İSTANBUL, İZMİR VE KONYA...
HÜSNÜ M. ÖZYEĞİN ANADOLU LİSESİ
ÖĞRENCİLERİ TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR..
2020

AYASOFYA
İstanbul’un Tarihi Yarımadası’nda bulunan en önemli eserlerden biri. Bizans Döneminde önce bir kilise, daha sonra bir katedral olarak inşa edilen Ayasofya muhteşem tasarımıyla mimari dünyasının başyapıtları arasında yer alıyor. Osmanlı’nın 1453’te İstanbul’u fethiyle birlikte camiye dönüştürülen yapı 1934’ten 2020’ye kadar müze, şimdilerde ise camii olarak hizmet veriyor.
SULTAN AHMET CAMİİ
İstanbul’un en değerli yapılarından. İçindeki İznik çinileri nedeniyle dünyada Blue Mosque adıyla tanınıyor. Ayasofya’nın yakınlarında konumlanan cami, 17.yüzyılda Sultan I. Ahmet tarafından yaptırıldı. Mimar Sinan’ın öğrencisi Sedefkâr Mehmet Ağa tarafından tasarlanmış Sultan Ahmet Camii, rengarenk çinileri, muhteşem kubbesi, görkemli yapısıyla dünyanın en güzel camileri arasında yer alıyor.
TOPKAPI SARAYI
Osmanlı’dan kalma en önemli yapılardan biri olan Topkapı Sarayı, İstanbul’un Sarayburnu semtinde yer alıyor. Osmanlı’da 400 yıl boyunca idari merkez olarak kullanılan saray 1478’de Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırıldı.
Saray içinde Hz. Muhammed’in hırkası, sakalı, ayak izleri, Hz. İbrahim’in tenceresi, Hz. Musa’nın asası, Hz. Davud’un kılıcı, Hz. Yusuf’un cübbesi gibi önemli emanetlerin bulunduğu Kutsal Emanetler Dairesi’yle büyük ilgi görüyor.
SÜLEYMANİYE CAMİİ
Osmanlı Mimarisinin en önemli örneklerinden biri olan Süleymaniye Camii, Sultan I. Süleyman adına 1551-1557 yılları arasında Mimar Sinan tarafından inşa edildi. İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan cami, medreseler, kütüphane, hastane, hamam, imaret gibi yapılardan oluşuyor. İçindeki çiniler ve elmas süslemeleriyle olağanüstü bir güzelliğe sahip olan Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın kalfalık devri eseri olarak biliniyor.
KAPALI ÇARŞI
İstanbul’un en turistik yerlerinden biri olan Kapalı Çarşı, dünyadaki ilk alışveriş merkezlerinden biri. Beyazıt Camii ve Nuru Osmaniye Camii arasında bulunan çarşı ilk bölümü Fatih Sultan Mehmed tarafından 1460’da yaptırıldı. Daha sonra giderek genişletilen Kapalı Çarşı 65 sokak üzerinde 4 bine yakın dükkana ulaştı. El yapımı ürünlerden, kıyafetlere, yiyeceklerden, eşyaya kadar geniş bir ürün çeşitliliğine sahip çarşı bugün hala dünyanın en fazla ziyaret edilen yerlerinden.
YEREBATAN SARNICI
İstanbul’daki sarnıçlar arasında en bilineni olan Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya’nın güneybatısında bulunuyor. Bizans Dönemi’nde sarayın su ihtiyacını karşılamak için Bizans imparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılan sarnıç, 9 bin 800 metrekarelik bir alana yayılıyor. 100 bin ton su depoloma hacmiyle oldukça etkileyici bir yapıya sahip olan Yerebatan Sarnıcı, 1987 yılından beri bir müze olarak kullanılıyor.
FENER RUM ERKEK LİSESİ
İstanbul’un en ihtişamlı yapılarından biri olan Fener Rum Erkek Lisesi, 1454’te İstanbul’un fethinin ardından Fatih Sultan Mehmet’in çağrısıyla kente dönen Rumlar tarafından inşa edildi. Fatih ilçesinin Fener semtinde yer alan okul, kırmızı rengi ve kubbeli mimari yapısıyla dikkat çekiyor. Fransa’dan getirtilen kırmızı tuğlalardan yaptırıldığı için Kırmızı Okul adıyla da anılan Fener Rum Erkek Lisesi, bugün hala eğitim hayatına devam ediyor.
GALATA KULESİ
Dünyanın en eski kulelerinden biri olan Galata Kulesi, Bizans İmparatoru Anastasius tarafından 528’de yılında inşa ettirildi. İlk önce fener kulesi olarak tasarlanan yapı, Osmanlı Dönemi’nde barınak daha sonra ise bir yangın gözleme kulesi olarak kullanıldı. İstanbul Boğazı ve Haliç, kuleden panoramik olarak izlenebildiği Galata Kulesi 2013’te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edildi.
DOLMABAHÇE SARAYI
Boğaz’ın en göz alıcı yapılarından biri olan Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı’dan kalma yapılardan. Sultan Abdülmecid tarafından 1839 yılında Balyan Ailesi’ne yaptırılan saray birbirinden güzel süslemeleri, benzersiz tabloları ve nadide eserleriyle göz alıyor. 1927-1938 yılları arasında Atatürk tarafından da kullanılan Dolmabahçe Sarayı, 1984 yılından beri müze-saray olarak kullanılmaya devam ediyor.
