"DEĞERLERİNE SAHİP ÇIK, GELECEĞE UMUT OL"
ekibi tarafından yazılmıştır.



HİKAYE YAZMA EKİBİ
TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL LİSESİ
ISPARTA ŞEHİT SEZGİN ERDOĞAN ANADOLU LİSESİ
DÖĞER ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
SELİMPAŞA BORSA İSTANBUL MTAL
UŞAK ŞEHİT SADIK KOZAK ANADOLU LİSESİ
ÖZEL SİLİVRİ TÜRAM MTAL
ANKARA LAYİKA AKBİLEK MTAL
3 NOLU SUMQAYIT PESE LİSESİ
İSMAYILLI ŞEHER İ.HASANOV ADINA 1 NÖMRALI TAM ORTA MEKTEBİ
ÇANAKKALE MTAL
İlkbaharın son günleriydi. Gün ağarmaya başlarken büyükannesini ziyaret etmek için hazırlıklara başlandı. Arabasına binip yola çıktı. Uzun bir yolculuğun ardından güneş tepede yer almışken üç Kemal'ler diyarına vardı. Büyükannesi onu göreceği için çok heyecanlıydı. Büyükannesi Kemal'i çok seviyordu. Çünkü bayramlarda onu ziyarete gelen tek gelen torunu oydu ve bu bayramda da kapasını ilk o çalmıştı. Kemal büyükannesinin eli öpüp ona sarıldı. Koyu bir sohbete daldılar. Belli bir süre sonra sahile doğru yürümeye başladılar. Etraftan çocuk ve martı sesleri gelirken deniz pırıl pırıl parlıyordu. Kemal büyükannesine kavuşmanın verdiği mutlulukla yürürken, karşıda elinde kiraz ve üzüm poşetleriyle iki büklüm durağa gitmeye çalışan teyzeyi fark etti. Büyükannesini bir köşeye oturttuktan sonra teyzeye durağa gitmesi için yardım etti. Teyze, Kemal'e karşı minnet duyarak ona kiraz yardımı verdi. Büyükannesi Kemal'e, "Herhangi bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara saygı gösterirse, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterip hizmet edecek kimseler yaralar. Bunu unutma." dedi.
Güneş artık batmaya yaklaşıyordu, etraf kararıyordu. Kemal ve büyükannesi akşam yemeğini yemiş, kahve içiyorlardı. Büyükannesi “Oğlum bekle, sana bir sürprizim var.” diyerek yatak odasınas gitmiş ve elinde ufak bir sandıkla dönmüştü. Ne olduğunu anlamayan Kemal, şaşkın gözleriyle büyükannelerine bakıyordu. Derken büyükannesi yerine oturdu ve dizlerinin üzerine sandığı koyarak açtı. Sandık açıldığı gibi yoğun bir naftalin kokusu burunlarını sızlatırken küçüklük fotoğraflarını çıkardı büyükannesi, ardından kuzenlerinin ve Kemal'in bebeklik kıyafetlerini çıkardı. Kemal büyükannesinin bunları yıllardır nasıl sakladığını düşününce hayrete kapıldı. Yüzünde ufak bir gülümseme oluşurken büyükannesinin masaya bıraktığı fotoğraflarından birini aldı. Yıllardır görmediği kuzenlerine bir bir baktı, hakkında konuştular. Derken Kemal'in aklına bir fikir geldi, büyükannesini yıllardır görmediği torunlarını görmeye Isparta'ya götürecekti.

Kemal'in bu fikri büyükannesi ile paylaşmak için sabırsızlanırken, büyükannesi fotoğraflara göz gezdiriyordu. Kemal, büyük annesiyle konuşmaya karar vererek, "Büyükanne, yıllardır görmediğin torunlarını görmeye gitmek ister misin?" dedi. Büyükannesinin gözleri parladı bayağı da heyecanlı bir şekilde, "Elbette, oğlum! onları çok özledim. Ama ben bu ihtiyar halimle nasıl gideceğim" diye sordu. Kemal gülümseyerek cevap verdi, "Merak etme büyükanne, ben her şeyi ayarladım. Sen sadece hazırlıklarını yap."
Bu güzel haberi duyunca büyükanne Necla duygulu gözlerle torununu kucakladı kendisini düşündüğü için Kemal'e gurur duydu. Kemal diğer haylaz kuzeni Sezgin gibi değildi o sadece büyükannesine değil tüm yaşlılara saygı ve sevgiyle yaklaşırdı. Herkesin kendisi gibi olması gerektiğini düşünür öyle olup olmadığını görünce uyarırdı. Kemal'in hazırlıkları bitince Isparta'ya doğru yola koyuldular. Büyükannesi torunlarını çok özlemişti. Onlar için terminalde otobüslerden inip oyuncaklar ve çeşitli şekerler aldılar.
