ESRA ÖZDEMİR ve EKİBİ-AHMET BAHADIR İLHAN ORTAOKULU
BURÇİN AKÜN ve EKİBİ-ATATÜRK ORTAOKULU
GÜLNAZ DEMİRÖREN ve EKİBİ-AHMET BAHADIR İLHAN ORTAOKULU
MAHİRE RAHİMLİ ve EKİBİ-Müşfiq İsayev Adına Tam Ortaokul
RABİA ÇALIŞKAN ve EKİBİ-ÖĞRETMEN KUBİLAY ORTAOKULU
EMEĞİ GEÇEN TÜM ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLERİMİZE SONSUZ TEŞEKKÜRLER...




Uzun uzun zaman önce Adana da bir çoban yaşar;koyunlarını otlatırken kitap okur ve hep hayal kurar.Yine böyle bir gün hayal kurarken uykuya dalar. Rüyasında koyunlarının birinin olmadığını farkeder,etrafına bakınırken bir mağara görür ve ürkek adımlarla oraya doğru yürümeye başlar.korku ve merak içinde mağaraya ulaşır.Oldukça karanlık olduğu için hiçbirşey göremez,biraz daha ilerleyince ürkütücü sesler gelmeye başlar, ama bizim meraklı çoban durur mu içeriye gitmeye devam eder.İlerledikçe daha da korkmaya başlar rengi sararıp solar,titremeye başlar.Sesler daha yakından gelmeye başlayınca bir de ne görsün;ejderhadan koyunu kurtarmaya çalışan TEPEGÖZ karşısında.Gizlice olanları izler.Ejdarhanın ağzından çıkan alevler TEPEGÖZ ün vücudunu değil ama gözünü sulandırıp acıtır. İyi göremez olur.









mmeee






Dikkat et TEPEGÖZ,arkanda
gözünü kapat....alevler.....

Saldırıya daha fazla dayanamyan TEPEGÖZ dengesini kaybedip yere düşer;o sırada buğulu gözleriyle yerde duran dikenli balyozonu görür ve bir hamleyle alır.Ejderhanın dikkati dağılmışken balyozunu alıp ejderhanın kafasına vurur,yaralanan ejderhanın ağzından alevler çıkarken ,sarsıntıya dayanamayan mağara yıkılmaya başlar.TEPEGÖZ kendini dışarıya atar.Yıkılam mağaranın içinde çobanı gören TEPEGÖZ,acıktığı için çobanı kurtarıp yemek ister.Bunu anlayan çoban hızla kaçar,TEPEGÖZ çobanın peşinden gider, ama bizim çoban gözden çoktan kaybolur.Çobanı bulmaktan umudunu kesen TEPEGÖZ yoluna devam eder.Yolda yiyecek bulup karnını doyurur ve biraz uyur.Daha sonra yeni maceralar için yollara düşer.Yolda TULPAR ile karşılaşır fakat TULPAR ın güçlü kanatları olduğunu bilmez.

L.DİLA

Tepegöz Tulpar'ı görünce onu yiyebileceğini ve karnını bir güzel doyurabileceğini düşünür. O’nunla ders çıkaracağı bir macera yaşayacağı, ondan çok şey öğreneceği ve çok iyi dost olacağı hiç aklına gelmez. Tepegöz Tulpar'ı avlamak için sessizce yanına yaklaşır ,ama Tulpar onu hisseder. Kendini tehlikede hisseden Tulpar, hemen kanatlarını göstermeden hızla kaçar. Fakat Tepegöz,kocaman gövdesiyle, homurdanarak ve elindeki dikenli balyozu sallayarak büyük bir hızla Tulpara doğru koşmaya başlar. Kendini yorgun hisseden Tulpar can korkusundan Tanrı'ya, onu yanına alması için yalvarır. Fakat Tanrı o zaman çok meşguldür ve Tulparı duymaz.
Tulpar başının çaresine bakmak zorundadır. Tüm gücünü toplar ani bir kararla Tepegöze doğru döner ve hızla koşmaya başlar. Tepegöz Tulpara,Tulpar Tepegöze doğru koşarlarken Tulpar muhteşem kanatlarını açarak bir kuş gibi uçar, gökyüzüne yükselir.
Tulpar gökyüzünde süzüle süzüle uçarken, Töpegöz şaşkınlık ve büyük bir hayranlıkla Tulparı izler. Öyle hayran ve şaşkındır ki elinden hiç bırakmadığı balyoz yere düşer. Tulpar yere indiğinde Tepegöz yavaş, şaşkın hareketlerle yanına yaklaşır. Tulpara “bunu nasıl yaptığını” sorar. Tulpar bu benim sırrım der.