YILDIZ SARAYI
Beşiktaş Yıldız Tepesinde yer alan Yıldız Sarayı, Türk Osmanlı Saray mimarisinin en son örneğini teşkil eden yapı gruplarından. Üç müzenin bir arada bulunduğu saray, III. Selim’in annesi Mihrişah Sultan için inşa ettirilmiş.
Osmanlı İmparatorluğunun yönetildiği dört merkezden biri olan saray, günümüzde Yıldız Sarayı Müzesi, Yıldız Saray Tiyatrosu ve Sahne Sanatları Müzesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Müzesi bölümlerinden meydana geliyor.
Müzeye 1994’te dönüştürülen yapı, Osmanlı devletinin idari merkezlerinden biri olmasının yanı sıra günümüze ulaşabilen tek saray tiyatrosunu bünyesinde barındırması ve II. Abdülhamid’in marangozhanesiyle önem kazanıyor.
ÇIRAĞAN SARAYI
Boğazda yer alan Osmanlı İmparatorluğu’na ait tek Saray. Sarayın bulunduğu yerde de bu eğlenceler yapıldığı için saraya ‘Çırağan Sarayı’ denmiş. 17. yüzyılda Kazancıoğlu Bahçeleri olarak bilinen, Lale Devrinin Beşiktaş ve Ortaköy kıyılarını süsleyen bu bahçeler Sultan II. Mahmut tarafından yapılandırılarak bir saray yapılsa da 1857’de Sultan Abdülmecit yıktırmış.
Batı mimari stilinde yeni bir saray yaptırmak isteyen Sultan Abdülmecid’in ölümüyle yarım kalan saray, kardeşi Sultan Abdülaziz tarafından tamamlansa da doğu tarzında inşa ettirilmiş. Oldukça yüksek maliyetle bitirilen sarayın 1000 altına mal olan işlemeli kapıları bugün Berlin Müzesi’nde yer alıyor.
14 Kasım 1909’da parlamento binası olarak kullanılmaya başlanan ve 1910’da çıkan yangında tamamen yanan sarayda yer alan pek çok tarihi ve antika eserle birlikte II. Abdülhamit’e ait özel koleksiyonlar ile V. Murat’ın kütüphanesi tamamen kül olmuş. 1987’de restore edilen Çırağan Sarayı 1990’dan bu yana otel olarak hizmet veriyor.
YEDİKULE ZİNDANLARI
İstanbul’un olduğu kadar Türkiye’nin de en eski açık hava müzelerinden biri olan Yedikule Zindanları, Bizans’a misafir gelen kralları ihtişamlı bir şekilde karşılamak için yapılmış.
İstanbul’un fethi ile şehri ele geçiren Fatih Sultan Mehmet, yapıya üç kule ve fazladan surlar ekleterek burada bir garnizon oluşturmuş. Dördü Bizans’ın olmak üzere Genç Osman, Cephanelik, III. Ahmet, Hazine, Zindan ve Top Kulesi isimleriyle toplam yedi kuleden oluşan yapının her kulesi farklı amaçlarla kullanılmış.
RUMELİ HİSARI
Boğazkesen Hisarı olarak da bilinen Rumeli Hisarı, İstanbul’un Sarıyer ilçesinde bulunuyor. Boğazın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek için 1452’de Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan hisar, 30 dönümlük bir alanı kapsıyor. Bozulmamış haliyle günümüze kadar ulaşabilmiş olan Rumeli Hisarı şimdilerde bir müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılıyor.
Yakın geçmişe kadar Rumeli Hisarı Konserleri adı verilen organizasyonla ünlü ses sanatçılarını ağırlayan hisar, muhteşem bir İstanbul Boğazı manzarasına sahip. İstanbul’un Fethi’ne giden sürecin en önemli aşamalarından biri olan Rumeli Hisarı’nın inşası, İstanbul tarihi için önem taşıyor.
HAYDARPAŞA GARI
Sultan II. Abdülhamit Dönemi’nde yapılan önemli eserlerinden biri olan Haydarpaşa Garı, 1908’de İstanbul – Bağdat Demiryolu hattının başlangıç istasyonu olarak inşa edildi. Alman mühendisler ve İtalyan mimarlar tarafından tasarlanan yapı, İstanbul’un Kadıköy ilçesinde bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının ana istasyonu olarak bilinen yapı restorasyon çalışmaları ve çevresinde yürütülen arkeolojik kazılar nedeniyle, bir süredir hizmet vermiyor.
Türk sinemasında kült olan birçok filmde Anadolu’dan İstanbul’a göçün sembolü olarak kabul edilen Haydarpaşa Garı, İstanbul’un Anadolu yakasında, Kadıköy’ün en önemli tarihi yapılarından. Önünde vapur iskelesi de bulunan tren istasyonu enfes Alman mimarisinin muhteşem bir yansıması.
KIZ KULESİ
İstanbul’un en eski yapılarından biri olan Kız Kulesi, Üsküdar’ın Salacak Sahili açıklarında yer alıyor. İlk binası savunma alanı olarak Antik Roma Dönemi’nde inşa edilen yapı Bizans ve Osmanlı Döneminde farklı amaçlar için kullanıldı. 360 derece panoramik İstanbul manzarası ve yıllara meydan okuyan mimarisiyle dikkat çeken Kız Kulesi 1995 yılından beri bir müze-restoran olarak hizmet veriyor.
