

Bir köy düşünün, içinde onlarca canlıyı barındıran... Karıncalar diyarı Sevgi Köyü'ne yolu düşen herkes ayrılmak istemezmiş. Asker karınca Çakı bu köyün en sağlıklı ve en çok çalışan karıncasıymış. Çakı'nın aksine Miskin de çalışmayı hiç sevmezmiş.



SEVGİ KÖYÜ


Bu köyde yaşayan Tahir Amca yılların usta çiftçisiymiş. Tahir Amca ve Çakı birbirlerini çok severmiş. Bir de Tahir Amca'nın komşusu Salih Amca varmış ki karıncaları hiç sevmezmiş. Buğday ambarını hep ilaçlar ,karıncaların gelmesini hep engellermiş. Tahir Amca ambarını
ilaçlamaz ,buğdaylarını karınca Çakı ve diğerlerine
ikram edermiş. Göçebe karınca Gezgin yaz
bitmeden son durağı olan Sevgi Köyü'ne ulaşmış.



Gezgin Sevgi Köyü'nü görünce içini heyecan ve mutluluk kaplamış.Burada çok iyi dostluklar kazanacağını hissetmiş. Tahir Amca Gezgin'le tanışıp sohbet etmiş. Gezgin'e Çakı ile tanışması gerektiğini söylemiş. Gezgin, Çakı ve Miskin çok iyi arkadaş olmuşlar. Miskin Gezgin ve Çakı'nın çalışma disiplinine hayran kalıp artık tembelliği bırakması gerektiğini anlamış.






Sonbahar gelip çatmış.Yılın ilk yağmuru yağmaya başlamış.Salih Amca ambarının çatısına bakım yapmadığı için sular damlamaya başlamış.Bundan henüz haberi yokmuş.Gezgin yağmuru izlemek için pencereden dışarı bakmış.Çatıdan suların aktığını fark
eden Gezgin,Çakı ve Miskin'e
haber vermiş.







Gezgin, Çakı ve Miskin dışarıdan buldukları yaprak,ot ve benzeri malzemelerle çatıyı onarmışlar.Salih Amca'nın ambarındaki buğdaylar ıslanmaktan
kurtulmuş.



























Salih Amca bütün bu yaşananlardan sonra komşusu Tahir Amca'ya hak verdi. Karıncalara karşı kendisini çok mahçup hisseden Salih Amca,bir daha ambarını ilaçlamayacağını ve buğdaylarını paylaşacağına dair söz vermiş.


Karıncalardan özür dilemiş.Karıncalar çok mutlu olmuş ve Asker Karınca Çakı yaşananların üzerine şu sözleri söyledi:"Sevginin gücü her zaman galip gelir."
Yazan : Ayşenur ÇALIŞKAN

BARIŞ ORMANI
Yemyeşil uçsuz bucaksız ,güzelliklerle dolu Barış Ormanı'nda bütün canlılar mutlu bir şekilde yaşıyormuş. Bilge Hanım,Barış ormanında en tecrübeli olan kraliçe karıncadır. İşçi karınca Fırtına ve bal karınca Şeker Hanım , Bilge Hanım'ın tecrübesinden faydalanırlarmış.













Böylece yaz aylarında çok çalışıp,çalışmalarının sonucunda kış aylarında aç kalmadan rahat bir şekilde hayatlarını sürdürürlermiş. Örümcek Örgü Hanım karıncaların aksine gelişi güzel avlanıp yarınını hiç düşünmeden yaşarmış.Örümcek Örgü Hanım evinin yolunu kaybetmiş mutsuz bir şekilde ormanda yürürken bir anda karnının çok acıktığını farketmiş.






Ama etrafında hiç yiyecek birşey bulamamış. Üzgün bir şekilde biraz daha yürümüş. Birden gözleri yerinden çıkarmışcasına gördüğüne inanamamış. Belki de açlıktan hayal gördüğünü sanmış. Gözlerini tekrar açıp kapatmış. Ama gördükleri gerçekmiş.











Şeker Hanım ve Fırtına her gün olduğu gibi ormanda hem gezip hem de çalışıyorlarmış. Örgü Hanım 'dan habersizlermiş. Örgü Hanım bir anda Şeker Hanım ve Fırtına'nın yanlarında belirmiş. Fırtına çok korkmuş. Şeker Hanım daha soğuk kanlı bir şekilde Örgü Hanımdan gitmesini istemiş. Örgü Hanım tabiki de Şeker Hanım'ın uyarısına aldırmadan üzerine yavaş yavaş yürümüş.
















