İÇİNDEKİLER
SAYGILI ÇOCUKLAR SINIFI-DUYGU SÖYLER-DİNAR TOKİ İLKOKULU 2
PENGU VE ARKADAŞLARI - EMİNE AKAR - İNEGÖL ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ORTAOKULU 5
CAN VE KÖPEĞİ ÇOMAR-AYSUN BİLGE FENERCİOĞLU-İNEGÖL ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ ORTAOKULU 8
İYİ KALPLİ KÖPEK BALIĞI KİKİ-ZELİHA ACAR KÜÇÜKER-DİNAR TOKİ İLKOKULU 10
SEVGİ - EMİNE GÜL ŞAHİN-VAN EĞİTİM DERNEĞİ ANAOKULU 12
MİNİK KAPLAN- GÜLCAN SAYDAN- 15

SAYGILI ÇOCUKLAR SINIFI
Mete "Duygu'lu çocuklar anasınıfına" gidiyordu. Okula başladığından beri Mete okul kurallarına uymak istemiyordu. Arkadaşları ne zaman sıraya geçse sıranın en önüne geçmek için ağlıyordu. Arkadaşlarının oynadığı oyuncakları onların elinden izinsizce çekip alıyordu, arkadaşlarına karşı saygıszca davranıyordu.

Öne ben geçeceğim
bana ne !!!
Mete böyle davrandığı için arkadaşları da onunla oynamak istemiyor, her geçen gün ondan uzaklaşıyorlardı. Artık Mete'nin oyun oynayacağı kimse kalmamıştı ve bu durum Mete'yi çok üzüyordu.


Durumu farkeden öğretmeni Mete ile konuşur. " Meteciğim arkadaşlarına karşı saygılı davranmadığın için arkadaşların artık seninle oynamak istemiyor. " dedi. Mete hatasını anladı. Arkadaşlarından özür diledi. O günden sonra Mete saygılı bir çocuk oldu ve artık tüm arkadaşlarıyla birlikte çok güzel vakitler geçirdiler.












PENGU VE ARKADAŞLARI
Kutuplarda yaşayan Pengu arkadaşlarından biraz farklıymış, eğlenmeyi, gülmeyi, ilizyon gösterileri yapmayı çok sever ve farklı kıyafetler giyermiş.Arkadaşları onunla vakit geçirmek istemezlermiş.Pengu bu duruma çok üzülmüş ve birgün yanlarına gidip
-Neden benimle oynamıyorsunuz demiş.
Diğer penguenler
-Sen bizden farklısın o yüzden seninle arkadaş olamayız ki demişler.











Pengu
-Neden öyle düşünüyorsunuz ki sizden farklı giyiniyor olmam, kötü olduğum yada arkadaşlık yapamayacağımız anlamına gelmez.Hem birbirimizi dış görünüşümüze göre yargılamamalıyız belki de birlikte çok güzel vakitler geçirebiliriz değil mi dedi.
Diğer Penguenler Utanarak
-Aslında haklısın Pengu belkide çok iyi arkadaş olabiliriz.Hem hepimiz aynı olsak zaten çok sıkıcı olurdu değil mi dediler.
Pengu bu duruma çok mutlu oldu ve
-Teşekkür ederim arkadaşlar,hadi şimdi biraz eğlenelim dedi









Ve Pengu arkadaşları için bir kaç ilizyon gösterisi yaptı.Hepsi çok eğlenmiş çok gülmüşlerdi.Önce şapkadan kuş çıkardı.Sonra şapkasından arkadaşları için şeker çıkardı.Bütün penguenler o kadar çok eğlenmişlerdi ki Pengu'yu çılgınca alkışlamaya başladılar.Pengu da arkadaşlarıda çok mutluydu ve gerçekten çok keyifli vakitler geçirmişlerdi.
Penguenler -Pengu senle arkadaş olmak istemediğimiz ve senden uzak durduğumuz için çok özür dileriz,sen bize gerçekleri gösterdin artık kimseyi dış görünüşü ile yargılamayacağız.Hem arkadaş olmak çok güzel arkadaşlık çok güzel iyi ki bizim arkadaşımızsın seni çok seviyoruz dediler.
Pengu -İyi ki sizde benim arkadaşımsınız, bende sizi çok seviyorum canım arkadaşlarım dedi.
O günden sonra hepsi çok yakın arkadaş oldular ve asla birdaha kimseye kötü davranmadılar.
Çok mutlu bir şekilde yaşadılar ve
arkadaşlığın ne kadar önemli olduğunu
anlamış oldular.







