



AKŞEHİR'İ GEZİYORUM
eTwinnig projemiz ortak ürün çalışması öykümüzün konusu Akşehir Sevgisi, isimlerimizdeki renk tonu ile öykümüzü oluşturduk.
Yazarlarımızın Renkleri
Sibel KILINÇARSLAN
Münire AYDIN İNAN
Abdullah İNAN
Canan CEYLAN
Fatih KOCA
Filiz KÖREKEN
Gülay YALIM
Hacer ŞENYİĞİT
Melahat ÖZKAN
Nilgün KURU DEMİRCİ
Semra ARSLAN
Yasemin SIR AKSU
Yunus YURT
Ünzüle GÖKÜŞ

Annem uyanmam için nazikçe sesleniyordu. Duymazlıktan gelmeye çalıştım, deneyimlerimden annemin kolay kolay pes etmeyeceğini biliyordum. Yeni bir gün olmuştu ve gün doğunca insanlar uyanırdı. Ben de uyanmalıydım. Bana uyumaya başlayalı daha bir saat bile olmamış gibi geliyordu. Gözlerimi açmaya çalıştım, gece boyu biriken onca ağırlığı göz kapaklarım kaldıramadı. Annem perdeyi çekip camı açtı. Odaya dolan ışık ve temiz hava uyanmayı reddeden zihnimi ve göz kapaklarımı birazcık da olsa kendine getirdi. Yavaş yavaş yataktan doğrulup kalktım. Ağır adımlarla lavabonun yolunu tuttum.

Elimi yüzümü yıkadım. Tarık BUĞRA 'nın "Küçük Ağa " romanını okuduktan sonra pencereden Tekke Deresi 'ne bakmadan günlük planlarımı yapmıyordum. Tarık BUĞRA, Küçük Ağa romanında 'Tekke Deresi kapalıysa Akşehir'e yağmur mutlaka yağar. ' diyordu.Tekke Deresi pırıl pırıl bir güneşe boğulmuştu. O zaman bugün hava çok güzel olacaktı.

Hava güzel olacaksa o zaman bugün Akşehir'de gezmeliydi. Bu bahar gününde Nasrettin Hoca'nın Türbesi'nin etrafında badem çiçekleri açmıştır veya Hıdırlık yolunda ıhlamur ağaçlarının çiçek kokuları mis gibidir. Bugün Akşehir 'de güzel gezilir.

Hemen arkadaşımı aradım. Böyle güzel bir günde evde kapalı kalamazdık. Ona Akşehir’in tarih kokan yerlerinden, Akşehir evlerinin oraya gidip oradan yukarıya doğru temiz hava ve bol oksijen alarak Akşehir Kent Ormanı’nda bir kahve içmeyi teklif ettim. Böyle bir güzellik karşısında arkadaşım bana karşı gelemedi. Teklifimi hemen kabul etti. Saat 14.00’de Anıt Meydanı’nda buluşmaya karar verdik.

Saat 14.00 olduğunda arkadaşım Melekgirmez Hanı'nın önünde belirdi. O'na doğru yürümeye başladım. Aklımda Kent Ormanı'na nereden gideceğimizle ilgili oluşturduğum planı hızlıca tekrar gözden geçirdim. 800 Yıllık Selçuklu eseri Ulu
Cami'nin önünden Nasrettin Hoca Etnoğrafya Müzesi'nin yanından eski Akşehir evlerini seyrederek ve selamlayarak devam edecektik yola.

