2023
ŞİFANIN "O YERİ"



1-AYŞE GÜNER/ TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL LİSESİ
2- CİVANA YETKİN/SİLİVRİ TÜRAM MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ
3-EMİNE YILDIZ /ÇANAKKALE TOBB SOSYAL BİLİMLER LİSESİ
4-MEHMET YILDIZ/ ÇANAKKALE MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ
5-FATMA KOCABAŞ/ DÖĞRE ANADOLU LİMAM HATİP LİSESİ
6-İSMEHAN TUĞÇE DEDE/ DÖĞER ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
7-ESRA ARAZ/ALTINDAĞ ŞERİFE BACI MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ
8-NURSEN CANER / ISPARTA ŞEHİT SEZGİN ERDOĞAN ANADOLU LİSESİ
9-BENGÜL KAYA / ERZURUM MECİDİYE ANADOLU LİSESİ
10-SONGÜL DAŞDAN/ERCİŞ TEVFİK İLERİ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
11- GÜNEL ALASGAROVA/ISMAYILLI RAYON GENDOV KEND ÜMUMİ ORTA MEKTEBİ
12- SHAHNAZ SABANOVA / ISMAYILLI RAYON GENDOV KEND ÜMUMİ ORTA MEKTEBİ
(TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL LİSESİ)
Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde Tekfur Dağı'nda bir padişah yaşarmış padişahın da Rüstem Paşa adında bir veziriazamı varmış. Ayşe GÜNER
Bu veziriazamın eşi Mihrimah Sultan imiş.Bir de güzeller güzeli Hümaşah adında bir kızı varmış. Padişah Veziriazamını çok sever ona çok güvenirmiş. Bir gün veziriazamın kızı Hümaşah çok kötü hastalanmış, bu durumu duyan padişah veziriazamdan çok üzülmüş. Hümaşah'ı kendi kızı gibi sever teveccüh gösterirmiş. Çocuk bakımını bulmak için bölgedeki tüm hekimbaşlarını saraya getirmiş ama ne bakım bir türlü devayı bulamamış padişah. Arpacı kumrusu gibi düşünüyor sabahı zorluyormuş. Yine düşünürken oturduğu yerde bulunmaktan dalıvermiş. Uzun bir rüya görmüş. @NKL.GULCE
Rüyasında bir tane külliye ve şadırvan yaptırılmış, şifanın da 12 farklı şehirdeki 12 farklı mekanda bulunan çeşmelerdeki suda olduğu, şadırvanın suyundan ilk şifalı su çıkmasını görmüş. Bu rüyaya inanan padişah Rüstem Paşa'ya külliye yaptırması ve ardından kızıyla birlikte yola emretmiş. Rüstem Paşa her ne kadar bu rüyaya inanmasa da padişah emir çıkışı için Tekirdağ'daki Tekfur dağının en güzel deniz manzaralı tepesine külliyeyi ve şadırvanı yaptırmaya başladı. Hümaşah'ın güvencesi günlerini elinde tutuyor. Külliye ve şadırvan en hızlı şekilde yetkili @NKL.SUDE

Şadırvan ve külliye tamamlanınca Rüstem Paşa ile Hümaşah birlikte yola çıkmışlar uzun bir süre at sırtında gittikten sonra sonunda yapılan külliyeye gelmişler külliye o kadar büyük, o kadar güzelmiş ki ikisi de büyülenmişler. İçinde cami, medrese, şadırvan, kütüphane, hamam, bedesten, kervansaray ve imarethane varmış. Hümaşah bu külliyede en çok kütüphaneyi beğenmiş içinde çok fazla çeşitten kitap varmış içine girince kendinden geçiyormuş Hümaşah. Hergün sabah kalkar imarethaneye gider ve orada yoksullara yemek dağıtırmış. Bunu yapmaktan, insanlara yardım etmekten çok hoşlanırmış Hümaşah.@NKL.DORUK
