

YAZANLAR
SUAT ALKAN - POLİS AMCA İLKOKULU
MUHARREM KARTA L- 13 MART İLKOKULU
AYSUN YAZICIOĞLU - EGE SANAYİ İLKOKULU
HÜLYA SALMAN - CENGİZHAN İLKOKULU
TARANA HİDAYETOVA - BAKÜ OKUL 259
DEMET ALKAN - TOBB İLKOKULU
LEMAN AKAN - TOBB İLKOKULU
ORHAN TÜNCER - BEŞ EYLÜL İLKOKULU
MUSTAFA BULUT - ŞEHİT UĞUR SAKA İLKOKULU
GÖKÇE KILIÇ - UMUDUM İLKOKULU
SEMİH ÇETİN - ADAKÖY İLKOKULU
Yaz tatili bitmek üzereydi, çocuklar heyecanla okulun açılmasını bekliyordu. Merve ile Begüm bahçede karşılaştılar. Birbirlerine okulun açılıp açılmayacağını soruyorlardı.
Begüm:
Okul açılacak mı?
Merve:
Bilmiyorum. Ama okulun bahçesinde oyun oynamayı ben çok özledim.
Begüm:
Ben de çok özledim Merve. Umarım pandemi biter ve biz eskisi gibi bahçede oyunlarımıza devam ederiz.
Merve:
İnşallah… Diyerek evlerinin bahçesinde oynamaya devam ettiler.
Merve ile Begüm bahçede oyuna öyle dalmışlardı ki vakit bir hayli geçmiş, artık eve dönme vakti gelmişti. Yarın yine birlikte oyun oynamayı kararlaştırdıktan sonra evlerine döndüler.
İki afacan çok yorulmuştu. Aynı zamanda karınları zil çalıyordu. Anneleri yemeklerini hazırlayana kadar dinlendiler. Yemekten sonra biraz kitap okudu Begüm. Merve ise babasından masallar dinledi.
Artık uyku zamanı gelmişti. Okul oyun düşleri kurarak uykuya daldılar.
Okuldayken öğretmenlerinin oynattığı oyunlar hayalinde belirdi Begüm’ün. Ne eğlenceli günlerdi. Yine böyle eğlenceli günlerin birinde öğretmenleri elinde kocaman bir zarla sınıfa girmişti. Bu zar onların bildiği zardan biraz farklıydı. Hem çok büyüktü hem de üzerinde sadece 1,2 ve 3 yazıyordu. Öğretmenlerini ve elindeki zarı görünce ne yapacaklarını merakla bekliyorlardı . Öğretmenleri oyunun kurallarını anlatmaya başladığında hiçbir şeyi kaçırmamak için dikkatle dinlediler. Oyunun adı “Şanslı Adımlar “dı…

Birden tak tak tak tak sesleriyle irkildi. Aaa o seste neydi, kendini çok farklı bir oyunun içinde bulmuştu bu seferde.Sağına ve soluna baktı, herkes öğretmen yağmur deyince parmak uçlarıyla masaya vuruyordu.Bu bir şaşırtma oyunu olmalıydı.Çünkü öğretmen bu seferde fırtına demişti ve herkes ‘’Vuuu’’ diye sesler çıkarıyordu.Sonra Merve’yi gördü bir an.Öğretmen kar demişti ve Begüm ellerini yukarıya kaldırmış sallıyordu.Bir an kendine bir şey demeye mi çalışıyor sandı arkadaşı.Ona el sallıyor gibiydi.O şekilde görünce onu.
Sonra oyunun bir parçası olduğunu anladı.Herkes kar deyince yukarı kaldırmalıydı ellerini, o da söylenenleri yapmaya devam ediyordu. Dolu sesini duydu öğretmeninin.Şimdide herkes göğsüne vuruyordu.Geçen izlediği bir çizgi filmde bir gorille aynı hareketi yaptığını hatırladı.Hafifçe gülümsedi.Bu oyun çok eğlenceliydi.
YAĞMUR, KAR DOLU, FIRTINA çok sevmişti bu oyunu.Hemen diğer arkadaşlarına da öğretmeliydi.