L.DİLA

Ama Tepegöz Tulpara çok yalvarır ve Tulpar kanatlı bir mitolojik at olduğunu ve uçabildiğini söyler. Tepegöz ,Tulparın samimiyetinden çok mutlu olur. “Ben tek gözlü koca bir devim, bu nedenle hiç kimse benimle arkadaş olmak istemiyor. Benimle arkadaş olur musun?’’ der. Tulpar biraz düşünür, yeni arkadaş çok güçlü ve tehlikeli birine benzemektedir. Ama hiç arkadaşı olmamasına da üzülür.
"Tamam, ama ben sana benimle ilgili bir sır verdim, sende kendinle ilgili bir sır ver bana’’ der. Tepegöz "Ben yenilmez bir devim tek bir zayıf noktam var, oda alnımda ki tekgözüm,yalnızca gözümden vurularak ölürüm."der. Tulpar bu kadar önemli bir sırrı kendiyle paylaştığı için Tepegözün arkadaşlık isteğini kabul eder. “Peki benimle aynı yola gitmeye var mısın?’’ diye sorar. Nereye gidiyoruz der Tepegöz. “Bak şu dağların ardına Periler diyarına” der Tulpar. İki arkadaş koyulurlar yola, Periler Diyarına.















Tepegöz ve Tulpar yürümekten çok yorulurlar, acıkır ve susarlar,tepeyi aşınca yolda bir çobana rastlarlar,çobandan yiyecek ve içecek isterler.Karınları doyunca çobana teşekkür ederler fakat çobanın çok mutsuz ve huzursuz olduğunu farkederler,o bize yardım etti belki bizde ona yardım edebiliriz diye düşünürler.Çoban başlar anlatmaya,ben burada yaşayan kralımızın güzel kızına aşığım,çok seviyorum o da beni.Kral bunu duyduğunda sinirlenip,kızını saraya kilitlemişti fakat o kaçtı ve evlendik,birde çocuğumuz oldu,ama karım babasıyla barışmak istiyor,çocuğumuz olduğu için babasının bizi affedeceğini düşünüyor,yarın saraya gidelim babamdan af dileyelim diyor fakat ben çok korkuyorum ve endişeliyim.











Bunun üzerine Tepegöz ve Tulpar korkma bizde seninle geliriz saraya derler.Hayır gerek yok ben karım ve çocuğumla giderim der.Ertesi gün çoban ,karısı ve çocuğuyla birlikte saraya gider, kral çok sinirlenir affetmediği gibi adamlarını onların üzerine gönderir ve öldürmelerini ister. Çoban ve ailesi dışarı kaçarlar, fakat prenses yakalanacaklarını anlar ve el açıp dua etmeye başlar; Allahım ne olur bizi bunlardan kurtar diye, o da ne oracıkta çoban, prenses ve çocukları taşlaşır, yan yana dizilmiş üç tane peribacası haline gelirler, etrafta gezinen Tepegöz ve Tulpar bu olaya şaşırarak şahit olurlar, şok geçirirler. Burada tuhaf şeyler oluyor hemen buradan gitmeliyiz diyerek yeniden yola koyulurlar kahramanlarımız.


Korktukları başlarına gelir. Şehrin çevresi yüksek tel örgülerle ve duvarlarla kaplıdır. O kadar yüksektir ki Tulpar kanatlarını açıp uçsa da Tepegöz tüm gücüyle çitleri sallasa da fayda etmez. Şehre çok rahat girdikleri halde çıkamamalarının nedeni Kralın dilek gücünü kullanarak yüksek çitler ve duvarlar örmesidir. Amacı onları yakalayıp köle olarak çalıştırmaktır. Tulpar ve tepegöz çok korktukları için ,Tengri Kayrahan'a dua etmeye başlar. ‘’Eyy Gök Tengri’nin oğlu Kayrahan bize yardım et, bizi bu zorlu diyardan çıkar’’. Kayrahan göğün 17. Katından iner. Tepegöz’ün insanlara kötülük eden bir yam yam olduğunu bildiği için karşısına dikilip hiddetle bağırır:
‘’Bre densiz. İnsanoğluna etmediğin zulüm, yapmadığın iş, çektirmediğin acı kalmadı. İşte sonun geldi. De bakalım son sözün nedir?
Tepegöz doğrulur ve acı bir gülümsemeyle Kayra Han'a: "Yücelerin yücesi Kayra Han, senden büyük yoktur ama benim bu hale gelmemde insanoğlunun da günahı çoktur... Beni insanlar hep hor gördüler, tek gözüm var diye beni kendilerinden bellemediler, rengim farklı diye içlerine almadılar, derim çok sert diye benden uzak durdular, onlara yaklaşmaya çalıştım ama her seferinde beni dışladılar.