İnşa edildiği dönemden itibaren sayısız öykü ve anlatıya konu olan Kız Kulesi, İstanbul Boğazı üzerinde bir inci gibi boğazı aşan gemi, tekne ve vapurları selamlıyor. Mis gibi Boğaz havası eşliğinde bir şeyler yiyip içmek ya da boğaz manzarasını izlemek için Kız Kulesi’ni ziyaret edebilirsiniz.
MİHRİMAH SULTAN CAMİİ
Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’dan olan kızı Mihrimah Sultan için, Mimar Sinan’a yaptırdığı Mihrimah Sultan Camii, mimarın erken dönem eserlerinden. Kubbesi üç yanından yarım kubbelerle desteklenen ve İstanbul’un önemli tarihi yapılarının gündoğumu ve günbatımlarında izlenebildiği incelikle planlanmış bir yapı.
Zira Mihr-î Mah Güneş ve Ay anlamına geliyor. Diğer bölümlerinin birçoğu günümüze ulaşamamış olan külliyenin, on altı odadan oluşan ve günümüzde sağlık merkezi olarak kullanılan medresesi; türbeler ve sıbyan mektebi ziyaret edilebilir.
BEYLERBEYİ SARAYI
Üsküdar’ın Beylerbeyi semtinde yer alan Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından Bizans Dönemi’nde İstavroz Bahçeleri olarak anılan bir koruluğun içine yaptırıldı. 1861-1865 yıllarında Balyan Ailesi tarafından tasarlanan yapı, altı büyük salon, 24 oda, 1 hamam ve 1 banyodan oluşuyor. Ahşap oymacılığı, altın nakış işçiliği gibi süslemeleriyle etkileyici bir yapıya sahip olan Beylerbeyi Sarayı İstanbul’un en gösterişli yapılarından.
Sultan Abdülaziz tarafından bir süre ‘yazlık saray’ olarak kullanılan Beylerbeyi Sarayı, yine Abdülaziz’in kararıyla devlet konuk evi olarak da kullanılmaya başlandı. Günümüzde de Türkiye’yi ziyaret eden yabancı misafirlerin konakladığı devlet konuk evi olarak tahsis edilen saray Osmanlı’nın ihtişamlı yıllarına tanık olmak için Anadolu Yakası’nın en kıymetli yapılarından.
ADİLE SULTAN KASRI
Üsküdar’ın Validebağ Korusu içinde konumlanan Adile Sultan Kasrı, Sultan Abdülaziz tarafından 1853 yılında yaptırıldı. Adını sultanın kız kardeşi Adile Sultan’dan alan kasır, Balyan Ailesi tarafından tasarlandı. Hababam Sınıf filmlerinin çekildiği mekan olarak da bilinen yapı günümüzde bir öğretmen evi olarak kullanılıyor.
Adile Sultan Kasrı’nın en ilgi çekici özelliği ise Türk sinemasının ve Yeşilçam’ın önemli eserlerinden olan, Ertem Eğilmez’in yönettiği Hababam Sınıfı’nın 1975-1978 dönemindeki 4 serisinin çekildiği mekana ev sahipliği yapması. Filmin çekildiği oda günümüzde Hababam Sınıfı Müzesi olarak ziyaret edilebiliyor.
ANADOLU HİSARI
1395 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından inşa edilen Anadolu Hisarı, Rumeli Hisarı’nın tam karşısında İstanbul’un Anadoluhisarı semtinde bulunuyor. 7 bin metrekarelik bir alan üzerinde yer alan yapı, dikdörtgen biçimindeki dört katlı bir kuleden oluşuyor. Araları harçla doldurulmuş blok taşlar kullanılarak yapılmış olan Anadolu Hisarı günümüzde restorasyona ihtiyaç duyuyor.
Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt’ın Bizans İmparatorluğu’na Karadeniz’den gelebilecek yardımları engellemek amacıyla inşa ettirdiği Anadolu Hisarı yalnızca Hisarlar Müzesi’nin özel izniyle ziyaret edilebiliyor. Halk ziyaretine kapalı.
KULELİ ASKERİ LİSESİ
Osmanlı’dan kalma en önemli eserlerden biri olan Kuleli Askerî Lisesi, İstanbul Boğazı’nın kıyısında konumlanıyor. Önceleri yerinde kışla olarak kullanılan bir yapının bulunduğu okul, Sultan Abdülaziz Dönemi’nde yeniden inşa edildi. Garabed Amira Balyan tarafından tasarlanan Kuleli Askerî Lisesi, bir süre askeri hastane olarak kullanıldı. Daha sonra uzun süre Türk Silahlı Kuvvetlerine subay ve Kara Harp Okuluna kaynak teşkil edecek öğrenci yetiştiren okul, İstanbul’un hala en görkemli yapılarından.
HIDİV KASRI
İstanbul’un Beykoz ilçesinde bulunan Hıdiv Kasrı, 1907 yılında Mısır’ın son hıdivi Abbas Hilmi Paşa tarafından yaptırıldı. İtalyan mimar Delfo Seminati tarafından tasarlanan yapı bin metrekarelik bir alan üzerine kurulu. 1937 yılında satışa çıkarılan Hidiv Kasrı uzun süre kullanılmadı. 1984 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu adına Çelik Gülersoy tarafından restore ettirilen kasır, 1996 yılından beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal tesisi olarak hizmet veriyor.