Begüm hemen vakit kaybetmeden arkadaşlarını toplamayı ve oyunu birlikte oynamayı kafasına koydu . Arkadaşlarını toplayıP güzelce kuralları anlatmaya başladı. Arkadaşları onu o kadar dikkatlice ve merakla dinliyorlardı ki… Kuralları anladıktan sonra hep beraber neşe ile oyunu oynamaya başladılar…
Begüm arkadaşları ile oyun oynamayı çok seviyordu.Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordu.Okulda öğrendiği oyunları fırsat buldukça evinin bahçesinde de oynamaktan ve yeni öğrendiği oyunları arkadaşlarına öğretmekten keyif alıyordu.

Begüm pandemi döneminde hastalıktan dolayı sıkıntı yaşayan insanlara çok üzülüyordu.İnsanların bu hastalığa neden bu kadar kolay yakalandığını düşünmeden edemiyordu.Araştırmayı ve öğrenmeyi çok seven Begüm insanların nelere dikkat etmesi gerektiğini öğrenmek için çeşitli araştırmalar yaptı.Televizyondan ,bilgisayardan ve gazetelerden okuduğu bilgileri birleştirerek bir oyun kurmaya karar verdi. Belki bu oyun ile arkadaşları ve ailesi sıkıntı yaşamadan aşı bulunana kadar hem korunacak hem eğleneceklerdi.Heyecanla Merve ‘nin yanına gitti.Fikrini paylaştı arkadaşıyla.
Bu hastalıktan korunmanın en temel yolu maske ,mesafe ve hijyendi.Oyunun adının Maske -Mesafe -Hijyen olmasına karar verdiler.Maske deyince ellerini ağzına götüreceklerdi.Mesafe deyince kollar açılacaktı.Hijyen deyince ise el yıkama hareketi yapacaklardı.Begüm ile Merve oyunu oynamaya başlamışlardı bile. Oynarken çok eğlendiler. Bu oyunu bir an önce hem arkadaşlarına hem de aile bireylerine öğretmeyi düşündüler.Çünkü bu hastalıktan korunarak bir an önce okulların açılmasını istiyorlardı.İkisi de hemen eve koştular. İlk önce ailelerine sonra da canlı derste öğretmenlerinden izin alarak arkadaşlarına öğretmeyi planladılar.Begüm yeni bir oyun üretip öğreteceği için çok heyecanlıydı.

Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte pandemi kendini iyice göstermeye başlamıştı. Pandemiden daha az etkilenmek için tedbirler artırılmış, kısıtlamalar geri getirilmişti. Begüm, Merve ve arkadaşları birlikte yeniden oyun oynayacakları günü iple çekiyorlardı. Eğitimin hala uzaktan devam ettiği bu günlerde bile çocuklar için oyun vazgeçilmezdi. Çünkü oyun çocuklar için ihtiyaçtı, çocukların mutluluk kaynağıydı. Bunu bilen öğretmenleri birgün canlı derste, çocuklarla birlikte güzel dakikalar geçirebilecekleri dijital bir oyun oynatacağını söyledi. Begüm ve Merve yeni bir oyun öğrenecekleri için çok heyecanlandılar ve oyunun başlamasını sabırsızlıkla beklediler.
Bekledikleri bu oyun TANGRAM'dı.

Begüm ile Merve fark ettiler ki hayal güçleri ve öğretmenlerinin de onlara desteği ile gün geçtikçe daha fazla oyun öğreniyorlardı. Oyunlar onların dünyalarını nasıl zenginleştiriyorsa, bu zor pandemi döneminde ve uzun kış gecelerinde kendileri gibi her çocuk oyun oynama hakkına sahipti. Ancak bazı çocukların evinde İnterneti yoktu. Canlı derse katılamıyorlardı ve şimdi okullarından da uzaktaydılar. Onlar için çok üzüldüler. Onlara ulaşmak istediklerini fark ettiler. Bu durumu öğretmenlerine anlattılar.
Öğretmenleri onlarla gurur duyduğunu ve bu güzel fikirlerinde onlara yardımcı olacağını söyledi. Çünkü mutluluk, paylaşmakla artan bir şeydi. Begüm ve Merve çok heyecanlıydılar. Bul-getir oyununun her bir çarkına daha önce öğrenmiş oldukları oyunlarla ilgili kuralları ve resimleri yerleştirdiler. Çark döndürüldüğünde gelen oyun aile bireyleri ile birlikte oynanacaktı. Öğretmenleri bu güzel yürekli öğrencilerinin sosyal projesinin TRT EBA TV’de yayınlamak için girişimde bulundu. Oyun oynamak her güzel çocuğun hakkıydı, böylece geleceğin bütün emanetçilerine oyunları ulaşacaktı. Bu onları çok mutlu etmişti ve çok heyecanlıydılar. Her çocuğun da mutlu olmaya hakkı vardı.