Bir sabah Hümaşah imarethanede insanlara yardım ettikten sonra yorulmuş ve hava almak için bahçeye çıkmış. Ağacın etrafında uçan kuşlara bakmış. Birden uzaklardan bir kuş sürüsü gelmiş ve hepsi sapsarıymış. Hümaşah kuşlara bakarken birden başı dönmüş ve kendini kaybetmiş. Gözlerini açtığında etraf bembeyazmış. Korkarak çevresine bakmış. Ama ağaçlar, çiçekler kısacası çevredeki her şey beyazmış. Birden kanat çırpma sesi duymuş ve korkuyla arkasına dönmüş. Gördüğü şey karşısında bir adım geri gitmiş. Gözlerini kapatıp açmış ama gördüğü şey değişmemiş. Kocaman sarı bir kuş ona bakıyormuş. Kuşun gagasında ise masmavi parlayan bir kolye varmış. Hümaşah kolyeye bakmış. Sonra birden gözlerinin yandığını hissetmiş ve gözlerini kapatmış. Kendine geldiğinde odasındaymış. Rüstem Paşa yanında oturuyormuş. Hümaşah'ın ayağa kalkacak gücü yokmuş. Rüstem Paşa'ya bakarak sadece şadırvandaki şifalı su, on iki şişe su, kuş, kolye, bahçe diyebilmiş. Tekrar gözlerini kapatmış. @NKL.RABİASU
Rüstem Paşa Hümaşah'ın dediklerinden pek bir şey anlamamış. Paşa, Hümaşah'ın sayıkladıklarını Mihrimah Sultan'a anlatmış. İkisi de kızları dinlensin diye Hümaşah'ı uyandırmamışlar. Yarın sabah Hümaşah ayçiçeği tarlasında yürüyüşe çıkmış. Etrafta dolanırken birden rüyasında gördüğü sarı kuş yanına konmuş. Hümaşah çok korkmuş. Kuş birden bire dile gelmiş. Hümaşah'ı İstanbul'a rüyasında gördüğü masmavi parıldayan kolyenin yanına götürmek istediğini söylemiş. Hümaşah gitmeyi kabul etmiş. Kuşun kanatlarına sıkıca tutunmuş ve masmavi bulutlar arasında tren garına doğru yola çıkmışlar. İstasyona geldiklerinde sarı kuş Hümaşah'ı yere indirmiş. Şişe içerisinde Külliyedeki şadırvandan alınan suyu vermiş ve kıza trene binmesini sonra da mavi kolyeyi bulmasını söylemiş. Kolyeyi bulunca şifalı diğer su için ipucunu bulacaksın demiş. Ardından da Hümaşah'a kırmızı bir düdük vermiş ve işin bittiğinde beni çağırmak için bu düdüğü üç kere çal böylece hemencecik yanına gelirim diye de eklemiş. Sonra gökyüzüne doğru havalanmış ve gözden kaybolmuş. @NKLAYRIS
Trene binen Hümaşah arka koltuklara doğru ilerlemeye başlamış. Trenin hareket etmesini beklerken kuşun ona verdiği düdük aklına gelmiş çantasından çıkardığı küçük bir iple bileğine bağlamış kırmızı düdüğü. Dışarıyı seyrederken yanına yaşlı bir adam oturuvermiş. Tren kalktıktan bir süre sonra adam kızla sohbet etmeye başlamış. Hümaşah yaşlı adamın sorularına karşılık vermiş. Bunu duyan yaşlı adam kendi kızının ölümünü hatırlamış.Veziriazamın kızı için yardım çığlıklarını dinlemediği gözünün önüne gelmiş. Çünkü yaşlı adam sıradan bir köylüymüş. Yaşlı adam geçmişte gizlice veziriazamı ve Hümaşah’ı takip etmiş ve Hümaşah’ın hastalığına neyin çare olacağını büyücülerden öğrenmiş. Yaşlı adam kızının intikamını almak istemiş ve Hümaşah uyuyunca düdüğü çalmış. Trenin durmasına yakın uyanan Hümaşah her şeyden habersizce Silivri’deki durakta inmiş@NKLT.ANEM
(ÖZEL SİLİVRİ TÜRAM MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ)
Hümaşah Silivri garında inerken ufakta olsa bir umut yeşermiş içinde imparatorluğun ihtişamlı şehri olan bu şehirde 5 gün 5 gece derdine şifa arayacakmış ve bu yolculukta onun yol arkadaşları olacak kişilerle beraber bakalım neler yaşayacakmış. Öyle ya ilk durak olan Silivri de biraz dinlenmeye başlamış haber tez vakitte yayılmış Rüstem Paşa’nın kızı bu topraklara intikal etti diye… Ertesi gün bir haber gelmiş ve ona bu yolculukta eşlik etmek isteyen kazanın ileri gelenlerinin kızından Samira ile yola koyulmuşlar Selimpaşa ‘da bulunan İkizli Çeşme olmuş Hümaşah burada soluklanmak istedi ve çeşme’nin önünde elini yüzü yıkayıp yanı başında olan ağaçta biraz gözlerini dinlendirdi.gözlerini kapatmasıyla birlikte sarı kuş rüyasına girdi… @türam.samira
