



Matematiği sevenlere

İÇİNDEKİLER
1- EL-HAREZMİ (780-850) ...................................... 3
2- AHMET FERGANİ (805-861) ............................... 7
3- EL-BATTANİ (850-926) ........................................11
4- ULUĞ BEY (1394-1449) .................................... 17
5- MOLLA LÜTFİ (1446-1495) ............................... 21
6- MATRAKÇI NASUH (1480-1553) ....................... 25
7- GELENBEVİ İSMAİL EFENDİ (1730-1790) ......... 29
8- HÜSEYİN TEVFİK PAŞA (1832-1901) ................. 33
9- SALİH ZEKİ (1824-1921) .................................. 37
10- CAHİT ARF (1910-1997) .................................. 43
11- FEZA GÜRSEY (1921-1992) ............................... 47
EL-HAREZMİ
(780 – 850)

Yiğit Emir A.

Cebirin Kurucusu
Harezmi veya tam adıyla Ebu Ca’fer Muhammed bin Musa el-harizmi, matematik, coğrafya ve algoritma alanında çalışmış Farslı bilim insanıdır. Harezmi, 780 yılında Özbekistan’ın Harezm bölgesinin Hive şehrinde doğmuştur. Harezm’de temel eğitimini alan Harezmi gençliğinin ilk yıllarında Bağdat’taki ileri ilim atmosferini öğrenir. İlmi konulara meraklı olan Harezmi, bu konularda çalışmak için Bağdat’a gelir ve yerleşir.
Devrinde bilgileri himayesi ile meşhur olan Abbasi halifesi, Harezmi’deki ilim kabiliyetini haberdar olunca onu kendisi tarafından Antik Mısır, Mezapotamya ,Yunan ve Hint medeniyetlerine ait eserlerle zenginleştirilmiş Bağdat Saray Kütüphanesi’nin idaresinde görevlendirilir.
Sıfırı ilk kullanan bilim insanıdır. Doğrusal ve ikinci dereceden denklem çözmeye yaklaşımıyla cebrin ortaya çıkmasına neden olan kitabın adı: Tamamlama ve Dengeleme ile Hesaplama Üzerine Özlü Kitap’tır. Bu kitap 820’li yıllarda yazılan bir matematik kitabıdır. Çalışmalarından bazıları Fars ve Babillerin astronomisi, Hint sayıları ve Yunan matematiği üzerine kuruludur. Harezmi 850 yılında Irak’ın Bağdat şehrinde vefat etmiştir.


AHMET FERGANİ
(805- 861)
Elif Eslem D.


9. yüzyılın başlarında dünyaya gediği kabul edilen ünlü matematik ve astronomi bilgini Ahmet Fergani, çağının bilim ve kültür merkezlerinden olan Türkistan'ın Fergana bölgesindendir. Bilim ve kültür tarihimizin birinci elden kaynakları olan tezkireler de doğum tarihi ile ilgili bir bilgi bulunmamakla birlikte kendisi gibi bir astronom olan babasının adının Muhammed, dedesinin ise Kesir olduğu kayıtlıdır.
Ahmet Fergani, ilköğrenimini ünlü bilginlerin yetiştiği Fergana'da yaptı ve büyük bir ihtimalle astronomi konusundaki bilgilerini babasından aldı. Belli bir seviyeye geldikten sonra da mevcut bilgilerine yeni bilgiler katmak amacıyla da, çağının bilim, kültür ve aynı zamanda halifelik merkezi olan Bağdat'a geldi.

Ömrünün yarısına yakınını burada geçiren Fergani, kısa sürede matematik ve astronomi konularındaki bilgisini Bağdat bilim çevresine kabul ettirip, bilimin gelişmesine olan katkılarıyla bilim tarihinde adlarından övgüyle bahsedilen Abbasi halifelerinden Memun El-Mütevekkil döneminin en ünlü bilginleri arasına girdi.
861 yılında halife el-Mütevekkil tarafından Nil ırmağı kıyısında yapılan ölçüm işlerini yürütmesi için Mısır'a gönderilen Fergani'nin bundan sonraki yaşamı bilinmiyor.
EL BATTANİ
(850-926)
İrfan Kadir K.

