Bu Hikaye bir eTwinning projesi olan
"OKULUMDA İYİYİM"
ekibi tarafından yazılmıştır



"OKULUMDA İYİYİM" YAZI EKİBİ
ÇANAKKALE MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ
MÜMİNE HATUN KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ/Selçuklu-KONYA
DENİZLİ İBRAHİM CİNKAYA SOSYAL BİLİMLER LİSESİ
ATATÜRK KIZ ANADOLU LİSESİ MALATYA-BATTALGAZİ
SİNCAN ANADOLU LİSESİ SİNCAN-ANKARA
MANİSA YUNUS EMRE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
SELÇUKLU BUHARİ KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
BİGA BİLİM VE SANAT MERKEZİ- BİGA / ÇANAKKALE
FİZULİ 1 NOMRELİ TAM ORTA MEKTAB
BATMAN KÜLTÜR MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ
ŞİŞLİ SÜLEYMAN ŞAH KIZ ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
Cümle alem bilir. İstanbul’un bir masal şehri olduğunu. Masal içre masal hayal dolu hayal.. Her semti başka bir hikaye anlatır bize. İşte bu masal diyarında insanlar huzur içinde yaşarmış. Farklılıklar zenginlik görülür hoş karşılanırmış. Ama bir zaman gelmiş iki zaman geçmiş bir büyülü rüzgar esmiş. İnsanların içindeki sevgi yerini zorbalığa bırakmış. İstanbul’dan kaçanlar bu rüzgarı başka şehirlere de taşımış. Bunlardan biri de Denizli’ye konmuş. Vergi müfettişi olan babasının tayini Denizli ‘ye çıkan küçük Tarık henüz on bir yaşındaydı.
Tarık yeni bir şehre gitmekten çok yeni okulu ve arkadaşları için heyecanlanıyordu. Acaba okulu nasıldı, en iyi arkadaşı kim olacaktı? Denizli’ ye taşınır taşınmaz yeni okuluna başlamıştı Tarık. 5.sınıfa yeni okulunda yeni arkadaşlarıyla devam edecekti artık. Arkadaşlarıyla hemen kaynaştı ve ilk sene çok çabuk geçmişti. Fakat ikinci senenin ortalarında Tarık’ ta bir takım değişiklikler olmaya başladı.
Çünkü okulda arkadaşları tarafından zorbalanıyordu. Artık okula gitmek istemiyordu. Ailesine zorbalığa uğradığını söyleyemiyordu. Kimsenin onu fark etmediğini, umursamadığını sanıyordu. Ailesi onun neden bu kadar moralsiz olduğunu merak etti ve babası okulda onu kontrol etmesi için öğretmeni ile konuştu. Öğretmeniyle yedi çocuğun onu sıkıştırıp itiştiklerini ve onu tehdit ettiklerini gördü. Bu durum karşısında öğretmen ailesi ile konuştu ve aile çocuklardan şikayetçi olmamak için tek bir şey istiyordu, o yedi çocuğun oğullarının peşini bırakıp özür dilemesi. Sadece herşeyin artık oğulları için daha güzel bir hale gelmesi için uğraşan ailenin tek temennisi oğulların mutluluğuydu.
Tarık ‘ ın yaşadığı duygu ve davranış değişiklikleri için ailesi uzman yardımı almaya karar verdi vermesine ama zorbalık yapan çocukların ailelerinden bazıları çocuklarının yaptığı zorbalığı kabul etmek istemiyor ve özür dahi dilemiyorlardı. Süreç uzadıkça da Tarık okuldan duygusal ve davranışsal olarak uzaklaşıyordu. Gerek rehber öğretmeninin uğraşlarına gerekse ailesinin uğraşlarına yanıt vermek istemiyordu Tarık. Çok sevdiği arkadaşlarının varlığı bile onu okulunda güvende ve mutlu hissettirmiyordu. Evet Tarık yaşıtlarına göre biraz ufak tefekti ama bu durumun alay konusu olması, bundan dolayı Tarık’ ın fiziksel şiddet görmesi çok kötü bir durumdu. Herkes böyle bir hakkı olmadığını bilmeliydi, kimse kimseye zorbalık yapamazdı. Aileler de gurur yapacaklarına çocuklarının yanlış davranışını düzeltmeye çalışsa ne iyi olurdu. Neyse ki sömestr tatiline az kalmıştı. Tarık’ın anne ve babası tatilde Tarık’ ı Konya’ da yaşayan anneannesinin yanına götürmek istiyorlardı.