Arkadaşımla birlikte, eski Akşehir sokaklarında yürümeye başladık.Tarihi bir gezintiye çıkmış gibi hissediyordum.Ulu Cami’nin eşsiz görüntüsü huzurla doldurdu içimi...Bu sokaklardaki evler nice yaşanmışlıklar barındırıyordu içinde.. Hüzünler, umutlar, heyecanlar, düğünler, bayramlar. Kimbilir kimler geldi, kimler geçti bu yollardan? Ben böyle dalmış gitmişken arkadaşımın sesiyle kendime geldim.Yüzündeki derin çizgilerden Akşehir’in tarihi geçmişine şahit olduğu belli olan yaşlı teyze ile sohbet etmekteydi.
Ne kadar güzeldi Akşehir insanı.. Sevecen, içten, huzur veren teyzenin yanından ayrıldık. Restorasyon çalışmaları ile ilk yapıldığı gün gibi görünen Akşehir evleri bizi çok etkilemişti. Gâvur Hamamı’na doğru yol aldık.

Akşehir’de Gavur Hamamı, Ermeni Hamam, Yukarı Hamam ya da Tarihi Hamam olarak da bilinen hamam 1800’lü yılların sonunda yaptırılmıştı. Yakın döneme kadar da faaliyetini sürdürüyordu. Fakat zamanla hava şartlarından ve insan etkisiyle tahrip olan ve yakın zamanda da yıkılma tehlikesiyle baş başa kalan Gâvur Hamamı'nda hummalı bir çalışma vardı. Restorasyon çalışmaları sürüyordu. Bakalım Akşehir sokakları bizi nereye götürecekti?

Sultan Dağları'nın muhteşem yeşilliği eşliğinde yolumuza devam ettik. Kent Orman’a varmadan bizi Nimetullah Nahçivani Türbesi karşıladı. Bahçesinde adaklarını adamaya gelmiş genç kızlar vardı. Nimetullah Nahçivani, Osmanlı Dönemi’nde yaşamış, Kur’an-ı Kerim’i ilk tefsir eden alimdir. Duamızı ettikten sonra Kent Orman’ın bahçesinde oturup biraz dinlenmeye karar verdik. Biraz ileride Tarık Buğra’nın doğduğu Tekke köyü gözüküyordu. Mis gibi bahar havası ile beraber su sesi bizi mest ettti. Kadim şehrimizde gezilecek çok yerler vardı. Adı ile tescilli, Eski Akşehir Evleri’nin ara sokaklarında yürümeye devam ettik.

Seyyid Mahmut Hayrani Türbesi’ne geldik. Kapıdan girince Ferruh Şah Mescidi karşılıyor bizi.Timur, Yıldırım Beyazıt'ı mescidin çilehanesinde (bodrumunda) tutsak etmiş. Türbenin bahçesinde Bizans ve Hitit Dönemi’ne ait taşlar var. Seyyid Mahmut Hayrani 13.yüzyılda yaşamış dönemin ünlü mutasavvıfıdır. Fatihamızı okuyup gezimize devam ettik.

Eski Akşehir evlerinin olduğu sokaklardan geçerken kendimizi Makedonya göçmeni kereste tüccarı Hacı Yunus tarafından 1894'de yapılan ve 1991'de on altı gencin öncülüğünde Akşehirli kurum ve esnafların da desteğiyle aslına uygun restore edilen Akşehir Evi' nin önünde bulduk.Akşehir'in son yüz yıllık dönemini yansıtan bu ev, adeta bir müze ve kültür evi halindeydi.Arkadaşımla Akşehir'in yöresel tatlarından olan peynir baklavasını yedikten sonra bu evin bahçesinde bulunan gelin ve damat figürlerinin yanında fotoğraf çektirmeden çıkamazdık.Bu fotoğraf bize Akşehir'in kültürünü,mimarisini yaşatan bir anı olarak kaldı.

Buradan da Milli Kurtuluş Savaşımızda önemli bir yeri olan Batı Cephesi Karargahı Müzesi'ne geldik.Büyük Taarruz öncesi ulu önder Mustafa Kemal Atatürk,askerlerimizin işgal edilen yerlerimize kırk beş dakikada atla ulaşabileceklerini tespit ettirmiş ve Akşehir'i harekat merkezi haline getirmiştir.Akşehir ne de güzel bir yerdedir.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $4.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $4.39+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!