YOROS KALESİ
İstanbul’un Anadolukavağı semtinde bulunan Yoros Kalesi, Bizans Dönemi’nden kalma önemli eserlerinden biri. Bizanslıların zayıflamasının ardından Cenevizlilerin eline geçen kale uzun yıllar Cenevizliler tarafından savunma amacıyla kullanılmış.
İstanbul çevresinde tüm kalelerden daha geniş bir alana yayılan kalenin adını ‘dağ’ anlamına gelen ‘oros’tan aldığı düşülüyor. Osmanlı Dönemi’nde bir askeri üs olarak kullanılan Yoros Kalesi, etkileyici şehir manzarasıyla İstanbul’un cazibe merkezleri arasında yer alıyor.
AYA YORGİ MANASTIRI
İstanbul’un en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olan Aya Yorgi Manastırı, Prens Adaları’nın en büyüğü Büyük Ada’nın bir tepesi üzerinde bulunuyor. 1751 inşa edilen yapı adını, MS 3. yüzyılda inancından dolayı öldürülen Kapadokyalı Aya Yorgi’den (Aziz Georgios) alıyor.
Kilise ve şapelden oluşan Aya Yorgi Manastırı, Hristiyanlar tarafından dileklerin gerçekleştiği ‘kutsal yer’ olarak görülüyor. Özellikle Paskalya Dönemi’nde ziyaretçi akınına uğrayan manastıra yürüyerek ya da bisikletle ulaşılabiliyor.
HEYBELİADA RUHBAN OKULU
Dini eğitim verdiği için ruhban unvanına sahip Heybeliada Ruhban Okulu, Heybeliada’nın Ümit Tepesi’nde yer alıyor. Atina Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden sonra din alanında eğitim veren ikinci okul olan yapı ilk olarak 9. yüzyılda Aya Triada Kilisesi olarak inşa edildi.
19. yüzyılda teoloji eğitimi verilen bir okula dönüştürülen Heybeliada Ruhban Okulu Fener Rum Patriği 4. Germanos tarafından 1844’te açıldı. Hizmet verdiği dönem boyunca 1000’e yakın mezun veren okul, 1973 yılında patrikhane tarafından tamamıyla kapatıldı. Eğitim hayatına uzun süredir devam etmeyen okul zaman zaman çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Heybeliada Ruhban Okulu özel izinle ziyaret edilebiliyor.
Zevkli bir gezintiyle şehri keşfetmeye İzmirlilerin buluşma noktası Konak Meydanı’ndan başlayın. Yürüyerek gezilecek birçok yere de yakın. İzmir’in kalbi meydan her daim hareketli ve kalabalık. Meydanın tam da ortasında yer alan, şehrin simgesi İzmir Saat Kulesi, 1901’de İzmirlilerin Padişah II. Abdülhamid’e tahta çıkışının 25. yılı armağanı olarak yaptırılmış. 25 metre boyundaki 4 çeşmeli kulenin saati ise Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediyesi.
Saat yapım tarihinden bugüne kadar hiç durmadan çalışıyor.
Körfez’e karşı kurulu, tarihin eski çağlarına bir yolculuğa çıkartan Arkeoloji Müzesi ile Etnografya Müzesi, Konak’ta Körfez’e nazır Bahribaba Parkı içinde, ulaşılabilirlik açısından oldukça kolay bir yerdeler. Etnografya Müzesi, 1831’de vebalılar için St. Rock Hastanesi olarak kurulmuş. Daha sonra kimsesiz Hıristiyan çocuklarını konuk etmiş. İzmir’in ilk eczanesini tasvir eden canlandırma ile nazar boncuğu yapımını anlatan odaları gezin.
Bayraklı (Smyrna), Efes, Bergama, Milet, Klazomenai, Teos ve İasos gibi kazılardan çıkarılan eserler Batı Anadolu tarihine ışık tutuyor.
İki yüz yıl önce Batılı gezginler tarafından “Akdeniz’in mücevheri” olarak tanınan İzmir’in kalbi Kemeraltı, İzmir gezilecek yerler denince akla gelmesi gereken ilk yerlerden. Şehrin tarihi, kültürel ve mimari öğeleri, hanları, hamamları, camileri ve eski İzmir evleriyle eski şehir dokusunu yaşatan bir semt burası.Geçmişte Şadırvanaltı Cami ve Havra Sokağı arasında uzanan sokakların üstü örtülü olduğundan Kemeraltı adını buradan alıyor.
AGORA AÇIK HAVA MÜZESİ
İzmir’in antik ismi Smyrna. MÖ 4 yüzyılda Büyük İskender zamanında şehir antik dönemdeki Smyrna’dan Kadifekale’nin kuzey yamacına taşındı. Agora antik dönemlerde çarşı, pazar yeri anlamında, politik toplantı ve alışveriş alanlarına olduğu yerlerdi.
KADİFE KALE
