






























Hazırlayanlar:
İbrahim Efe Bezmez
Dilara Anabolu
Yiğit Can Çevikol

Created & published on StoryJumper™ ©2026 StoryJumper, Inc.
All rights reserved. Sources: storyjumper.com/attribution
Preview audio:
storyj.mp/af8vvjzg3uq6

İçindekiler
İslam Öncesi Mekke
Fil Vakası
İslam Öncesi Arap Toplumunun Sosyal Yapısı
İslam Öncesi Arap Yarımadasında Dinî Durum
Hz. Muhammed (sav)’in Soyu Hz. Muhammed (sav)’in Doğumu
Hz. Muhammed (sav) Dedesi Abdülmuttalib’e Emanet
Hz. Muhammed (sav) Amcası Ebû Talib’e Emanet
Hz. Muhammed (sav)’in Çalışma Hayatı(El-Emin)
Hz. Muhammed (sav)’in “Erdemliler Birliği”ne Katılması
Hz. Muhammed (sav)’in Hz. Hatice ile Evliliği
İlk Vahiy ve İlk Emir; “Oku!”
İlk Müslümanlar
Açıktan Davet Başlıyor
Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in Müslüman Oluşu
Habeşistan’a Hicret
Haşimoğulları’nı Boykot
Taiflileri İslama Davet
İsrâ ve Miraç Mucizesi
Akabe Biatları
Hz. Muhammed’in Medine’ye Hicreti
İlk Cuma Namazı
Hicret’in Gerçek Anlamı
Mescid-i Nebevi’nin İnşası
Muhacir-Ensar Kardeşliği
Medine Sözleşmesi
İslam’a Davet Mektupları
Bedir Savaşı
Uhud Savaşı
Hendek Savaşı
Hudeybiye Antlaşması
Mekke’nin Fethi
Veda Hutbesi’nde Evrensel Mesajlar
2

Islam Öncesi Mekke:
- Kadinlar canli canli gomuluyordu
- Zina cok yaygındı
- Alkol ve zararli madde kullanımı fazlaydı
- Kureyş kabilesi
Fil Vakası
Sonucunda fil suresi oluşmuştur. Habeşler Kabe’yi yıkmak istedi. Filler hareket etmemiş, kabeyi yikmamistir. Dusman kuvvetleri ne olup bittigini anlamadan Yukaridan ebabil kuşları taslar atip dusmanin kafasini yarmistir.
Islam Öncesi Arap Toplumunun Sosyal Yapısı
Toplumsal Yapı:
Bedeviler, hayvancılık, avcılık, ticaret şehirliler tarım, ticaret. Kız çocukları diri gömülüyordu.
Siyasi ve İdari Yapı:
- Bedevilerde kabile
- Meclisleri Mekke’de
- Merkezi otorite yok.
- Kabeye dayalı Krallıkla yönetilen bir ülke.
Sosyal Yapı:
- Ataerkil yapı
- Kadınlar geri planda
- Ayrımcı ırkçı cinsiyetçi ve dağınık.
- Halk fakir.
Kültürel Ortam: Şiirkabe ziyareti zamanı şiir yarışmaları, panayırokuma yazma yaygın değil, sözlü kültür gelişmiş
3

İslam Öncesi Arap Yarımadasında Dinî Durum
Haniflik: Hz. İbrahim’in dinine inanan putperestliğe karşı olan ve tevhid inancının yayılmasında büyük rol oynayan seçkin kişiler
Putperestlik: Puta tapan ve zaman içinde Allah’ı yok sayan kişiler. Kâbe içinde zaman içinde putlar bulundurulmaya başlandı
Yahudilik: Pek yaygın olmaması kendilerini diğer din mensuplarından üstün görmelerinden kaynaklanmıştır.
Hristiyanlık: Zamanla kuzeye göçmeleri zamanla Arapları da etkilemiştir. Arap yarımadasında kolay yayılmış ve etkili olmuştur.