Evet kuş tekrardan bir şeyler söylüyordu bu belki de eski sağlığına kavuşacağı ümidini tekrardan yeşertecekti Hümaşah’a doğru yolda ilerliyorsun ancak dikkatli olmalısın dedi ve Hümaşah aniden uyandı.. Selimpaşa’da epey vakit geçmiş hava kararmıştı geceyi burada geçirmeyi ertesi sabah hemen yola koyulmaya karar verdiler. Yaşlı adam kendini kılıktan kılığa sokup Hümaşah’ın derdine deva olacak bütün kaynakları nasıl yok edeceğini düşünüyordu. Derken gökyüzünde kuş sürüsü belirdi ve onları Büyükçekmece kazasında bulunan Sokullu Mehmet Paşa Camii’ne yetiştirdi. Devrin ileri gelenleri Rüstem Paşa’nın namını duymuş ve kızını selamlamak için bu durağa geldiler.. @türam.ezel

Hümaşah camii avlusunda gökyüzünü güzelliğine dalmış aynı zamanda gelen halk ile hasbihal içerisindedir, tam o sırada aklına kuşa sorması gereken bir soru gelir ve elini bileğine bağladığı kırmızı düdüğün orada olmadığını fark eder Hümaşah panik içinde düdüğünü arar fakat bulamaz. Yaşlı adam bir yolunu bulup meczup kılığına girerek düdüğü almış ve yola koyulmuştur. Etrafa haber salınır ve tez vakitte bu meczup kılığındaki adamın Malikağa çeşmesi’ne doğru yola çıktığı söylenir kim bilir belki bu yol onu şifasına kavuşturacaktır ve bu tek kaldığını düşündüğü yolda şifasını bulmaya bir adım daha yaklaşacaktır.. @türam.serhat
Yanlarına aldıkları askerler ile birlikte Malikağa Çeşmesi’ne doğru yola çıkarlar hüzünlü ve içi buruktur Hümaşah’ın yol arkadaşları ona yardımcı olmak için ellerinden geleni yaparlar ve Beylikdüzü kazasına yetişmişlerdir.Burada çevrede bulunan kişiler bu meczupun çeşmenin etrafında olduğu duyumunu verirler. Yaşlı adam kızının şifa bulamamasının tek nedeni olarak gördüğü Rüstem Paşa’nın kızından intikam almak için düdüğe üfler üfler ama nafile kuş bu nefesin Hümaşah’a ait olmadığın anlar ve gelmez ve Hümaşah ile birlikte bulunanlar buraya yetişmişlerdir. Yaşlı adam çeşmenin kenarında öylece ağlarken ve elinde düdükle etrafını sarar askerler ancak Hümaşah dur! emrini vermiştir ve yaşlı adamı görünce hemen anımsar trende olan yaşlı adam olduğunu ve konuşmaya koyulurlar yaşlı adam derdini anlatır ve bundan sonra Hümaşah’ın şifası için onunla birlikte olacaktır. Oradan ayrılmadan önce elindeki testiye İkizli Çeşme, Sokullu Mehmet Paşa Camii’sinde bulunan çeşme ve Malikağa Çeşmesi’nden doldurdukları sular ile birlikte İstanbulda ki son duraklarına doğru yola çıkarlar.. @türam.zeynepsilla