Tepeden İzmir’e bakan, bir yerlerinde Büyük İskender’in bir ağacın altında uyuduğunun söylendiği yer burası. İzmir merkezde körfeze hâkim bir tepede yer alan Kadifekale, MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender’in emriyle Generali Lysimachos tarafından kurulmuş. Efsaneye göre, Büyük İskender’in rüyasında gördüğü iki Nemesis (koruyucu ruhlar), kendisinden yeni İzmir (Smyrna) kentini uyuduğu tepenin eteklerinde kurmasını ister.
Pagos Tepesi’nde yeniden kurulan Smyrna, döneminin en büyük şehirleri Efes ve İskenderiye ile yarışacak düzeye gelir.
Symrna’nın ilk piskoposları’ndan St. Boukolos’un (Aziz Vukolos, Aziz Ayavukla) adına yapılmış Aziz Vukolos Kilisesi, Rum kesiminin nüfusunun yoğun olduğu dönemin bir eseri. Misyonunu 1922’ye kadar sürdüren yapı, cemaatinin İzmir’den ayrılması üzerine yıllarca terk edilmiş. 1924 ‘te Atatürk’ün isteği üzerine Asar-ı Atika Müzesi’ne dönüştürülmüş, yani zamanın arkeoloji müzesi.
Müze işlevi ilerleyen zamanlarda değişerek Kültür Bakanlığı tarafından opera çalışma salonu olarak hizmet vermiş. Uzun yıllar harap halde kalmış kilise nihayet 2010 yılı sonunda restore edilmiş olarak hizmete açılmış.
Basmane semtinde yer alan müzede, radyoların sergilendiği ve ortada interaktif bölümün yer aldığı, 6 galeri var. Karanlık ve baskıcı darbe yılların psikolojisi yansıtıldığı bölümleri görün. Dönemlere göre ayrılan bölümlerde, o dönemin önemli siyasi veya sanat aktörlerinin ses kayıtlarını dinleyebiliyorsunuz.
Ayrıca dünyadaki genel siyasi atmosferlerin ve önemli radyo olaylarının anlatıldığı bilgi panoları ve o döneme dair önemli görseller yer alıyor.
İzmir, geçmişte farklı cemaat ve dinlerin yan yana ve uyum içinde yaşadıkları bir şehirdi. Bunlarda biri de İzmir’in Koruyucu Aziz’i Aziz Polikarp adına adanan St. Polycarp Kilisesi. Osmanlı İmparatoru Sultan Süleyman’ın izni ve Fransa Kralı 13. Louis’in iradesi ile 1625’te inşa edilmiş. Hristiyanlığın o zamanın Roma İmparatorluğu’nda yayılmasında kilit rolü üstlenen Tarsuslu Aziz Pavlus ilk öğrencilerinden Aziz Polikarp, Hıristiyanlığı İzmir’de yaydığı gerekçesiyle Kadifekale eteklerindeki Roma Stadyumunda yakılarak öldürülmüş.
İzmir’in en eski gümrük binalarından biri olan Pasaport Vapur İskelesi, bugün körfez içi yolcu taşımacılığında kullanılıyor. İzmir’de gün batımının en güzel izlendiği yerlerden.
Cumhuriyet Meydanı ise resmi törenlerin gerçekleştirildiği önemli bir meydan İzmir için. İstanbul’un Taksim Meydanı’na karşılık geliyor. 1922 yangını sonrasında İzmir’in yeniden inşası sırasında burası planlanmış. Yangında İzmir’in önemli bir bölümü yok olmuş, İtalyan heykeltıraş Canunica’nın eseri Atatürk Anıtı ve Meydan, asırlık kentin yeniden kuruluşunun en önemli sembollerinden.
İZMİR KORDON BOYU
Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayıp İzmir Limanı’na kadar uzayan sahil şeridi Kordon, eğlence ve kültürel faaliyetlerin yoğunlaştığı en keyifli yerlerinden.
İzmir ruhunu en iyi yaşatan yerlerin başındaki Kordon, akşam yemekleri için şahane bir yer.
Kordon boyunca Keyifli sofralar sunan pek çok restoran var.
İzmir’de, huzurun vücut bulduğu bir olan Tarihi Asansör, 1900’lü yıllarda Musevilerin yoğun olarak yaşadığı semt Karataş’ta bulunuyor. Asansör, 1907’de iki sokak arasındaki 58 metrelik kot farkını rahatça çıkabilmek için inşa edilmiş. Öncesinde Halil Rıfat Paşa semtine çıkabilmek için 155 basamaklı merdivenler kullanılıyordu. İş adamı Nesim Levi, ulaşımı kolaylaştırmak için asansörü yaptırmış.
Kulede iki asansör bulunuyor; bunlardan soldaki buharla, sağdaki ise elektrik ile çalışıyordu. 1985’de restorasyonla birlikte her iki asansör de elektrikle çalışır duruma getirildi.
ÇATALHÖYÜK
Çatalhöyük, Orta Anadolu'da- Konya'da, günümüzden 9 bin yıl önce yerleşim yeri olmuş, çok geniş bir Neolitik Çağ ve Kalkolitik Çağ yerleşim yeridir. İnsanlık tarihinde ilk şehir yerleşmesi olarak kabul edilmiştir. Köyden kentsel yaşama geçisin çok önemli bir göstergesidir. Doğu ve batı yönlerinde yan yana iki höyükten oluşmaktadır. ... Höyük, farklı yükseklikte iki tepe düzü olan bir tepe şeklindedir. Bu iki yükseltisi nedeniyle çatal sıfatını almıştır. Tarih öncesi devirlerden kalma duvar resimleri, rölyefler, heykeller gibi birçok sanatsal öğeye rastlamak mümkündü.