Hz. Muhammed (sav)’in Soyu
Hz. Muhammed'in soyu Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail'in soyundan gelmektedir. Hz. İsmail annesi Hâcer ile birlikte Mekke'ye yerleştikten bir müddet sonra civarda bulunan ve Kâhtaniler'in kolu olan Cürhüm kabilesinden bir kızla evlenmiştir. Bu evlilik Râsulüllah"ın kıyamete kadar devam edecek olan neseplerinin temeli de atılmıştır.
Hz. Peygamber Arap yarımadasının batısındaki Hicaz bölgesinde yer alan Mekke şehrinde dünyaya geldi. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bunun sebebi o sırada Araplar arasında belirli bir takvimin kullanılmamasıdır. Genel kabul gören kanaate göre Fil Vak‘ası’ndan 50-55 gün sonra Rebîülevvel ayında Pazartesi günü dünyaya gelmiştir. Farklı hesaplamalara göre Hz. Peygamber’in doğum tarihi 20 Nisan (9 Rebîülevvel) 571 veya 17 Haziran (12 Rebîülevvel) 569 Pazartesi şeklinde belirlenmektedir. Bu tarihlerden birincisi Mısırlı astronomi âlimi Mahmut Paşa el-Felekî’ye (ö. 1302/1885), ikincisi ise çağımızın meşhur İslam âlimi Muhammed Hamidullah’a (ö. 2002) aittir.
4
Hz. Muhammed (sav) Dedesi Abdülmuttalib’e Emanet
Altı yaşında iken annesini kaybeden Peygamber Efendimizi, yaşlı dedesi Abdulmııttalib himayesine aldı.Kureyş'in reisi Abdulmuttalib de nuru Ahmeti'den nasibini almıştı. O nur kendisine çok üstün meziyet ve sıfatlar kazandırmıştı: Uzun boyu, büyükçe başı ve heybetli görünüşüne, parlak yüzü, tatlı sözü, utangaçlığı, nezaket ve üstün ahlakı bir başka güzellik katmıştı.Sabırlı, akıllı, anlayışlı, mert ve cömert idi. Yoksul insanların karınlarını doyurmaktan büyük zevk alirdi. Hatta, bu cömertliğini, bu yardımseverliğini hayvanlardan bile esirgemezdi. Dağ başlarında aç susuz kalan kurdu kuşu da düşünürdü.Cahiliyye karanlıkları arasında aydınlık yoldan ayrılmayan bahtiyarlardan biri idi. Allah'a bağlıydı ve ahirete inanirdi. Verdiği sözü ne pahasına olursa olsun mutlaka yerine getirirdi. Nitekim, Cenabı Hakk'a verdiği sözü yerine getirmek için, en çok sevdiği oğlu Abdullah'ı bıçağın altına yatırmaktan bile çekinmemişti. Kureyşliler müdahale etmeselerdi, onu kurban edecekti.
Hz. Muhammed (sav) Amcası Ebû Talib’e Emanet
Sevgili Peygamberimiz, sekiz yaşında...Dedesi tarafından kendisine koruyucu olarak tayin edilen amcası Ebû Tâlib’in himâyesinde.Ebû Tâlib, son derece merhametli bir insandı. Fakat oldukça fakirdi. Mekke etrafında yayılan ve şehre getirilince sütünden faydalanılan birkaç devesinden başka herhangi bir mal ve mülke de sahip değildi. Aile efradı kalabalık olan Ebû Tâlib, haliyle maişet cihetiyle büyük sıkıntı içinde bulunuyordu.Bütün bunlara rağmen o, dürüstlüğü ve doğru yaşayışı ile Kureyşliler tarafından sevilir, sayılır ve hürmet görür idi. Hz. Ali, babasının bu durumunu şu ifadelerle dile getirir:“Babam, Kureyş’in fakir, fakat ileri gelenlerinden şerefli biri idi. Hâlbuki, kendisinden evvel, böyle yoksul olduğu halde kavminin ulu kişisi olmuş bir kimse gelmemiştir.”