Trigonometrinin Mucidi

Battani, dünyanın ilk üniversitesinin de kurulduğu günümüzde Türkiye sınırları içerisinde yer alan Şanlıurfa’nın Harran bölgesinde 859 yılında doğmuştur. Doğduğu bölgede insanlar Sabii inanışına sahipti ve bu kişiler yıldızlara tapıyordu. Battani’nin astronomiye ilgisinin bu inanışa bağlı olduğu düşünülse de kendisi Müslümanlığı seçmiş ve bilimsel çalışmalarını da dini amaçlarla gerçekleştirmiştir.
Çocukluk ve gençlik dönemini ünlü bir bilim insanı olan babası Cabir bin San’an el-Battani’nin yanında geçirerek ondan eğitimler aldı. Daha sonraları ise Fırat nehri üzerinde bulunan Rakka şehrine giderek burada eğitimini 40 yaşına kadar sürdürdü.
Bu şehirde bir de rasathane kurdu. Ardından Irak sınırları içerisinde bulunan Samarra şehrinde eğitimine devam etti.Battani, sadece İslam aleminde değil Batı dünyasında da tanınmış saygı duyulan bir bilim insanıydı.
Hem matematik hem de astronomi alanına çok büyük katkılar sağlayan bu saygıdeğer bilim adamı 929 yılında Samarra kendti yakınlarındaki Kasralcis bölgesinde hayata gözlerini yumduğunda gerisinde paha biçilemez bir miras bıraktı.

ÇALIŞMALARI:
Battani, astronomi alanındaki çalışmalarına Rakka’da kurduğu rasathanede başladı. Güneş ve Ayın görünen boyutlarında yıl içerisinde meydana gelen değişiklikleri tekrardan ölçerek kendisinden önceki astronomların çalışmalarını güncelledi. “Sabi Cetvelleri” adıyla hazırladığı yıldız kataloğuyla tam olarak 489 yıldızı sınıflandırmıştır. Bu yıldız kataloğu Avrupalılar tarafından Kopernik dönemine kadar kullanılmış ve bu cetvel ile Battani yıldız hareketlerini Batlamyus’tan daha doğru bir şekilde hesaplamıştır.
ESERLERİ:
Astronomi ve matematik alanın bir çok eseri bulunan Battani’nin 12. yüzyılda yazdığı “Yıldız Bilimi ve Yıldızların Hareketlerine Dair” adlı eseri en ünlü çalışması oldu. Günümüzde hala bu kitabın eski bir çevirisi Vatikan’da yer almaktadır ve Rönesansa kadar da bir çok akademi de farklı dillerde kullanılmıştır. Batı dünyası Battani’nin astronomi alanında yaptığı büyük çalışmalardan dolayı Ay’a onun ismini vermişlerdir. Avrupalıların Albategnius olarak bildiği bu isim Ay’a verildi.

ULUĞ BEY
(1394- 1449)
Burhan Berk A.


Uluğ Bey, 1393 yılında Azerbaycan'ın Sultaniye kentinde doğmuştur. Asıl adı Muhammed Taragay olup Timur tarafından sevilmesi nedeniyle Timurlular’daki emîr-i kebîr"'in Türkçe karşılığı olan "Uluğ Bey" unvanıyla anılmaya başladı 1394-1405 yılları arasında sarayda dinî ilimlerin yanısıra mantık, matematik ve hey'et(astronomi) tahsili gördü. 1404’te Timur tarafından Muhammed Sultan’ın kızı Öge Begüm ile evlendirildi. 1449 yılında oğlunun adamları tarafından öldürüldü.
Uluğ Bey, Semerkant'ta bir medrese ve bir de rasathane yaptırmıştır. Kadızade Rumi bu medreseye başkanlık etmiştir. Rasathane için yörede bulunan tüm mühendis, alim ve ustaları Semerkant'a çağırmıştır. Kendisi için de bu rasathanede bir oda yaptırarak tüm duvar ve tavanları gök cisimlerinin manzaralarıyla ve resimleriyle süsletmişti. Rasathanenin yapım ve rasat aletleri için hiçbir harcamadan kaçınmamıştır. Bu gözlemevinde yapılan gözlemler, ancak on iki yılda bitirilebilmiştir. Gözlemevinin yönetimini Bursalı Kadızade Rumi ile Cemşid'e vermiştir. Cemşid, gözlemlere başlandığı sırada ve Kadızade' de gözlemler bitmeden ölmüştür.
Gözlemevinin tüm işleri o zaman genç olan Ali Kuşçu'ya kalmıştır. Bu gözlem üzerine Uluğ Bey, ünlü "Zeycini" düzenlemiş ve bitirmiştir. Zeyç Kürkani veya Zeyç Cedit Sultani adı verilen bu eser, birkaç yüzyıl doğuda ve batıda faydalanılacak bir eser olmuştur. Zeyç Kürkani, bazı kimseler tarafından açıklanmış ve Zeyç'in iki makalesi 1650 yılında Londra'da ilk olarak basılmıştır. Avrupa dillerinin birçoğuna, çevrilmiştir. 1839 yılında cetvelleri Fransızca tercümeleriyle birlikte, asıl eser de 1846 yılında aynen basılmıştır.
MOLLA LÜTFİ
(1446-1495)
Deniz Y.

