


Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş, develer tellal iken pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, ninem eşikte şıngır mıngır oynar iken, annesiyle yaşayan küçücük bir kaplumbağa yavrusu varmış. Anne kaplumbağa, her gün yavrusunu gezmeye çıkarır ona ormandaki tehlikeleri anlatırmış. Minik kaplumbağa da çevresindeki hayvanları görünce onlar gibi koşmak, yüzmek, hatta uçmak istermiş.
Günlerden bir gün, annesiyle yürüyüşe çıkan yavru kaplumbağa:
“Anne şurada yiyecek gördüm, gidip alabilir miyim?” demiş.
Annesi de:
“Git ama, çabuk dön,” demiş.
Kaplumbağa yavrusu, annesinden ayrıldıktan sonra uzun bir süre geçmesine rağmen geri dönmemiş. Yavrusundan iyice ümidini kesen anne kaplumbağa meraklanmaya başlamış. Bir süre daha bekledikten sonra, yavrusunu bulmak için yollara düşmüş. O tarla senin, bu tarla benim derken aramadık yer bırakmamış. Aramaya devam ederken bir domuzla karşılaşmış ve ona:
“Domuz kardeş, buralarda küçük bir kaplumbağa yavrusu gördün mü?” diye sormuş.
O sırada karpuz yemekte olan domuz:
“Himm, bir düşüneyim. Karşıdaki karpuz tarlasında bir kaplumbağa görmüştüm. Yanında da kurt mu, yoksa tilki mi vardı bilmiyorum. Fakat yanında bir hayvan daha vardı,” demiş. Bu sözleri duyan anne kaplumbağa:
“Eyvah, bu canavar benim yavrumu çoktan yemiştir,” diyerek hemen karpuz tarlasına doğru yok almış. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, sonunda bir karpuz tarlasına varmış. Tarlanın her tarafına bakmış, fakat eşekten başka hiçbir şey görememiş. Sonra da eşeğin yanına varıp:




“Eşek kardeş, eşek kardeş, buralarda küçük bir kaplumbağa gördün mü?” diye sormuş.
Eşek, önce kulaklarını dikmiş sonra:
“Gördüm gördüm ama sen aramakta biraz geç kaldın. Senin söylediğin kaplumbağa az önce yanında bir tilki ile şu tepeye doğru tırmanıyordu,” demiş.
Anne kaplumbağa, hemen eşeğin gösterdiği tepeye doğru ilerlemiş. Biraz gittikten sonra ağacın tepesinde fındık yiyen bir sincaba rastlamış. Kaplumbağanın telaşı yüzünden okunuyormuş. Sincap merak edip sormuş:
“Hayrola kaplumbağa kardeş, acelen ne böyle, nereye gidiyorsun?”
Anne kaplumbağa cevap vermiş:
“Sincap kardeş, başıma gelenleri sorma. Galiba tilki benim yavrumu kaçırmış. Herhalde, dağın tepesindeki kartala verecek,” demiş.
Fındık kırmayı bırakan sincap:
“Bak şunun yaptığına. Ama sen hiç üzülme kaplumbağa kardeş, şimdi ben onlara öyle bir oyun oynayacağım ki, hem yavrunu kurtaracağız, hem de onlara iyi bir ders vereceğiz,” demiş. Daha sonra da bir sıçrayışta ağaçtan aşağıya inmiş ve kaplumbağaya dönerek:
“Sen şu çalıların arkasına saklan ve beni bekle,” demiş. Sonra da iki sıçrayışta yavru kaplumbağa ile tilkinin bulunduğu yere varmış.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!