hakkında uzun uzun konuşup fikirler ürettiğimiz projemize hala bir isim koyamamıştık. Başladık düşünmeye... Şöyle etrafımdaki insanlara baktım. "Gerçek sevgi neredeydi" diye mırıldandım. “Gerçek sevgi yalnız kalplerde” diye karşılık verdi Leo. Biz doğru yolu bulmuştuk sıra kendilerinden daha güçsüz ve savunmasız olanlarla alay edenlerdeydi . Asıl onların kalplerinde sevgiye yer açmaları gerekiyordu.
-"Buldum" diyerek fırladım yerimden.
-"Projenin adı “Sen de Kalbinde Sevgiye Yer Ver”.
There is a saying, you have heard it too. "Maybe everybody likes everybody but; nobody likes anyway." Leo and Lara hugged me in front of the whole class when I finished speaking. They made me feel that there was someone who could love me despite everything. I was not alone in this project. You won't even believe it, Lara offered to be my right hand for the project.
Projemizin ismi Leo ve Lara'nın da çok hoşuna gitti. Sevmek, sahip çıkmak, mutlu olmak varken neden insanlar kötü olmayı seçerdi ki? Öğretmenimizle konuşup onun da tam desteğini aldık. Projemizi duyurmak için afişler, broşürler hazırladık. Aramızda iş bölümü de yaptık. Sınıf arkadaşlarımıza yaşadıklarımdan bahsetme ve daha sonra da projemi anlatma görevi benimdi. Biraz çekiniyordum ama kararlıydım. Projemin ses getireceğine, farkındalık oluşturacağına inanıyordum. Burada da Düşler Evreni'ndeki gibi insanlar vardır diye düşündüm.
Belki onlar da bir şeyler bulup güleceklerdi bana ama olsun, ben kalplerindeki sevgi tohumlarını kırık kolum sayesinde yeşertecektim. Tüm gücümü toparlayıp konuştum onlarla. Evet konuştum ve onlara: _''Derinlerde kalmış sevgi tohumlarını yeşertmeye var mısınız ?''dedim. Biliyor musunuz gülmediler, dalga geçmediler ve:
_''Harika bir fikirle gelmişsin aramıza, tabi ki seninleyiz, aramıza hoş geldin.'' dediler.
PİCTURE

Arkadaşlarımın bu tavırları benim yanılmadığımı göstermiş oldu. Projemiz sayesinde tüm okula sesimizi duyurmuştuk. Sırada tüm dünyaya duyurmak vardı. İnsanlığa kalplerinde sevgiye yer vererek çevrelerindeki bir çok kötülüğü ve olumsuzluğunu ortadan kaldıracağını anlatmamız gerekiyordu.
Projemiz amacına tam anlamıyla ulaşmalıydı. Arkadaşlarım ve dünyadaki diğer kardeşlerimle başarmalıydık. Yaptığımız çalışmaları basılı-kaydedilebilir ; görsel ,işitsel materyal haline getirip, tüm insanlığa kitle iletişim araçlarıyla paylaşarak amacımıza ulaştık. Çok meşakkatli ,özverili ve bir o kadar da zevkli olan bu yolculuğun meyvesini almıştık. Benim yaşadıklarımı artık hiç kimsenin yaşamayacak olması çok mutlu ediyor beni... Bu kadar olumlu işleyen bu süreç yüreğime umut tohumları ekti. Kim bilir, Belki bir gün keman bile çalabilirim!
Eva
In order to spread love, we need to star loving our own family and friends first. The more we are, the bogger the love will be. My friends knew how much I like playing the violin, so they decided to start a fundraiser to get me a robotic arm. They didn't told be about till they've had the whole amount of money. I've got my new arm. It was weird at first, but in the end I managed to learn how to play the violin once again. I've been awfully happy and grateful to have friends like them. We should love each other, and notice when someone needs our help.
Bartus Éva Tünde, Școala Gimnazială nr.1 Vârșolț.

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $6.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $6.39+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!