ALAEDDİN CAMİ
Câmi, en eski Selçuklu eserlerinden olup, Alâaddin Tepesi üzerinde inşa edilmiştir. Selçuklu Sultanı I.Rükneddin Mesud (1116-1156) zamanında yapımına başlanmış ve I.Alâaddin Keykubad zamanında tamamlanmıştır (1221). Câmi avlusunda I.Mesud, Kılıç Arslan, II.Rükneddin Süleyman, I.Gıyâseddin Keyhüsrev, I.Alâaddin Keykubad, II.Gıyâseddin Keyhüsrev, IV.Kılıç Arslan ve III.Gıyâseddin Keyhüsrev'in mezarları bulunmaktadır.

Konya Selimiye Cami
Mevlana Dergâhının batısında inşaatına Sultan II. Selim'in şehzadeliği zamanında başlanmış 1558-1567 yılları arasında tamamlanmıştır. Camii Osmanlı klasik mimarisinin Konya'daki en güzel eserlerindedir. Kuzeyinde altı sütuna istinat ettirilmiş yedi kubbeli son cemaat yeri ve cümle kapısı mevcuttur

Yerköprü Şelalesi
Yer köprü Şelalesi, eşsiz doğal güzelliğiyle istisnasız herkesi büyüleyebilecek muhteşem bir güzelliğe sahiptir.Yer Köprü şelalesi, oluşum olarak, eski Göksu yatağı üzerindedir. Göksu Irmağı, burada yaklaşık 30 metre tabana dalmakta, nehrin üzerinde doğal bir köprü bulunmaktadır. Bu köprü şeklindeki yerin etrafı çok yüksek ve kayalarla (yaklaşık300-400 m.) çevrili olmasına rağmen, köprü kısmı oldukça düz ve çok sayıda bitkiyle adeta bir bahçe gibidir. Nehrin 30 metre kadar üstündeki bu köprüde, kayaların dibinden çıkan suyun, nehrin tabana daldığı tünelin çıkışına üstten dökülmesiyle şelale oluşmaktadır. Dolayısıyla şelaleyi oluşturan su, nehirden değil, bu köprü üzerindeki kaynaktan gelmektedir. Dolayısıyla kaynağın suyu yıl boyunca aynı kaldığı için, köprü üzerindeki bitki örtüsüne hiç bir zarar gelmemektedir.