5
Kabe Hakemliği
Hz. Muhammed (sav) otuz beş yaşlarında iken gerçekleştirilen Kâbe tamiri sırasında Kureyşliler arasında yaptığı hakemlik önemli bir mahiyet taşımaktadır. Miladi 605 yılında Kureyşliler, yangın ve sel baskınlarından zarar gördüğü için Kâbe’yi yeniden inşa etmek istediler. Hz. Peygamber’in de amcası Abbas’la birlikte taş taşıyıp yardımcı olduğu tamir sırasında Kâbe yeniden inşa edildi, ancak Hacer-ül Esved’in yerine yerleştirilmesi hususunda anlaşmazlık çıktı. Bu şerefli görevi hiçbir kabile başkasına bırakmak istemedi, hatta bu yüzden savaşmayı bile göze alanlar oldu. Nihayet Kureyş’in ileri gelenlerinden Ebû Ümeyye b. Mugîre, “Benî Şeybe kapısından Kâbe’ye ilk giren kimsenin vereceği karara uyulmasını” teklif etti; Kureyşliler bu teklifi benimseyip beklemeye başladılar. Kapıdan Hz. Muhammed (sav)’in girdiği görülünce orada bulunanlar “İşte el-emîn, işte Muhammed geldi!” diyerek memnuniyetlerini ifade ettiler. Hz. Muhammed (sav) bir örtü getirterek Hacer-ül Esved’i onun üzerine koydu, bütün kabile reislerinin iştirakiyle örtüyü kaldırdı, konulacağı hizaya gelince de taşı kendi elleriyle alıp yerine yerleştirdi. Böylece Kureyşliler arasında çıkmak üzere olan bir çatışmanın da önüne geçilmiş oldu.
6
Hazreti Muhammed’in Çalışma Hayatı
Hz. Peygamber'in hayatı diğer alanlarda olduğu gibi çalışma konusunda da insanlar için örnektir. Her şeyden önce o, Kur'an-ı Kerim'in çalışma hayatı ve prensipleri ile ilgili ayetlerini kendi hayatında uygulamıştır. Bu alanda doğruluk, güvenilir olma, adaleti uygulama ve sözleriyle davranışları arasında çelişki bulunmama gibi temel ilkelere uymuştur. Kişinin çalışmasını, üretimde bulunmasını ve ailesini geçindirmesini, fakire, yoksula yardım için çalışmayı, Allah yolunda cihad ve gündüzleri oruç ve geceleri namazla geçirme ile bir tutmuştur.
7

Hz. Muhammed (sav)’in Hz. Hatice ile Evliliği
Hz. Hatice, Kâinatın Efendisini çocukluğundan beri tanıyordu. Ticaret mallarının başında Şam'a göndermesi ise, onu daha da yakından tanımasına vesile olmuştu. Dul olan Hz. Hatice, o sırada Kureyş kadınları arasında asâlet, şeref ve zenginlik bakımından üstün mevkiye sahip bulunuyordu. Aynı zamanda Cenab-ı Hak, pek az kadına nasip olacak bir güzelliği de kendisine ihsan etmişti.O âna kadar kabilesinden birçok kimse evlenmek için kapısını çalmış ise de o bunların hiçbirini kabul etmemişti. Âdeta evlenmeyi düşünmüyor gibiydi.Ne var ki, kader şimdi karşısına bambaşka bir şahsiyet çıkarmıştı. Daha önce bütün Kureyş büyüklerinin evlenme teklifini reddeden ve âdeta evlenmek fikrini zihninden atmış bulunan Hz. Hatice, bu eşsiz insanla daha yakından tanışınca, bu fikrinden vazgeçti. Sonra Hz. Hatice Hz. Muhammed’e evlilik teklifi etmiştir. Evlilik teklifini getiren Hz. Hatice’nin arkadaşı Nefise ile konuşmuş ve sonra ikna olmuştur.
