




Görevli Öğrenciler
EHAD
TANEM
SAHRA
Güzin KÖKER/Balıkesir /Burhaniye Hacı Mustafa Müdüroğlu Ortaokulu
Beyza
Murat
Reyyan Nil
ECE AKKEL-GELİBOLU YAHYA ÇAVUŞ GÖRME ENGELLİLER ORTAOKULU
Buse Nur
Batuhan
Nurhayat
Yiğit
Duygu Sena


Görevli Öğrenciler
Mina Buğlem
Buse
Arda Anıl
Eren Zahid
Havanaz
Ahmetcan
Esra
Muhammet
Elif
Beren
DOĞUKAN
ESLEM
MELEK
YAĞMUR
SEMİH


Beka B.
Melek G.
Hüsna Y.
Selen B.
Yusuf G.
Ayşe M.
Görevli Öğrenciler
Sude Naz
Berat
Damla
Ahmetcan
Hayrunisa
Ecrin E.,Eflal E.
Elif Berra,Esila Y,
Hüseyinşen D.
İrem N,Melek Ö.,
Muhammed E,
Nisanur Ö.,Nursena Y. ,Sümeyye Y.
Şeyma Y.,Şevval İrem,Yaren Y.
M. Hanife K.
Sude K.
Enes M.
Osman Y.
Buğra Ö.


Görevli Öğrenciler
Hikayemizin başlığı öğretmen ve öğrencilerimizin yazdıkları başlıklar arasından oylama sonucu olarak "Masal Halısı" olarak seçilmiştir.


Gün bitmişti yine .Uyuma zamanı gelmişti. Her gece olduğu gibi annem ılık sütümü hazırlamıştı. Bardağı annemin elinden alıp bir nefeste içtim. Sonrada banyoya dişlerimi fırçalamaya gittim. İşte nihayet yatağımda, sevgili kitabımla yapayalnız kaldım. Hoş zaten evde anne - babamdan, küçük kardeşim Ege’den ve benden başka kimse yok. Ama olsun, yine de odamda kitabımla başbaşa kalmaktan çok mutlu oluyorum. Her gece uyumadan önce kitap okumak beni rahatlatıyor. Düşlerim bu nedenle çok renkli ve hareketli oluyor.
Güzin KÖKER/Balıkesir /Burhaniye Hacı Mustafa Müdüroğlu Ortaokulu


Güzin KÖKER/Balıkesir /Burhaniye Hacı Mustafa Müdüroğlu Ortaokulu


Koca bir yıl geçti pandemiden dolayı okulda yüz yüze eğitime son verileli. Covid-19 yaşamımızı köklü değişikliğe uğrattı. Arkadaşlarımızla sadece internet aracılığı ile görüşebiliyoruz. Oyunlarımız bile internet üzerinden gerçekleşiyor artık. Şu pandemi bitse, normal yaşantımıza geçsek ne güzel olur. Okulumu özledim, arkadaşlarımı özledim, sokağa rahatça çıkıp oyun oynamayı özledim hem de çoook…
Kitabımı okurken artık gözlerim kapanmaya başladı ama bölümü bitirmeye üç sayfa daha var. Bölümü bitirmeliyim. Gözlerim, sevgili gözlerim ne olur bu üç sayfayı bitirene kadar uykuya dalma…
Güzin KÖKER/Balıkesir /Burhaniye Hacı Mustafa Müdüroğlu Ortaokulu
Seslendiren Duygu Sena