Osmanlı bilgini, Ali Kuşçu’nun öğrencisi, İbn-i Kemal’in hocası

Asıl adı Lutfullah olup Molla Lütfî diye tanınmıştır. İlköğrenimini çağının bilginlerinden olan babası Kutbüddin Hasan'ın yanında gördü. Daha sonra İstanbul'a giderek Sinan Paşa'dan mantık, felsefe, kelâm ve onun yönlendirmesiyle Ali Kuşçu'dan matematik dersleri aldı. Sinan Paşa ile öğretmen-öğrenci ilişkisinin ötesinde dost ve muhtemelen akraba olan Molla Lütfî, 1470 yılında vezirlik (bakan) makamına gelen hocasının önerisiyle Fâtih Sultan Mehmed tarafından Saray kütüphanesine hâfız-ı kütüb olarak tayin edildi.
Hem İslâmî ilimlerde hem de fen bilimlerinde eserleri olan Molla Lütfî’nin idamı geniş yankılar uyandırmış ve uzun yıllar tartışılmıştır. Ünlü bilginlerden Taşköprizâde'nin "eşi bulunmaz, üstün kişiliğe sahip rakipsiz bir âlim" dediği Molla Lütfî'nin idamının açıklanan sebebi, her ne kadar zındıklık ise de, bu hükmün gerçek sebebinin hemen bütün kaynaklar tarafından hasımlarının kıskançlık ve düşmanlığına bağlandığı görülmektedir. Onun, dönemin ileri gelenlerine ve bilginlere karşı tutum ve davranışlarına da yansıyan kırıcı kişiliği bu düşmanlığın pekişmesini kolaylaştırmıştır.
ESERLERİ:
Hâşiye alâ Hâşiyeti'ş-Şerhi'l-Metâli (Molla Lütfî'nin en hacimli eseridir. Seyyid Şerif el-Cürcânî'nin yazdığı bir hâşiye üzerine), Hâşiye alâ evâ'ili Şerhi'I-Mevâkıf (Cürcânî'nin yaptığı bir başka şerhine yazılmış bir hâşiyedir).
MATRAKÇI NASUH
(1480- 1564)
Matematikçi, Tarihçi ve Minyatürcü

Ali Talha Ö.

Kendisinin bulduğu matrak oyunu nedeniyle “Matrakçı” (Matrakî), kimi kaynaklarda ise “Silâhşör” sanlarıyla anılır. Kendi ifadelerinden babasının adının Abdullah, dedesininkinin Karagöz ve ailesinin Bosnalı olduğu anlaşılmaktadır. Matrakçı Nasuh küçük yaşta saraya alındı ve II. Bayezit zamanında Enderun (Saray okulu)’da eğitim gördü. Bu öğrenimi sırasında Enderun hocalarından Saî’nin öğrencisi oldu.
Minyatürcü ve hattat olan Matrakçı, ayrıca matematik ve tarih konularında kitaplar da yazmış çok yönlü bir bilgindir. Türlü silah ve mızrak oyunlarındaki ustalığı nedeniyle Osmanlı ülkesinde “üstad” ve “reis” olarak tanınması için 1530′da I. Süleyman (Kanunî) tarafından verilmiş bir beratı da vardı.

Özellikle geometri ve aritmetik alanlarında önemli bir bilim adamıydı. Uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamış ve bu konuda kendinden sonra gelenlere önderlik etmiştir. Matematiğe ilişkin iki kitabı “Cemâlü’l-Küttâb” ve Kemalü’l- Hisâb” ile “Umdetü’l-Hisâb”ı I. Selim (Yavuz) döneminde yazmış ve padişaha adamıştır. Bu yapıtlardan sonuncusu uzun yıllar matematikçilerin elkitabı olarak kullanılmıştır.
GELENBEVİ İSMAİL EFENDİ
(1730-1790)

Halil İbrahim M.

