

TİTREYEN GÖL EFSANESİ
Rivayete göre, gölün kenarında yaşayan ve kuşları besleyen yaşlı bir balıkçı oturmaktadır. Kuşlar yaşlı balıkçıyı gölün kenarında gördüklerinde kanatlarını çırparak ona doğru gelirdi. Bir gün bu gölde avlanan avcılar su üstündeki ördekleri vurur. Yaşlı balıkçı bunun karşısında avcıların üzerine yürür ve onları avlanmaktan vazgeçirmeye çalışır. Avcılar yaşlı adamı iter ve su üstündeki vurdukları ördekleri almaya çalışır. Bu sırada diğer ördekler hep birlikte havalanarak kanatlarıyla bir hortum oluşturur ve avcıları kaçırırlar. Bu olaydan sonra göl hep titremeye başlar. Bu titremeye yöre halkı, kuşlar yaşlı balıkçıya ağlıyor diye yorum yaparlar.

EĞİRDİR EFSANESİ/ISPARTA
Zamanın birinde Eğirdir’de yaşayan bir bey, eşi ve çocuklarıyla birlikte Sivri Dağı eteklerinde avlanmaya çıkar. Bey orada bir geyik görür, okunu gerer ve geyiğe atar. Ancak ok geyiğe değil, arkada bulunan kayaya saplanır. İşte tam bu noktadan sular fışkırmaya ve çoğalarak akmaya başlar. Beyin çocuğu bu suya kapılır ve boğularak ölür. Bey, hanımının yanına koşar ve çocuğun boğularak öldüğünü bildirir. Hanım dalmış, elindeki tengerekiyle yün eğirmektedir. Bey daha da bir isyankâr tavırla; “Hanım hanım çocuğu su aldı götürdü, sen hala elindekini eğirir durursun. Eğirdur bakalım” der. Böylece Eğirdir ismi ilk defa söylenmiş ve bu yöreye verilmiş bir isim olarak kalmıştır.

SALDA PINARI EFSANESİ/BURDUR
1. EESANE:
Bu bölge Malazgirt Savaşından sonra Türklerin eline geçmiştir. O tarihlerde Bizanslılar ile bu bölgede yaşayan Türkmenler arasında bazı çatışmalar yaşanmıştır. 1200’lü yıllarda Alman İmparatoru Frederik Barbaros Haçlı ordusunun başında buraya kadar gelmiş ve topladığı askerlerle Türk hududuna saldırmıştır. Türk ordusunun başındaki Abdi Bey burada düşmanı bozguna uğratmıştır. Yaralanan Abdi Bey Sultan Pınarında tedaviye alınmıştır. Abdi Bey’in büyük cesaretini ödüllendirmek için Sultanlık unvanı bu alanda verilmiştir. Bu zamandan sonra burası “Sultan Pınarı” olarak anılmaya başlanmıştır.
2. EFSANE:
Osmanlı paşalarından birisi “Köpekbeli Savaşı” sırasında yaralanır. O paşadan yaşamaz diye umut kesilir. Salda Gölü kenarında bulunan bu alana getirilir. Ölecek diye bırakılan Paşa, rivayete göre, bu suyla yaralarını sarıp, iyileşir ve yaşamına devam eder. Ondan sonraki süreçte Sultan’ı ziyarete gidenler; “Sultanın yanına su içmeye gidiyoruz” diye diye buranın adı Sultan Pınarı olmuştur. O vakitten sonra bu çeşmenin suyunun dertlere deva, şifa kaynağı olduğuna inanılmıştır. Sultan Pınarı’nın suyu bu bölgede halen şifalı su olarak biliniyor. Hastalar şifa bulmak için bu sudan içmektedir. Hatta öyle ki Sultan Pınarı hala düğün mesarimlerinin nihai noktası halinde. Gelinler buraya getirilip damat allı duvağını Sultan Pınarında açar ve avucunda geline su içirir. Bu şekilde evin huzurlu bereketli olacağına inanılır. Bu gelenek halen devam ediyor.

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!