Kilistra Antik Kenti
Kilistra Antik Kenti Konya'nın 45 kilometre güney-batısında, Meram ilçesine bağlı Hatunsaray (Lystra) Beldesi Gökyurt Köyü içerisindedir. ... Stratejik öneme sahip olan Lystra, Roma İmparatorluğu'nun güney uçlarında İmparator Augustus tarafından askerî koloni yapılan beş merkezden biridir.

İnce Minareli Medrese
Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından hadis ilmi okutulmak üzere 1254 yılında (Hicri 663) yaptırılmıştır. 1956 yılında müze haline getirilen İnce Minareli Medrese'de; Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait taş ve ahşap eserler sergilenmektedir. ..

Eşrefoğlu Cami
Eşrefoğlu Camii, Beyşehir Gölü'nün 100 metre kuzeyinde, Eşrefoğlu Mahallesi'nde yer alır. Cami, 1299 yılında bir türbe, kervansaray ve hamam ile bir külliye şeklinde, Eşrefoğlu Emir Süleyman Bey tarafından yaptırılmıştır. ... Çini mozaik mihrap ve kündekari tekniğinde yapılmış minber caminin önemli süsleme unsurlardır.

Nasreddin Hoca Etnografya ve Arkeoloji Müzesi
Konya’nın Akşehir İlçesi’nde sorgu hakimi olan Rüştü Bey ve babasına ait iki evden oluşan İkiz Konak 1989’da kamulaştırılmış binaların yapım tarihi 13.yy’a aittir. Dönemin önce Ermeni, daha sonra Türk ustaları tarafından yapılmış konaklar, tipik Konya evlerinden farklılık gösterir.
İki katlı olan evlerin birinde Rüştü Bey, diğerinde oğulları yıllarca oturduktan sonra 1992’de Turizm Bakanlığı’nca onarıldıktan sonra “Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak hizmete sunulmuştur.

Karatay Medresesi
Karatay Medresesi, Konya`da Anadolu Selçukluları devrinde, 1251 yılında Selçuklu veziri Celaleddin Karatay tarafından inşa ettirilen medrese. Konya`da Alaeddin tepesinin eteğinde yer alan medrese çinileri ile ünlüdür. ... Karatay Medresesi kapalı tipte bir medresedir. Bu medrese mana olarak çok yoğundur.


Aziziye Cami
Aziziye Camii, Konya'da 17. yüzyıl Osmanlı dönemine ait tarihi camidir. 1671-1676 yıllarında Şeyh Ahmet tarafından yaptırılan cami yanmış, 1867 yılında Sultan Abduüaziz'in annesi Pertevniyal Sultan tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Osmanlı klasik mimarisini yansıtan çok güzel bir yapısı vardır.


Şems Tebriz-i Türbesi
Konya Alâeddin Tepesi'nin doğusunda, geniş bir park içinde bulunan Şems-i Tebrizi Türbe ve Mescidi birbirine bitişiktir. Türbe, klâsik Selçuklu kümbetleri tipindedir. Mevlâna'nın düşünce hayatından çok önemli bir yere sahip olan Şems-i Tebrizi'nin Türbesi ve Mescidi Konya'da en çok ziyaret edilen yerlerden biridir.

Sille Köyü
Konya merkeze yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Sille Köyü, tarihi atmosferiyle ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatmaktadır. 6000 yıllık geçmişe sahip ola Sille eski bir Rum köyüdür. ... Dünyanın en büyük ve en eski manastırlarından biri kabul edilen Ak Manastır, Sille Köyü'nde yer almaktadır.


Mevlana Müzesi
Mevlana Müzesi, Konya'da bulunan, eskiden Mevlâna'nın dergâhı olan yapı kompleksinde 1926 yılından beri faaliyet gösteren çok güzel bir müzedir. "Mevlana Türbesi" olarak da anılır. (Yeşil Kubbe) denilen Mevlana'nın türbesi dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine yapılmıştır.

Nasreddin Hoca Türbesi
Büyük Filozof ve mizah ustası Nasreddin Hoca Sivrihisar'da doğmuş Akşehir'e gelip yerleşmiş ve burada hayata veda etmiştir. Güldürürken düşündürmeyi düstur edinen Hocanın türbesi, Akşehir'de kent surunun doğusunda, kendi adıyla anılan mezarlıktadır. ... Eski yapıdan yalnızca ortadaki ana türbe kalmıştır.