Tam saldırıya geçecekken, Örgü Hanım kendini bir anda yerde bulmuş.Açlıktan ve yorgunluktan olacakki bayılıvermiş.Fırtına,Şeker Hanım'ın ellerini tuttu.''Buradan hemen kaçmalıyız. ''dedi .Şeker Hanım bu durumdan pek emin olamamış . Kaçıp kaçmamak arasında düşünürken, arkalarında bir ses belirivermiş.











Bu ses Bilge Hanım'ın sesiymiş.Bilge Hanım,Şeker Hanım'dan Örgü Hanım'a kış için biriktiği baldan biraz vermesini söylemiş.Balı yiyen Örgü Hanım hemen gözlerini açıvermiş.



Yazan: Mehmet ÖZDEMİR
Bilge Hanım,Örgü Hanım'a yaptığının yanlış oldu ğunu ve Barış Ormanın'da herkezin yaşam hakkı olduğunu söylemiş.Örgü Hanım'a yuva yapacağı yer ve yiyecek alanlar hakkında bilgi vermiş.Örgü Hanım yaptığı davranıştan dolayı çok pişman olmuş.Bilge Hanım,Şeker Hanım ve Fırtınadan özür dilemiş.Barış Ormanında uzun yıllar mutlu bir şekilde yaşamışlar.




KARINCA İLE TIRTIL
Biz karıncalar bazı insanların üzerine basıp geçtiği, bazılarında bize dikkat edip basmadan geçtiği çok küçük varlıklarız. Bu kadar küçük olduğumuza bakmayın çok çalışıp kendi ekmeğimizi kendimiz taşırız. Biz çok kalabalık bir aileyiz. Şimdi sana ailemi tanıştırayım.
Karınca:
- Heyy dostum işte bu bizim evimizin yolu. Beni takip et. Evimiz şu armut ağacının altında şuradan aşağıya ineceğiz. Dikkat et düşme.
Tırtıl:
-Aaaaa! Yardım et. Karınca:
-Ama ben sana dikkat et demiştim. Karınca kardeşlerimi ezdin. Tırtıl:
-Tamam tamam bir sorun yok. Herkes iyi.


Karınca:
-Gördüğün gibi Herkes çok çalışıyor. Bizde durmak yok. Hemen gezdireyim seni. Ben de onlara yardım edeceğim.Kış gelince hepimiz karnımızı bu sakladığımız erzaklardan doyuruyoruz. Çünkü biz kışın yağmurda,karda,soğukta yuvalarımızda duruyoruz. Tırtıl:
-Aaa! Karnım. Karınca:
-Ne oldu? Tırtıl:
-Karnımı birşey ısırdı. Karınca:
-Korkma,kardeşlerim ısırmıştır. Seni yiyecek sanmışlardır. Kardeşim ısırma o benim dostum. Gel hadi gidelim. Tırtıl:
- Şu beyaz beyaz olan şeyler ne? Karınca:
-Onlar yeni doğacak olan kardeş yumurtalarım. Biraz sessiz ol . Tırtıl:
- Neden? Karınca:
- Kraliçe karınca bizi görmesin . Yumurtaların arasında dolaşmak yasak . Onlara gözü gibi bakar.
Tırtıl:
- Demek sizin anneniz kraliçe. Karınca:
- Evet, bize sahip çıkar, korur ,bizi daha fazla inersek görebilir. Hadi çıkalım. Yoksa seni yemek zorunda kalırız. Tırtıl:
-Tamam, tamam! Çok korktum. Hemen gidelim buradan . Peki yağmur yağınca ne yapıyorsunuz?
Karınca:
-Odaları kapatıyoruz erzaklarımızı korumak için. Kış ayı bizim için çok zorlu geçiyor. Geldik girişe. Tırtıl:
- Çok teşekkür ederim, gezdirdiğin için. Kış için yiyecek hazırlamanız çok ilginç, her canlı bunu yapamaz. Seni tanıdığıma çok memnun oldum. Karınca:
-Ben de teşekkür ederim. Ne zaman istersen yaz ayında beni bulabilirsin. Kendine iyi bak dostum. Tırtıl:
- Sen de kendine insanlardan koru dostum .