1730 yılında şimdiki Manisa'nın Gelenbe kasabasında doğan Gelenbevi İsmail Efendi, Osmanlı İmparatorluğu matematikçilerindendir. Asıl adı İsmail'dir. Gelenbe kasabasında doğduğu için ikinci adı onun bu doğduğu kasabadan gelir. Daha çok Gelenbevi adıyla ün kazanmıştır.
Önce, kendi çevresindeki bilginlerden ilk bilgilerini almıştır. Daha sonra, öğrenimini tamamlamak üzere İstanbul'a gitmiştir. Burada, çok değerli ve kültürlü öğretmenlerden yararlanıp matematik bilgisini oldukça ilerletmiştir. Müderrislik sınavını kazanarak 33 yaşında müderris olmuştur. Bundan sonra kendisini tümüyle ilme verip çalışmalarına devam etmiştir.
Hakkında şöyle bir öykü anlatılır: 'Bazı silahların hedefi vurmaması, padişah III. Selim'i kızdırmış ve bunun üzerine Gelenbevi'yi huzuruna çağırarak ona uyarıda bulunmuştur. Gelenbevi bunun üzerine hedefe olan uzaklıkları tahmin ederek gerekli silahlardaki düzeltmeleri yapmış ve topların hedefi vurmalarını sağlamıştır. Gelenbevi'nin bu başarısı padişahın dikkatini çekmiş ve padişah tarafından ödüllendirilmiştir.
Türkiye'ye logaritmayı ilk getiren Gelenbevi İsmail Efendi'dir. İsmail Efendi 1792 yılında Yenişehir’de vefat etmiştir.
Gelenbevi, Türkçe ve Arapça olmak üzere 30'dan fazla eser bırakmıştır. Hesab-ul-Küsur, Risale-i Azla’i Müsellesat, Şerh-i Cedavil-i Ensab, Risale ala Rub-il-Mukantarat ve Risale ala Rub-il Müceyyeb, Risalet-ül-Kıble eserlerini yazmıştır.Ayrıca İstanbul Fatih'te adını taşıyan Gelenbevi Anadolu Lisesi bulunmaktadır.
HÜSEYİN TEVFİK PAŞA
(1832-1901)
Osman B.


Hüseyin Tevfik Paşa 1832 yılında günümüzde Bulgaristan sınırları içinde bulunan, o zamanlar Osmanlı Devleti'ne bağlı Vidin kentinde doğdu.

1878 yılına kadar ABD'nin Rhode Island eyaletinde kaldı ve bu süre içinde matematikle uğraştı; Lineer Cebir adlı İngilizce kitabını bu sırada yazmış ve Argand'ın kompleks sayılarla ilgili teorisinde ileri sürdüğü çarpımı üç boyutlu uzaya uygulamanın bir yolunu bulmuştur.

Ölümüne kadar padişah II. Albdülhamid'in yaveri olarak görev yaptı. 16 Haziran 1901 tarihinde vefat etti. Mezarı Eyüp semtinde, Beybaba Sokağında bulunmaktadır.
SALİH ZEKİ BEY
(1864-1921)

Mevlüt Ö.

Halide Edip Adıvarın deyişiyle “bir entelektüel aristokrat” olarak tanınan Müderris Salih Zeki Bey İstanbul’da 1864 yılında doğmuştur. Yoksul ve babasız bir çocuk olarak Darüşşafaka’da eğitim görmüştür. 1882 yılında bu okulun lise kısmından mezun olduktan sonra bir süre devlet memuriyetinde çalışmış, ardından elektrik mühendisliği eğitimi almak için Paris’e gönderilmiştir.


Türkiye’ye döndükten sonra bilim tarihi ile ilgilenmeye başlayan Salih Zeki Bey, yurt dışında makalesi yayımlanan ilk Türk bilim tarihçisidir. “Mémoire sur les Chiffres Indiens” (Hint Rakamları Tarihi’) adlı bu makalenin yayım tarihi 1889’dur.

Salih Zeki Bey, bilim tarihi çalışmalarının yanı sıra dönemin önemli gazetelerinde yazarlık ve yöneticilik de yapmış, bunun yanında bazı köklü okullarda analitik geometri, matematiksel fizik, kimya, astronomi ve ihtimaller hesabı gibi dersler vermiştir.


Salih Zeki Bey çağdaş Türk bilim tarihçiliğinin kurucusudur. Türk bilim tarihçiliğinin ilk çalışmalarını yapmıştır. En başta Asar-ı Bakiye (Yüzyıllardan Arda Kalan)


Osmanlı Devletinin en önde gelen son dönem matematik bilginlerindendir.
Çağdaş matematiğin Türkiye’ye girişinde çok önemli hizmetleri olmuştur. Dârülfünun’da verdiği konferanslarla ve çeşitli eserleriyle sayılar kuramı, sanal sayılar, Öklid dışı geometriler ve ihtimaller hesabı gibi.
Astronomi ve mantık alanlarında kendinden sonrakilere yol gösteren önemli çalışmalar yapmıştır.