Bu bir şans mıydı yoksa şanssızlık mı acaba? Hep hayalini kurarlardı arkadaşları bahsederken. Bir kitap vardı.. Neydi adı..’’İki Yıl Okul Tatili’’. Şimdi gördüler ki hiç de güzel bir şey değilmiş. Okuldan uzak kalmak, arkadaşlarıyla saatlerce oynayamamak, öğretmenlerinin o güzel ve rahatlatıcı sesiyle ‘’Günaydın’’ demesini duyamamak…
Canlı ders başlamak üzereydi. Hazırlıklarını yaptı Begüm. Öğretmenlerini gördü yine işte. Uzaktan da olsa onu görmek paha biçilemezdi. Öğretmenleri o tatlı sesiyle bir kez daha seslendi. O konuştuğunda içini adını koyamadığı bir huzur kaplıyordu.
Bugün sizle bildiğiniz bir oyunu oynayacağız çocuklar. JigsawPlanet…
Bir an Merve ile yüz yüze geldiler. Acaba yanlış mı söyledi oyunun adını. Begüm, arkadaşı Merve’nin gözlerine bakarken aynı soru işaretlerinin onun kafasında da belirdiğinden emindi. ‘’JigsawPlanet ne?’’. Öğretmenlerinin kurduğu cümleler onların sorularının cevapları oldu:
Durun, şaşkın şaşkın bakmayın. Bildiğiniz yapboz oyunu.
Uzaktan eğitim onlar için daha da keyifli bir hal almaya başlamıştı.

Öğretmenleri onlara her gün yeni bir oyun öğretiyordu. Begüm ve Merve uzaktan eğitimde en çok oyun oynamayı seviyorlardı. Öğretmen bugün acaba hangi oyunu bize öğretecek diye merakla bekliyorlardı. Uzaktan eğitim çok eğlenceli hale gelmişti. Ah keşke okulları biran önce açılsaydı da bu oyunları yüzyüze oynasaydılar. O zaman kimbilir ne kadar da zevk alırlardı. Begüm haberlerde aşının artık bulunduğunu duymuştu. Yüzyüze eğitim için bu bir umut olabilir miydi? Arkadaşlarına, okuluna, öğretmenine bu aşı sayesinde artık kavuşabilir miydi? Begüm bu soruların cevabını düşünüp hayal kurarken ders zamanını kaçırmıştı. Annesinin” Dersin başladı.” uyarısıyla hemen dersine girdi.
Öğretmeni o neşeli sesiyle “Bugünkü oyun için hazır mısınız çocuklar?” dedi. Hazır olmazlar mıydı? Bütün gün oyun zamanını bekliyorlardı. Öğretmenleri bugün hiç duymadıkları bir oyundan bahsetmeye başladı. Adı sudoku idi. Öğretmen önce sudoku ile ilgili bilgiler verdi. Bu bir Japon oyunuydu. Begüm iyice meraklanmıştı. Oynamak için sabırsızlanıyordu. Öğretmen kuralları anlattıktan sonra oyuna başladılar. Kolay gibi görünüyordu ama bazen iyice düşünmek gerekiyordu. Begüm sudokunu en önce tamamlamak, ödül olan alkışları almak istiyordu. Dersin sonunda çok güzel bir oyun öğrendiklerini düşündü. Annesine ve babasına bu oyunu öğretmek için sabırsızlanıyordu.

Begüm ve Merve öğrendikleri oyunları çok seviyorlardı. Arkadaşları ile oynamak ayrıca güzeldi. Ama keşke bir fırsat olsa başka okullarda, başka şehirlerde hatta başka ülkelerdeki öğrencilerle bu oyunları oynayabilselerdi. Bu fikir ikisini de heyecanlandırmıştı. Olabilir miydi? Acaba öğretmenleri bu konuda onlara yardımcı olabilir miydi?
İki kafadar şöyle yapalım böyle yapalım derken planlarını yapmışlardı. Hatta projelerine isim bile bulmuşlardır. İlk canlı derslerinde projelerinden öğretmenlerine bahsedeceklerdi. İkisi de sabırsızlıkla öğretmenlerine "Oyunlarla Mutlu Çocuklar" adlı projelerinden bahsedeceklerİ anı bekliyorlardı.



- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.79+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!