Bizim ince belli , ince ayaklı olduğumuza bakmayın. Her canlının kendine göre özelliği vardır. Bizim de gücümüz kendimize yetecek kadar. Dünya üzerinde yaşamak her canlı için zordur. Biz karıncalar için de zor. Oysa ki hayat herkesin kendi gücüne göre yaşayabilmesi güzeldir.
Yazan : Esma Derin DOĞAN








KIZ İLE KARINCALAR

Bir kış mevsimi kız çocuğu oyun oynarken karınca yuvası görmüş .Kız yiyeceklerinin tükeneceğini düşünmüş. Ve onlara kurabiye vermiş.
Çocuk ,onlara yardım etmek için çok mutlu olmuş Karıncaların kralı onu çok sevmiş. Ama birisi hiç sevmemiş. Ve kimse onu haklı bulmadığı için yuvayı terk etmiş..






Karınca kışın soğuğunda çok üşüyormuş.Çocuk onu yolda görmüş.Ve onu evine götürmüş ısınması için.
Aniden kapı çalmış. Kız kapıyı açmış. Ve diğer iki karıncaları görmüş. Kız onlarıda misafir etmiş.






Karınca onları tedirgin ettiği için herkesten özür dilemiş ve karıncalar ve kız sarılmış ve herkes mutlu mesut yaşamışlar.











Yazan : Petek YAZAR
AÇGÖZLÜ POGİ
Karınca Pogi ve ailesi, zeytin ve incir ağaçlarının olduğu, iki katlı bir evin bahçesinde yaşıyordu. Önceleri bir göl kenarında bulunan sulak bir arazinin toprakları onların yuvalarıydı. Sık sık oluşan göldeki taşmalar, Pogi ve ailesinin hayatını çok zor hale getiriyordu.

Bir gece ansızın başlayan yağmur, binbir emekle yapmış oldukları yuvalarını yerle bir etti. Göl, gece boyu yağan şiddetli yağmur nedeniyle taşmıştı. Karınca Pogi ve çalışkan ailesinin, artık bir yuvası yoktu. Karınca Pogi, annesi, babası, dedesi ve babaannesiyle birlikte yaşıyorlardı. Zor olan hayatları, artık daha da zor hale gelmişti.
Evin reisi babası, büyük uğraşılarla, ailesini boğulmaktan kurtarmıştı. Gece boyu ailesine yeni bir yuva bulmaya çalıştı. Sabaha karşı yeni yaşamlarının devam edecek olduğu, incir ve zeytin bahçesine ancak ulaşabildiler. Artık, kışın yiyecekleri erzaklar yok olduğu için, her zamankinden daha çok çalışmaları gerekiyordu.

Sabah güneşin ilk ışıklarıyla, Pogi ve ailesi için yeni bir hayat başlıyordu. Topraktan dışarıya baktılar. Çok verimli bir bahçede olduklarını gördüler. Bu tarlada bir sürü kışlık erzak toplayabilirlerdi. Hepsi de çok mutlu oldu.


Pogi'nin aklı bir taraftan en sevdiği arkadaşı kıymetli Bagi'deydi. "Acaba, dünkü yağmur Bagi'ye zarar vermiş midir?" Diye düşünmekten kendini alamıyordu. Pogi ve Bagi birlikteyken çılgınca şeyler yapmaya baylırlardı.


Pogi beş kişilik bir ailenin tek göz bebeğiydi. Aile içindeki iş bölümünde, kimse ona kıyamaz, hep basit işler ona yaptırılırdı. Herkes sabahın ilk ışıklarında işe koyulurken, Pogi öğlene kadar mışıl mışıl uyurdu.. Kısacası, Pogi el bebek gül bebek büyüyordu.

Pogi ve ailesi yeni hayatlarına alışmışlardı. Günlerden birgün, Pogi uyurken arkadaşı Bagi, şarkı söyleyerek "pattt" diye Pogi'nin üstüne zıpladı. pogi korku ile yataktan fırladı. Bir anda karşısında sevgili arkadaşını görünce, birbirlerine sarılıp sevinç çığlıkları attılar. Pogi, arkadaşının iyi olup, kendisini bulmasına çok sevinmişti.