İnsanoğluna yardım etmek istedim ancak yaradılışım gereği daha büyük ve kuvvetli olduğum için onların canlarını istemeden acıttım; oysa insanoğlu beni hep yanlış anladı. Ben de baktım ki, ne yapsam insanoğluna yaranamıyorum ve sevilmiyorum, böyle olmaya karar verdim. Evet insanoğluna zarar verdim ama bu bir tek benim suçum değildir. İnsanoğlu da çok suçludur." der. Kayra Han olduğu yerde kalakalır. "Tepegöz çok da haksız değil" diye düşünür ve Tepegöze bir şans daha vermeye karar verir.
Kayra Han peri bacalarından öyle bir sel fışkırtır ki kralın diktiği tüm yüksek çitler, duvarlar ve kral yerle bir olur. Kayrahan Tepegöz’e dönüp: ’’Haklısın Tepegöz, bazı insanlar gerçekten çok kötü. Ama yeryüzünde yiğit insanlar da var. Gelin gidelim Azerbaycan diyarına, Köroğlu'nu bulalım ve görün iyi kalpli mert insanları’’der. Bir yıldırım çaktırır, gözlerini açınca kendilerini , Köroğlu'nun karşısında bulurlar.


Kayrahan, Tulpar ve Tepegöz Köroğlu'nun arazisine gelirler. Cesur ve korkusuz kahraman Köroğlu; Sen kimsin, hangi ülkedensin diye sorar. Ben Kayrahan der ve ekler; Ey cesur adam, kararlılığını ve cesaretini duyduk biz dost bir ülkeden geliyoruz. Ama Köroğlu inanmayıp kılıcını çekip Tepegöz'e saldırmaya kalkışınca Kayrahan onu durdurur. Zarar görmeyeceksin ey yiğit. Tulpar korkmuş ve kanatlarıyla gökyüzüne doğru süzülmüştür. Köroğlu, kuşun güzelliğine hayretle bakar. Bu atın güzelliğini kıskandım ey yiğit Köroğlu diyor ki: Kuş mu yoksa hayvan mı? Tulpar cevaplar Sırrım uçmaktır der.Köroğlu onları evine götürür. Kahramanlar yolda karşılaştıkları olayları Köroğlu'na anlatır. Köroğlu da onlara kendi hikayesini anlatır. Kayrahan dedi ki: Koroğlu periler diyarından geldik yorulduk.


Köroğlu onlara ülkesinde seve seve tartacağını söyler. Benim adım Köroğlu; dilleri ezberleyen, Yetimleri doyuran ve yardım eden, barikatlardan alınan, yoksullara yardım edenlerin her zaman dostu oldum. Azeri halkının en güçlü efsanevi ve gerçek kahramanlık sembolü benim. Köroğlu'nun başına gelen trajedileri tüm kahramanlar dinler. Azerbaycan'ın kadim kahramanlık abidesi olarak adım her yerde duyulur. Ben ortak bir Türk anıtı sayılırım. Gerçek adım Rovshan, babamın adı Ali Kişi. Hasan Khan uzun yıllar Hasan Khan'ın atlarına baktı. İstediğini düşünerek gözlerini çıkardı. Babamdan intikam almaya söz verdim, bu yüzden yollarda provokasyon, hırsızlık ve barikat görür görmez bu adaletsizliğe göz yummayacağım. 7777 igim var adaleti temsil ediyorum der. Hepsi birlikte Anka kuşunun ülkesine seyahat etmeye karar verirler.


Kayrahan, Tepegöz ve Köroğlu yürüyerek, Tulpar uçarak yol alırken bir mağaranın önünde Şahmeran'ı gördüler. Yüzü dünyalar güzeli bir kadın, kuyruğu da yılandı. Hepsi çok şaşırdılar. Şahmeran onları mağarasına davet etti. ve başladı hikayesini anlatmaya. Ben yılanların kraliçesi, şahı Şahmeranım. Yılanlardan korkmayın onlar akıllı, şefkatlidir. İnsanların bazılarının onu ve yavruları yılanları yanlış anladığını halbuki hastalara şifa olduklarını anlattı. Zehirleri de şifadır dedi. Onların Kaf dağının ardına Zümrüd-ü Ankanın ülkesine gittiklerini duyunca o da gelmek istedi. Geceyi mağarada geçirdiler, sabah Kaf dağına doğru yola koyuldular. 7 vadiyi aştılar.