8
Hz.Muhammed Erdemliler Birliğine Katılması
Allah Resulü (SAV), peygamberlikle görevlendirilmeden önce de toplumun sorunlarına duyarlı idi. pek çok sosyal olayda aktif rol almıştır. Bu amaçla haksızlıklara karşı mücadele eden “Erdemliler Topluluğu”na katılmış, toplumsal sorunların çözümünde kilit rol oynamıştır. Kâbe hakemliği buna en güzel örnektir. Hz. Peygamber (SAV), insanüstü bir güce sahip olmadığı gibi bir melek de değildi. O da bizim gibi insani özelliklere sahipti. Çocukluğunu diğer çocuklar gibi, gençlik dönemini dürüst ve sorumlu bir insan olarak geçirmiştir. Eşinin, çocuklarının ve dostlarının sorunlarıyla yakından ilgilenmiştir. peygamber olunca Allah’tan ona vahiy gelmiştir. Bu gerçek Kur’an’da şöyle ifade edilmiştir: “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin İlah’ınız ancak bir tek İlah’tır.’ diye vahyolunuyor. Kim Rabb’ine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabb’ine kullukta kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf suresi, 110. ayet.)
9

İLK VAHİY ve İLK EMİR: “OKU!” / İLK MÜSLÜMANLAR
Hz. Muhammed (sav) otuz beş yaşlarına geldiğinde arap toplumunda yaşanan ahlaki çöküntüden oldukça rahatsızlık duyuyordu. Arap toplumunda haksızlıklar, adaletsizlikler, ahlaki çöküntü, insanların putlara tapma oldukça yaygındı. Peygamberimiz Bu sıkıntılı ortamdan uzaklaşmak, yalnız kalmak, tefekkür ve ibadetle meşgul olmak amacıyla yanına yiyeceklerini de alıp Mekke yakınlarındaki Nur Dağı’nda bulunan Hira Mağarası’na gitmeye başladı. Burada yalnız başına günlerce kalıyor, evreni yaratan Allah’ın büyüklüğünü tefekkür ederek ibadet ediyordu.Yine 610 yılı Ramazan ayının bir Pazartesi gecesi Hz. Muhammed (sav) ibadet ve tefekkür esnasında Cebrail, Peygamberimize göründü. Peygamberimiz çok korkmuştu. Cebrail ona “Oku!” dedi. Peygamberimizde korku ve heyecan içinde ben okuma bilmem diye seslendi. Bu konuşmayı üç kez tekrarladı.
10
Üçüncüsünde Peygamberimiz, “Ne okuyayım?”dedi. cebrail ona Alâk suresinin ilk beş ayetini okudu:“Yaratan Rabb’inin adıyla oku!O, insanı aşılanmış bir yumurtadan yarattı. Oku, rabbin sonsuz iyilik sahibidir.Kalemle (yazmayı) öğreten odur.İnsana bilmediğini öğreten odur.” ( )

11
Cebrail Alak suresinin ilk 5 ayetini okuduktan sonra Peygamberimiz ayetleri heyecanlı bir şekilde tekrarlayarak evine geldi. Yatağına yattı ve Hz. Hatice’den üzerini örtmesini istedi. Rahatlayıp sakinleşince yaşadığı olayı eşi Hz. Hatice’ye anlattı. Hz. Hatice ona:“Korkma! vallahi Allah seni yalnız bırakmaz. Çünkü sen akrabanı gözetirsin. Fakirlere ve muhtaçlara yardım eder, misafire ikram edersin. Doğru konuşur, halka yardım edersin.” diyerek onu sakinleştirdi.Hz. Hatice daha sonra Peygamberimizi Yahudilik ve Hristiyanlık hakkında bilgi sahibi olan amcasının oğlu varaka bin Nevfel’e götürdü. Peygamberimizi dinledikten sonra varaka şöyle dedi: “Sen bu ümmetin peygamberi olacaksın. Sana gelen Musa’ya gelen melektir. Kavmin sana eziyet edecek ve yurdundan çıkaracaklar. şayet o günlere yetişirsem, Allah için sana yardım ederim.”İlk gelen vahiyden sonra Peygamberimize bir süre vahiy gelmedi. Bu olaya fetret-ül vahy denir. Hz. Muhammed bir gün Hira Mağarası’ndan dönerken yine cebrail ona göründü. Heyecanlı bir şekilde evine döndü, yatağına yattı ve eşine üzerini örtmesini söyledi. Tam bu sırada “Ey örtünüp bürünen (Peygamber!) Kalk da uyar; Rabb’ini yücelt. Elbiseni temiz tut.