7 kişi 4.günün sonunda devrin en büyük ihtişamına sahiplik eden olan Topkapı Saray’ı önlerine yetişmişlerdir. Devrin ünlü paşalarından biri olan Rüstem Paşa’nın kızı ve padişahın torunu geldiği haber günler evvelden yayılmıştı ve büyük bir şenlik içerisinde güzel bir karşılanma töreni ile içeri alınırlar. Hümaşah yol arkadaşlarına odalarını tahsis ettirir. Valide sultan ile İstanbul’un ayakları altında serili olduğu bir manzarada derdini anlatır. “Derdi veren, devasınıda kavuşturacaktır elbette” der. Avluda bulunan çeşmedeki suyu diğer mekanlardan aldığı sular ile karıştırıp içer ve derin bir uyku çekmek için istirahata çekilir. O gece rüyasına kuş gelir ve bu sözleri söyler; “ Buraya kadar çok güzel geldin ve bundan sonra 10 durağın kaldı yol arkadaşların seni yalnız bırakmayacaktır ve ben düdüğü her çaldığında var gücümle yanında olacağım.” Der. @türam.mercan
Hümaşah uyandığında kendini daha iyi hissetmektedir ve son bir kez daha İstanbul’a bakarken içinden şu mısra dökülür: “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!” der. Çanakkale’ye doğru yola koyulmak üzere buradakilerle vedalaşır. Civana YETKİN
(ÇANAKKALE TOBB SOSYAL BİLİMLER LİSESİ)
Çanakkale'deki şifalı çeşmeye ulaşmak için yola çıkan Hümaşah Sultan, hastalığı sebebiyle kendini bitkin hissetmektedir. Ancak şifa bulacağı ümidi, onu ayakta tutmaktadır. Yanında yaverleri ile birlikte yolu yarılamıştır. Hasta bir halde yaptığı bu yolculuk onu bitap düşürse de şifalı çeşmelerden içtiği her su ile birlikte güç bulmakta ve yolculuğuna daha mutlu bir şekilde devam etmektedir. @csbl.gokce
Uzun bir yolculuğun ardından Hümaşah Sultan ve yaverleri Çanakkale'ye ulaşmışlar. Gece boyunca biraz dinlenerek güç toplamışlar. Hümaşah Sultan sabah olduğunda kendini biraz kötü hissederek iskeleye gitmiş. Hümaşah Sultan boğazın eşsiz manzarasına karşı yaşadıklarını düşünürken kendini biraz daha ümitsiz hissetmeye başlamış. O sırada bir çocuk elinde balonlarla birlikte ona doğru yaklaşmış. Hümaşah Sultan'ın üzgün olduğunu gören çocuk, onun yanına oturmuş ve birlikte sohbet etmişler. Çocuk tam gitmek üzereyken elindeki balonlardan birini Hümaşah Sultan'a vermiş ve hoplaya zıplaya oradan uzaklaşmış. Yanına gelen çocuğun yaşam enerjisiyle birlikte Hümaşah Sultan'ın içini tekrardan bir neşe ve huzur kaplamış. Oradan yaverleriyle birlikte Hamidiye Tabyalası’nda bulunan şehitler çeşmesine doğru yola koyulmuşlar.@secil
Hamidiye Tabyasındaki terasta, eşsiz boğaz manzarasından büyülenen Hümaşah, biraz durup manzarayı seyretmeye başlamış. Uzakta olmasına rağmen Nusret Mayın Gemisinin boğazdan geçiyor olduğunu görüvermiş ve ona el sallamış. Ardından fazla zaman kaybetmeden kaynağını Ayazma'nın serin ve şifalı sularından alan şehitler çeşmesinden kana kana su içen Hümaşah, hastalığına rağmen kendini biraz daha rahat hissetmiş ve suyun tadının verdiği mayhoşluk ve durmadan akan suyun sesi eşliğinde uyuyakalmış. Rüyasında iyileştiğini ve sarayda şenliklerin olduğunu görmüş. Zümrüdüankaların süslediği rüyasından uyanınca Hümaşah, derin bir boşluk hissetmiş. Buna rağmen yılmamaya yemin etmiş ve geceyi geçirmek üzere Erenköy'e gitmiş. Orada onu heyecanlandıracak
güzellikte olan Karanlık Limana gelmiş. @csbl.elifsena
Hümaşah karış karış dolaşmış Karanlık Liman'ı. Daha önce böyle bir yer ne görmüş ne de duymuş. Denizin huzur veren kokusunu içine çekmiş sonra bir ağacın altına oturmuş masmavi denizi seyretmeye başlamış. Yunuslar adeta Hümaşah'a gösteri yapıyorlarmış. Gözüne karşı köy takılmış. Acaba oraya gidebilir miyim diye düşünmüş.@sude
