Resimleyenler: Asya K.\ Elif V.\Ayberk Ş.
Seslendiren: Asya K.

Beş kardeş, güzel bir yaz sabahına uyanmıştı. Hep beraber kahvaltı hazırlıyorlardı. Kahvaltıda en sevdikleri şeylerden yapmışlardı. Kahvaltılarını yapıp hazırlanmaya başladılar. Bu çocukların anne babası bir toplantıya giderlerken büyük bir kaza geçirip hayatlarını kaybetmişlerdi. Buna rağmen 5 kardeş pes etmeyip hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlardı.
ORMANDAKİ MACERA














Onlar için bu gün oldukça yoğun geçecekti. Çünkü okulda büyük bir etkinlik vardı. Okula doğru yola çıktılar. Okula belediye başkanı gelecekti. Çok heyecanlıydılar. Derslerini yaptılar. Son ders belediye başkanı geldi. Bir sürü şey yaptılar. Fotoğraf çekildiler. Artık eve gitmenin vakti gelmişti. Eve doğru yola çıktılar. Eve giderken kardeşlerinden biri farkında olmadan kayboldu.







Bu kardeşin adı Ali'ydi. Çok korkmuştu. Kafası karışmıştı. Daha sonra bir adam ona şeker verdi. Ali şekeri yedikten sora birden yere yığıldı. Kardeşleri onun kaybolduğunu fark ettiğinde çok geçti. Ali gözlerini bir ormanın ortasında açtı. Bir sandalyeye bağlıydı.
Karşısında iri yarı bir adam vardı. Beni kandırdın! Diye yakındı. Adam `` Sen burada dur, ben hemen geliyorum.´´ dedi.
Kardeşlerini arayan çocukların aklına bir fikir geldi.
Hemen en yakındaki karakola gidip kamera kayıtlarına baktılar.




Kardeşlerini kaçıran adamın arabasının plakasını ve markasını aldılar.
Hemen yola koyuldular Oraya vardıklarında şaşırmışlardı. Çünkü her yer ormanlık alandı.
Biraz daha yürüdüklerinde Ali’yi gördüler.
Elleri ve kolları bağlıydı
Yanlarında polis ekibi olduğundan polisler adamı yakalamaya gittiler.
Çocuklar da kardeşlerini kurtarıp eve dönmeye koyuldular. Eve gittiklerinde Ali’yi sıkıca uyardılar.
Ali dersini almıştı. Çok maceralı bir gün geçirdiklerine hemfikir oldular.
KAYIP KARDEŞ
5 kardeş kahvaltılarını yapmıştı. Daha sonra Asya’nın bir şey dikkatini çekti. İlginç bir kutu gördü. Merakla kutunun yanına gidip kapağını açtı. Daha sonra çok eski bir kitap gördü. Bu bir günlüktü. Hemen kardeşlerinin yanına koştu. Daha sonra kitabın kapağını açtılar. O günlüğün annelerine ait olduğunu anladılar.
Günlüğü okumaya başladılar. Günlükte bir kardeşlerinin daha olduğu yazıyordu. Adı da Mehmet’ti. Çocuklar bayağı şaşırmışlardı.

Sayfanın içinde bir adres vardı. O adrese gitmek için yola koyuldular. Büyük bir binanın önüne geldiler. Binaya girmeye çalıştılar ama güvenlikler izin vermedi. Bu yüzden binaya gizlice girmek için plan yaptılar.







Muhteşem bir plan yaptılar. Sonra planı uygulamaya çalıştılar. Ama ilk plan başarılı olmadı. Sonra çok komik bir plan yaptılar. Sandıkta buldukları yetişkin kıyafetlerini giyip içeri girdiler.
İsim ve soy isimini yetkililere gösterip kardeşlerinin yanına gittiler
Kardeşlerine her şeyi anlattılar. Anne babalarının durumunu da anlattılar. Doğrusu Mehmet üzülmüştü.
Sonra izin alıp evlerine gittiler. Tabii ki kardeşleri de yanlarındaydı.
Evde ona yatak hazırladılar. Gece yarısına kadar konuştular. Onu tanımaya çalıştılar. Çok iyi biri olduğunu kısa zamanda anladılar.
ÇERÇİ
Beş kardeş güzel bir sabaha merhaba demişti. Güzel bir kahvaltı hazırlamışlardı. Sofrada değişik yerler görmeye karar verdiler. Heyecanla yola çıktılar. Paraları olmadığı için ücretsiz seyahat etmeye karar verdiler. Bir minibüs çocukları aldı. Bu minibüsün sahibi çerçicilik yapıyordu. Minibüsün içinde sepetler, mandallar, kıyafetler vb. şeyler vardı. Kardeşler çok heyecanlandı. Kısa sürede bir köye geldiler
Köy güzel ve şirin bir köydü. Çerçici eşyalarını meydana açtı. Köy halkı yavaş yavaş meydana doğru geliyorlardı. İhtiyaçlarını değiş tokuş karşılığında yada para karşılığında alıyorlardı. Çocuklar güzel bir gün geçirdikleri için mutlu olmuşlardı.


