12
Kötülüklerden uzak dur.” Müddessir suresi, 1-5.ayetler indirildi.İlk gelen ayetler, Hz. Muhammed(sav) in Peygamber olarak seçildiğini ortaya koyuyordu. İkinci gelen vahiy ise Hz. Muhammed’den insanları İslam dinine davet etmesini istiyordu. Allah’ın bu emri üzerine Peygamberimiz insanları gizli gizli İslam’a davet etmeye başladı. O İslam dinini öncelikle yakın çevresinde güvenli bulduğu kişilere anlattı. Ona ilk inananlar; eşi Hz. Hatice, yakın arkadaşı Hz. Ebu Bekir, amcasının oğlu Hz. Ali ve kölesi Zeyd oldular.
AÇIK DAVETİN BAŞLAMASI (613-614 MS)
Peygamber (sav) Efendimiz ilk üç yıl halkı gizlice İslâm'a davet etti. Yalnızca çok güvendiği kimselere İslâm'ı açıkladı. Başta Hz. Ebû Bekir olmak üzere, Hak dini kabul etmiş olanlar da, el altından güvendikleri arkadaşlarını teşvik ediyorlardı. Bu üç yıl içinde Müslümanların sayısı ancak 30'a çıkabildi. Bunlar ibadetlerini evlerinde gizlice yapıyorlardı. Peygamberliğin dördüncü yılında (614 M.) inen: "Sana emrolunan şeyi açıkca ortaya koy, müşriklere aldırma." (el-Hicr Sûresi, 94) anlamındaki Ayet-i Celile ile İslâm'ı açıktan tebliğ etmesi emrolundu.
13
Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) halkı açıktan İslâm'a davete başladı. Harem-i Şerif'e gidip kendisine inen ayetleri açıktan okuyordu: "Ey insanlar şüphesiz ben, göklerin ve yerin mülk (ve hâkimiyetine) sâhip ve kendinden başka hiç bir tanrı olmayan, dirilten ve öldüren Allah'ın sizin hepinize gönderdiği Peygamberiyim. O halde Allah'a, ümmî nebiy olan Rasûlune-ki O'da Allah'a ve O'nun sözlerine inanmıştır,- imân edin, O'na uyun ki doğru yolu bulmuş olasınız..." (el-A'raf Sûresi, 158) diyerek onları İslâm'a dâvet ediyordu. Açık davetin başlamasından sonra, halkla daha kolay temas edebilmek için Rasûlullah (sav), kendi evinden, Safâ ile Merve arasında işlek bir yerde bulunan "Erkam" ın evine taşındı. Bir çok kimse bu evde İslâm'la şereflendiği için bu eve "Dâr-ı İslâm" denildi.
14
Hz. Hamza’nın Müslüman Oluşu:
Hz. Hamza peygamberimizin hem amcası hemde süt kardeşiydi. Peygamberimizi çok sever ona karşı şefkatliydi. Peygamberimiz bir gün “Safâ” tepesinde otururken yanından Ebû Cehil geçti. Rasulullah (s.a.v)’e çirkin sözlerle hakarette bulundu. Peygamberimiz hiç bir karşılık vermedi. Hamza o gün ava gitmişti. Dönüşünde, bir cariye, olayı Hamza’ya anlattı. Hamza henüz Müslüman olmamıştı. Yeğenine hakaret edilmesine dayanamadı, silahını çıkarmadan, derhal Kureyş’in toplantı yerine gitti. “Kardeşimin oğluna hakaret eden sen misin?” diyerek yayı ile Ebu Cehil’in kafasına vurup yaraladı. Ebu Cehil, Hz. Hamza Müslüman olabilir anlayışıyla sesini çıkarmadı. Hz. Hamza, Rasulullah (s.a.v)’e giderek Onu teselli etmek istedi. Rasulullah (s.a.v)’in ancak iman etmesi ile memnun olacağını söylemesi üzerine, şehadet getirip Müslüman oldu.
