Sevgili Okur,
Bu hikâye, sözün gücüne ve Türkçenin derinliğine yürekten inananlara adanmıştır. Her kelimenin içinde bir dünya saklıdır; bazen umut, bazen hüzün, bazen ise en saf duygular… Kelimeler, yalnızca anlatmak için değil, anlamak ve yaşatmak için vardır. Ve unutma, gerçek yolculuk kelimelerin ardındaki anlamları keşfetmekle başlar.
Sevgiyle,
Sinem Özgüvendi

Yaz tatilinin başıydı. Umay, ailesiyle birlikte şehirden uzak bir köydeki dedesinin yanında kalıyordu. İlk başta biraz sıkılmıştı; ne internet vardı ne arkadaş... Ama sonra köyün göllerini keşfetmeye başladı. Sessiz, berrak, huzurlu bir yerdi. Her sabah gölde yürür, çimenlere uzanır, bazen hayal kurar, bazen sadece doğayı dinlerdi.
Bir sabah, gölde yürüyüşe çıkan Umay, eğlendiği bir yerde eski ve yıpranmış bir defter buldu. Üzeri toprakla kaplıydı; sayfalarının köşeleri yırtıktı ama yazılar hala okunabiliyordu. Merakı ağır bastı, defteri açıldı. İlk sayfada şöyle yazıyordu:
"Bu defter, kelimelerin peşine düşen birinin notlarıdır. Eğer okuyorsan, sen de o yoldasın demektir."
Umay'ın içinde bir kıpırtı hissediyor. Sayfaları çevirmeye başladı. Karşısına çıkan bölüm, farklı kelimelerle günlük yazılarla doluydu. Ama bu bir sözlük değildi. Kelimelerin işleri değil, onların anlattıkları içinde mevcuttu.
Bir başka sayfada ise şu cümle yazıyordu:
"Mutlu ve sevinçli gülmenin çok yakın bir anlamı vardır. Ama mutlu olmak kalpten gelen huzursa, sevinçli olmak daha çok kalpteki bir coşkudur." Umay artık kendi notlarını ekledi: "Bazı kelimeler çok yakın anlamlıdır ama hissettirdikleri ufak da olsa farklılık gösterir. Bu nedenle onları doğru yerde kullanmak önemlidir."
Umay, büyük bir heyecanla eve döndü ve evde incelemeye devam etti. Dedesi, Umay'ı deftere dalmış durumdayken gördü:
– Nedir o elindeki?
– Gölde buldum… İçinde harika şeyler yazıyor, dede!
– Aaa… O defteri yıllar önce Sema Hoca düşmüştü. Emekli bir öğretmendi. Kelimelerle adeta konuşurdu. Belki de senin bulmanı bekliyor, kim bilir?
Umay, gün boyunca defteri incelemeye devam etti. İçindeki hala merak dinmemişti. Defteri tekrar açtı, sayfalarını çevirdi. Bu kez kendi yöntemleriyle yazmak istedi. Sayfa ne kadar yıpranmış olursa olsun, yazdıkları kalıcı olacaktı.
Kelime: Kara
Eş Anlamlısı: Siyah
Zıt Anlamı: Beyaz
Eş Seslisi: Kara (renk) – Kara (kara parçası)
Yakın Anlamlısı: Koyu
Altına ise ayrı ayrı yazıldı:
"İnsanlar 'kara' kelimesini çoğu zaman kötü anlamda kullanıyor. Oysa 'kara toprak' olmasa hiçbir şey yetişmez. 'Kara gece' olmasa, yıldızların hareketleri görünmez. Kara, içinde bir umut saklar."
Sayfayı kapatmadan önce, defterin en sonuna ise bir cümle daha iliştirdi:
“Kelimeler, bizim aynalarımızdır.”
Yıllar geçti. Umay büyüdü. Üniversitede Türkçe Öğretmenliği okudu. Mezun olunca küçük bir sahil kasabasına Türkçe öğretmeni olarak atandı.
İlk dersin sonunda tahtaya sadece bir kelime yazdı: “Kelimeler.”
Dersten sonra öğrencilerine döndü ve şöyle dedi:
— Bu yıl birlikte sadece kelimeleri öğrenmeyeceğiz; onların ne hissettirdiğini, ne taşıdığını da anlayacağız. Çünkü kelimeler sadece birer ses değil, birer anlamdır. Ve bir zamanlar göl kenarında bulduğum eski bir defter bana gösterdi ki, bu yolculuklar sandığımızdan çok daha değerlidir.

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!