Güzin KÖKER/Balıkesir /Burhaniye Hacı Mustafa Müdüroğlu Ortaokulu


Evet işte kitabımın bu bölümünü de bitirdim ama ne oluyor anlayamıyorum… Mert ile Beren benim odama ne zaman geldiler fark etmedim. İkisi de gülerek bana ‘’hadi kalk, sana bir sürprizimiz var’’ diye elimden tutup kaldırdılar. Kapıdan çıktığımızda beyaz sakallı, göbekli, yaşlı bir dede ‘’çok yavaşsınız çocuklar ,çabuk olun… Dışarıda bizi bekliyor Keloğlan. ‘’dedi. Tanıdığım birine benzettim bu dedeyi ama… Gözlerimde hala uyku var. Mert ile Beren iki koluma girdiler sanki ayaklarım yerden kesildi. Dedenin arkasından sokak kapısından çıktığımızda bir halının üstüne geçtik hep birlikte. Halının üstündeki kişi gülümsüyordu ‘’Geç kaldınız Nasrettin Hocam, çocukları götürüp dolaştıracağımız çok yer var. Hiç zaman kaybetmeyelim.’’ dedi. ‘’ Haklısın Keloğlan, keleş oğlan hadi havalanalım.’’ dediğinde halı havaya doğru kalkmaya başlamıştı bile.
Güzin KÖKER/Balıkesir /Burhaniye Hacı Mustafa Müdüroğlu Ortaokulu
Seslendiren :Ecrin E


Güzin KÖKER/Balıkesir /Burhaniye Hacı Mustafa Müdüroğlu Ortaokulu


Halı öyle bir havalandı ki yüzümde rüzgarı bile hissetmeden birden bulutların üzerindeyiz. Derken birden bir kaç saniye içinde üstünde saat olan bir kulenin önüne indik. Çok garip etraftaki insanlar bizi görmüyordu.
Nerde olduğumuzu çok merak ediyordum. Mert ve Beren'e bakıp anlamlı bir şeyler söylemelerini bekliyordum. Yanımızdaki sakallı dede ve saçları olmayan çocukta kimdi? Aslında onları yıllardır tanıyor gibiyim. Ama gördüğüm şeye ve yaşadıklarıma anlam veremiyorum bir türlü. Ve dayanamayıp sordum:
-"Efendim, siz bu fıkralarıyla ünlü Nasrettin Hoca olamazsınız, değil mi?" dedim.
Gülerek cevap verdi:
-"Ne yani, şimdi yanımdaki de Keloğlan mı değil?"
Seslendirme: Muhammet
Ece AKKEL/Çanakkale/Yahya Çavus Görme Engelliler Ortaokulu


Ece AKKEL/Çanakkale/Yahya Çavus Görme Engelliler Ortaokulu


Gözlerime inanamadım. Ellerimle gözlerimi ovuşturdum ve tekrar baktım. Evet evet gerçekten karşımda Nasreddin Hoca, Keloğlan, Beren ve Mert hep birlikte bana bakıyorlardı.
-"Arkadaşlar! Neler oluyor böyle?" dedim.
Mert:
-"Nasreddin Hoca ve Keloğlan gelerek bana hayatın tadını çıkarmak isteyen çocukları kısa bir yolculuğa çıkaracaklarını ve gelmek isteyip istemediğimi sordu. Ben de kabul ettim. Bana bir de istersem yanıma çok sevdiğim iki arkadaşımı alabileceğimi söyleyince, ben de hiç düşünmeden Beren'i ve seni söyledim." dedi.
-"Tamam da Mert, peki şimdi neredeyiz?" dedim.
Beren:-"Mert ben biraz korkuyorum. Neden buraya getirdin bizi?" dedi.
Ece AKKEL/Çanakkale/Yahya Çavus Görme Engelliler Ortaokulu
Seslendiren :Eren Zahid G.
Ece AKKEL/Çanakkale/Yahya Çavus Görme Engelliler Ortaokulu




Nasreddin Hoca:
-Korkmayın çocuklar. Ben sizin masallardan fıkralardan tanıdığınız Nasreddin Hoca'yım.
Keloğlan:
-Ben de kel oğlan keleş oğlan diye garip anasının çağırdığı Keloğlan'ım. Bizden size zarar gelmez çocuklar."
Nasreddin Hoca: "Çocuklar siz içinizden çok sıkıldığınızı, bilgisayar karşısında olmaktan yorulduğunuzu, arkadaşlarınızla oyun oynamayı özlediğinizi, başka ülkelerdeki çocukların durumunu ve eski insanların teknoloji olmadan nasıl yaşadığını merak ettiğinizi söylediniz."
-"Bunların hepsini biz mi söyledik." dedim şaşkınlıkla...
Ercan TURGUT/Trabzon/Maçka Cumhuriyet Ortaokulu
Seslendiren : Buse B.