15
Habeşistan’a Hicret
Günden güne artmakta olan müşriklerin eza ve cefaları, müslümanlar için dayanılmaz bir hal almıştı. Peygamber Efendimiz Erkam'ın evinde ikamet etmeye başladıktan sonra bu eziyetler daha da arttı. Bu sebeple Resulullah, müslümanlardan isteyenlerin Habeşistan'a hicret etmelerine müsaade etti.
Müslümanlar ilk defa Miladi 615 yılında, dördü kadın olmak üzere, 15 veya 16 kişi Habeşistan'a hicret ettiler. Bunların içinde Osman bin Affan ile ailesi Peygamberimizin kızı Rukiye de bulunuyordu. Bu hicreti haber alan müşrükler, arkalarından takipçi gönderdilerse de onları bulamadan geri döndüler. Bu hicret Habeşistan Necaşi si Ashame devrine rastlamaktadır.
Birinci Habeşistan hicretinden sonra Hz.Muhammed (SAV)'e Necm suresi indirildi. Oda bu sureyi Harem-i Şerif'e müşriklere okudu. Surenin içinde müşriklerin putlarından Lat, Uzza ve Menat'ında adları geçmekte idi. Surenin sonunda secde emredildiğinden Resulullah Efendimiz sureyi bitirince secde etti. Müşrikler de surede putların ismi geçtiğinden onunla birlikte secde ettiler. Bu olay neticesinde Mekkeliler toptan müslüman oldu diye asılsız bir söylenti çıktı. Bu söylenti Habeşistan'da da duyulunca orada bulunan müslümanlar geri döndüler. Ancak müşriklerin zulüm ve işkencelerinin daha da çoğaldığını görerek döndüklerine pişman oldular.
16
Hz. Ömer’in Müslüman oluşu:
Hz. Ömer kızgın bir şekilde peygamber efendimizi öldürmek için yola koyulur. Yolda giderken Abdullah oğlu Nuaym’a rastlar kız kardeşi Fatıma ve kocasının Said bin Zeyd’in Müslüman oldukları haberini verir. Hiddetlenerek yolunu çevirir ve kız kardeşinin evi basmaya gider. Kapının yanına yaklaşınca kuran seslerini duyar. Kapıyı şiddetle çalmaya başlar. Hz. Ömer’in sesini duyunca kuran sahifelerini hızlıca sakladılar ve kapıyı açtılar. Hz. Ömer onlara “Nedir o okuduğunuz şey”? diye bağırdı. Ömer:-“İşittiklerim doğruymuş” diyerek, hiddetle eniştesinin üzerine atıldı. Araya giren kız kardeşinin, bir tokatla yüzünü kan içinde bıraktı. Canı yanan kız kardeşi Fatıma:-“Ya Ömer, Allah’tan kork. Ben ve eşim Müslüman olduk, bundan gurur duyuyoruz ve senden korkmuyoruz. Öldürsen de dinimizden dönmeyiz”… dedi ve şehadet getirdi. Yüzü kan içindeki kız kardeşinin bu hâli ve sözleri Ömer’i sarstı, kalbinde bir yumuşama başladı, adeta yaptıklarına pişmandı.