Uzun bir yolculuğun ardından Isparta Otogarı'na varmanın sevinci içindeydiler. Otobüsten indiklerinde etrafa bakmaktan kendilerini alamıyorlardı. Çünkü her yerde gül ürünleri satan dükkânlar vardı. Hemen koşup büyük annesine eski günlerini hatırlatmak ve mutlu etmek için çok sevdiği gülsuyu ile lokum aldı. Ve büyük annesinin oturduğu yere doğru giderek “Bak sana ne aldım.” diyerek paketi verdi. Büyükannesi Necla, Kemal'in aldıklarını görünce çok mutlu oldu ve Kemal'e vefalı gönlü güzel oğlum diye sarılı verdi. Kemal'in sanki o anda dizlerinin bağı çözülüvermişti, önünde diz çökerek belli bir süre öylece kalakaldılar. Etrafta görenler de onlara hayran hayran baktı. Uzun süre sonra Kemal taksiye işaret ederek çağırdı. Abi bizi Halıkent Mahallesine 1121. Cadde Gül Sitelerine götürebilir mi? dedi. Tabii ki diyerek taksiye bindiler. Taksiciyle sanki önceden tanışıyormuş gibi sohbet ederek gittiler. Ve sonunda torunlarının yaşadığı Halıkent Mahallesine geldiler. Kapıyı çaldığında, torunları büyük annelerini gördüklerinde sevinçle sarıldılar ve ne yapacaklarını bilemediler.
Çok sevinçliydiler. Çünkü çoktan beri birbirlerini görmemişlerdi. Uzun bir aradan sonra birbirlerine kavuşmanın hasretini giderdikten sonra dışarı çıkarak o bölgedeki mesirelik yerleri hep beraberce gezdiler. Hatta piknik yaptılar Çok güzel vakit geçirdiler. Eski günleri de hatırlayıp birbirlerine anlatarak gülüştüler. Ama Isparta bayağı büyümüş ve güzelleşmiş dediler. Bir hafta sonra ise Kemal babaannesini kuzeni Bekir'in yanına götürdü. Hazır kuzeni Bekir'in yanında görünürken halası Ceyda'yı da görecekti. Kuzeni Bekirlerin evine gelmişlerdi. Kapıda Bekir büyük bir heyecanla babaannesi Necla Hanım'ı ve çok sevdiği kuzeni Kemal'i görünce çok sevindi. Kuzenine sımsıkı sarıldı. O sırada mutfaktan Ceyda oğluna kimin geldiğini sorarak annesi Necla'nın elinin öptü ve hal hatırını sordu. Onlar haylaz ve işi düşünce yazan Sezgin gibi değillerdi. Hergün büyükannesi Necla'yı arayıp sorarlardı. Vefasız, hayta da olsa Sezgin de büyükanne Necla'nın gözünde tütüyordu. Onu görmek için can atsa da Kemal'e yük olacağını düşünüyordu. Ceyda ile konuşurken nerde Sezgi'nin adı geçse derinden bir of çekip duraksıyordu. Kemal bu durumu anlayınca "Büyükanne ben Sezgin ile küçüklükten beri anlaşamam ama sen onu severdin.
Onun yanında Afyon'a orada mı?" Büyükanne Necla küçük bir çocuk gibi sevinerek "Ah benim vefalı Kemal'im gidelim oğlum gidelim!" dedi ve aynı günün akşamı Afyon'a doğru yola koyuldular.

Büyükanne ve torun Kemal Afyonkarahisar'a doğru yola çıktılar. Geceleyin Afyonkarahisar'a ulaştılar. Otogora içlerinde oradan sucuk aldılar. Ardında bir taksi tutup Gazlıgöl'e termal otelde kalmaya geldiler. Torun Kemal termallerinin babaannesine çok faydalı olacağını düşündü. Gece yarısı otele ulaştılar. Çok yorgun oldukları için duş alıp uyudular. Ertesi sabah uyanıp kahvaltı yapmaya gittiler. Kahvaltıda ne yiyeceklerini bilemediler, garson onlara Afyon'un meşhur olan bükmesini yiyebileceklerini söyledi. Kahvaltıları bittiğinde biraz termal bölgesini gezdiler.
Gezerken bavulunu taşıyamayan yaşlı bir adam gördüler. Kemal hemen o yaşlı adamın bavulunu otele kadar götürdü. Yaşlı adam Kemal’ e teşekkür etti. Büyükanne termalde kalmaktan memnun kaldı. Şifalı sular dizlerine iyi geldi.