şak şak şak
şak şak şak
hahaha
hahaha


CAN VE KÖPEĞİ ÇOMAR
Bir varmış bir yokmuş.Can adında bir çocuk varmış.Can ailesiyle birlikte yazın okullar tatil olduğunda dedesinin yanına köye giderdi.Can köyde dedesine koyunları otlatırken yardımcı oluyordu.Bir gün dedesi Can'a dedi ki;
-''Sen artık büyüdün,yarın koyunları otlatmaya köpeğin Çomar'la birlikte yalnız gideceksin,ben yanında olmayacağım'' dedi.
Can dedesine birşey söyleyemedi,ama koyunları otlatmaya yalnız götürmekten,onları kurta kaptırmaktan çok korkuyordu.Bunu dedesine söyleyemedi ve ''tamam'' demek zorunda kaldı.O gün öğleden sonra Can arkadaşları Arda ve Murat ile dışarıda oyun oynuyorlardı.
Can arkadaşlarına dedi ki;




























-''Dedem beni yarın koyunları otlatmak için köpeğim Çomar'la birlikte yalnız göderecek,kendisi gelmeyecek'' dedi.Arkadaşı Arda gülmeye başladı!
-''Can sen yapamazsın ki,o koyunları kurta kaptırısın'' dedi.Can arkadaşının söylediklerine çok üzüldü.Koşarak eve gitti.Evdekilere hiç birşey söylemedi.
Ertesi gün Can sabah erkenden uyandı.Dedesiyle son hazırlıkları yaptılar ve Can köpeği Çomarla birlikte koyunları alıp korkarak yola çıktı.
Can o gün yaylada köpeği Çomarla birlikte koyunları otlattı ve koyunları kurta kaptırmadan mutlu bir şekilde köye döndü.Arda ve Murat Canın dönüşünü bekliyorlardı.Arda Canın koyunları kurda kaptırmadan köye döndüğünü görünce Candan özür dileyip,''beni affedermisin'' dedi.Can arkadaşının özürünü kabul etti.
Artık Can yazları köye gediklerinde hiç korkmadan,kendine güvenerek,köpeği Çomarla birlikte yalnız başına koyunları otlatmaya gidebiliyordu.












İYİ KALPLİ KÖPEKBALIĞI KİKİ
Okyanusun derinliklerinde kurulmuş bir şehir vardı. Yosun kaplı kayalıklardan evler, deniz kabuklarıyla süslü sokaklar... Bu okyanus şehirde Kiki adında bir köpekbalığı yaşardı. Keskin sivri dişleri ve sert görünüşünün ardında iyi bir kalbi vardı. Yine de şehirde yaşayan tüm canlılar ondan korkardı. Bu yüzden hep yanlızdı. Bu şehirde yaşayan en küçük balık Ubi bir gün kimseye haber vermeden gezintiye çıktı. Az gitti,uz gitti... Derken bir balıkçı ağına takıldı. Ne yaptıysa kurtulamadı. O sırada tam oradan geçen Kiki, küçük balığı farketti. Keskin ve güçlü dişleri ile tek seferde ağları kesti ve Ubi'yi kurtardı. Şaşkınlık içinde olan Ubi; "Çok teşekkürler Kiki. Senin iyi