Karşı köyü düşünürken Karanlık Limanın sakin ve sessizliğiyle gözleri kapanıvermiş. Rüyasında ise sarı kuş onu tekrardan ziyaret etmiş ve şöyle söylemiş ; “O gördüğün karşı köyde senin için şifalı olan bir çeşme daha var, sakın pes etme ve oraya gitmek için yola çık.” Kuş’un son sözleri ile uykusundan uyanan Hümaşah heyecanla yerinden doğrulmuş. Fakat oraya nasıl gidecekti ne yapacaktı bilmiyormuş. Biraz yürüdükten sonra etrafın güzelliğiyle düşünmeye başlamış. Bu kadar güzel bir şehrin geçmişteki yerini de merak etmiş. Sonra sağ tarafına baktığında uzaktan yaşlı bir teyzenin ona doğru gülümseyerek geldiğini görmüş.@sümeyye

Yaşlı teyze ilk önce adını sormuş Hümaşah'a, sonra buralara nasıl geldiğini. Hümaşah anlatmış içinden geldiğince yaşlı teyze dinlenmiş. Sonra demiş ki "Peki bilir misin gezdiğin bu toprağın tarihini ?" demiş. Kafasını sallamış Hümaşah, dinlemiş yaşlı teyzenin dilinden Çanakkale tarihini. Sanki yaşamışçasına anlatmış yaşlı teyze. Uzun sohbetin ardından Hümaşah'ı o geceyi geçirmesi için evine davet etmiş. Yaşlı teyze ile keyifli bir akşam geçirmiş Hümaşah. Hem bir günlüğüne bile olsa yanlız yaşayan bu teyzeye arkadaşlık etmiş. Hümaşah yoluna devam etmek için tan vaktine biraz geçe ayrılmadan önce yaşlı teyze Hümaşah'ı aradığı çeşmenin Dardanos’daki Cennet Çeşmesi olabileceğini söylemiş. Yaşlı teyze ile vedalaşırken üzülen Hümaşah, tekrar ziyaret edeceğine söz vermiş. Ve bastığı toprağın tarihini düşünerek, yaverlerine katılmak üzere yoluna koyulmuş. csbl.ege
(ÇANAKKALE MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ)
Hümaşah, yaşlı teyzenin anlattıklarını düşüne düşüne yaverleriyle Dardanos’a kadar gelmiş. Buraya gelince, babası Rüstem Paşa’nın anlattıklarını hatırlamış. Veziriazam, kış gecelerinde çocuklarına, padişahın askerlerinin, Dardanos’ta düşmanı nasıl denize döktüklerini anlatırmış. Hümaşah o gecelere adeta geri dönmüş. Az ileride gördüğü bir pınarın başında koyunlarını sulayan bir amcaya rastlamışlar. Yaverler hemen amcanın yanına yaklaşıp selam vermişler. Amca da onları güler yüzle karşılamış. Ne istediklerini sormuş. Arabadan başını uzatan Hümaşah: “Cennet çeşmesini arıyoruz. Çok lazım. Acil bulmamız gerek.” demiş. Amca Hümaşah gibi birinin buralarda dolaşmasının çok önemli sebebi olduğunu hemen anlamış. Amca:”Hemen az ilerde. Hasan ve Mevsufun mezarlarının yanıbaşında. Suyu çok şifalıdır. Bol bol için yolculukta yanınıza da alın” demiş.@derin
Hümaşah ve yaverleri, az ilerideki Hasan ve Mevsufun mezarlarının başına kadar gelmişler. Buradaki küçük şehitlikte önce dua etmişler. Az etrafa bakınca yan tarafta akan cennet çeşmesini görmüşler. Hümaşah şehitlere hürmet ederek sessizce çeşmeye doğru yürümüş. Önce çeşmenin suyundan kana kana içmiş. İçinin rahatladığını hissedince tekrar tekrar sudan içmiş. Sonra gözü birden çeşmenin üzerindeki yazıta takılmış. Yazıtta “Hasan ve Mevsuf, 18 Martta bu çeşmeden su içerken cennete kavuştu. Şifa arayanlar bu çeşmeden kana kana içsin.” yazıyormuş. Yaverler de, hem kendileri çeşmenin suyundan, içmişler hem de atlarını sulamışlar. Akşama kadar boğaza karşı oturup dinlenmişler. @yağız