SOKAK HAYVANLARI
Bir sabah evlerinden sokağı izleyen beş kardeş dikkatsiz bir sürücünün yavru bir kediye çarpıp kaçtığını gördüler. Koşarak kediye yardım etmek için kedinin yanına gittiler. Kedinin patileri ezilmişti. Kediyi bir havluya sarıp veterinerine götürmek için yola çıktılar. Veterinere geldiklerinde veterinerle görüştüler. Bu kedinin nesi var dedi. Bizimkiler araba çarptı dediler.
Veteriner paranız var mı dedi. Bizimkilerin yüzü düşmüştü. Sonra da yok dediler.
Çocuklar başka bir veterinere doğru yola çıktılar. Başka bir veterinere gelmişlerdi. Bu veterinerde bayağı sıra vardı. Sıranın kendilerine gelmelerini beklediler. Daha sonra sıra kendilerine gelince veteriner ile konuştular. Veteriner: 'Nesi var?' diye sordu. Çocuklar araba çarptı dedi. Daha sonra veteriner kediyi tedavi etmeye başladı.



Asya: 'Ama veteriner amca, bizim paramız yok' dedi. Veteriner: 'Tamam olsun siz görevinizi yapmışsınız' dedi.
'Aferini hak ettiniz' dedi. Kedinin pansumanını yapıp ilaçlarını verilip eve geldiler. Kediye iyileşene kadar evde bakmaya karar verdiler. 5 kardeş her hafta sokak hayvanlarına mama götürüyordu.
Kedinin ismini koydular. Adı Boncuk olacaktı. Çünkü Boncuk gibi gözleri vardı. Kısa zamanda kedi iyileşti. Ve onu sokağa bıraktılar. Çok güzel de bir yuva yaptılar.
GERÇEK HAZİNE
Bir gün kardeşler yine oynuyordu. Ayberk birden çatı katında bir kağıt gördü.
Gidip kağıdı aldı. Bu bir haritaydı. Galiba bir hazine vardı. Ayberk çok maceracı biri olduğundan kardeşlerinin yanına haritayı götürüp hazineyi bulmamız gerektiğini söyledi.
Hemen yola koyuldular. Birinci bulmacada bir ağaç vardı. Bu ağaç eğri duruyordu. Bir atasözü olduğu da yazıyordu haritada. O zaman kardeşlerden Ceyda'nın aklına ağaç yaş iken eğilir atasözü geldi. Bu düşüncesini paylaştı. Herkesin aklına evlerinin 1 kilometre kadar uzağında duran ağaç geldi.
Ağacın yanına gittiklerinde ağacın içinin oyuk olduğunu gördüler. Orada diğer bilmece vardı. hemen okudular.
(Damlaya damlaya göl olur.) Pek anlamadılar. Elif'in aklına birden ağaçlıktaki yağmur damlalarıyla oluşan göl geldi. Hemen yola koyuldular.







Göle geldiklerinde minik bir cam şişe buldular. İçinde bir not vardı. Bu bir bilmeceydi. Bilmeceyi okudular:
'Altı toprak buranın, ,üstü ise yemyeşil. Ortasında bir ev var , rengi yemyeşil.' O anda hepsi birden 'Korkunç arazi' diye bağırdılar. Oraya gitmeye korksalar da gittiler.








KORKUNÇ ARAZİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ!!!
O sırada kardeşlerden birinin aklına korkunç arazideki yeşil eve bakmak geldi. Hemen gittiler. Zaten bahçesi küçüktü. Bu yüzden her bir kardeş bir çukur kazmaya başladı.
Sonunda Aslı'nın kazdığı çukurda küreğine sert bir şey çarptı. Bu sesi duyan kardeşler hemen etrafına toplandı. Çok heyecanlanmışlardı.
Bu bir sandıktı. Sandığı çıkardılar. İçini hemen açtılar. İçinden bir ayna çıktı. Çocuklar o zaman bunun anlamını anladı. Bu en iyi hediye kardeşleriniz ve sizsinizdir demekti. Ama aynayı kaldırdıklarında büyük bir hazine onları karşıladı.












Çok mutluydular. Kardeşler eve gidip günü bitirdiler,
Çocuklar yine güzel bir sabaha uyanmıştı. Bir süredir buldukları paralarla ne yapacaklarını düşünüyorlardı. Sonra birdenbire Asya'nın aklına bir fikir geldi. Evleri uzun zamandır soğuktu. Ve tabi ki eski. Yeni ev alma düşüncesini kardeşleriyle paylaştı. Fikri beğendiler. Sonra en yakındaki emlakçıya gitmeye koyuldular.
Mükemmel Ev
Emlakçının adı Faruk'tu. Onların anne babasını tanırdı. Tabii ki başlarından geçen o talihsiz olayı da duymuştu. Elinden geldiğince onlara yardım etmeye çalışırdı. Bu konuda da etti. Onlara evi nasıl alacaklarını sordu. Çocuklar anne babalarından kalan mirası anlattılar. Onlara en mükemmel evleri sundu. Sonunda bir evi beğendiler.
Çok güzel bir evdi. Saray gibiydi. Bahçesi de çok genişti. Eşyalarını taşımak için bir taşımacılık ofisi çağırdılar. Kısa zamanda taşınmak için yola çıkmaları gerekti. Komşularına veda edip yola çıktılar.
Kısa zamanda geldiler. Eski evleri çok küçük olduğundan 2 oda vardı. Bu da demek oluyor ki her odada 3 kişi kalıyordu. Ama yeni evlerinde tüm kardeşlere çok geniş tek kişilik odalar vardı. Yeni eşyalar aldılar. Düzenlediler. Minik bir köpek bile aldılar.
Yeni evlerine kısa zamanda alıştılar. Mutlulardı. Yaşamlarına devam ediyorlardı. Minik dostlarıyla birlikte...