Daha sonra Sezgin’in yaşadığı Döğer Kasabasına doğru yola koyuldular. Otobüste yaşlı bir kadının ayakta olduğunu görünce Kemal yaşlı teyzeye yerini verdi. Yaşlı teyze Kemal'in bu davranışından dolayı büyükanneyi tebrik etti. Döğer Kasabasına geldiklerinde büyükanne Necla çok duygulandı. Oğlu vefat ettiğinden beri bu kasabaya gelmemişti.
Bu yüzden torunu Sezgin babası olmadığı için çok yaramaz yetişmişti. Büyükanne bu duygularla Sezginin evine geldi. Kemal ve büyükaane Kervansarayın yanındaki evlere doğru ilerlediler. Ve Nihayet Sezgin ‘in evine ulaştılar. Kapıyı gelini Ayşe açtı, büyük anne ve kemali görünce çok mutlu oldu. Onları içeri davet etti .Hal hatır faslından sonra büyük anne Sezgin i sordu. Gelin Ayşe oğlu Sezgin’in halasını ve kuzenlerini ziyaret için İstanbul’a gittiğini söyledi. Büyükanne bu duruma çok sevindi. Döğer de bir kaç gün kaldılar. Daha sonra Kemal’in ısrarı ile Sezgin’ i ve diğer torunlarını görmeye İstanbul’a doğru yola koyuldular.

Kemal ve büyükannesi hem İstanbul’a giderken hem de İstanbul’da kuzenlerinin evlerine gidecekleri güzergâhta seyahat ederlerken çok güzel vakit geçirmişlerdi. Yapılan yeni yollara, tünellere, köprülere, çeşit çeşit toplu taşıma araçlarına hayran kalmalarına rağmen bu kadar kalabalık ve yoğun bir şehre alışık olmadıkları için oldukça yorulmuşlardı. Gidecekleri yer İstanbul’un en batısındaki Silivri ilçesiydi. Oraya gitmeden önce kısa bir şehir turu yapmanın çok iyi olacağı fikrini Kemal büyükannesine açıkladı. Büyükannesi her ne kadar yorulmuş olsa da, torunu Kemal’i kıramadı. Toplu taşıma araçlarını kullanarak İstanbul Boğazı’nda 2 saat süren bir tekne turuna katıldılar. Burada rehber onlara İstanbul’un her iki yakasını donatmış eşsiz tarihi eserlerden ve yapılardan bahsetti. Sonrasında tarihi yarımadaya geçtiler ve burada önce Topkapı Sarayı’nı, ardından Ayasofya Camii’ni, Sultanahmet Camii’ni ve son olarak ta Yerebatan Sarnıcı’nı gezdiler. Daha sonra Silivri’ye yola çıktılar. Yolda Kemal büyükannesine tüm bu tarihi bize emanet bıraktığı için atalarına ne kadar minnettar olduğunu söyledi. Büyükannesi de ona vatanımızın her bir köşesi ayrı bir cennet. Bu vatanın kıymetini bilmeliyiz diye karşılık verdi.
Bu hoş sohbet, bindikleri taksinin kuzenlerinin evlerinin önüne kadar sürdü. Evin bahçe kapısını araladıklarında, tüm ailenin bahçede oturup yemek sonrasında sohbet edip gülüştüklerine şahit oldular. Kemal ve büyükannesi hiç seslerini çıkarmadan bir müddet bu güzel manzarayı seyrettiler. Bir zaman sonra Sezgin bahçe kapısında birileri olduğunu fark etti. Tabi ya, bunlar yıllardır görmediği büyükannesi ve kuzeni Kemaldi. Masadan kalkıp koşarak önce büyükannesine ardından kuzenine sarıldı. Masadaki diğer herkes te gelenleri karşılamaya koşar adım gittiler. Kocaman bir sevgi yumağı olmuşlardı. Şimdi herkes birbirine tekrar tekrar sarılıyor ve aradan geçen yılların acısını dakikalar içinde dindiriyorlardı. Artık masa daha kalabalık, gülüşmeler daha uzun sürüyordu.