Ercan TURGUT/Trabzon/Maçka Cumhuriyet Ortaokulu


-"Peki, biz neden buradayız?" dedim.
Mert:
-"Aaaa ben burayı biliyorum. Burası Big Ben. En son okuduğum kitapta vardı burası. Gerçek adı Elizabeth Kulesi'ymiş. Burasını çok merak ediyordum. 162 yıl önce yapılmış biliyor musunuz?" dedi.
-"Peki ama hala neden buradayız? Onu anlamadım ben" dedim.
Nasreddin Hoca:
-"Mert burada yaşayan çocukların neler yaptığını, onların da bizim geleneksel oyunlarımıza benzeyen oyunları olup olmadığını hayalinde canlandırdı. Sen de babanla mangala oynarken, öğretmeninizin size mangaladaki oyuklara benzeyen taşların fotoğraflarını gösterdiğini anlattın. Beren'e de öğretmeni teknolojinin hayatımıza etkileri ile ilgili ödev verdi." dedi.
Ercan TURGUT/Trabzon/Maçka Cumhuriyet Ortaokulu
Seslendirme : Mina Buğlem


Ercan TURGUT/Trabzon/Maçka Cumhuriyet Ortaokulu


Keloğlan kahkaha basarak:
-"Yani çocuklar sizle geçmişte, günümüzde, gelecekte... Dünya'nın herhangi bir yerinde bir serüvene çıkacağız. Eğlenceli bir zaman geçirmeye ve eğlenirken öğrenmeye var mısınız? dedi.
Hep birlikte "Varız!" dedik.
Sonra Hoca Nasrettin, bizi neden buraya ilk getirdiğini anlattı. Mert okuduğu kitabı tamamlamamış, en son bu sayfada kalmış. O gün canı çok sıkılmış, sokağa çıkmış ve herkesin ağzında maske varmış. Kimse anne babası kızar diye sokakta oyun oynayamıyormuş. Sadece uzaktan sohbet ediyorlarmış. Bu yüzden Mert kitabı düşünerek keşke İngiltere'deki o meydanda olsaydım. Oradaki çocuklar eminim buradan daha çok eğleniyordur demiş. Şimdi buradayız ama ortalarda kimsecikler yok. Sadece turistler, maskeli bazı insanlar, polisler...
Zeynep TURGUT/Trabzon/Yol-Is Sendikası Ortaokulu
Seslendirme :Buse Nur


Zeynep TURGUT/Trabzon/Yol-Is Sendikası Ortaokulu


Nasreddin Hoca bize çocuk olmak her yerde güzeldir dedi. Ve bizi halıya bindirerek yakınlarda bir sokağa bir kaç yıl öncesine götürdü. Orada bir sürü çocuk vardı ve kimse maske takmıyordu. Oyun oynuyorlardı. Bu ne garip bir oyun dedim. Beren de bana neresi garip dedi ve oyunun adını sordu Nasreddin Hoca'ya. O da cevap verdi.
-Zıplamak serbest...
Bu oyunda üçerli dörderli takımlar kuruluyormuş. Birincileri başlama çizgisine gelip iki ayağını birleştirip en uzağa zıplıyormuş. Sonra onun kaldığı yerden takımın ikincileri, onların kaldığı yerden üçüncüleri diye devam ediyor. Bütün takım tamamlanınca en uzun mesafeye ulaşan oyunu kazanıyormuş. Sokak oyunları oynamayı özlemişim doğrusu. Ama ben eskiden beri strateji oyunlarını çok severim ve bizim atalarımızda bunu çok iyi oynarmış. Onlar savaşçı bir yapıya sahip olduğu için strateji kurmada çok iyilermiş. Yani akıllarını kullanarak bir strateji oyunu buluyorlar.
Zeynep TURGUT/Trabzon/Yol-Is Sendikası Ortaokulu
Seslendiren Yusuf İslam G.