YENİ KOMŞULAR
Beş kardeş hayatlarına yeni evlerinde devam ediyorlardı. Tabi evlerinin yanlarında komşuları da vardı. Onları artık tanımanın vakti gelmişti. Bunun için beş kardeş uzunca düşündükten sonra onları çaya davet etmeye karar verdiler. Hemen kapılarını çalıp davet haberini verdiler. Komşuları da sevinişti. Çünkü yandaki konağa uzun zamandır kimse taşınmamıştı.
Komşular gitmek için en güzel elbiselerini, takımlarını giydiler. 5 kardeş de en az onlar kadar heyecanlıydı. Sofrada bin bir türlü şey vardı. Sonunda gün geldi, çattı. Çay çok güzel geçti. Onlarla arkadaş oldular.









Komşularıyla sık sık görüşmeye başladılar. Komşularının bu kadar kurnaz olduğunu bilselerdi 5 kardeş onlarla hiç tanışmak istemezdi. Bir akşam yine 5 kardeşin evinde komşuları oturuyordu. Ama Aslı'nın bir işi çıktığı için o gelememişti. Sonra komşuları onlara köyden getirdikleri limonatadan içmek ister misiniz diye sordu. Çocuklar onun zehirli olduğunu ne bilsin, tamam dediler.
Aslı eve geldiğinde kardeşleri yerde yatıyordu. Komşularından eser yoktu. Komşuları kardeşlerini zehirlemişti. Aslı hemen ambulansı aradı. Ambulans kısa sürede kardeşleri alıp hastaneye götürdü...

POLİSLERİN MACERASI
Aslı polislere bu adamın kardeşlerini zehirlediğini söyledi Polisler bu adamı bir an önce tutuklayacaklardı . Hatta bu adamın önceden işlediği suçlar da vardı. Bu adam bir şekilde hapishaneden kaçmıştı. Adam evine döndü. Polislere tuzaklar hazırladı.
Tabi polislerin aklına ilk adamın evi gelmişti . Polisler tuzaklardan birine takıldılar. Fakat bu adamı yakalamalarını engellemedi ve adamı saklandığı odadan bulup onu karakola götürdüler.







Böylece hem çocuklar iyileşti, hem de belalı komşularından kurtuldular.
TATİL MACERASI
Beş kardeş bir yaz sabahına uyanmıştı. Bugün onlar için çok güzel bir gündü. Çünkü bunlar hayatlarında hiç yapmadıkları bir şey yapacaklardı.15 günlük bir tatile gideceklerdi. Çok heyecanlıydılar. Yolculuk Muğla'yaydı. Sabah erkenden uçağa bindiler.
















İlk defa uçağa binen beş kardeş gökyüzünde uçunca çok sevinmişlerdi. Tatil yerlerine vardılar. Daha sonra hızlıca yerleşip mayolarını giydiler. Vakit kaybetmeden denize gittiler.
Sonra denize girdiklerinde kardeşlerden Ceyda bir balon balığı fark etti.

Sonra hemen kardeşleri uyardı. Hemen denizden çıktılar. Diğer insanları da uyarmak için sahildeki şarkıcının mikrofonunu rica ettiler. Sonra herkes korkup hızla denizden KAÇMAYA başladı. Yetkililer hemen belediyeyi aradı.








Sonra çocuklara teşekkür edip insanlara bu plaja bir daha gelmemeleri gerektiğini açıkladı. Ve hemen denizin kenarını şeritlerle kaplandı. Çocuklar bir günü daha kurtarmış oldu...
UÇAKTAKİ FELAKET
Altı kardeş mecburiyetten bu olaydan sonra eve dönmek zorundalardı. Geri dönmek için gişeden çarşambaya bilet almışlardı. Ama çarşamba günü hava olayları yüzünden uçağın kalkması ertelenmişti. Gişeden uçuşun cuma gününe alındığını öğrendiler. Yine beklemek zorundalardı.
Cuma gününe kadar zor sabrettiler. Sonunda uçağa binebildiler. Yola çıktılar. Uçaktan aşağıyı izlemek çok eğlenceliydi. Daha sonra birden bir siren sesi duyuldu. Kardeşler çok korkmuştu. Anons yapılıyordu:
Dikkat! Dikkat!!! uçağımız B712'nin bir motoru durmuştur. Lütfen gaz maskelerinizi ve paraşütünüzü alın ve uçağı tahliye edin!




- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(14)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $18.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $18.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (14)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE(14)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!