Cumhuriyet İlkokulu ögrencilerinin hikayesini yazdıgı, Temelli Toki İlkokulu ögrencilerinin resimlerini çizdigi bu kitap, ısık kirliligi konusunda duyarlılık kazandırmak için ögrencilerin isbirligiyle olusturulmustur.

Bir yaz günü, yumurtalarını bırakmak için güzel bir deniz kaplumbağası sahile çıktı. Hava çok sıcaktı. Güneşin sıcaklığını hisseden kaplumbağa, kumsalda biraz gezindikten sonra güvenli bir yer bularak yumurtalarını bıraktı. Sıcaktan etkilenmemeleri için yumurtalarının üzerini kumla kapattı:
- İki ay sonra görüşürüz benim güzel yavrularım, diyerek biraz hüzünlü, biraz tedirgin denize döndü. Yavrularının hepsi yanına gelebilecek miydi, bilmiyordu.
Bir gece yumurtalar çıt çıt çatlamaya başladı. Yavrular birbirlerine şaşkın şaşkın bakıyordu. Poli hariç… Onun gözü kumların arasından sızan ışıktaydı. Onun için bu bir yıldızdı. Annesine götürecekti. Dışarı çıkmak istedi. Kardeşlerinden biri:
-Poli biraz daha bekleyelim. Hep birlikte gideriz annemizin yanına, dedi. Poli ise:
-Yeterince burada kaldık. Artık gitmeliyiz, diyerek dışarı çıktı. Kardeşleri de yalnız bırakmamak için onu takip etti.
Poli:
-Yıldızları takip edeceğiz, unutmayın kardeşlerim, dedi.
Kardeşleri:
- Tamam Poli, dediler. Dediler ama kumsalda çok fazla parlak yıldız vardı. Hangisini takip edeceklerini bilmiyorlardı. Yavruların her biri farklı bir yıldızı takip etmeye başladı. Gittiler, gittiler. Denize böyle ulaşacaklarını biliyorlardı ama yönlerini nasıl bulacaklarını bilmiyorlardı. Çok fazla parlak yıldız vardı. Denize gitmelerini engelliyordu.
Tek başına kalan Poli :
-Ne olursa olsun denizi bulmalıyım, diyerek yola devam etti. Biraz ilerleyince cıyaaaaaaaakkkk diye bir ses duydu. Bu da neydi?
Poli başını yukarı kaldırınca gökyüzünde beyaz kanatları, sivri gagası olan bir canlı sürüsü gördü. Kim olduklarını anlamaya çalışırken her birinin gagasında kardeşlerinin olduğunu fark etti. Kardeşlerini tek tek yutuyorlardı. Çok korktu. Hemen uzaklaşmalıydı.
Poli:
-Bu canlılar, bize zarar veren canlılar. Kardeşlerimi tek tek kaptılar. Denize ulaşamazsam benim sonum da kardeşlerim gibi olacak, diyerek daha çok çabaladı. Çok ilerlememişti ki, önünde palete benzeyen bir çift ayağı, beyaz kanatlı vücudu ve sivri bir gagası olan o canlıyı gördü. Çok korktu. Yanlış bir hareket sonu olurdu. Zaman kazanmak istedi. Konuşursa, belki ona zarar vermezdi.
Poli:
-Merhaba, benim adım Poli efendim. Denize ulaşmaya çalışıyorum ama parlak yıldızlar çok olduğu için bir türlü ulaşamıyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz? Dedi.
Martı:
-Merhaba küçük, ben bir martıyım. Adım Jack. Denizlerin efendisiyim. Yıldız zannettiğin şey de insan yapımı ışıklardır. Sahili aydınlatmak için koydular.
(Kıs kıs gülerek) Pek de fena yapmadılar. İşimizi kolaylaştırdılar. Madem yolu bulamıyorsun, gel seni ben götüreyim denize. Şimdi sen gagamın arasına gir, kendini yerleştir. Ben de gagamı sıkıştırayım ki düşmeyesin, dedi.
Başının ciddi derecede belada olduğunun farkında olan Poli, son bir hamle yaparak:
-Efendim, siz koskoca denizlerin efendisisiniz. Benim gibi bir zavallıyı gaganızda götürmeniz hoş olmayabilir. Hem benim yükseklik korkum var. Ben kumlarda yürürken, siz gökyüzünde uçarak yolumu bulmama yardımcı olabilirsiniz, dedi.
İyice acıkan Martı:
-Küçücük aklınla beni kandırabileceğini mi sanıyorsun? Şimdi yemeğim ol da gör bakalım kandırmayı, diyerek Poli’nin üzerine atıldı. Poli gözlerini kapatarak:
-Sonum geldi. Denize ulaşamadım. Sebebinin insanlar olduğunu düşündü. Neden bu kötülüğü yaptılar bize? Neden sahili bu kadar çok ışıklandırdılar? Onların yüzünden kardeşlerim yönünü bulamadı, denize ulaşamadan martıların yemeği oldular. Şimdi aynı son benim de başına gelecek, dedi.
Bekledi, bekledi. Hiç ses yoktu, ölmemişti. Ne olduğunu merak edip gözünü açtı. Martı yoktu. Ama bir insan onu elinde tutuyordu. Martıdan kurtulduğuna mı sevinsin, bir insanın elinde olduğuna mı üzülsün bilemedi. Onun için insanlar da en az martı Jack kadar zararlıydı. Ağlamaya başladı.
Moli, o gece yürüyüşe çıkmıştı. Kaplumbağa yavrularının denize ulaşamadan martıların kaptığını görünce, onları martılardan kurtarmak istedi. Tek başına martılar kadar hızlı olamıyordu. Ama biliyordu en azından birkaçını kurtarabileceğini. Öyle de oldu. Dev bir martının küçük yavru kaplumbağanın üzerine atılacağını anlayınca eline bir taş alıp savurdu. Şanslıydı ki taş martıya isabet etti. Martı can havliyle kaçınca Moli yavru kaplumbağayı eline aldı. Kaplumbağa ağlıyordu. Moli de ağlamaya başladı:
-Korkma, küçük yavru. Sana yardım etmek için buradayım. Seni denize ulaştıracağım, dedi.
Poli duyduklarına inanamadı. İnsanların hepsinin zararlı olmadığını fark etti. Ondan, gelecekteki yavrular için yardım istemeye karar verdi. Ağlayarak ışıklara baktı, sonra da Moli’nin gözlerine. Moli sanki onun anlatmak istediği şeyi anlamıştı. Yavru kaplumbağayı denize bırakırken:
- Sana söz veriyorum minik yavru. Bu sorunu çözeceğim, dedi.
Poli, Moli’ye gülümseyerek:
-Teşekkür ederim, dedi. Sonra da gözden kayboldu.
Moli yavru kaplumbağaya verdiği sözü tutmak için harekete geçti. O gece yaşananları videoya çekmişti. Sosyal medyada bu videoları yayınladı. Kısa zamanda haber kanallarında yayınlandı. Çıkan haberlerden sonra belediye ekipleri, yavru kaplumbağaların çıktığı kumsaldaki tüm ışıklandırmaları söktü. Sahili koruma altına alarak insanları duyarlı olmaya davet etti.
Moli verdiği sözü tutmuştu. Yavru deniz kaplumbağasının hayatını kurtarmakla kalmamış, binlercesinin hayatta olmasını sağlamıştı. Çok mutluydu. Mutluluğunun kaynağı olan Poli’yi hiç unutmayacaktı.


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.19+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!