
Gülü… O kızı… Nasıl anlatsam. İsmi ona çok yakışmış. Çiçekler ve bitkiler onun en büyük tutkusuydu. Evlerinde 20 taneye yakın çiçekle yaşıyorlardı. Annesi ve babası Gül’ün bu tutkusunu anlamıyorlardı, ama saygı duyuyorlardı. Fizik olaraksa orta boylu, upuzun sarı saçlı, ela gözlü, güzel yüzlü bir kızdı.






En iyi arkadaşlarıysa Sude, Münevver ve Hayat. Hepsi birbirinden farklıydı. Gül’ün sesi çok güzeldi, Hayat harika giyinirdi, Münevver çok çalışkandı, Sude çok zengin bir hayal gücüne sahipti ve bunları yazıya dökmekte iyiydi.






Bir gün hep birlikte dolaşırlarken gördükleri afiş Gül’ün heyecanlanmasına yol açtı. Şehirlerinde “En güzel çiçek” yarışması düzenlenmişti. Sude, Münevver ve hayat hep bir ağızdan “bu yarışmaya katılmalısın Gül” dediler. Gül bütün gece düşündü ve kararını verdi.











Bunu arkdaşlarına anlattı ve başladılar Gül‘ün hangi çiçeği yetiştireceğini düşünmeye.Münnevver zambakları önerdi, Hayat laleleri, Sude papatyaları düşündü. Gül ise uzunca düşündükten sonra kararını verdi, gül yetiştirecekti.








Ödüle gelince ödül nadir bulunan harika bir çiçeğin 5 tohumuydu gül bu tohumları çok istiyordu. Bu yüzden kırmızı harika bir gül yetiştirmeye başladı. Gül o çiçeğe çok iyi baktı ve büyük gün gelmişti.









Çiçek görenleri hayran bıraktı. bu muhteşem çiçek,yarışmadaki bütün çiçekleri gölgede bıraktı, görenler çiçeğe bakmaya doyamaz oldular. Kokusunun hayatlarında duydukları en güzel koku oldugunu söylüyorlardı. Özenle yapılmış bir tabloyu andırıyordu güzelliği...









Kazananın açıklanacağı an gelip çattı. Gül çok heyecanlıydı ve işte beklediği sonuç…Yarışmayı tabiki kadife kokulu gül kazanmıştı. Gül ödül olarak verilen tohumların ne tohumu olduğunu anlayamamıştı. Çünkü Gül çiçek almak istediğinde her yeri gezer en ilginç, en nadir tohumu arardı. Bu yüzden bilmediği pek az çiçek vardı. Ama bu tohumu ne görmüş ne de işitmişti.





Yarışmadan sonra sevincini en sevdiği arkadaşlarıyla paylaştıktan sonra hemen tohumu alıp bahçesindeki çiçeklerinin yanına ekmişti. Bir süre sonra minik filiz başını göstermişti. Derken bahar geldiğinde bir tomurcuk Gül’ü çok şaşırttı çünkü bu bir gül tomurcuğuydu. Gül şaşırmış ve beklemeye devam etmişti. Arkadaşlarının yanına geldiği bir günde, doğum gününde o minik tohum sanki ona hediye verircesine açmıştı.


Mutluluktan adeta dili tutuldu. Kazandığı tohum; çok nadir bulunan, güzelliği dillere destan gökkuşağı gülüydü. Arkadaşları daha önce böylesine güzel bir çiçek daha görmemişlerdi. Gül’e bu yarışmaya katılmakla ne kadar doğru bir karar verdiğini, çiçeklerin onun hayatında özel bir yeri olduğunu söylediler.





Gül o günden sonra çiçek yetiştirmeye devam etti, bu onun için bambaşka bir tutkuydu. O günden sonra herkes tutkusunun peşinden giderken birbirlerinin ellerini hiç bırakmadılar. Hepsinin hayalleri teker teker gerçekleşmeye başladı. Hayat çok ünlü bir tasarımcı, Münevver başarılı bir doktor, Sude çok sevilen bir yazar olmuştu.


Ve onun için de artık zamanı gelmişti. Dostlukları hiç bitmeyen arkadaşlarıyla yanyana dururken hayalindeki manzara artık tam da karşısındaydı. “Gül’ün Bahçesi” adındaki çiçekçi dükkanı…..
SON



- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.79+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!