CAHİT ARF
(1910-1997)

İsmail Hakkı K.

Cahit Arf, 1910 – 1997 yılları arasında yaşamış dünyaca ünlü bir matematikçidir. Cisimlerin kuadratik formlarının sınıflandırılımasında ortaya çıkan ve kendi adıyla anılan “Arf Sabiti“ ve “Arf Kapanışları” gibi terimleri bularak, matematik ve bilim dünyasına önemli katkılarda bulundu.
Yüksek öğrenimini Fransa’da Ecole Normale Superieure’de 1932′de tamamladı. Sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde doçent adayı olarak çalıştı. Doktorasını yapmak için Almanya’ya gitti. 1938 yılında Göttingen Üniversitesi’nde doktorasını bitirdi.

Türkiye’ye döndüğünde İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde profesör ve Ordinaryus profesörlüğe yükseldi ve 1962 yılına kadar çalıştı. Daha sonra Robert Koleji’nde matematik dersleri vermeye başladı. 1964 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu ilk bilim kurulu başkanı oldu.
Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde araştırma ve incelemelerde bulundu; Kaliforniya Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak görev yaptı. Türkiye’de yaşamak istemesi üzerine kendi 1967 yılında Türkiye’ye döndü. Döndükten kısa bir süre sonra Kanada ve Amerika’daki üniversitelerden konuk öğretim üyesi olarak teklifler aldı. Ancak Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden gelen telefon bu üniversiteye atandığını ve uçak biletinin yolda olduğunu söylüyordu ve artık Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde göreve başlamıştı. 1980 yılında emekli oldu. Emekliye ayrıldıktan sonra TÜBİTAK’ın geliştirilmesinde çok emeği geçti ve TÜBİTAK’a bağlı Gebze Araştırma Merkezi’nde görev aldı. 1983-1989 yılları arasında Türk Matematik Derneği başkanlığını yaptı.
Arf, İnönü Armağanı’nı (1943) ve TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü kazandı (1974). Bu ödülü alırken yaptığı konuşmada “Bilim insanının amacı anlamaktır” hemen ardından “ama büyük harflerle anlamaktır” sözüyle kendine göre bilim insanını açıklamıştır. Onuruna yapılan cebir ve sayılar teorisi üzerine uluslararası bir sempozyum, 1990′da 3-7 Eylül tarihleri arasında Silivri’de gerçekleştirilmiştir. Halkalar ve geometri üzerine ilk konferanslar da 1984′te İstanbul’da yapılmıştır. Cahit Arf, 1997 yılının Aralık ayında ağır bir kalp hastalığı nedeni ile ölmüştür.

FEZA GÜRSEY
(1921 - 1992)

Ahmet Akif S.

Feza Gürsey, ünlü Türk matematikçi ve fizikçidir. 7 Nisan 1921 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Eğitimli anne ve babanın çocuğu olarak doğan Feza Gürsey, çocuk yaşlarından itibaren önemli eğitimler almıştır. Sanata olan düşkünlüğü de bu yıllara dayanır.
1940 yılında Galatasaray Lisesi'ni, 1944 yılında İstanbul Fen Fakültesi Matematik-Fizik Dalı'nı bitirmişti
Daha sonra İngiltere'ye giderek Imperial College'ta doktora yapmıştır. 1950-1951 yıllarında Cambridge Üniversitesi'nde önemli çalışmalar yapmış ve daha sonra Türkiye'ye dönerek çalışmalarına devam etmiştir.

Aldığı bazı ödüller şunlardır:
-1969 Tübitak Bilim Ödülü
-1977 S. Glashow ile birlikte J.R. Oppenheimer Ödülü; R. Griffiths ile Doğa Bilimlerinde A. Cressey Morrison Ödülü
-1979 Einstein Madalyası
-1981 College de France’da konuk profesör ve College de France Madalyası
--1984 İtalya Cumhuriyeti'nce verilen Commendatore unvanı
-1986 Roma'da Konuk Profesörlük ödülü.
KAYNAKÇA
islamansiklopedisi.org.tr
www.muhendisbeyinler.net
cabim.ulakbim.gov.tr
www.wikipedia.org
www.biyografya.com
www.fikriyat.com
www.youtube.com

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $9.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $9.79+) - DOWNLOAD
- LIKE
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS