
Projede Görevli Öğretmenimiz
Dilek SİVAZ
Projede Günlüğümüzü Hazırlayan Öğrencilerimiz
Azra DURU
Beyza İrem ORAL
Sudenaz KAYA
Sena AYDIN
Elif BİLGEN
Feyza ŞİMŞEK
Ecenur DAŞLICA
İrem ÇOKSOYLU
Edanur YILAN
Gül Kiraz KARADUMAN
Bilge ÜNSAL
Merhaba sevgili günlük!
Bugün uzun bir yolculuktan sonra Nevşehir’e ulaştım. Yolculuk boyunca cama kafamı yaslamış, tüm bu güzelliklere bakarak iç geçirmiştim. Bu yer gerçekten sana kendini sorgulatıyor, seni düşündürüyordu.
Yolculuk bittiğinde ise elimde valizim, yüzümde yorgun bir tebessümle önceden rezervasyon yaptığım Nevşehir’in ünlü kaya otellerinden birine gelmiştim. Bu, içimde antik bir hissiyat uyandırmıştı.
Tüm gece tavana baktım, inceledim, düşündüm...gerçekten de sihirli bir yerdi burası.
Bu anlamlı geziden sonra, ilk durağım belli olmuştu. Kızılçukur Vadisi'nde güzel bir gün geçirdim. Tur arkadaşlarımla birlikte gittik. Öncesinde Salkım Tepesi'ne, daha sonra Kızılçukur Vadisi'ne geldik ve şunu söyleyebilirim ki: Burası mükemmel bir yerdi. Salıncaklar ve fotoğraf çekinebilmek için kurulan harika düzenekler vardı ve ben de bu şansı değerlendirerek hepsinde olabildiğince fotoğraf çekinmeye çalıştım. Hepimiz toplu fotoğraflar çekindik. Arabadan indiğimizde bir turist kafilesi ile karşılaştık ve onlarla konuşmaya çalıştık. Bize çok garip bakıyorlardı, galiba dilimizi bilmedikleri içindi çünkü biz kendi halimizde konuşup, gülüşüyorduk.
Biz fotoğraf çekerken, turistlere özel Nevşehir'e ait üzüm şarabı patlattılar. Az kalsın arkadaşımın üstüne patlatıyorlardı. Turdaki bir diğer arkadaşım, olanlara çok garip bakıyordu, onu suçlamamak gerek. Bu ilginç gelenekle ben de ilk defa karşılaşıyordum. En sonunda arkadaşlarımla, mükemmel manzaranın tadını çıkararak güzel bir yemek yemiştik. İşte o an dedim ki: ‘’İyi ki gelmişim buraya, huh?’’ Kızılçukur Vadisi'ne neden böyle dediklerini gidince öğrendim, çünkü her yer kızılımsı bir renkteydi. Öğrendiğim bir bilgiye göre ikindi vakitlerinde rengi daha belirgin oluyormuş.

Nevşehir gittikçe ilginçleşmeye devam ediyor, acaba bir sonrakinde neler yaşayacağım sevgili günlük?
Bir sonraki durağım ilginç, kültürel açıdan zengin bir köydü: Mustafapaşa Köyü. Dünyadaki tek bebek müzesini yapısında taşıyan, her mevsimi kendine göre kapsamlarıyla barındıran tarihi bir köy. Burada eski bir medresenin yanında birbirinden güzel tarih ve geçmişe sahip birçok kilise de bulunuyor. Olmazsa olmaz güzelliğiyle Asmalı Konak da bu eserlerin arasında. Bu tarihi yere 7.sınıftayken okul değişikliğim yüzünden gelmiştim. Buranın adını çoğu zaman duymama rağmen hayatımda ilk defa okulum sayesinde buraya gelmiştim.
Geldiğim günden itibaren Mustafapaşa'daki insanlar sanki daha önce buraya birçok kez gelmişim gibi iyi ve hoşgörülü davrandılar. Oradaki insanlar bu kadar içten ve samimi olmasaydı belki de okula bu kadar kolay alışamayacaktım. Bir keresinde sosyal bilgiler dersi sayesinde röportaj için Asmalı Konağa gitmiştim. Dışının oymalı yapısını incelerken hayretler içindeydim. Bu kadar zaman geçmişti ve yapı hala büyüleyiciydi. Bu yapıyı incelerken iyi ki bu röportaj için seçilmişim diye düşünmüştüm.
Kiliseleri gezerken bu kiliselerin yapıldığı zamandaki el işçiliğini düşünerek o zamanki mimariyi çok merak ettim. Bir de Mehmet Şakirpaşa Medresesi'nin oyma işçiliği beni hayretler içinde bırakmıştı. Hepsi çok eski tarihlere dayanmalarına rağmen nasıl bu kadar gelişmiş eserlerdi anlayamamıştım. Kısacası Mustafapaşa’daki kültür ve din farkları ayrımcılık oluşturmak yerine kültür birleşimi mükemmel eserler oluşturmuş. Nevşehir'deki nüfus burada yaşıyor, ama tam anlamıyla tarihini bilmiyor.

Bugün ise neredeyse her kaya bloğunun oyularak ibadet, yaşam ve öğreti alanlarına dönüştürüldüğü, her alanında kutsallığın sanatla birleştiği müzeye gittim. Müzeden sonra anladım ki her insan tarihini ve geçmişini bilmeli.
Orada birçok kilise, şapeli, yemekhane ve manastır bulunuyor ve hepsi de çok ilgi çekici. Kilisede işlenen konular İncil ve Hz. İsa'nın hayatından alınmıştır. Bu kiliselerin içindeki resimlerden de anlaşılabilir. Kiliselerin içine girince çok şaşırdım çünkü taşlar sanki el ile yapılmamış, makine ile yapılmış gibiydi.
Kiliselerin içindeki boyama teknikleri ise yapıldığı döneme göre farklılıklar gösteriyor. Vadide yaşamın başladığı İlk Hristiyanlık dönemindeki geometrik desenli boyamalar, daha geç tarihlerde yerini dinsel içerikli boyamalara bırakıyor. Çoğunlukla Hazreti İsa’nın ve İncil’in hikayelerini anlatan freskler de ise, hala o dönemlerin kokusu geçmemiş, renklerinin feri sönmemiş, ‘bir zamanlar bizler de yaşadık’ diyen enerjisi tükenmemişti. Gerçekten çok eski olmasına rağmen hâlâ çok güzel ve yeni duruyor. İnsan bir kez dahi olsa görmeli bu yeri.
Ertesi gün ise hep beraber Kaymaklı yeraltı şehrini gezdik. Kale denilen küçük tepenin altında bulunan yeraltı şehri, Kapadokya’da bulunan yaklaşık 36 yeraltı şehrinin en büyüğüymüş. En derini ise isminden de anlaşılacağı üzere Derinkuyu’da bulunuyormuş. Kaymaklı yeraltı şehri 8 katlı olup sadece 4 katı ziyaretçiye açıkmış. Bu beni çok şaşırttı. O zamanın teknolojisi ile yerin 8 kat altına gidebilmek oldukça zor olmalı. Burayı gezmek benim için yorucuydu. Kapadokya’daki en büyük yeraltı şehri olmasına rağmen bazı yerler aşırı dardı ve oralardan tek sıra halinde geçmek zorundaydık.
Işıklandırma olmasına rağmen bazı yerler cidden ürkütücüydü, özellikle havalandırma boşluğu ve odanın içinde bulunan küçük odacıklar. Gayet güzel bir gündü. Günün sonunda yorulmamıza rağmen güneşin batışını kaleden izlemek zevkliydi, tüm Kaymaklı gözümüzün önündeydi. Daha sonra, arkadaşlarımla burayı gezmek, hediyelik eşya satan yerlerden hediyeler almak ve tabii ki onlara kaymak ısmarlamak isterim…
Kaymaklı’dan epey etkilenmiş, burayı hiçbir şeyin geçemeyeceğini düşünmüştüm. Elbette, yanlış düşünmüşüm. Kapadokya sürprizlerle dolu bir pandora kutusuydu adeta. Arkadaşlarımla biraz düşündükten sonra Zelve Açık Hava Müzesine gitmeye karar vermiştik. Gitmeden önce tarihini araştırmıştım.
Zelve 9 ila 13’üncü yüzyıl arasında Hristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden biri olduğu düşünülüyor. Birçok kilise, manastır, tüneller, yerleşim yerleri, bir cami ve köy meydanı var.

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.19+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!