Zeynep TURGUT/Trabzon/Yol-Is Sendikası Ortaokulu


Keşke onların o anlarını görebilseydim derken birden kendimizi halıda bulduk. Keloğlan seslendi: "Herkes sıkı tutunsun." Nereye diye soramadan birden bembeyaz bulutların arasında bir kaç saniye içinde dümdüz ovalık bir yere indik. Üzerinde değişik yazıların olduğu bir kaç dikili taş vardı. "Burası da neresi?" dedim herkesin duyacağı bir sesle.
Nasreddin Hoca halıdan inerek yanına çağırdı. "Gelin çocuklar çekinmeyin, atalarınıza bakın. Burada bir tarih yazılı" dedi.
Meğerse Moğolistan'a gelmişiz. Orhun Kitabelerinin yanında duruyormuşuz da haberimiz yokmuş. Ben atalarımızı merak edince Hoca Nasreddin de bize mangalayı anlatmak için getirmiş buraya. Ne iyi etmiş. Nasreddin Hoca anlatmaya devam ediyordu.
Deniz YAPICI/Çanakkale/Yahya Çavus Görme Engelliler Ortaokulu
Seslendiren : Yusuf İslam G.


Deniz YAPICI/Çanakkale/Yahya Çavus Görme Engelliler Ortaokulu


-"Çocuklar oyunun 4000 yıllık bir taşı Kazakistan’da Dastarbaşı’nda bulunmuştur. Tarihi araştırmalar Mangala Oyunu’nun Sakalar, Hunlar ve Göktürkler döneminde oynandığını göstermektedir. Muhteşem bir strateji oyunudur. 4 temel kuraldan oluşuyor. Oyun, kurayla başlıyor. Süre sınırlaması olmayan oyun, iki kişi ile oynanıyor. Mangala setinde 48 taş bulunuyor. Hazinesine en çok taşı biriktiren rakibine üstünlük sağlıyor. Beş set üzerinden oynanan oyunu, en fazla seti alan kazanıyor." dedi.
Bu benim en sevdiğim hem babamla hem de okuldaki arkadaşlarımla en çok oynadığım oyundu. Hatta geçenlerde "Geçmişten Günümüze Oyun ve Sanat" adlı bir projede öğretmenimiz çevrimiçi olarak arkadaşlarımızla da oynatmıştı.
Deniz YAPICI/Çanakkale/Yahya Çavus Görme Engelliler Ortaokulu
Seslendiren : Sudenaz


Deniz YAPICI/Çanakkale/Yahya Çavus Görme Engelliler Ortaokulu


Finale kadar gelmiş 2. olmuştum . Ama önemli olan kazanmak değil eğlenmekti . Bende çok eğlenmiş , yeni arkadaşlar kazanmıştım .
- " Keşke Çanakkale ` ye gidip oyun arkadaşlarımla tanışabilsem . " diye düşünürken
Nasrettin Hoca :
- " Ne duruyorsunuz ? Hadi uçan halıya binin " dedi .
Göz açıp kapayana kadar Çanakkale `ye gelmiştik
Oktay DEMİR/Cumhuriyet Ortaokulu/Maçka-Trabzon
Seslendiren: Damla Nur