Buralardan biraz uzaklaşması ona iyi gelecekti. Karnesini alan Tarık ertesi gün annesiyle birlikte yüreğindeki büyük heyecanla Konya yoluna düşmüştü bile. Pencere kenarında oturmak isteyen Tarık, yol boyunca hem otobüsün hızlıca geçtiği dağları seyretti hem de acaba onun gibi arkadaşları tarafından üzülen başka çocuklar da var mıydı, diye düşündü durdu. İnsanlar farklı olamazlar mıydı? Herkesin herkesi olduğu gibi kabul etmesi çok mu zordu? Acaba kendisi de bir gün zorbaca arkadaşlarının kalbini kırıp incitebilir miydi? Zihninden geçen son düşünce içinin cız etmesine yetmişti. Keşke herkes onun gibi düşünse ve hissetse… Anlamıştı ki bir çocuğun okulunda mutlu olması, kendini güvende hissetmesi ne kadar da değerliymiş. Bu tatil dönüşünde artık okulunda mutlu olmak istiyordu ve bu dileğinin hayaliyle pencerenin buğulu camından uzaklara daldı. Ege’ nin dağlarından Konya’ nın uçsuz bucaksız ovalarına geçerken Konya ovasını kaplayan karın yansımasıyla kalbi huzurla dolmaya başlamıştı çoktan. Ne zaman bozkırın çocuğu kadim Konya’ ya gelse anneannesine ve kuzenlerine kavuşacağını düşünerek böyle huzurlu olurdu.
Bir yaprak misali oradan oraya savrulan Tarık zorbalığın olmadığı ve huzur bulacağı bir ortam arayışındaydı. Kader onu bu arayış içinde Mevlânâ diyarı Konya’ya sürükledi. Konya’nın uhrevi havasıyla gönlü huzur doldu. Acaba aradığı huzuru Konya’da bulabilecek miydi? Annesiyle bozkıra gelen Tarık arabadan iner inmez bozkırın sert havasıyla karşılaştı. Soğuk hava daha ilk dakikalardan içine işlemişti. Sisten göz gözü görmüyordu. Etraf sanki bembeyaz çarşafla örtülmüş gibiydi. Rüzgârı es geçmek olmaz tabi…
Rüzgâr o kadar sert esiyordu ki ağacın dalları adeta saygıdan eğilmiş gibiydi. Tarık’ı pencereden gören anneannesi sevinçle kapıyı açtı. İçeriye geçen Tarık ve annesi odanın sıcaklığıyla hemen ısınmışlardı.
O gün hoş sohbetlerle geçti. Tarık uzun zaman sonra, o gece, içinde korku olmadan uyumuştu. Sabah kahvaltıdan sonra annesini Denizli’ye yolcu ettiler. Anneanne ve torun köyde baş başa kaldılar. Anneannesi Tarık’ı ahıra götürdü. Tarık anneannesini süt sağarken izledi. Sonra kümese giderek tavukları yemlediler ve onların yumurtalarını topladılar.
Akşam olunca Tarık anneannesinin kucağına uzandı. Ve anneannesi torununun şefkatle başını okşamaya başladı. Sobanın sıcaklığının ve sobanın üzerinde kaynayan mis gibi ıhlamur kokusunun eşliğinde konuşmaya başladılar. Söz okula gelince Tarık içini dökmeye ve yaşadığı olayları anneannesine bir bir anlatmaya başladı. Okulda yedi kişinin kendisini hırpaladığını, içine kapandığını, okula bile gitmek istemediğini, gözyaşları içinde anneannesine anlattı. Anneannesi torununa kıyamadığı için ona cesaret vermesi gerektiğini anladı. Ona güçlü durması gerektiğini ve zorbalığa boyun eğmemesini söyledi. Tarık bu konuşmalardan sonra rahatladı ve kendini iyi hissetti. Günler günleri kovalamış tatili bitmiş annesi Tarık’ı Denizli’ye götürmek için köye gelmişti. Anneannesine teşekkür ederek köyden ayrıldılar. Okulun ilk günü, zorba arkadaşları güçsüz ve korkak bir Tarık görmeyi beklerken karşılarında kendinden emin ve kararlı bir Tarık gördüler. Artık onların zorbalıklarına pabuç bırakmayacak yeni bir Tarık geldiğini anladılar. Tarık zorbalık yüzünden okula gitmekten kaçmak yerine okula ve derslerine dört elle sarılmanın, zorbalardan en iyi intikam alma yolu olduğunu anladı.