Pogi:
- Dostum bu ne güzel sürpriz? Seni gördüğüme çok mutlu oldum.
Bagi:
-Seni gidi tembel dostum seniiii! Saatin kaç olduğunun farkında mısın? karınca dediğin bu saate kadar uyur mu hiç?
Pogi:
Ahh sevgili arkadaşım sorma, sensiz burada hiçbirşeyin tadı yok. Uyumaktan başka yapacak hiçbir işim yok. Şimdi sen geldin ya, herşey bir başka güzel olur.
Bagi:
Dostum kalk hadi. Dışarıda koca koca ayaklı insanlar, sırtlarına çuvalı almış, dev makinelere koyuyorlardı. Kalk dostum kalk! Sizin kışlıklar elden gidiyor, biran önce onları kurtaralım.
Pogi ve Bagi topraktan başlarını çıkararak, etrafta olup bitenleri anlamaya çalıştılar. Hemen bir plan yaptılar. İki arkadaş yan tarafta duran içi incir dolu çuvala zorla tırmandılar.
Biraz bekledikten sonra, koca kafalı bir adam çuvalı zorla sırtına aldı. Pogi ve Bagi birbirine işaret ederek, aynı anda adamın boynundan "cızzzz" diye ısırdılar.
Adam:
- Ahhh! Diye bir yakarışta bulundu ve "pattt" diye çuvalı elinden yere attı. İki arkadaş kahkahalara boğuldu.
İncir çuvalından en güzel incirleri seçerek, bir sürü incir yediler. Oldukları yere yığılıp kaldılar.
Karınca Pogi ve arkadaşı gözlerini açtıklarında Pogi'nin yatağındaydılar. Oraya nasıl geldiklerini ikisi de bilmiyordu. İkisinin de karnı o kadar ağrıyordu ki, kalkıp ta bir-iki şifalı bitki emecek halleri yoktu. Tabiki suç ortağı Bagi'nin de Pogi'den kalır yanı yoktu.
Yazan : Poyraz KINAYER
Pogi ve Bagi üç gün yataktan çıkamadılar. Bu iki çılgın arkadaş, aç gözlülük yaparak çok yiyecek yemenin, vücutlarına nasıl zarar verdiğini gördüler.
Demek ki neymiş?
"HERŞEYİN FAZLASI ZARARMIŞ..."
Yemyeşil ağaçlarla kaplı bir ormanın tam ortasında bir ağaç varmış.O ağacın arkasında bir karınca yuvası varmış ve orada Çuçu adında bir karınca varmış . Ancak bu karınca çok üşengeçmiş.Bu yüzden herkes ona üşengeç karınca dermiş.Bütün karıncalar kış için çalışırken üşengeç karınca hep yuvasında yatarmış.
Karıncalarda aralarında kavga yaşamışlar.Herkes kendi payını alıp.Kendine yuva kurmuşlar.
Herkes üşengeç
karıncayı uyarırmış.
Ama o dinlemezmiş. Sonra aradan çok
zaman geçmiş ve kış gelmiş.









Bizim üşengeç karınca yuvasını çok zor kurmuş. Kışın yatarken bir gün orada bir fırtına kopmuş neredeyse ağaçlar bile devrilecekmiş.Ve bizim üşengeç karıncanın tabi yuvası dayanır mı dayanmamış ve o bütün arkadaşlarına gitmiş.Hiç kimse evine almamış.Son bir kişi kalmış oda Komete'imiş ve Komete'yle uzun uzun konuş-muşlar ve sonra bir karar almış.
Komete üşengeç karıncaya demiş ki tamam
benim eve gelebilirsin ama bir daha üşengeçlik yapmamaya söz vermiş ve sonra hep yardım etmişler,
birbirine ve artık Üşengeç karıncaya Üşengeç
demeyi bırakmışlar.
Ve ona Çuçu demişler herkes yeniden dost olmuş.
Yazan: Enes Mesut DERİLGEN



KARINCA ZEKİ
Uzak diyarlardaki bir ormanda yaşayan bir karınca sürüsü varmış.O sürüde bende varım .İsmim Zeki.İsmim gibi zekiyim ama birazda korkağımdır.Bir gün okulda Şiko ile Fiko yanıma geldi ve lunaparka gitme teklifinde bulundular.Bunu biraz düşündüm :
- İlk ailemizden izin almalıyız.İzin almazsak gelmediğimiz için telaşlanırlar.


Şiko:
-Aslında Zeki haklı.Ailemizden izin almalıyız.Yoksa telaşlanırlar
Fiko:
-Telaşlanırsa telaşlansınlar banane!
Şiko,Fiko'yu kırmamak için:
-Evet,telaşlansınlar bizene gelmessen seninle arkadaş olmayız.Ben:
-Ama geç olmadan eve gidiceğiz tamam mı?


İkiside:
-Anlaştık, dedi. Okul çıkışı Fiko:
-Yarışa var mısınız? derken öğretmenimiz geldi ve :
-Çocuklar önce evinize gidin sonra oynarsınız, dedi. Fiko:
-Tamam öğretmenim , dedi. Eve gider gibi yapıp , çalıya saklandı ve gelmemizi kısık bir sesle söyledi.
Öğretmen gittiğnde Fiko :
-Bir , iki, üç dedi ve koştu. Yolda
giderken karşımıza iki üç tane
yaprak çıktı. Onları itmeye
çalıştık ama ağır oldukları
için itmeyi başaramadık.