Birkaç gün de Silivri’de doya doya vakit geçirdiler. Birbirlerine hediyeler verdiler, hatırlar bıraktılar, aile olmanın ne demek olduğunu bir kez daha hatırladılar. Vedalaşmak ta hasret gidermek kadar uzun sürmüştü. Kemal ve büyükannesi iki kişi geldikleri İstanbul’dan yanlarına Sezgin’i de alarak Afyon’a giden otobüsten bilet almak için Büyük İstanbul Otogarı’na geldiler. Sezgin onlara emanetti ve onu Afyon’a bıraktıktan sonra Isparta’ya geri döneceklerdi. Burada hepsi de ne kadar çok otobüsün olduğuna ve çok yoğun bir trafik olduğuna şaşırıp kaldı. Neyse ki Afyon otobüsüne bindiklerinde büyükanne yanındaki emanetlere sahip olabilmenin huzuruyla derin bir oh çekti. Fakat bilmediği bir şey vardı. Bindikleri otobüs Afyon’a değil Uşak’a gidiyordu

Kemal muavini çağırarak ne kadar yollarının kaldığını sordu. Muavin "Uşak'a iki saat kaldı." deyince yanlış yere bilet aldıklarını öğrendiler. Büyükannesi Kemal'e dönerek "ne yapacağız oğlum şimdi" Kemal endişe etme büyükanne Uşak'a vardığımızda Afyon'a bilet alırız hemen" dedi. iki saatin sonunda Uşak'a vardılar. Valizleri alıp bilet ofisine tam girecekken kenarda ağlayan bir çocuk gördüler. Büyükanne Necla dayanamayarak "Ah yavrum, niye ağlıyorsun sen bakayım" deyip yanına gitti. Çocuk ağlayarak "az önce annemle otobüsten indik. Annem valizleri alıyordu o sırada annemi birden kaybettim" dedi. Kemal çocuğu kucaklayarak ofise götürdü. Az sonra ofise endişeli ve ağlayarak bir kadın girdi. Çocuk Kemal'in kucağından sıyrılarak kadına koştu "anneciğim neredeydin" dedi. Çocuğun annesi büyükannenin ve Kemal'in yanına oturdu. Kemal alacağı bileti unuttu sohbete daldılar. Çocuğun annesi teşekkür için evlerine çaya davet etti. Başta büyükanne ve Kemal kabul etmese de ısrar üzerine misafir oldular. Çocuğun annesi misafirlerine güzel bir sofra hazırladı. Hep beraber çorba içmeye başladılar. Kemal "bu çorbanın adı ne?". Büyükannesi gülerek meşhur Uşak tarhanası "dedi. Yemekten sonra çay içip bol bol sohbet ettiler. Çocuğun babası misafirleri yatıya kalmaları için ısrar etti, onlar da kabul etmek zorunda kaldılar. Ertesi gün çocuğun babası misafirlerine çevreyi gezdirmek için evden çıktılar. Ulubey kanyonlarına gittiler. Çok büyüleyici bir manzarası vardı. Kemal ve büyükannesi çok beğenmişlerdi. Dönüşte bir katmerciye girdiler.
Uşak'ta katmer çok sevilen bir hamur işiydi. Dükkanda, duvarlarda nakışlı, işlemeli kilimler asılıydı. Kemal ve büyükannesi bu kilimleri çok beğenmişlerdi. Çocuğun babası "Bu kilimler Eşme kilimleri, Uşak'ın İlçesi Eşme'de yapılıyor" dedi. "Almak isterseniz sizi kilim dükkanına götürebilirim" diye ekledi. Katmeri domates ve peynirle yediler. Daha sonra kilim dükkanına gittiler. Güzel işlemeli bir kilim aldılar. Sonra otogara gittiler. Biletlerini alacakken İstanbul'daki halalarının rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldığının haberini aldılar. Bunun üzerine İstanbul'a biletlerini alıp yola koyuldular.

İstanbul'a yola çıkan Kemal ve büyükannesi 4 saatin sonunda İstanbul’a varırlar. Büyükannesi ve Kemal halalarının yanlarına gitmeden önce hediyelerini yanlarına alırlar. Kemal ve büyükannesi nihayet içeri girerler. Kapıda büyükannenin torunu karşılar. Halalarının yanına giden Kemal ve büyükanne durumlarını görünce şaşakalırlar. Kemal halalarına neden böyle dedikleklerini sorar halaları İstanbul’a kadar gelip yanlarına uğramadığı için dargın olduklarını söyler ve Kemal bu durumda yaptığı yanlışı anlayıp özür dilemiştir konu orda kapanıp muhabbet ederek zaman geçmiştir. Nihayet gidecekleri zaman Kemal ve büyükannesi hediyeleri verip Silivri de biraz zaman geçirmek için dışarı çıkarlar ailece. Yolda giderken birden yerde küçük bir kaplumbağa görürler. Hemen arabayı yolun kenarına çekip arabadan inerler ve kaplumbağayı zarar görmemesi için alıp yolun kenarına bırakırlar.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.39+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!