
HACİVAT İLE KARAGÖZ KİMDİR?
Gerçekten yaşayıp yaşamadıkları, yaşadılarsa nerede nasıl yaşadıkları kesin olarak bilinmemektedir. Yaygın bir anlatışa, rivayete göre Hacivat olarak bildiğimiz kişi Hacı İvaz Ağa’dır. Karagöz olarak bildiğimiz kişi ise Trakya’da bulunan Samankol köyünden demirci ustası Karagöz’dür. Karagöz ve Hacivat Orhan Gazi devrinde Bursa’da yapılan bir cami inşaatında çalışan iki işçidir.

HACİVAT İLE KARAGÖZ’ÜN HİKAYESİ
Orhan Gazi zamanında padişahın emri ile bir cami inşaatı başlatılmıştır. Cami inşaatında Hacivat duvar ustası olarak Karagöz ise demirci ustası olarak görev almıştır. Karagöz ve Hacivat birbiri ile sürekli atışıyor olsalar da çok sıkı iki dosttur. Cami inşaatı tüm hızı ile devam ediyormuş. Aynı zamanda Mimarbaşı Hacivat ile Karagöz çok fazla kavga ettikleri için onları ayrı tutmaya çalışıyormuş. Durum böyle ilerlerken günlerden bir gün Mimarbaşı malzeme almak için şehre gittiğinde iki dost buluşmuş. Yine birbiri ile atışan bu iki dostu diğer işçiler izleyerek eğlenmeye başlamışlar. Zamanla bu durum bütün işçilerin eğlencesi haline gelmiş. Mimarbaşı inşaattan ayrıldığı zaman herkes Hacivat ile Karagöz etrafında toplanırmış. İzlerken kendilerinden geçer ve yorgunluklarını unuturmuşlar. Ama bu durum inşaatın yavaşlamasına neden olmuş. Mimarbaşı, padişahın bu konusundaki hassasiyetini bildiği için bu durum onu korkutmuş. Padişaha ‘’ Ben inşaattan ayrıldığım zaman işler yavaşlıyor. Bunun nedenini en kısa sürede öğrenip gereken tedbiri alacağım.’’ İlerleyen zamanlarda Mimarbaşı bir gün şehre gidiyorum diyerek yanlarından ayrılmış. İşçilerin ne yaptığını uzaktan izleyerek durumu fark etmiş. Hemen padişahın huzuruna çıkarak her şeyi açıklamış. Durumu öğrenen padişah Hacivat ile Karagöz’ün asılmasını istemiş. Diğerlerinin ise onların asılmasının ders olmasını istemiş. Padişahın sözleri ile hemen asılan iki dost tüm şehri üzüntüye boğmuş. Halkı çok seven padişahın böyle bir şey yapmasına halk çok üzülmüş. Halk her şekilde hoşnutsuzluklarını hissettirmişler.Padişah kısa sürede hatasını anlamış. Vicdan azabı çekmeye başlamış. Padişah’ın üzüntüsünü gören Şeyh Kuşteri bu duruma bir çözüm bulmuş. Sarığını açarak mum ışığının önüne getirmiş. Ayağından çıkardığı çarıklarını da kukla gibi kullanmış. Sarığın arkasından Hacivat ile Karagöz’ü taklit etmiş.
Gölge oyunu, arkasından ışıkla aydınlatılmış bir perdenin gerisinde oynatılan kuklaların perdeye vuran gölgelerinin yönlendirilmesiyle sağlanan bir çeşit gösteridir.
Kökenleri üzerine çeşitli görüşler olmakla birlikte; Asya'nın zengin gölge oyunu geleneği, bu sanatın Cava'dan, Hindistan'dan veya Çin kültürlerinden 10. yüzyıldan itibaren yayıldığı görüşünü desteklemektedir. Zamanla bu oyuna Türkler kendi yaratıcılıklarını katmış; ona çok daha renkli, hareketli, özgün bir biçim vermişlerdir. Öyle ki, 19. yüzyılda Mısır'ı ziyaret eden gezginler, orada izledikleri oyunun Karagöz olduğunu ve gölge oyununun Mısır'a Türkler tarafından getirildiğini düşünmüşlerdir.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!