Akşama kadar dinlenirken hem yaverlerin hem de Hümaşahın aklında sıradaki çeşmenin neresi olacağı varmış. Hayırdır inşallah deyip beklemişler. Akşam olunca, Tekfur Dağındaki çocukluk günlerinde yaşadığı anıları aklına gelmiş. Uzun zamandır kendini bu kadar sıhhatli hissettiğini fark etmiş. Uykuya daldığında sabaha kadar onlarca rüya görmüş. Sonunda uykusunda mavi kuş karşısına çıkmış. Mavi kuşa: “Benim şifalı suyum nerede” diye sormuş. Mavi kuş da ona: “Döğer Kervansarayına git. Oranın hancısı seni bekliyor. O seni şifa çeşmesine götürecek. Şifa çeşmesinde kana kana suyunu iç, şifanı aramaya devam et” demiş. Uyanınca, uzun bir yolculuğa çıkacaklarını anlayan yaverler bol bol cennet çeşmesinden su doldurmuşlar. Hasan ve Mevsufun mezarı başında dua edip yola çıkmışlar. @bartu.

(DÖĞER ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ-FK)
Hancı o sabah erkenden uyanmıştı. Yıllardır babasından kalma bu iki katlı hanı işletiyordu. Hanın tarihi IV. Murat zamanına dayanıyordu. Afyon Kütahya Eskişehir ticaret yolları üzerinde yer aldığı için misafiri eksik olmazdı. Önceleri babası ile yaptığı bu işi şimdi eşi ve oğlu Ahmet ile beraber yürütüyordu. Ancak eski günlerdeki tadı kalmamıştı. Günlerdir kervansaraya gelen giden olmuyordu. Duyduğuna göre Padişah torunu, veziriazamın kızı Hümaşah Döğer e gelmek üzere trendeymiş. Bir umutla handa kalır misafir olur düşüncesiyle istasyona gitti. O sırada tren yaklaşmaktaydı, treni bekledi. Trenden inen Hümaşah ve yaverlerini tanıdı. Hemen yanlarına gitti. Kendini tanıttı yorgun olabileceklerini ve hanın onları misafir etmek için hazır bulunduğunu belirtti. @Fk.eda
Hümaşah yol yorgunluğu ve hastalığı sebebiyle dinlenmek için hancının davetini kabul etti. Hep beraber hana gittiler. Dinlenmek için odasına çekilmiş ve derin bir uykuya dalmıştı. Rüyasında mavi kuş yine yanına geldi. Ona aradığın kervansarayın aslında şimdi bulunduğu yer olduğunu ve şifalı çeşmeyi hancının yardımı ile bulabileceğini söyledi. Hümaşah ertesi gün sevinçle uyandı ve hancıyı yanına çağırdı. Yola çıkma amacını nereye varmak istediğini anlattı. Kendisinin şifalı bir çeşme aradığını söyledi. Hancı aradığı şifalı suyun burada iki çeşmede yer aldığını birinin Kervansaraya çok yakında bulunan Zorali çeşmesi diğerinin Frig vadisinde Memeç Kayalıklarında bulunan Memeç suyu olduğunu anlattı. Hümaşah bu sulara nasıl ulaşabileceğini sordu. Hancı, oğlu Ahmetin yolu gösterebileceğini kendilerine eşlik edip yardım edebileceğini söyledi. @Fk.zekiye
Hümaşah ve yaverleri öğleden sonra Hancının oğlu ile beraber Zorali Çeşmesine doğru yol aldılar. Çeşme yemyeşil vadinin ortasında yer alıyordu. Çeşmenin etrafında kuşlar uçuşuyordu. Hancının oğlu bu çeşmenin hastalara derman olduğunu söyledi. Hümaşah bu olaya bu olaya çok sevindi yaverleri ve kendisi çeşmeden kana kana su içtiler. Kendini daha iyi hissetti ve diğer şifalı çeşmenin nerede olduğunu merak ettiğini sö[email protected]

(DÖĞER ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ- İTD)