Beren :
- " Aaaaa burası çok güzel. " dedi .
Hepimiz bu güzellik karşısında büyülenmiştik .
Kimse bizi göremediği için arkadaşlarımızla tanışamadık . Ama Çanakkale Şehitliği ` ni gezdik .
Nasrettin Hoca bize Çanakkale Türküsü ` nü söyledi .
-" Çanakkale içinde aynalı çarşı
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of , gençliğim eyvah ..."
Hepimiz çok duygulandık .
Tüm şehitlerimiz için dualar okuduk .
Oktay DEMİR/Cumhuriyet Ortaokulu/Maçka-Trabzon
Seslendiren Berat




Aziz şehitlerimizi uğurladıktan sonra yeniden halımıza binip yeni maceralara doğru yol adlık. Havanın hafif sıcak esintisi yolculuk sırasında uykumu getirmişti. Tam uyurken gökyüzündeki kızıl bulutlar bir dağ misali yığılmıştı. Sanki yeni gezintimize “hoş geldin” der gibiydi. Uzun bir yolculuktan sonra gözlerimi açtığımda masmavi bir deniz ile yemyeşil ormanlar karşılıyordu beni. Hayran hayran manzarayı izleyerek rotamızı Trabzon’da bulunan Sümela Manastırı’na çevirdik. Geçtiğimiz Maçka vadisi adeta cennet gibiydi. Gür ormanların ortasında akan berrak dere bizi büyülemiş gibiydi. Ve nihayet dağların arkasında gözüktü gizemli yapı.
Halımızdan indikten sonra Nasrettin Hoca Sümela Manastırı’nın tarihini anlatmaya başlamıştı. O kadar ilginç duruyordu ki Keloğlanı ve Beren’i sürükleyerek çıkarıyorduk manastırın odalarını gezerken.
Nasrettin Hoca’nın dediğine göre o kadar eskiymiş ki M.S. 365 yılına kadar dayanıyormuş. Öyle ki Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman bile görmüş bu yapıyı.
Kamil Sercan Akan/ Maçka Cumhuriyet Ortaokulu
Seslendiren: Hayrunisa




Kamil Sercan Akan/ Maçka Cumhuriyet Ortaokulu


-‘Burada ne çok oda var, tam da saklambaç oynamalık’ dedi; Mert.
- ‘Ama daha resimleri inceleyecektim, diye yanıtladı Beren.
-Çocuklar, hadi kavga etmeyelim önce gezimizi tamamlayalım sonra oynarız hep beraber diyerek tartışmayı bitirdi Nasrettin hoca.
O kadar odası vardı ki gezerken kaybolduk rehberler buldu bizi.
-‘O kadar büyük bir yapı kuş gibi duvara asılmış hayret doğrusu’ dedi; Keloğlan.
Ebe ben olmuştum. Ve saymaya başladım;
-1.2.3.4...20 önüm arkam sağım solum sobe saklanmayan ebe. Mert gördüm seni resmin yanındaki masanın altındasın, ebe. Sütunlar hareket mi ediyor? Aaa Beren sensin o, ebe ebe.
Girmediğim oda kalmadı keloğlan buhar olup uçtu sanki.
-Keloğlan çık, pes ediyorum, başım döndü.
Seslendim seslendim keloğlan çıkmadı saklandığı yerden. Meğerse ben onu bulamayınca o da kuymak yemeye gitmiş.
-Ah be keloğlan aklımız çıktı oğlum, dedi Nasrettin hoca.
-Umarım bize de bırakmışsındır, dedim.
Hep birlikte bu güzel doğayı izleyerek enfes bir kuymak yedik.
Seslendiren: Beyza S.




Kamil Sercan Akan/ Maçka Cumhuriyet Ortaokulu


Ardından halıya tekrar bindik ve dağların arasından yeşilliklerin içerisinde masmavi güzelliğiyle bize göz kırpan bir gölün kenarına geldik.
"Evet çocuklar burası Uzungöl." dedi Nasrettin hoca.
Nede güzel bir yer burası. Kulağımıza bir ses geldi. Bu sesi duyduğumu hatırladım ama nereden duyduğumu hatırlayamadım. Sese doğru ilerleyince bir grup insanın el ele, kol kola kemençe eşliğinde horon teptiğini gördük. Biraz onları izledikten sonra, gölün etrafında gezmeye başladık. İyice yorulunca gölge bir alana giderek dinlenmeye başladık. Buradan ayrılmayı hiç istemiyorduk. Keloğlan "Size yeni bir oyun öğretmemi ister misiniz? Hem dinlenir hem de yeni bir şeyler öğrenmiş oluruz dedi.
SELÇUK ÇALIK DEREGÖZÜ ORTAOKULU - VAKFIKEBİR / TRABZON
Seslendiren :Murat G.