Aya-Elena Kilisesi
Aya-Elena Kilisesi asırlar boyu onarımlar görerek günümüze kadar gelmiştir. Kilisenin iç kapısının üstünde Yunan harfleriyle yazılmış Türkçe bir tamir kitabesi kilisenin tarihi hakkında bilgi vermektedir. ... Kilisenin ana kubbesi dört fil ayağı üzerinde olup, kilise üç neflidir. Ayrıca Asırlardan beri Türk hakimiyetinde olmasına rağmen çok sık bir şekilde onarılarak günümüze kadar gelmesi Türklerin dine karşı hoşgörüsünün yansıttığı için manevi olarak da Konya’nın en önemli eserlerindendir.

Konya Selçuklu Köşkü - Alaeddin Köşkü
Alaaddin Tepesini çeviren iç kalenin kuzey eteğindedir. Sarayın II. Kılınçaslan'a ait olduğu kuvvetle muhtemeldir. Köşk, Alaadin Keykubat I zamanında genişletilerek tamir edilmiş, kare bir plan üzerine harç ve tuğlalarla iki kat olarak yapılmış, altı kat kerpiç ve molozlarla takviye edilmiştir.

Horozlu Han
Selçuklu Sultanı II. Gıyasettin Keyhüsrev’in Camedârı ve II. İzzeddîn Keykâvus’un Atabeyi Emir Esedüddin Ruzbe olduğu ve 1246-1249 yılları arasında inşa edildiği kabul edilir. Ruzbe Hanı Selçuklu ilçesi sınırları dahilinde ve Konya Ankara karayolu üzerindedir; halihazırda turistik tesis olarak kullanılmaktadır. Kuzey-batı güney-doğu yönünde uzanan dikdörtgen planlı bir oturum alanı üzerine inşa edilmiş̧ yapının ana cephe haricindeki yan cephelerinde, simetrik olarak yerleştirilmiş̧ ve cephe kotuna kadar yükselen çokgen ve yarı dairesel planlı dört ve arka cephesinde de kare planlı iki payanda bulunmaktadır

Kubâd-Âbad Sarayı
Kubad Âbâd bugüne kadar gelebilmiş tek Selçuklu Sarayı kalıntısı olup Beyşehir Gölü'nün kenarında ve Anamas Dağları'nın eteklerinde yer almaktadır. Bölgede 1980'den beri kazı çalışmaları yapılmakta olup bu saraydan geriye kalan muhteşem çiniler Konya'daki çeşitli müzelerde sergilenmektedirler.

Koyunoğlu Şehir Müzesi ve Kütüphanesi
Konya Büyükşehir Belediyesine bağlı olarak hizmet veren bir müze ve kütüphanedir. Tarihî Konya Evi Müzesi ve Kütüphanesi ile büyük bir koleksiyona sahiptir. Aynı katta başta el yazması eserler olmak üzere 35.000 ciltlik zengin bir kütüphane bulunmaktadır.

Sırçalı Medrese
Sırçalı Medrese, Anadolu Selçukluları devrinin açık avlulu ve eyvanlı tiplerinden biridir. Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüserv II. zamanında Fıkıh İlmi okutulmak üzere Bedreddin Muslih tarafından 1242 yılında yapıtırılmıştır. 1924 yılına kadar medrese olarak kullanılmışt Medrese çini mozaiklerle süslü olduğu için Sırçalı Medrese olarak adlandırılmıştır

ÜÇLER MEZARLIĞI
Üçler Mezarlığı, Konya'da bulunan tarihi bir mezarlık. Ayrıca şehrin en büyük mezarlığıdır. Şehrin büyükşehir Karatay ilçesi, Aziziye mahallesinde Mevlana Türbesi'nin hemen karşısında bulunmaktadır. İsmini, mezarlığın Mevlana Müzesi tarafındaki girişinde bulunan üç mezardan almaktadır.


Ereğli Müzesi
Zemin+3 katlı orta sofalı tipinde ve kagir bir yapıdır. 19 yy. sonlarında şehrin ileri gelenlerinden Halil Paşa Karamahmutoğlu tarafından yaptırılan konakta hizmet vermektedir. 1998 yılında ziyarete açılan müzede Eski tunç Çağı,Grek,Roma,Bizans ve Osmanlı dönemi eserler sergilenmektedir.

Rüstem Paşa Kervansarayı
Rüstem Paşa Kervansarayı, Edirne merkezinde bulunan 16. Yüzyıl yapısı görkemli bir kervansaraydır. 1554 tarihinde, Kanuni'nin damadı ve sadrazamı Damat Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırıldı. Büyük Han ve Küçük Han (veya Deveci Hanı) olarak adlandırılan iki bölümden oluşur.


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $23.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $23.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!