Sabah Kayrahan, Tepegöz, Şahmeran, Köroğlu ve Tulpar Kaf Dağı'nın ardına ulaştılar. Zümrüd-ü Anka onları dostlukla karşıladı. Azimle dağı taşı aşan yorulan misafirlerine bereketli sofrasında yemekler ikram etti. O biliyordu ki 7 vadiyi aşan herkes kendine değerler katıyordu. Misafirlerini bu zorlu yolculukta kazandıkları değerler için onları kutladı. Misafirleri merakla sordular; Biz hangi değerleri kazandık, bizi neden kutladın? Zümrüd-ü Anka onlara 7 vadinin sırrını anlattı. KANAAT vadisi bir cennet, aradıkları her şeyi BU vadide isteyebileceklerini fark ederler. Sınırlar yoktur. Çoğu vadinin sihrine kapılır, öyle çok şey ister ki, bu vadide kaybolur. İhtiyacından fazlasını almayan, aza kanaat edenler, kanaatkar olanlar buraya ulaşır. SEVGİ vadisine girince herkesin gözünü bir sis kaplar. Gördükleri biçimsiz şekilleri, taşları birer


kuğu sanırlar. Gözleri kör olmuştur. Kapılırlar, sürüklenirler. Gerçek sevgi sahipleri buraya ulaşır. BİLGELİK vadisinde cehalete yer yoktur. Ama bazıları düşünmeyi unuturlar, nerden gelip nereye gittiğini, kim olduğunu unutmayanlar, bilgeliğe ulaşanlar, bilgi sahibi olanlar buraya ulaşır. İNANÇ vadisini geçerken bir işi başaracağına inancını kaybetmeyenler buraya ulaşır. YARDIMSEVERLİK vadisini geçerken kimseyi yalnız bırakmayan, dost olmayı bilen, ihtiyacı olana yardım etmeyi öğrenenler buraya ulaşır. SIRDAŞLIK vadisini geçerken dedikodu yapmamayı, sırları saklamayı, kimseyi dış görünüşüne göre yargılamamayı öğrenenler buraya ulaşır. Bütün kuşlar ‘’Ben’’ vadisine girer girmez, içlerinde değişik bir his uyanır. Her kafadan bir ses çıkmaktadır. Herkesin fikri vardır ve hepsi de söyleyen için doğrudur. Hepsi en önde lider olmak ister, öne geçmek için birbirlerini ezip dururlar. Ancak İRADE sahibi olanlar başkalarının fikirlerine de saygı gösterir. Sizler bunu başardınız. Daha güzel bir dünya için bu değerlere hepimiz sahip olmalıyız. Sevgi ve dostlukla davranmalı, barış içinde yaşamalıyız. HOŞGELDİNİZ.

PROJE TAKIMLARIMIZ
1.KANAAT TAKIMI MENTÖR ÖĞRETMEN EDA ÜLKE
Yazel, İrem G, İrem S, Alya, Emine G, Efe, Bayram, Emir, Damla, Hayal,İsmayilzade, Aysu
2.SEVGİ TAKIMI MENTÖR ÖĞRETMEN BURÇİN AKKÜN
Nazlı, Asli, Işıl, Ekrem, Melikenur A, Ebrar, Mustafa, Aras
Nuray
3.BİLGELİK TAKIMI MENTÖR ÖĞRETMEN ESRA ÖZDEMİR
Yağmur, Ada, Damlanur, Rabianur T., Efe ,Çınara ,Lara Dila.,Ozan.Çınara,
4.İNANÇ TAKIMI MENTÖR ÖĞRETMEN GÜLNAZ CESUR DEMİRÖREN
Nebe, Elvin, Ceren, Serhat, Türkan, Rengin, Beril, Farida,Nazlı
Ravzanur,

5.YARDIMSEVERLİK TAKIMI
MENTÖR ÖĞRETMEN MAHİRE RAHİMLİ
Ömer, Elif, Ali Sarper, Elif , Ümmügülsüm G., Fatma, Beyza,
Aybürce, Nicat
6. SIRDAŞLIK TAKIMI MENTÖR ÖĞRETMEN RABİA ÇALIŞKAN
Berre,Bilal, Nehir, Dilan, Ayşenur A, Yelda B., Kemal, Çınar,
Kaan, Yunis
7.İRADE TAKIMI MENTÖR ÖĞRETMEN RABİA ÇALIŞKAN
Lavin,Şemsinur, İlbey, Ayaz, Nermin, Doruk Ali, İsmail Efe,
Maryam

Tüm Öğretmen ve Öğrencilerimize teşekkürler.
SON

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.59+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!