
Merhaba çocuklar!
Bugün sizlere bir nimet masalı anlatacağım. Bizler ekmeğe nimet deriz bilirsiniz. İşte nimetin önemini anlatacağım sizlere…

Bir gün sokakta oyun oynayan Ahmet’in karnı acıkmış. Annesine seslenmiş “Anneeeee, anneeeee!” Annesine karnının acıktığını söylemiş ve ondan sandviç hazırlamasını istemiş.

Annesi küçük Ahmet’e güzel bir sandviç hazırlayıp sepetle ona ulaştırmış. Ahmet annesine teşekkür edip sandviçi aldığı gibi oyun alanına doğru koşmuş.

Biraz yedikten sonra sandviç ekmeğinin dünkü ekmek olduğu fark etmiş ve bayat olduğunu düşünerek geri kalanını çöpe atmış.

Gece kendini rüyasında arkadaşları ile top oynarken görmüş. Rüyasında, arkadaşları ile oynarken karnı acıkmış ve annesinden sandviç hazırlamasını istemiş.

Yine sandviçini almış ama bir türlü ısıramamış. Sandviç o kadar sertmiş ki dişleri bir türlü kesmiyormuş. Denemiş, denemiş ama başaramamış.

Sonra sandviç ekmeği yani nimet birden dile gelmiş; ‘’ Sen beni beğenip yemedin,ben sana küsüm’’ demiş. Ahmet ne diyeceğini şaşırmış. ‘’Eeeee şeeeyyyy, ben biraz bayat olduğunu düşünmüştüm’’ demiş. Nimet cevap vermiş. ‘’ Beni kimler, hangi zorluklarla üretiyor biliyor musun? ‘’ demiş. Ahmet düşünceli bir şekilde ‘’ yaaaa, bilmiyordum gerçekten, sen nasıl yapılıyorsun ki? ‘’ demiş.

Nimet "Bak senin beğenmediğin ekmekler, bu hale gelene kadar kaç kişinin emeği geçiyor anlatayım" demiş ve başlamış;
"Çiftçiler önce tohumları alır, sonbaharda tarlalarına ekerler,başaklar oluşur.Sonra yazın o başaklar büyür. Çiftçiler sap ile samanı birbirinden ayırır ve buğday tanelerini toplar temizler, çuvallara doldurur. Bu çuvallar değirmenlere gönderilir.
Değirmenci buğday tanelerini kocaman öğütücü taşların arasına koyar ve saatlerce çevirir. Ve buğdaydan un elde edilir. Üretilen unlar fırınlara yollanır. Fırıncılar ekmek hamuru haline getirir. Sonra dinlenen hamura güzelce elleriyle şekil verirler ve odun ateşinde pişirirler. Tabi undan sadece ekmek yapılmaz; makarna, simit, poğaça, galeta, bisküvi, pasta, kek pide ve daha birçok şey undan yapılır ve hepsi nimettir.
Bunları ziyan etmek nimete saygısızlık olduğu gibi aynı zamanda emeğe de saygısızlıktır. Bir gün tohumlara yağmur yağmazsa, başaklar büyümezse, çiftçiler, değirmenciler,fırıncılar çalışmayı bırakırsa hiçbirimiz yiyecek ekmek yani nimet bulamayız’’ demiş. Ahmet çok pişman olmuş yaptığına ve ekmeği öpüp alnına koymuş ve ondan özür dilemiş.

Sabah uyandığında Ahmet kahvaltı için sofraya oturmuş. Annesi sofraya ekmek sepetini koyarken “Ekmek biraz bayat,gidip taze ekmek alamadım” demiş. Ahmet “Anneciğim olur mu öyle şey? O nimettir taze de olsa biraz bayat da olsa şükür etmeliyiz ve afiyetle yemeliyiz ‘’ demiş. Annesi Ahmet’i kocaman öpmüş ve birlikte güzelce kahvaltı etmişler. Annesi de oğlu ile gurur duymuş. Masalımız da burada bitmiş…


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!