Olduğu yere oturdu:-“Hele şu okuduğunuz şeyi getirin, göreyim”, dedi. Kız kardeşi Kuranı Kerim sahifesini O’na verdi. Bu sahife “Ta Ha” veya “Hadid” Suresinin ilk ayetleriydi. Ömer büyük bir ilgi ile sahifeyi okumaya başladı. Bu olaydan sonra derin bir düşünceye daldı ve bu olaydan sonra peygamberimizin huzuruna çıkarak Müslüman oldu.
17

Habeşistan’a Hicret
Günden güne artmakta olan müşrüklerin eza ve cefaları, müslümanlar için dayanılmaz bir hal almıştı. Peygamber Efendimiz Erkam'ın evinde ikamet etmeye başladıktan sonra bu eziyetler daha da arttı. Bu sebeple Resulullah, müslümanlardan isteyenlerin Habeşistan'a hicret etmelerine müsaade etti.
Müslümanlar ilk defa Miladi 615 yılında, dördü kadın olmak üzere, 15 veya 16 kişi Habeşistan'a hicret ettiler. Bunların içinde Osman bin Affan ile ailesi Peygamberimizin kızı Rukiye de bulunuyordu. Bu hicreti haber alan müşrükler, arkalarından takipçi gönderdilerse de onları bulamadan geri döndüler. Bu hicret Habeşistan Necaşi si Ashame devrine rastlamaktadır.
Birinci Habeşistan hicretinden sonra Hz.Muhammed (SAV)'e Necm suresi indirildi. Oda bu sureyi Harem-i Şerif'e müşriklere okudu. Surenin içinde müşriklerin putlarından Lat, Uzza ve Menat'ında adları geçmekte idi. Surenin sonunda secde emredildiğinden Resulullah Efendimiz sureyi bitirince secde etti.
18
Müşrikler de surede putların ismi geçtiğinden onunla birlikte secde ettiler. Bu olay neticesinde Mekkeliler toptan müslüman oldu diye asılsız bir söylenti çıktı. Bu söylenti Habeşistan'da da duyulunca orada bulunan müslümanlar geri döndüler. Ancak müşriklerin zulüm ve işkencelerinin daha da çoğaldığını görerek döndüklerine pişman oldular.
Miladi 616 senesinde (İslamiyetin 7 yılında) 100 kişi kadar bir islam kafilesi, Hz.Ali'nin ağabeyisi Cafer Tayyar'ın başkanlığında ikinci defa Habeşistan'a hicret ettiler. Kureyşliler İslamiyetin etrafa yayılmasından endişe ederek Habeşistan'a göç eden müslümanları geri almak üzere Habeş hükümdarına değerli hediyelerle birlikte elçiler gönderdiler. Hırıstiyan olan hükümdar müslümanlarla elçileri, huzurunda yüzleştirdi. Müslümanların başkanlığını yapmakta olan Cafer'i Tayyar, hükümdara islamiyetin esaslarını izah ettikten sonra Meryem suresini okudu. Bu ayetleri dinleyen hükümdar;
“Allah'a yemin ederim ki bu kelamlar Hz.İsa'ya gelen sözlerle aynı kaynaktandır” diyerek Kureyş elçilerine müslümanları geri vermeyeceğini bildirdi. Daha sonra Habeş hükümdarı müslümanlarla uzun uzun konuşmalar yaptı. Bazı tarihçelerin beyanlarına göre hükümdar gizlice islamiyeti kabul etmiştir.
19
Benefits:
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors
READ
31
- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
BUY THIS BOOK (from $5.79+)
-
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
Liked By
X
Encourage this author
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
Problem with this book
X
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem
Which pages have problems?
Please describe the problem:
left text
right text
"Muhammed"
İçindekiler İslam Öncesi Mekke Fil Vakası İslam Öncesi Arap Toplumunun Sosyal Yapısı İslam Öncesi Arap Yarımadasında Dinî Durum Hz. Muhammed (sav)’in Soyu Hz. Muhammed (sav)’in Doğumu Hz. Muhammed (sav) Dedesi ...
(30 pages)
Privacy level:
PUBLIC
39 reads
1 fan
Report

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!