Yeni öğrendiğimiz oyunun adı dokuz taş ile oynandığı için dokuz taş idi.
İki kişinin oynadığı bu oyunda, oyun tahtası üzerinde üçlü perler yapmak ve rakibin taşlarını almak gerekiyordu. Önce kim rakibin taşlarını üç taşın altına düşürürse o kazanıyordu.
Kurallarını çabucak öğrendik ve orada arkadaşlarım ile bir kaç kez oynadık.
"Hadi bakalım çocuklar, yolcu yolunda gerek dedi." Nasrettin hoca. Tekrar halımızın üzerinde idik.
SELÇUK ÇALIK DEREGÖZÜ ORTAOKULU - VAKFIKEBİR / TRABZON
Seslendiren : Elif Berra






Halının üzerinde keyifle şehirleri dolaşarak gidiyorduk.
" Hadi oyun oynayalım"dedim. Seslendiren :Mumamet
Beren: "İsim şehir oynayalım mı?" dedi.
Keloğlan: "Nasıl bir oyunmuş isim şehir çocuklar, anlatın hele" dedi.
Mert başladı anlatmaya : " Bir kalem ve kağıt ile oynanan çok keyifli bir oyundur Keloğlan. Öncelikle kategori belirliyoruz. Genelde isim,şehir,hayvan,bitki,ülke ve eşya olarak belirliyoruz. Bu kategorileri kağıdımıza yazıyoruz. Birimiz A yı sesli olarak söyleyip kalan harfleri içinden söylüyor. Başka birisi de "DUR" diyor ve harfimizi belirliyoruz. Hepimiz belirlediğimiz kategorilere o harfle başlayan kelimeleri yazıyoruz. Kimse kimseye bakmayacak ona göre. Herkes yazmayı bitirince teker teker yazdıklarımızı okuyoruz. Aynı kelimeleri yazanlar 5, farklı yazan 10 puan alıyor. En çok puanı alan oyunu kazanıyor."
Gül MÜFTÜOĞLU /Maçka Tevfik İLeri İHO/Trabzon


Gül MÜFTÜOĞLU /Maçka Tevfik İLeri İHO/Trabzon
Keloğlan: "Eeee ne duruyoruz o zaman hadi başlayalım " dedi.
Beren her zamanki gibi hazırlıklıydı. Kağıtları kalemi çıkardı biz de tablomuzu çizdik. Nasreddin Hocanın da hoşuna gitmişti bu oyun A diyip başladı saymaya. Mert: " Dur Nasreddin Hocam dur "diye seslendi.
Nasreddin Hoca: "Ş" dedi. Başladık Ş ile başlayan isim, şehir,bitki,hayvan,ülke ve eşya aramaya. İlk Keloğlan bitirdi. Yeni öğrendi ama hepimizi geçti. Her birimiz bulduğumuz kelimeleri heyecanla söyledik. Biri hariç diğerlerinden 10' ar puan almıştım. Şehirde hepimiz Şanlıurfa yazında puanlarımız indi. Ah Şanlıurfa ah yaktın bizi.
Şanlıurfa'yı yazarken aklıma derste öğretmenimizin inanç merkezi diye bahsettiği Göbekli Tepe geldi.
Gül MÜFTÜOĞLU/ Maçka Tevfik İleri İHO/Trabzon
Seslendiren: Buse Nur