Lunaparka geldiğimizde her yer ışıl ışıldı.Her makineye
bindik.En sonda dönme dolap kalmıştı.Şiko ile Fiko en üste bindi ben ise en alta bindim.Makine çalıştı ve dönmeye başladık.Bir süre sonra makine aniden durdu.Şiko ile Fiko en aşağıda durmuştu.Fiko bana bakıp:
-Ahahahhahahahahaha
diye gülüyordu.Fiko ise üzgün gözlerle bana bakıyordu ve sonrada gittiler.Sonra bir ses duydum bu ses itfayecinindi ve:
-Evladım gel dedi ve aşaı indirdi beni.








Şiko ile Fikonun önünden hızlıca geçtim.Eve geldiğimde bu durumu anneme anlattım . Önce kızdı ama sonra bana şöyle bir öğüt verdi:
-Arkadaşlar yol göstericidir ama asıl karar verecek kişi sensin.
-Eray Cücü-







CESUR VE DENİZ
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Cesur adında karınca yaşarmış. Adı gibi kendide cesurmuş. Cesur'un bir arkadaşı varmış. Adı da Deniz'miş. İkisi çok iyi anlaşıyormuş.
Bir gün ikisi çok çalışıp para kazanmaya karar vermişler. Kazandıkları para ile hem fakir karınca çocuklara hem de kendilerine oyuncak almak istiyorlarmış. Ama bir türlü ne iş yapacaklarına karar veremiyorlarmış. Bir gün konuşurken Cesur: --Deniz arkadaşın, topladığımız kırıntıları karınca pazarında satıp para kazanalım mı ? diye sormuş.
Deniz: "Evet Cesur çok iyi düşünmüssün " demiş. .
Deniz ve Cesur bunun üzerine gece gündüz hiç durmadan çok çalışmışlar ve çok yorulmuşlar. Kazandıkları parayı görünce yorgunluklarını hissetmemişler.
Çünkü bu kazandıkları para ile bir çok fakir karınca çocuklara oyuncak alabilecek olmanın mutluluğunu yaşamışlar.
Fakir çocuklara oyuncak almaya gitmişler.Sonrada onlara dağıtmışlar.Çok mutlu olmuşlar.Cesur ve Deniz`i bir sürü fakir karınca çocuklar bekliyordu.Bu yüzden yine çok çalışıp para kazanmalılardı.
Yazan : Kuzey KALEMKÖY
Deniz ve Cesur tekrardan çok para kazanmışlar.Kalan fakir çocuklara tekrar oyuncak dağıtmışlar. Cesur ve Deniz artıkçok huzurlu ve mutluymuş.Onlarartık büyük bir alkışı ve aferini hak etmişler.




Moki'nin Arkadaşı Kuki
Bir gün bir karınca varmış.Bu karıncanın adı Moki'imiş.Sim siyah bir karıncaymış.Moki'nin bir ablası ve bir abisi varmış.Moki ablasını ve abisini çok seviyormuş.
Annesinin adı Poki,babasının adı Foki,ablasının adı Fufpuf,abisinin adı ise Püfpüf'müş.Moki bir gün evide çok sıkılmış. Annesinden izin alarak bahçeye çıkmış.Evinden uzaklaştığının farkında değilmiş. Yolda yürürken karşısına bir böcek çıkmış.


Moki böcekten korktuğu için kaçacakken böcek arkasından seslenmiş:
Lütfen gitme ! demiş.Moki çok şaşırmış.
Böyle olucağını hiç düşünmemiş.Meğersem Moki ile arkadaş olmak istiyormuş.Çünkü o böceyin hiç arkadaşı yokmuş.Moki korkarak böceğe adını sormuş: Böcek demiş ki:
"Benim adım Kuki" demiş.Moki'de kendi adını söylemiş:
"Benim adım Moki demiş.
Aslında Kuki kötü biriymiş.Moki 'yi evine götürüp onun yemek istiyormuş. "Moki hadi gel. Benim evime gidelim." demiş. Moki de bu teklifi kabul etmiş. Biraz gittikten sonra Moki'nin aklına annesinin söylediği sözler gelmiş. Bu sözleri tanımadığı kişilerin yuvalarına gitme ,onların verdiği yiyecekleri yeme demişti. Ama Moki de bir kere gitsem ne olurdu ki ... Kuki iyi birine benziyor diye düşünmüş ve Kuki'nin peşinden gitmeye devam etmiş.


- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $17.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $17.79+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!