kalpli bir köpekbalığı olduğunu hiç düşünmemiştim." dedi. Bu sözleri duyan Kiki çok mutlu oldu. Birlikte şehre dönen iki balığı gören şehir sakinleri gözlerine inanamadı. Ubi olanları herkese anlattı. Çok utanan şehir sakinleri; "Şimdiye kadar seni yanlız bıraktığımız için bizi affet Kiki. Senden korktuğumuz için senden uzak durduk. Ama senin bu kadar iyi kalpli ve yardımsever olacağını düşünemedik." dediler. Çok mutlu olan Kiki; "Sevgili dostlarım, sivri dişlerimle ürkütücü göründüğümü biliyorum. Ama ben iyilik yapmayı,yardım etmeyi çok seviyorum." dedi. Tüm dostlarını affetti. Birini tanımadan ona böyle davranmanın yanlış olduğunu anlayan şehir sakinleri iyi kalpli dostlarına sıkı sıkı sarıldılar. Her yerde olduğu gibi bu okyanus şehrinde de yine iyilik ve yardımseverlik kazandı.
SEVGİ
Gülşah bir evin tek çocuğuymuş. Herkes tarafından çok sevilirmiş.Okulda ki arkadaşları öğretmenleri de onu çok severmiş. Fakat Gülşah’ın çok büyük bir sıkıntısı varmış. Hayvanlardan çok korkar nerde kedi, köpek ,civciv bile görse korkup oradan koşarak uzaklaşırmış. Annesi ve babası bu durma çok üzülürmüş. Kendilerinin sebep olduklarını Gülşah’ı aşırı koruyucu yetiştirmenin sonucu olarak görürlermiş . Tüm aile ve öğretmeni bunun nasıl aşabileceklerini Gülşah’ın hayvanları nasıl sevebileceği hakkında konuşurlarmış.





Okul bitince yaz tatili için Gülşah büyükannesi ve büyükbabasının yanına köye gitmeye karar vermiş. Annesi ve babasının işleri yoğun olduğundan Gülşah’ı köye bırakıp dönmek zorunda kalmışlar. Gülşah bu duruma çok üzülmemiş çünkü büyükannesi ve büyükbabasını çok özlemiş ayrılmak istememiş.

Gülşah balkonda otururken ince bir miyav sesi duymuş. İlk başta sesin nerden geldiğini anlamamış düşmüş sesin peşine. Birde bakmış ki balkondaki koltuğun altında miniminnacık gri bir kedi yavrusu. Gülşah ilk defa bir hayvandan korkmamış. Ona karşı onun masumiyetine ve küçüklüğüne sevgi duymuş. yavaşça yanına yaklaşmış. Minik kedi Gülşah’ın kucağına çıkmış içi o kadar sevinç ve sevgi ile dolmuşki kalbi pıt pıt atmaya başlamış. Büyükannesi Gülşah’ı kediyle görünce torununun hayvan korkusunun yerini kocaman bir sevginin aldığını görünce Gülşah’a sarılmış. Tüm canlıları sevmenin Gülşah’a ne kadar iyi geleceğini sevgisinin korkusunu yeneceğini söylemiş. Gülşah minik kedisine Pamuk ismini vermiş. Ve köyde ki hayvanlar için yaz günlerinde her gün kapısının önüne su ve yiyecek bırakmış.Harika bir tatil geçirmiş .

MİNİK KAPLAN
Minik Kaplan ailesiyle birlikte ormanda yaşıyordu. O gün hava biraz bulutluydu ama yine de ışıl ışıl gözüküyordu. Anne Kaplan minik Kaplan ve kardeşine yemek bulmak için ormana gitmişti. Giderken minik Kaplana kardeşini yalnız bırakmamasını söylemişti çünkü yeni doğan kaplanlar bir hafta hiçbir şey göremezdi.
Minik Kaplan kardeşiyle birlikte annesini beklerken gözü bulutlara takıldı. Bulutlar rengârenkti. Gökyüzünde her renkten bulut vardı. Kırmızı, sarı, mavi, yeşil, turuncu, pembe çok renkliydiler. Gözlerini gökyüzünden alamadı. Minik kaplan kardeşini unutmuştu.
Gökyüzüyle dans ediyor gibiydi oradan oraya koşuyordu. Bulutlar o kadar güzeldi ki. Aniden yağmur yağmaya başladı. Yüzüne düşen su damlalarıyla minik kaplan kendine geldi. Kardeşinden uzaklaştığını fark etti. Hızlıca geriye döndü. Anne kaplan dönmüştü kardeşiyle birlikteydi. Kardeşine bir şey olmamıştı.
Minik kaplan annesine
-Çok üzgünüm anne, sorumluğumu yerine getiremedim, dedi.
Anne kaplan üzülmüştü. Sorumluluk üzerine düşen görevleri yerine getirmektir, bundan sonra sorumluluğunu yerine getireceğini biliyorum, dedi.
Hep birlikte renkli bulutların altında anne kaplanın getirdiği yemeklerini yediler.

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!