Hancının oğlu Hümaşah ve yaverleriyle birlikte Frig vadisine doğru yolculuğa devam ettiler.Bu sırada hancının oğlu Frig vadisinin eski bir yanardağ olan Türkmen Dağı'nın tüfleriyle oluşan kayalıkların eski zamanlarda oyularak yerleşim yeri haline getirildiğini anlattı, Memeç kayalıklarının karşısında yer alan emre gölünün acı hikayesini de anlatmadan geç[email protected]
Hikayeye göre Emre Gölü'nün çevresindeki köylerin birinden, atlarla ve seymanlar koruyuculuğunda bir gelin alayı götürülmekteymiş. Yürekler coşkun, gözler ışıklı ve atlar eşkinmiş. Davulcu ile zurnacı soluk soluğa, zor nefes alabiliyormuş. Gelin kervanı bu, başka şeye benzer mi hiç. Mavilikte uçuşan ak ak bulutlar, yerde çiğden silkinmeye başlayan bitkiler memnun. Yol, gide gide bir kayalığa yaklaşıyormuş. Gürültülü kervandan kuşkulanan "koca kuşlar" hep birden kanat çırpıp havalanmışlar. Burunlarının üstündeki çığlıktan ürken atlardan gelinin atı başını suya doğru çevirmiş ve suya yürümüş! Seymanlar çabalamış, uğraşmışsa da da at ve gelin kıyıya değil, suyun ortasına gitmeye devam etmiş. Atın arkasından koşanların ellerinde gelinin sadece yazması kalmış. Bu olayın Ümmü Gelin türküsüyle dillerden düşmediğini anlatan hancının oğlu yanık sesiyle Ümmü gelin türküsünü Hümaşaha ve yaverlerine söylemiş. Hümaşah türküden ve hikayeden çok etkilenmiş. @Td.rumeysa
Varacakları yere geldiklerinde karşılarında büyük kayalıklar görülmüş. Bu kayalıkların Memeç kayalıkları olduğunu hancının oğlu söylemiş. Kayalıklara yaklaştıklarında kayalıkların arasından dupduru su aktığını görmüşler. İşte aradıkları şifalı su buradaymış. Hümaşah bu sudan da kana kana içmiş. Gölgelikte dinlenmeye durdular. Hümaşah burada düdüğünü çalarak mavi kuşu çağırdı. O da buradaki şifalarını aldığını artık burada daha fazla zaman kaybetmemesini ve yeniden yola çıkıp Ankara'ya doğru gitmesi gerektiğini söylemiş. Hümaşah hancı ve oğlunu çok sevdiğini minnettar olduğunu söyleyerek artık gitmesi gerektiğini söylemiş[email protected]

(ŞERİFE BACI MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ)
Afyon'dan yola çıkan Hümaşah Sultan ve yaverlerinin kulağında hala Ümmü Gelin türküsü varmış, türkünün etkisi,hastalığına şifa bulacağı inancıyla devam etmişler yollarına. Hafif yağmurun çiselediği Ankara'ya, Ankara kalesine ulaşmışlar. Ankara kalesinde Ankara'yı uçsuz bucaksız izlerken ne yapacaklarını şifayı nereden bulacaklarını düşünürlerken Hümaşah Sultan'ı ve yaverlerini yine yalnız bırakmamış sarı kuş ve elini uzatan Hümaşah Sultan a Çamlıdereye gitmelerini şifalı suyu orada bulabileceklerini söylemiş[email protected]
Yolları bir hayli uzunmuş, yağmur bitmiş gökkuşağı çıkmış, vardıklarında yemyeşil bir manzara onları karşılamış ve manzaranın içinde küçük şirin bir köy
varmış. Köye vardıklarında köyün bilgesi Yunus Emre gelmiş yanlarına, sormuş ziyaret sebeplerini, anlatmış Hümaşah Sultan derdini, Hümaşah sormuş şifalı çeşmeyi. Yunus Emre anlatmış şifalı çeşmenin hikayesini… @ea.buse

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $7.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $7.39+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!