Gül MÜFTÜOĞLU /Maçka Tevfik İLeri İHO/Trabzon



Aynı şeyi Mert ve Beren de düşünmüş olmalı ki hep bir ağızdan "Göbeklitepe 'ye gidelim mi" dedik. Sonra da bu halimize bir kahkaha attık. Ne güzel aynı şeyi düşünen, isteyen arkadaşlarının olması...
Nasreddin Hoca:" Rotamız Göbeklitepe " dedi.
Göbeklitepe'nin tarihi çoook eskilere dayanıyormuş Mısır Piramitlerinden 7500 yıl önce yapılmış. UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan ve 12 bin yıllık geçmişi ile, bilinen en eski uygarlık olan Sümerlerden dahi önce, var olan bir yaşam merkeziymiş. İnsanoğlu geçmişten günümüze kadar sürekli dini merkezler inşa etmiş. Burada heykellerin, sütunların, anıtların varlığı da bölgenin ilk dini merkez olduğunu göstermekteymiş. Gezmekle bitmeyen, kabartmaları ile, dikili taşları ile gizemini koruyan bu eşsiz yerden ayrılmayı hiç istemedik. Böylesine eşsiz güzelliklere sahip bir ülkede yaşıyor olmak bizleri çok mutlu etti.
Gül MÜFTÜOĞLU /Maçka Tevfik İLeri İHO/Trabzon


Gül MÜFTÜOĞLU /Maçka Tevfik İLeri İHO/Trabzon



Ülkemin güzellikleriyle mest olmuşken, halı havalanıp üstümüze gelmeye başladı. Yarı korku yarı kızgınlıkla bir çığlık atarak, halıyı savurmaya çalıştığımız sırada; birde baktım ki başım annemin dizinde yatıyorum, annem saçlarımı eliyle hafifçe okşuyor. Sonra bana “uyansana artık, kuzucuğum dedi. “Öyle uzun uyudun ki!” “Aman öyle acayip bir düş gördüm ki” diyerek serüvenimin anımsayabildiğim kadarını anneme anlattım. Bitirdiğim zaman annem beni öptü ve “gerçekten acayip bir düşmüş” dedi, “ama şimdi koş da kahvaltını et, geç oldu”.
Arzu Ünal Türe/ Yol-İş sendikası Ortaokulu/Trabzon




Yerimden fırladım, koşmaya başladım, koşarken de “Ne acayip bir düştü” diye düşünüyordum. Annem gittikten sonra başımı elime dayayıp güneşi seyretmeye ve serüvenlerimi düşünmeye başladım. Önce Moğolistan da mangala oynadığımı düşündüm, sonra Sümela Manastırında saklambaç oynarken ayağımın dibindeki uzun otlar hışırdadı. İkide bir önüme düşen saçımı arkaya atmak için o küçük başımı salladığımı görür gibi oldum. Orada öyle kulak kesilmiş dururken Uzungöl’de dokuztaş oynarken canlanıverdim.
Arzu Ünal Türe/ Yol-İş sendikası Ortaokulu/Trabzon
Seslendiren Duygu Sena


Arzu Ünal Türe/ Yol-İş sendikası Ortaokulu/Trabzon



Göbeklitepe’de isim şehir oynarken sesimizi duyar gibi oldum. Bir kez daha gezdiğimiz halı uçar dururken Keloğlan aksırdı, Nasreddin Hoca haykırdı. Mert ile Beren dişlerini gıcırdattı. Ben gözlerim kapalı otururken kendimi gerçekten Çanakkale’de sandım ama umuyordum ki gözlerimi bir açsam her şey aslındaki gibi olsa. Kovid 19 bitse ve biz “Geçmişten günümüze oyun ve sanat” adlı projemizdeki oyunları yüz yüze ve maskesiz oynayabilsek.
Arzu Ünal Türe/ Yol-İş sendikası Ortaokulu/Trabzon
Seslendiren Buse Nur

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $9.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $9.59+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!