Tarık okulun ikinci dönemine, ilk dönemden daha iyi başladı. Tatil ona çok iyi gelmiş, düşünmesi için fırsat tanımıştı. Geçen süre içerisinde okulundaki öğretmenleri, okul rehberlik servisi ve Tarık’ın ailesi işbirliği içinde zorbalığı önlemeye yönelik tedbirler almaya karar vermişlerdi. Bu süreçteki en önemli tedbir tabi ki farkındalıktı, hep birlikte Tarık okulunda kendini daha iyi ve güvende hissedecek derslerine de daha sıkı bağlanacaktı. Ancak okulundaki öğretmenleri Tarık’ı geri kazanmanın önemi üzerinde durduğu kadar Tarık’a zorbalık yapan yedi öğrenciyi de kazanmanın üzerinde durmalı ve çeşitli çalışmalar yürütmeleri gerektiğini düşünüyorlardı. Tarık ve ailesi bu durumu en başta kabullenemese de bu çocukları geri kazanmanın önemini zamanla kabul edeceklerdi. Bu sırada Tarık dostluk, arkadaşlık, sevgi kavramlarına yönelik inancını kaybetmemesi için annesi İstanbul’dan çok sevdiği çocukluk arkadaşına mektuplaşmalarını önerdi. Kuzey, Tarık’ın çok sevdiği bir arkadaşıydı, onlarda ailesinin işi nedeniyle Şehzadeler Diyarı Manisa’ya taşınmak durumunda kalmışlardı.Kuzey de Tarık gibi en başta Manisa’ya alışamamıştı ama sonrasında okulunu ve arkadaşlarını çok sevmiş, benimsemişti. Kuzeyle mektuplaşmak Tarık’a çok iyi gelebilirdi. Annesinin önerisini kabul etmiş, Kuzey’e mektup yazmaya karar vermişti.
Tarık Kuzey ‘e mektup yazmaya karar verdikten sonra ona bir mektup yazmıştır. Mektupta arkadaşları tarafından zorbalığa uğradığını, zorbalığa uğradığı için okulu sevmediğini, ders başarısının düştüğünü, ona zarar vermeyen arkadaşlarına da güvenemeyip iletişime girmekte zorlandığını bu sıkıntılarla nasıl baş edebileceğini yazmıştı. Tarık’ın mektubunu alan Kuzey’de ona bir mektup yazmıştı. Kuzey arkadaşına sorunun çözümü için en kısa sürede yüz yüze görüşmeleri gerektiğini söylemişti.
Yaşadığı zorbalık Tarık'ı okuldan ve arkadaşlarından soğutsa da biliyordu ki hedeflerine ulaşması için okul olmazsa olmazdı. Mücadele edecek, zorlukları aşacak arkadaşları yine en güvendiği insanlar olacaktı. Ona destek olan ailesi, büyükleri, öğretmenleri vardı. Hem arkadaşı Kuzey de vardı anlaşıp karar vermişlerdi. Tarık'la yaz tatiline kadar sürekli iletişim halinde olacaklar yazın da Malatya'da dedesinin kayısı bahçelerinde hem çalışıp büyüklere yardım edecek hem de bol bol zaman geçirip kötü günleri unutacaklardı. Kendisini bu düşüncelere o kadar kaptırmıştı ki öğretmeninin verdiği gezi belgesini ailesine imzalatmayı nerdeyse unutuyordu. Hemen çıkardı dosyasından belgeyi koşarak anne babasının yanına gitti. Hem heyecanlı hem tedirgindi. Okulu 18 Martta Çanakkale’ye bir gezi planlanmıştı ve Tarık'ın sınıfı da bu geziye katılacaktı.
Tarık, gezi belgesini dosyasından çıkarıp heyecanla anne ve babasının yanına koştu. Kalbinin hızlı attığını hissediyordu. Anne ve babasının tepkisi önemliydi çünkü bu gezi, onun için sadece eğlenceli bir aktivite değil, aynı zamanda okul ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini güçlendirecek bir fırsattı. Belgeyi ailesine uzatırken Tarık'ın yüzündeki gülümseme, onların yüreklerini ısıttı. Anne, belgeyi dikkatlice inceledikten sonra gülümseyerek; "Bu güzel bir fırsat, evlat. Çanakkale'ye gitmek sana çok şey katacak." dedi. Babası da ekledi, "Evet, bu tür geziler, hem bilgi birikimini artırır hem de arkadaşlarınla daha güçlü bağlar kurmanı sağlar. Kesinlikle gitmelisin." dedi. Tarık buna çok mutlu oldu ve artık Çanakkale'ye gitmek için gün saymaya başladı. Tarık Çanakkale gezisi için günleri sayıyor, saydıkça da geçmiyordu. Hem orada Çanakkale'nin zaferini kutlamak istiyor hem de kendine arkadaş edinmek istiyordu. İstiyordu istemesine fakat her zaman olduğu gibi yine zorbalık korkusu da vardı içinde. Kafası karışıktı ve nedenini biliyordu, bunun devam etmesini istemiyordu ama onlara dur diyemiyordu. Aradan günler geçti ve gezi günü geldi çattı. Gezi gününe kadar hep kuzeyle birbirlerine mektup göndermişlerdi ve bu mektuplaşma olayı Tarık’ı daha mutlu hissettirmeye başlamıştı.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.39+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!